Bill Weinberger 
The Economist12.08.2005
Dergisinin bugünkü (1 Aralık) sayısı, çoğu zaman (Çinlilere göre) Şincang, veya yerli halkı olan Türk ve Müslüman Uygurlarına göre Doğu Türkistan veya Uyguristan olarak bilinen bölge “Çin’in uzak batısı”nın profiline yer verdi. O, (WW4 RAPORU’NU okuyanların aşina olduğu) Özerk Bölgedeki ayrılıkçı çekişmenin geçmişi hakkında biraz bilgi verdikten sonra, oradaki doğalgaz bölgesi ve Kazakistan’a yapılacak olan boru hattı inşaatı ile ilgili gelişmelere dikkat çekiyor. Biz kısa bir süre önce Kazakistan’ın, öbürü ucundan Hazar Denizinden geçen bir bağlantı ile yeni trans-Kafkasya Bakü – Ceyhan boru hattına bağlanacağını ifade etmiştik. Kazakistan’ın büyük bir coğrafya olmasına karşın evrensel planlayıcıların bu boru hatlarının bağlanmasını öngörmesi neredeyse kaçınılmaz. Buradaki soru, tüm bu altyapıların kontrolünün en sonunda kimin elinde olacağıdır. Japonya Bakü – Ceyhan güzergahına olan tüm dikkatiyle birlikte Sibirya ve (en sonunda) Orta Asya’ya kadar uzanacak petrol ve doğal gaz Pasifik güzergahını aramaktadır ki bu, daha önce işaret ettiğimiz gibi [2], ezeli rakip Çin’i stratejik olarak bypass edebilecektir.
Uygurlar yüksek ve kurak topraklarının uzak olmasından dolayı dış dünyada çok az bilinirler. Eğer bu uzak bölge yeni jeo-stratejik önemini elde ederse onlar, mücadelesinin Büyük Oyunda piyon olarak kullanılmasına izin vererek Çeçenleri takip edebilir. The Economist, onların dogmasını takip ederek ekonomik kalkınmanın barış getireceği varsayımıyla iyimser bir ifade üzerine sona eriyor. Ancak bazen tartışmaya açık olan bazı hususlardan dolayı o, tam ters etki de yaratabilir.
Çin’in amacı sadece deniz kıyısı bölgelerindeki kalkınmayı kopyalamak değildir. O, yabani batı sınırı olan Şincang’ı uysallaştırmak istiyor. Çin’in (genelde “Batıya gitme” siyaseti olarak tabir edilen) “batının büyük kalkınması” programının uygulandığı Ocak 2000’den beri, basit anlamda Çin’in ekonomik durgunluğunu tetiklemeden çok bu eğilimde olduğu açık görülmüştür. Uzaktaki bölgelerin merkezden kontrolünü sıkılaştırma ve onları Çinlileştirme siyaseti bir stenografidir. Şincang (kelime anlamı “Yeni Sınır”) diğer bölgeler içersinde en boyun eğmeyen bölge olmuştur.
Çin nüfusunun %90’nından fazlasını teşkil eden Han Çinlileri ile Şincang Uygurları, Kazakları ve Tacikleri arasında büyük dilsel, kültürel ve dini uçurum bulunmaktadır. Bu bölgenin tasavvuftan yoğun bir şekilde etkilenmiş İslamı Çin Komünist Partisi’nin benimsediği ateizm ile uyuşmamaktadır. Şincang, ayrılıkçıların Çince olan ismi reddederek “Doğu Türkistan” diye adlandırdıkları bu bölgenin bağımsızlığını kazandırmak için ayrılıkçılar tarafından yapılan başkaldırılarla periyodik olarak çalkalanmıştır.
1945 yılındaki bir ayaklanma Sovyetler Birliği’ne yakın olan İli bölgesinde kurulup kısa bir süre ayakta kalan bağımsız bir cumhuriyeti meydana getirmiştir. Ancak bu 1949’da Rusların Uygurlara Mao ile işbirliği yapın demesiyle yıkılmıştır. 1933’teki Doğu Türkistan ancak birkaç ay ayakta kalmıştı. 1949’dan beri Çin hükümeti, yetkili birimlerin 1990 ile 2001 arasında 200’den fazla “terörist olay” olduğunu söylemesine karşın 162 kişinin ölümüne sebebiyet verdiğini ciddi olarak sorgulamamıştır. En son önemli huzursuzluk İli ayaklanmasıyla 1997’de yaşanmıştır. Aynı yıl meydana gelen Urumçi’deki üç otobüs bombalamasından ve Pekin’deki bir patlamadan da Şincang ayrılıkçıları sorumlu tutulmuştur.
Uygur diasporası üyeleri arasında özgürlük çağrıları hala duyulmaktadır. Bir Uygur işkadını olan Rabiye Kadir ve Çin tarafından Mart’ta Amerika’ya sürgüne gönderilen eski bir siyasi tutuklu sözkonusu davanın en belirgin ateşli destekçileri olmuştur. O, Çin hükümeti tarafından “terörist” olarak etiketlenmiş ve Şincang’daki aile fertleri polisler tarafından bezdirilmişti. Uluslararası Af Örgütü, Çin hükümetinin suçlamalarının “hiçbir kanıtla desteklenmediği”ni, suçlamaların Şincang’daki siyasi kısıtlamanın daha fazla genişletilmesinin bir kısmı olarak Kadir Hanım ve yardımcılarını lekelemek için yapıldığını belirtmiştir.
Ancak Ekim’in başında yapılan Çin’in Şincang Uygur Özerk Bölgesi diye adlandırdığı bölgenin kuruluşunun 50. yıldönümü resmi kutlamaları olaysız geçti. Etkinlikler için alınan sıkı güvenlik, yatıştırılmış olsa da ayrılıkçıların hala güvenlik riski oluşturdukları endişesini yansıtıyordu. Henüz Çin, Şincang’ın Çeçenistan tipi bir çatışma ortamına düşebileceğinden açık olarak endişe etmiyor. Onun, terörist tehlikeyle ilgili tüm uyarıları şuna inandığından kaynaklanıyor ki hızla büyüyen ekonomi Çin’in diğer bölgelerindeki radikal siyasi talepten dolayı durgunluğa girdiği ve aynı formülün Şincang’da da çok rahat geçerli olabileceğidir.
Şincang milli gurur için birden fazla gerekçeye sahip olduğu için ödüle şayandır. Çin, ekonomik kalkınmasına güç vermek için yakıt aradığında gözü kaçınılmaz olarak batıya, bu eyaletin zengin kömür, petrol ve doğal gaz yataklarına çevrilecektir. Arabayla geniş Taklamakan çölünün kıyısından ilerlerken uzak manzaranın uçsuz bucaksız kuyu ve delgi arazisi olduğu görülür. Resmi abartma, Şincang’ın gerçek anlamda ne kadar petrol ve gaza sahip olduğunu söylemeyi imkansız kılar. Ancak bu eyalet, Çin’in en büyük petrol ve gaz üreticisi olan Çin Milli Petrol Şirketi (CNPC)’nin araştırma odağıdır.
Geçen yıl Şincang’daki Kela II doğal gaz bölgesinin keşfi ile Şincang’dan Çin’in doğu kıyısına uzanacak 4,000km (2,500 mil)lik boru hattının temeli atılmıştır. Üç yıl önce Şincang’ın Kuzeyindeki Junggar havzası petrolü on milyon tonu geçerek Çin’in petrol bölgeleri üretiminin rekorunu kırmıştır. 2004’te Tarim havzasının petrolü beş milyon tona ulaşmıştır.
Şincang aynı anda diğer sınırları içersinden Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Pakistan ile olan sınırları ile Çin’in, Orta Asya’nın enerji kaynaklarına olan resmi kapısıdır. Çinli petrol uzmanları, bugün dünya enerji piyasasında büyük bir paya sahip olmayı planlayan Almatı ve Taşkent’in sürekli ziyaretçileridir. Kazakistan’dan Şincang’daki Aladağağzı’na kadar uzanacak olan petrol boru hattının birinci aşaması tamamlanmak üzeredir. Bu iki ülke buna ilaveten doğal gaz boru hattı için fizibilite çalışmalarına devam etmektedirler.
Çin bu çıkarlarını korumak için Müslüman militanları tehdit etme ve güç kullanarak kontrol altına alma konusunda hiç tereddüt etmemektedir. Bununla birlikte dini medreseler kapatılmıştır ve bölge sakinleri bu yasağın tamamen etkili bir şekilde uygulandığını rapor etmektedirler. Çin bu çabaları için, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’dan oluşan, güvenlik ve ticari bir forum olan Shanghai İşbirliği Organizasyonu üyelerinin desteğini kazanmıştır. “Hükümetin bizim üzerimizde öyle gücü var ki hatta bir savaş hakkında hayal bile kuramıyoruz.” diye ah çekiyor bir yerli imam.
Çin yine etnik Han Çinlilerini Şincang’a göçe teşvik etmiştir. Şincang’in potansiyel yerinde durmayan Müslüman nüfusunu bu akınla kasıtlı olarak seyreltmeye çalışmasına dair reddedilemez kanıt bulunmasına rağmen, bu birçok kentsel alanda olan bir durumdur. Bu bölgenin nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturduktan sonra, hatta “Batıya gitme” siyaseti başlamadan önce bile Şincang’ın azınlık halkları han Çinlisi ile pürüzlü eşitliğe düşmüştür.
[...]
Şincang’daki zenginler ile fakirler arasındaki sürekli büyüyen bu uçurum dini ve etnik nefrete yeni bir yakıt sağlayabilir. Batının Büyük Atılımı projesinden belli sayıda Şincang Müslümanları faydalansa da gerçek anlamda kaybedenler yine Müslümanlardır. Sıkı sınır kontrolüne rağmen silaha ulaşmak, hatta komşu Pakistan’daki medreselerde askeri eğitim almak bir seçenek olarak bulunmaktadır; Ağustos ayında birkaç Müslüman Şincang ile Pakistan’dan Çin’e ateşli silah kaçırmakla suçlanmıştır. Orta Asyalıların, yeniden büyüyen devin hemen sınırındaki uydusu olma korkusu ile ilgili hiçbir şey söylemeyerek kendilerini seçme haklarından mahrum bırakılmış çok sayıda Han olmayan Müslümanlar ile, Çin’in batısının kalkınmasına 1997-tipi şiddetin (Pekin’de bombalar patlamıştı) eşlik etmemesi gibi bir şans her zaman mevcuttur.
Eğer tarih bir kılavuz ise bunların hepsi bir devletin kaslarını germeye başlamasını engellemek için çok az şey yapıyor olabilir. Amerika’nın batısının kalkınmasında olduğu gibi Çin’in batısının kalkınması da ezilme ve sürgüne gönderilmeyi göze alarak direnmeye cesaret eden bir halk görmüştür. Ancak Şincang’ing barışçıllaştırılması ne kadar acımasız olsa da Çin şimdiye kadar onun bir güvenlik kabusuna dönüşmesini engellemeyi başarmıştır.
En son yayınımız olan China [3], Uighurstan [4] ve Kazakhstan [5]’e bakınız.
Bağlantılar
[1] http://www.economist.com/world/asia/displaystory.cfm?story_id=5252768
[2] http://www.ww3report.com/71.html#greatgame3
[3] http://www.ww4report.com/node/1315
[4] http://www.ww4report.com/node/389
[5] http://www.ww4report.com/node/1369
Kaynak Sayfa: http://www.ww4report.com/node/1376

  • 1782 defa okundu.