1911-1915 YILLARI ARASINDA DOĞU TÜRKİSTAN AYAKLANMALARI (7)

İLYAS KARA
Mimarsinan Üni.Yük.Lis.Ögr.
İstanbul Şehremini Lis.Tarih Öğret.

NILKI VE GULCA (İLİ) AYAKLANMASI (21 EYLÜL 1944) VE ALİ HAN TÖRE

Bu ayaklanma İli Ayaklanması olarak da geçmektedir.İli Ayaklanmasının önderi Ali Han Töre’dir.İklil Kurban ise Fatih Müslim’i de ayaklanmasının önemli şahsiyeti olarak tanınır.(1)
İli Ayaklanması her zaman ki gibi Çin’in ırkçı ve sömürgeci bir tutum izlemesinden ve Doğu Türkistan Türkü’nün buna buna tepki vermesinden doğmuştur.Ayaklanma öncesine gitmekte fayda görüyoruz ki ayaklanmanın mahiyeti iyi bilinsin.
II.Dünya Savaşı sırasında Hitleri, Sovyet toprakları içinde durmadan ilerlemekteydi(2).Bu durum Genel Vali General Sheng Shih-Tsai’yi endişeye sevk etti.Çünkü O Ruslara güvenerek tavır almıştı.Eğer Ruslar yenilirse Milliyetçi Çin Hükümeti Doğu Türkistan’ı işgal edebilir.ve kendisini cezalandırabilirdi.Böyle bir korku ve paniğin kollarına teslim Sheng daha II.Dünya savaşı bitmeden Nanking (Milliyetçi Çin) Hükümeti’ne yaklaşmaya karar verdi.Ardından da Pekin’e telgraf çekerek kendisi ile görüşmesi için bir elçi gönderilmesini rica etti.Çin de bu teklife hemen karşılık vererek Kuzeybatı Çin Askeri ve Mülki İşler Müdürü Chu Shao-Leangı Urumçi’ye gönderdi.uzun müzakere trafiğinden sonra Çin’e sırtını dayayan Genel Vali Sheng hemen eski efendisi Rusya’ya sırtını döndü.
Sheng’in yaptığı ilk iş sudan bahaneler bularak Sovyetleri Doğu Türkistan dan kovmak oldu.Sovyet askerleri tehditler savurarak Doğu Türkistan’dan ayrılırken doğan boşluğu Nanking Hükümeti doldurdu.Doğu Türkistan Türkü için değişen hiçbir şey yoktu.Emperyalistlerin biri gitmiş, biri gelmişti.
Ortaya çıkan bu durum Genel Vali Sheng’in aleyhine oldu.Korktuğu gibi Çin Onu görevden aldı ve yerine Moğol asıllı Wu Chung-Hsin’i tayin etti.Yeni gelen vali müstebitlik ve zulümde selefini hiç aratmadı.Doğu Türkistan okullarında Türk çocuklarına Çince öğretme Çin kültürünü benimsetme yöntemine gitti.Türk kızlarını zorla Çinli erkeklere alma politikası güttü.Doğu Türkistan’ın nüfusunun azlığını bahane ederek bölgeye Çinli göçmenler yerleştirmeye başladı.Wu Chung-Hsin bütün bunların uygulanmasını bizzat kendisi takip ediyordu.Wu Chung-Hsin’in yaptığı diğer bir iş de cahil, bilgisiz ve mevkiperest hocaları şımartmaktı.(3)Burada Türkistan’la ilgili bir paragraf açmakta fayda görmekteyiz, ki bölgenin bilim ve teknolojiden geri kalmasının nedenini daha iyi açıklayabilelim.
Adil Hikmet Bey,”Asya’da Beş Türk” adlı eserinde Türkistan’daki hocaların durumunu çok iyi ortaya dökmektedir:”Bir hana misafir olmuştuk.Buradaki faciayı çabucak anladık. Ahret aşkı olan ulema burada da dünyayı ihmal etmişler; ancak zevk ve şehvete uygun işleri körükleyerek bir çok Türk kadınının fuhşa atılmasına sebep olmuşlardır.Misafir olduğumuz handa bile bütün hocalar Çinliler ile gayri meşru münasebette bulunan Türk kadınları ile meşgul idi.”(4)
“Hodbin, şehvet düşkünü ve cahil olan ulema mütemadiyen huri ve yılman nağmeleri terennüm ediyorlar ve (bilmeden) fuhşu tahrik ediyorlardı.Bunlar ilim namına kafalarına dolan safsata ve hurafeleri neşretmekte, milli bir kabiliyet göstermemekteydiler. İki günlük nikahtan sonra sokağa atılan hamisiz genç kızların çoğu han odalarında fuhuş hayatına atılıyorlardı.Ahali cahil, hocalar müfsit idi.(5)
“İsveç misyoneri burada fakir, kimsesiz, hamisiz çocukları topluyor, İsveç’e gönderiyor ve ancak vicdanlarına küçük yaşta hakim olabiliyorlardı.Oradaki ulemaların gözleri önünde cereyan eden bu hadiseler hiçbir tesir bırakmıyordu.Bu küçük yaşta çocuklar hiç şüphesiz bir müddet sonra yeni ilimlerle donanarak, bu cahil ulemanın karşısına çıkacaklar, olanlara aynı lisanla hitap edip köklerine kibrit suyu ekeceklerdir.Ulema denen sürü kendileri için karanlık olan bu istikbali bile görememektedirler.Ulema cevap vermekte aciz oldukları adamları ancak tekfir etmekle yetinmektedir.Bunlar en basit ilim kırıntılarına bile malik değildirler.(6)
“Yeni ilimlerle mücehhez olan Musa Cerullah Efendi “Uzun Günlerde Ruze” adlı bir eser neşretmiş, bu eserde kutupları mevzubahis ederek oralarda güneşin doğması ve batması arasında yarım saat bile olmadığı, binaenaleyh oralardaki Müslümanların nasıl oruç tutacaklarını muhakeme etmiş.”Vay efendim vay!” Allah öyle memleket yaratır mıymış? Bu kafirlikmiş. Güneş aynı zaman da hem doğar, hem batar mıymış? Bu ne kafirlik imiş?(7)
Eserde bu ve buna benzer bir çok örnek mevcut.İslamiyet’in özüne tamamen ters bu ilim düşmanlığı ve gayri milli hayat tarzını görünce Rusya ve Çinin niçin bölgeye daha rahat hakim olduklarını anlamak öyle pek zor olmasa gerek.İşte bu kafa yapısındaki hocaları(!) Genel Vali çok kolay oltasına düşürdü ve kendi milletine düşmen yaptı.Hem de azıcık bir dünyalıkla.Çin Genel Valisi bu bilim düşmanı hocaları yanına çekerken gerçek münevver ve vatanseverleri tek tek tutuklamaya ve hapsetmeye başladı.
Milliyetçi Çin Hükümetinin Doğu Türkistan’daki faaliyetleri, Türk’leri imha ve yıldırma politikasına hız vermesi, Doğu Türkistan’ın istiklali kaygısını taşıyan aydın ve vatanseverleri harekete geçirdi.Başlarını Ali Han Töre’nin çektiği İli aydınları, alimler ve milliyetçiler sık sık toplanmaya durum değerlendirmesi yapmaya başladılar.Ali Han Töre cesur, vatansever bir din alimiydi.İli halkı kendisini çok sevmekteydi(8).Ama bu toplantılarda herkesi endişeye sevk eden bir nokta vardı:Acaba Sovyetlerin yeni milli harekete karşı tavrı ne olacaktı?Çin’i yenmek kolaydı.Ama Ruslar işin içine girerse durum çok kötüleşecekti.Ayrıca Rusların bölgeyi tekrar işgali yeni zulüm ve katliamlar demekti.
Sovyet Rusya ise gelişmeleri dikkat ve ilgile izliyor, İli’deki konsolosluğu aracılığı ile olaylara müdahale etmeyeceğini, tam tersine milli hareketi destekleyeceğini vaat ediyordu.
Neticede 21 Eylül 1944’te Ali Han Töre’nin önderliği altında Doğu Türkistan Türklüğü Çine karşı ayaklandı.7 Kasım 1944’te bağımsızlık ilan edildi(9).Bağısız Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümetinin Cumhurbaşkanı Ali Han Töre’ydi.Hatta Osman Batur da bu cumhuriyetin emrine girmişti(10).
İli isyancıları Ali Han Töre’nin emri ile küçük gruplar halinde Tanrı Dağına varıp Çine karşı direniş hareketi oluşturmaya başladılar.Çin kaynaklarına göre saldırının komutanları Uygurlardan Gani Batur ve Tatar veya Özbek olduğu söylenen Ferhat’tı.Nihayet 7 Ekim 1944 tarihinde Nılka garnizonu Türklerin eline geçti.(11)
Çatışmalar ilkbahara kadar şiddetiyle sürdü ve İli (Gulca) vadisi Türklerin kontrolüne geçti.Ama asıl hedef Urumçi idi.Burada ise çağın en iyi silahları ile donatılmış kalabalık bir Çin askeri vardı.İşte bunun için Sovyet Rusya’nın yardımı gerekiyordu.Bunu dikkate alan Ali Han Töre de silah almak için Sovyet Rusya’ya müracaat etti(12).Böylece Sovyet Rusya için beklenen fırsat doğmuştu.Bu yardım talebini kendi çıkarları için kullanmakta gecikmediler(13) İsa Yusuf Alptekin Rusya’nın bu eylemini ihanet olarak nitelendirmektedir.(14)
Bu arada 1945 yılının Eylül ayında Altay bölgesini kaybeden Çin, Ali Han Töre’ye problemi barışçı yollardan halletme teklifinde bulundu.Urumçi de Rusların arabuluculuğuyla Doğu Türkistan temsilcileri Çinli yetkililerle bir araya geldiler..Görüşmelere Sovyet Rusya büyük ilgi gösteriyordu.Çünkü isyancılara ve Doğu Türkistan Cumhuriyetine silah yardımı yapmak suretiyle sayısız Rus (danışman)idareye sızabilirdi(15).Ruslar Ali Han Töre ile bir dostluk anlaşması imzaladıktan sonra ilk olarak İli ordusunu modern bir hale getirmek bahanesiyle General Parinof, General İshak 1937 Hoten katliamı sorumlusu Albay Mevlanof ve başka adamları İli’ye sevk ettiler.Bu subaylar askeri işleri eline alarak General Parinof baş kumandan olduktan sonra İli Hükümetinin sivil işlerinde müşavirlere muhtaç olduğunu bahane ettiler.Cumhurbaşkanı Ali Han Töre bu oldu bittiyi kabul etmek zorunda kaldı.Artık bitmek tükenmek bilmeyen müşavirler silsilesi Doğu Türkistan’a akmaya başladı.Mesela Ali Han Töre’nin Müşaviri Muhsin, Maliye Bakanı Müşaviri Gorki Mihaloviç, Din İşleri Müşaviri Cafer Kari, Milli Eğitim Bakanı Müşaviri Abdullayof, İç İşleri Müşaviri Ali idi.Bu muşavirler grubunun lideri ise Kremlin Politbürosu’ndan tayin edilen Wiladimir İstefonoviç idi.Böylece Ruslar Doğu Türkistan’a iyice nüfuz etmeye başladılar(16)
Ruslar bununla da kapmayıp Ali Han Töre’yi etkileri altına almaya teşebbüs ettiler.Buna kızan Ali Han Töre da Ruslara karşı tavır almaya başladı.Kendisine Doğu Türkistan Tarihinin önemli ismi ve devlet adamı Yakup Bey’i örnek alan ve milli politika taraftarı olan Ali Han Töre’nin bu tavrı Rusları endişeye sevk etti.Ruslara göre bu zihniyet durdurulmalı, daha ileri gitmemeli idi.Güçlenen bir Doğu Türkistan milli hareketi Batı Türkistan’a da taşarak buradaki Türkleri de etkisi altına alabilirdi.Bu ise Rusların kabusuydu.
Bu düşüncelerle, fakat başka sebepler bularak, Ruslar Ali Han Töre’ye tesir ettiler.Güya Çin Hükümeti Doğu Türkistanlıları isyana teşvik ettikleri için Rusları protesto etmişlerdi. Ruslar Ali Han Töre’ye,”Çin’den ayrılma fikrinden vazgeçmesini, bütün cephelerde hücumların durdurulmasını; hatta Nanking (milliyetçi çin) Hükümeti ile görüşmelere girişerek meseleyi barış yolu ile halletmesini” tavsiye ettiler.Buna bir manada dikte da denebilir.Sebep olarak da Çin’in isyana tahrik ettikleri iddiasıyla Rusları Birleşmiş Milletlere şikayet edeceğini gösterdiler.(17)
Ali Han Töre, bu teklifi hükümet üyeleri ve komutanlara iletti.Ama şiddetle reddedildi. Ruslar ise askeri müdahale tehdidini savurdular.Neticede ise Ali Han Töre Ruslarla karşı karşıya gelip devleti, yitirmektense Çin ile görüşmeyi yeğledi.Bu arada Doğu Türkistan Ordusu, Osman Batur’un büyük gayret ve yardımı ile Tarbagatay ve Altay’a hakim olmuş, Çin ordusunu da yenerek Urumçi’ye dayanmıştı(18).
Nihayet Ali Han Töre Rusya’nın da baskısıyla Çin ile görüşmeye razı oldu.Görüşmede Çin tarafını General Çang Ching-Cung temsil ediyordu.Mehmet Emin Buğra, İsa Yusuf Alptekin ve Mesut Sabri Baykuzu da *fikirlerinden faydalanmak için General Chang tarafından Urumçi’ye davet edildiler.İli delegeleri Ahmet Can Kasimi, Rahim Can ve Ebul Hayr idi.Görüşmeler 17 Ekim 1945’te Urumçi’de başladı.Forbes’in eserine adını veren üç isim İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Emin Batur ve Mesut Sabri Baykuzu, Doğu Türkistan’ın haklarını savunmaya çalışırken, İli delegeleri-ki bu delegelerin başı Ahmet Can Kasımi’dir.Buğra Bey bu zata Kasımof demektedir.Bu delegeler kendi menfaatleri ve Rusların Doğu Türkistan’daki nüfuzunun devamını sağlıyorlardı.
Mehmet Emin Buğra Bey’in Ahmet Can Kasımi ile ilgili tespiti şöyledir:”Başta Ahmet Can Kasım of olmak üzere İli delegeleri, konuşmanın her oturumundan evvel Rus Konsolosu ile görüşürlerdi.Yani ondan talimat almak ve rapor vermek mecburiyetleri vardı.
Çin Hükümeti geniş muhtariyetler vermeye razı olmakla beraber İli delegeleri çok aşağı taleplerde bulunuyorlardı.Onların maksadı Doğu Türkistan için bir siyasi mevki almak değil, onların elindeki 3 vilayette Rus nüfuzunun devam etmesi ve başka vilayetler de Çin’e karşı bir hoşnutsuzluğun çoğalmasına sebep olacak bir durumun ortaya çıkması idi(19).
Bay Mirza Hayit ise Kasımi’ye apaçık “hain” demektedir.Hayit’in ibareleri Buğra’yı destekler niteliktedir.(20)
Forbes’in Ahmet Can Kasımi ile ilgili görüşleri oldukça çarpıcıdır:”Gerçi belgelerle tespit edilmemiş olsa bile,deliller Ahmet Can Kasımı’nin, Stalin’in Gulca’daki adamı olduğunu gösteriyordu.Çünkü onun Gulca’da başkanlığını yaptığı komite Alma Ata’da kurulan Doğu Türkistan Milli Kuruluş Komitesi’nin bir gizli şubesi idi(21).
Görüşmeler uzun süre devam etti.12 Temmuz 1946’da da 12 maddelik bir antlaşma imzalandı,Şu hususlarda da görüş birliğine varıldı:
1.Türkistan Hükümeti 15’i Doğu Türkistanlı ve 10’u Çinli olmak üzere 25 kişiden oluşacaktır.
2.Türkçe ve Çince resmi dil olacaktır.
3.Parlamento serbest seçimler esasına göre oluşturulacak.
4.Öğretim dili Türkçe’dir.
5.Mahalli idare mekanizmaları yerli halk tarafından işgal edilecekti.
6.Bütün tutuklular serbest bırakılacaktı.
7.Doğu Türkistan’ın yeni hükümeti;İli,Altay ve Tarbagatay bölgelerine yerleştirilmek için 12000 asker gönderecektir.
8.Doğu Türkistan hiç şüphesiz Kültürel,iktisadi ve iç siyasi bakımından özel hakları mahfuz kalmak şartı ile Çin devletine bağlı kalacaktır.(22)
Doğu Türkistan ile Çin arasında imzalanan antlaşmadan sonra, yeni bir Doğu Türkistan Hükümeti kuruldu.Genel Vali Wu’nun önderliğinde kurulan hükümette Ahmet Can Kasımı başbakan yardımcısı oldu.Rus ajanları Burhan Şehidi, Seyfettin Azizi,Rahim Can Sabiov,Abdulkerim Abbasov gibi isimler önemli mevkiler elde ettiler.Buna rağmen Türklerde ağır toplarını hükümete sokmayı başardılar.Ali Han Töre, Mehmet Emin Buğra, İsa Yusuf Alptekin, Mesut Sabri Baykuzu,Osman Batur,Canım Han Hacı gibi Doğu Türkistan Türklüğünün sembol isimlerini hükümete sokabilmekte gerçekten büyük başarı idi.Mesut Sabri Baykuzu Genel Vali, İsa Yusuf Alptekin Genel Sekreter,Canım Han Hacı Maliye Bakanı,Mehmet Emin Buğra da Bayındırlık Bakanı oldu.
Bundan sonra Doğu Türkistan’ın İli,Tarbagatay ve Altay bölgelerinde vali,kaymakam ve millet meclisi azalarının seçiminde müthiş bir rekabet başladı.Çin ve Rusya’nın hile ve desiselerine, tehditlerine rağmen Türkler müthiş bir mücadele örneği verdiler.(23)
Öte yandan Ali Han Töre, gelinen noktadan çok rahatsız olmuştu.Hükümete Kasımov, Şehidi,Azizi, Sabirov,Abbasov gibi Sovyet-Rus ajanları girmişti.Onun için bu hükümete razı göstermiyordu.İşte Ruslar bunu bildiklerinden ve Ali Han Töre’nin varlığından ve gücünden rahatsız olduklarından, bir gece gizlice harekete geçtiler.Ali Han Töre’nin karargahını basan Ruslar,Onu Rusya’ya kaçırdılar.Bir daha da kendisinden haber alınamadı.Akabinde Altay, Tarbagatay ve İli vilayetlerinin hudutları kapatılıp, buralardaki seçimleri kazandılar.Bu oldu bittiye Çinlilerde ses çıkarmadılar.Çünkü aralarında gizli bir antlaşma ve menfaat ortaklığı mevcuttu.(24)
Türkler bölgedeki nüfuzlarını kaybetmişlerse de yine kısa süreli başarılar elde etmişlerdir.O da mesut Sabri Baykuzu’nun Mayıs 1947’de Doğu Türkistan Eyalet Hükümeti Başkanı seçilmesidir.Mesut Sabri Bey kısa süreli görevinde önemli icraatlara imza attı.
Devlet dairelerindeki Rus ajanlarını ve solcuları temizleyip yerine milliyetçileri getirdi.Solcuların elinde bulunan “Sinkiang” hükümet gazetesinin başına milliyetçi ve aydın bir kişi olan Polat Turfani Bey’i getirdi.Bütün okullara Türk Tarihini öğreten dersleri koydu. Gazete ve sahiplerine köşe yazarlarına Türk Tarihi,Türk Dili,Türk Birliği ve Türk Milliyetçiliği konularında yazılar yazmalarını tembih etti.Okullara din dersleri koydurdu. Neşriyatlar ve gazeteler yolu ile Uygur,Kazak,Kırgız,Özbek ve Tatarların ayrı millet olmadığını,bilakis Türk milletinin bir mensubu olduklarını hatırlatmaya başladı.Birlik ve beraberliği kurmaya gayret etti.(25)
Bütün bu karar ve icraatlar çok geçmeden Çin’i rahatsız etti ve hareket geçirdi.Rusları da arkasına alan Çin, 1 Ocak 1949’da Mesut Sabri Hükümetine işten el çektirdi.Mesut Sabri Baykuzu kendisine teklif edilen, İran büyükelçiliği teklifini reddetti ve vatanında kaldı.Çok geçmeden 5 Nisan 1951’de de komünist idare tarafından tutuklandı(26).Mesut Sabri Bey hapishanede yaşadığı zulümlere bir yıl dayanabildi ve 65 yaşında hayata veda etti.**
Böylece 21 Eylül 1944 yılında başlayan İli isyanı amacına ulaşamayacaktı.1940’ta Osman Batur’un başını çektiği ve 11 yıl sürdürdüğü Altay isyanında 1951’de bitmesiyle Doğu Türkistan’da tekrar karanlık günler başladı.1949 yılı aynı zamanda “Üçüncü Çin İstilası”nın başka bir tabirle “Komünist Çin İstilası Devri”nin başladığı yıldır.(27)


1 – İklil Kurban,Doğu Türkistan için Savaş,sh,86
2 – Armaoğlu,20.Yüzyıl Siyasi Tarihi,sh,383
3 – Alptekin,Doğu Türkistan Davası,sh,175-179
4 – Adil Hikmet Bey,Asya da Beş Türk,sh,312
5 – Adil Hikmet Bey,age,sh,312
6 – Adil Hikmet Bey,age,313
7 – Adil Hikmet Bey,age,sh,314
8 – Alptekin,Doğu Türkistan Davası,sh,181
9 – Alptekin,age,sh,183
10 – Hayit,age,sh,327
11 – Forbes,Doğu Türkistan’daki Harp Beyleri,sh.315
12 – Buğra,Doğu Türkistan,sh,56
13 – Forbes,age,sh,315
14 – Alptekin,age,sh,184
15 – Hayit,age,sh,327
16 – Buğra,Doğu Türkistan,sh,327
17 – Alptekin,age,sh,186.,Buğra,Doğu Türkistan,sh.57
18 – Buğra,Doğu Türkistan,sh,57
19 – Buğra,age,sh,58
20 – Hayit,age,sh,328
21 – Forbes,age,sh,316
22 – Hayit,age,sh,328
23 – Alptekin,age,sh,193
24 – Alptekin,age,sh,193
25 – Alptekin,age,sh,197-199
26 – Hayit,Türkistan Rusya ile Çin Arasında,sh,329
27 – Kurban,Doğu Türkistan İçin Savaş,sh,88
* Mesut Sabri Bey,Türkistan coğrafyasının yetiştirdiği ender devlet ve ilim adamlarındandır.1887’de Kulca da dünyaya gelmiş,1952’de hapishanede Çin zulmü altında can vermiştir.Mesut Sabri Beyin hikayeleri Doğu Türkistan’da büyük yankılar uyandırmıştır.O Türk olan ilk Doğu Türkistan Umumi Valisidir.
**1951 yılı ,Doğu Türkistan direnişinin önderlerinden Canım Han Hacı’nın Urumçi’de Çin makamlarınca şehit olduğu yıl olarak tarihe geçer.(4 Nisan 1951)


  • 1902 defa okundu.