Gulca’daki Polis vahşetinin kurbanlarını hatırlıyoruz

(6 şubat 2005) Uluslararası
Af Örgütü Kamu beyanı (İndeks: ASA 17/005/2005
4 Şubat 2005
 
8 yıl önce, 5 şubat 1997’de; Çin’in Sincan Uygur Otonom Bölgesi’nde (XUAR) bulunan Gulca (Yining) şehrinde gerçekleşen barışçıl bir gösteriyi Çin güvenlik güçleri vahşi biçimde engellerken düzinelerce insan öldürülmüş veya ağır şekilde yara almıştır.Yüzlerce, hatta binlercesi bir sonraki gün meydana gelen kargaşa sırasında hayatlarını kaybetmişlerdir veya ağır şekilde yara almışlardır.Gösteri sırasında ve sonucunda, çok sayıda insan tutuklanmıştır.Birçok tutuklu işkence görmüş veya dövülmüştür ve en az iki kişi de gözetim altındayken yaşamını kaybetmiştir.Bu olaylarla bağlantılı olarak hapishanede bulunan kişilerin sayısı bilinmemektedir.
Bugüne kadar güvenlik güçlerinin faaliyetleri konusunda hiçbir soruşturma açılmamıştır ve bu işkenceler için hiçkimse adalete teslim edilmemiştir.Çin yetkililerinin bu olayla ilgili olarak sorumluları cezalardan muaf bırakmaları, buna benzer ihlallerin gelecekte tekrarını kolaylaştırıyor ve Çin’in, anayasaya geçen yıl getirilen insan haklarına saygı ve insan haklarını koruma taahhütü ile ilgili akıllarda ciddi soru işaretleri bırakıyor.
Bu sıkı önlemin kurbanları Çin’in Sincan Uygur Otonom Bölgesi’nde yaşayan müslüman Uygur topluluğuydu.Geçtiğimiz 8 yıl süresince Uluslararası Af Örgütü, bu gösteri ve kötü sonuçları konusunda birçok görgü tanığının ifadelerini ele geçirdi ve bu da olayın resmi kaynaklarca yorumlanmış şekliyle ihtilaf teşkil eden bir resim ortaya koyuyordu.
Yerel kaynaklara göre, gösteri Gulca’da ve etrafında Uygur kültür ve dininin gittikçe artan biçimde bastırılması nedeniyle ortaya çıkmıştı.Buna meşrep adı verilen ve 1994’den beri kültürel ve islami geleneklerin yaşatılması ve; içki içmek, sigara içmek ve uyuşturucu kullanımı gibi toplumsal hastalıkları bertaraf etmek amacıyla düzenlenen Uygur geleneksel toplantılarının yasaklanması da dahildi.Gulca içerisinde ve etrafında Uygur topluluğu liderleri resmi olmayan yerel Uygur futbol takımları kurmuşlardı fakat bunlar da yetkililer tarafından kapatılmıştı ve spor tesisleri yokedilmişti.Özellikle 1996’da meydana gelmiş olan cürüme karşı yapılan ‘grev’ kampanyası sırasında çok sayıda Uygur sözde ‘bölücü, terörist, dini ekstremist’ olarak adlandırılarak tutuklanmıştı.Bunlara önemli meşrep liderleri, ilahiyat öğrencileri ve imamlar da dahildi.
5 şubat 1997 sabahı, birkaçyüz genç Uygurlu, kadın - çocuk dahil olmak üzere, ellerinde afişlerle, dini sloganlar atarak ve Uygurlar için eşit muameleye çağırarak Gulca sokaklarına döküldü. Çin Halk Cumhuriyeti silahli polisi ve ayaklanma polisi de dahil olmak üzere güvenlik güçlerince önleri kesildi.Bazı kaynaklar bazı polislerin kalabalığa ateş ederek ciddi yaralanmalara sebebiyet verdiklerini belirtirken; diğerleri de polisin gösterinin yönünde yere ateş ettiklerini, birçok insanın yaralandığını ve seken mermiler yüzünden bazı çocukların yaşamını yitirdiğini belirtti.Polis etraflarını sararak, yüzlerce insanı göz altına aldı; bu insanları kamyonlara bindirip Yengi Hayat olarak da bilinen Yining polis gözaltı merkezine götürdüler.Bir görgü tanığına göre, kamyonlar o kadar küçüktü ki insanlar birbirinin üzerine çıkmak zorunda kalıyordu.Polis memurları gözaltına alınanların üzerinde oturuyorlardı ve onları sopalarla dövüyorlardı.En altta yatan Uygur’lardan bazıları boğularak can verdiler.
‘Kamyonlar hapishaneye geldiğinde polis insanları aşağı atarak kol ve bacaklarının kırılmasına sebep oluyordu.Ben bir kadının kopmuş kulağının sallandığını gözlerimle gördüm’ (görgü tanığının ifadesi)
Öğleden sonra, sabah gözaltına alınanların, arkadaşları ve yakınları tarafından ikinci bir gösteri başlatıldı.Protestocuların bazıları taşlar taşıyorlar ve bunları polise atıyorlardı.Polis protestocuları uzunluğu 1 metreyi aşan tahta sopalarla dövüp, portestoyu durdurmak için de gözyaşartıcı gaz kullandı.Yaklaşık 1000 kişi yaralanmıştı ve bazı çocuklar gazın etkisiyle yaşamlarını yitirdiler.5 şubat 1997 tarihinde sabah ve öğleden sonra gerçekleşen bu olaylarda polisin vahşeti sebebiyle yaklaşık 20 çocuk öldü.Bunlardan bazıları hemen oracıkta, bazıları da yaraları sebebiyle birkaç gün yada hafta sonra yaşamını yitirdi.
Yüzlerce protestocu tekrar gözaltına alındı ve Gulca’nin bulunduğu Ili prefektüründeki çeşitli gözaltı merkezlerine götürüldü.Sayıları o kadar fazlaydı ki bölge çevresindeki tüm gözaltı tesisleri dolmuştu.Yengi Hayat hapishanesinde, alıkoyulan yaklaşık 40-50 kişi; 10 kişiden fazlasını alamayacak olan hücrelere doldurulmuşlardı, bu sebeple oturacak yer kalmıyordu.Soruşturmaları yürütecek ve gözaltına alınanlar konusunda işlem yapacak yeterli polis yoktu bu sebeple hükümet memurları ve mahkeme görevlileri yardıma çağrıldı.
Gözaltına alınan birçok kişi gözaltındayken dövülmüştü.Yengi Hayat hapishanesinde gerçekleşen bir olayda, yaklaşık 40 kişi yere diz çökmeye zorlanmış ve arkalarından tahta değneklerle polis tarafından dövülmüşlerdi.Bir diğer olayda görgü tanıklarının ifadelerine göre, 300 ve 400 kişilik gösteri ve yerli grubu 5 şubat günü gözaltına alınmış ve üzerlerine hortumlarla, stadyum olması muhtemel bir açık alanda bazı askerler veya ayaklanma polisi tarafından buz gibi su püskürtülmüştür.Çocukların da dahil olduğu bu grup, orada ıslak bir şekilde şubat ayının dondurucu soğukluğunda bekletilmiştir.Şiddetli bir donmaya maruz kalan bu grup arasından bazı genç kadın ve erkekler hastaneye kaldırılmışlardır – iddialara göre bazılarının ayakları, parmakları veya elleri cerrahi olarak kesilmek durumunda kalmıştır-Grubun geri kalanı hapishaneye götürülmüştür.
Rahatsızlıklar bir sonraki gün de devam etmiştir.Binlerce insan protesto etmek için sokaklara dökülmüştür.Bu sırada şehre destek polis gücü getirtilmiştir.Bunlar sokaklara dağılıp içlerinde çocuklar da olan bu insanları tutuklayıp dövmüşlerdir.Bazı bölgelerde, güvenlik güçleri protestoculara ve seyircilere ateş açarken, prostestocular polise, çinli sakinlere ve mağazalara saldırmışlar, bazı araçlara ateş açmışlardır.Hayatını kaybedenlerin kesin sayısı hala bilinmemektedir.
Çin yetkilileri kargaşayı resmi olarak ‘terörist eylem’ olarak tanımlamışlardır.Ocak 2002’de yayınlanan People’s Daily’de yayınlanan bir raporda, yetkililer bu olayı ‘Doğu Türkistan Allah’ın Islami partisi’ne (ETIPA) – daha sonra ‘Doğu Türkistan İslami Hareketi’ (ETIM) olarak adlandırılmıştır- mal etmişlerdir.Çin’in ısrarlarıyla, bu sonuca varmak için deliller yeterli olmasa da ETIM, Birleşmiş Milletler’ce 2002 yılında ‘terörist örgüt’ olarak tanımlanmıştır.Şubat 2003’de Uluslararası Af Örgütü Sincan Uygur Otonom Bölgesi hükümetinin makamına, İsmail Tiliwaldi’ye yazarak olayla ETIPA/ETIM’in ilişkisi hakkında resmi iddialarla ilgili daha fazla bilgi istemiştir.Bu mektup aynı zamanda yetkililerin bu olayla ilgili olarak hala gözaltında bulunanların durumuna ilişkin kamuyu bilgilendirmelerini ve gösteri sırasında ve ardından gelen kargaşa sırasında meydana gelen işkence ve diğer ciddi insan hakları ihalleri ve cinayetlerle ilgili tüm raporlara ilişkin bağımsız soruşturma yürütülmesini istemekteydi.Bugüne kadar Uluslararası Af Örgütü gönderdiği bu mektubuna hiçbir cevap alamamıştır.
Gösterinin ve onu takip eden vahşi sıkıönlemin 8.ci yıldönümünde, Uluslararası Af Örgütü bir kez daha kendisinin taleplerini sorumluluk için, şeffaflık için ve hayatını kaybedenlerin, yaralananların veya o olaylarla bağlantılı olarak demir parmaklıkların ardında bulunanların adına adalet için tekrarlıyor.
Dip Not.
XUAR’Daki insan hakları durumu konusunda daha fazla bilgi edinmek için lütfen aşağıdaki Uluslararası Af Örgütü raporlarını web sitemizden inceleyiniz, www.amnesty.org:
-Çin Halk Cumhuriyeti: Çin teröre savaş açarken Uygurların eziyet görme korkusu
(ASA 17/021/2004)
-Çin Halk Cumhuriyeti: Çin’in anti-terörizm yasası ve Sincan Uygur Otonom Bölgesi’ndeki baskı (ASA 17/010/2002)
-Çin Halk Cumhuriyeti: Sincan Uygur Otonom Bölgesi’ndeki tahmül edilemez insan hakları ihlalleri (ASA 17/018/1999)
Uygur Türkler’ine Af örgütü desteği
2005-02-22
Çin’in Doğu Türkistan Türkleri’ne uyguladığı baskılar, Uluslararası Af örgütü tarafından toplantı ve gösteri ile protesto edildi.
Doğu Türkistan’da, 1997 yılında düzenlenen barış amaçlı toplantının Çin askerleri tarafından basılarak 400 Uygur Türkü’nü ölümü ve 20 kişinin de idamı ile sonuçlanan olayın yıldönümü dolayısıyla, Uluslararası Af örgütü tarafından Londra’da toplantı ve gösteri düzenlendi.
Londra merkezindeki Frend House’da düzenlenen toplantıya, Af örgütü’nden Mark Allison, İngiliz Yazar Christian Taylor ve Hür Asya Radyosu’nda Erkin Alptekin katılarak, Uygur Türkleri’nin yaşadığı sorunları anlatan birer konuşma yaptılar.
Uygur gençlerinin kötü alışkanlıklardan uzak tutulması amaçlı olarak düzenlenen ve yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı barışçıl bir toplantının Çin yönetimi tarafından, dünyaya “terör olayı” gibi yansıtıldığını anlatan konuşmacılar, bölge halkına yapılan baskıları dile getirdiler.
JAPONYA VE ABD DESTEK VERİYOR
Toplantıda konuşan Erkin Alptekin, Çin yönetiminin Uygur Türkleri’ne sürekli baskı uyguladııını hatırlatarak, ABD’de 11 Eylül’de meydana gelen saldırıları fırsat bilerek bütün Uygur Türkleri’ni “terörist” gibi göstermek istediğini söyledi.
Çin’in baskıcı tutumu sebebiyle Uygur bölgesinde sürekli çatışmaların meydana geldiğini anlatan Alptekin, “Catışmaları önlemenin tek yolu insan haklarından geçer. şiddet yoluyla Doğu Türkistan halkı yok edilemez. Cünkü şiddet, şiddedi çağrıştırır ve beraberinde şiddet getirir. Çin, Doğu Türkistan halkının kendi geleceğini kendilerinin tayin etmesi gerektiğini kabul etmek zorundadır” şeklinde konuştu.
Doğu Türkistan davasının son yıllarda Amerika, Avrupa ve diğer dünya ülkelerinde öneminin kavrandığına işaret eden Erkin Alptekin, bu konuda Amerikan Kongresi’nde brifingler düzenlendiğini, üniversitelerde paneller yapıldığını anlattı.
Kısa süre önce Doğu Türkistan Türkleri’nin yaşadığı durumu anlatmak için Japonya, Singapur, Malezya’yı ziyaret ettiğini ve bu ülkelerde Uygur Türkleri’nin durumunu anlattığını belirten Alptekin, yakın zamanda Japonya’nın Doğu Türkistanlılar’ın yaşadığı ülkelere bir heyet göndereceğini açıkladı.
Japonya’da daha önce de bir “Doğu Türkistan Konferansı” düzenlendiğine dikkat çeken Erkin Alptekin sözlerini, “Japonlar, Türkler’i kendilerine akraba olarak görüyorlar ve Uygur Türkleri’ne destek veriyorlar” diye tamamladı.
ÇİN BÜYÜKELCİLİĞİ ÖNÜNDE PROTESTO
Uluslararası Af Örgütü, Doğu Türkistan olaylarının yıldönümü dolayısıyla Çin’in Londra Büyükelçiliıi önünde bir de protesto gösterisi düzenledi.
Gösteriye, Af örgütü çalışanları, yazarlar ve akademisyenler ile İngiltere’de yaşayan Uygur Türkleri katıldı. Gece düzenlenen protesto gösterisinde, 1997 yılında Çin saldırısında hayatını kaybedenlerin fotoğrafları ve olayı kınayan pankartlar yer aldı. Mum ve fenerler yakılarak Cin’i protesto eden Af örgütü’nün yanı sıra, gösteriye katılan bir grup Uygur Türkü, Doğu Türkistan’ın ay-yıldızlı gökbayrak’ını açarak, tepkilerini ortaya koydular.

  • 1800 defa okundu.