Sürgündeki Uygur özgürlük için şarkı söylüyor
Ehrling Hoh 
Washington Times
Eskilstuna, İsveç – ‘Toprağını satma’.Sultan Kurash’ın sesi o kadar güçlü ki popüler şarkısının sözlerini Çin’in Sincan kasabasının bir ucundan diğerine yankılanırken duyabilirsiniz.
Aslında, söyleyişindeki tutku o kadar korkutucu ki, bu sesi duyduklarında Çin devletinin başındakilerin dizleri korkudan titremeye başlıyor.Onun müziğini yasakladılar, ses cihazlarına el koydular, çalışma lisansını iptal ettiler, ev hapsinde tuttular ve sürgüne gönderdiler; fakat hiçbiri işe yaramadı.Şarkıları yaşamaya devam ediyor.
’50 yıldır, biz Uygur’ların gönüllerinde olanı söylemelerine kimse izin vermedi.Ben bu anlamda ilkim’ diyor Sultan Kurash.1999 yılında kendisine siyasi sığınma hakkı tanınan sessiz eski çelik kasabasındaki dairesinde otururken.Orta Asya’nın kalbinden Kuzey Avrupa’ya olan yolu uzun ve çetrefilli olmuştu.
1996 yılında, sahte bir pasaportla Çin’i terkederek Türkiye’ye geldi.Bir yıl sonra, bavulunda içinde kendi müziği olan 10.000 teyp kaseti ile bir orta asya ülkesi olan Kırkızistan’a geçti.Polis onu orada tutukladı ve hiçbir açıklama yapmaksızın hapse attı.Fakat Sultan Kurash bu olayın Çin hükümetinin kışkırtması yüzünden meydana geldiğine inanıyor.Sultan, 9 ay sonra salıverildi ve ülkeyi terketmesi için kendisine 20 gün müddet tanındı.Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu üyesi, Sultan’ın İsveç’e geçişini düzenledi.
Bir Uygur çiftçisinin oğlu olan Sultan Kurash, Urumçi’de Sahne Sanatları Akademisi’nde Uygur Halk Müziği alanında eğitim gördü ve buradan 1998 yılında mezun oldu.Ardından 5 yıl boyunca, Çin’in batısında Doğu Türkistan olarak adlandırmayı tercih ettiği yurdunu baştan başa dolaşarak küçük köylerde bini aşkın kez sahne aldı.‘Sıradan bir Uygur’un sürdürdüğü yaşamın çok acı olduğunu derinden farkettik.Önceleri, büyük şehirlerden dışarı hiç çıkmamıştık.Sadece televizyon seyretmiştik ve gördüklerimize inanmıştık’ diyor Sultan Kurash.
Bu 5 yıllık turu boyunca öğrendiklerine örnek olarak Sultan Kurash, Sincan’ın Uygur pamuk çiftçilerinin durumlarını betimliyor.’Dünya pamuk piyasası fiyatları ton başına 1000$ olmasına rağmen, Uygur çiftçileri ton başına 70$’a pamuklarını devlete satmak zorundaydılar’ diyor Sultan.Buna ek olarak, hava koşulları ve hasatın boyutları farketmeksizin belirli bir yıllık üretim kotasını doldurmak zorundaydılar.Bazen, kotalarını doldurabilmek için çiftçiler yüksek fiyata pamuk satın almak zorunda kalıyorlardı.Bu uygulama birçok Uygur çiftçisinin iflasın eşiğinde olmasına sebep oluyordu.
Toprağa aç olan Han Çinlileri – aralarından bazısı Sincan’a yerleşmesinin karşılığında devletten 3650$’a tekabül eden bir mebla almışlardı- onlara topraklarını satın almak için teklifte bulunduğunda, birçok Uygur’lu pamuk çiftçisinin önünde başka seçenek bulunmuyordu.
‘Toprağını Satma’, Sultan Kurash’ın en çok tanınan siyasi şarkısı Uygur’lu kardeşlerinin içlerini cız ediyordu.
Geçtiğimiz 50 yıl boyunca, Çin’in Sincan’ı yavaş yavaş ve sessizce işgali sırasında; dünyanın en büyük pazarına karşı Uygur halkının yakınmaları bir ihmal girdapı, müslüman karşıtı bir his ve jeopolitik dalkavukluk nedeniyle bastırıldı.Resmi Çin istatistikleri Sincan’da olan biteni göstermekte ve Pekin hükümetinin karşısına hileli bir soru çıkarmaktadır: Uygur halkına ne oldu?
1949’da 8.5 milyon Uygur’lu Sincan’da yaşamaktaydı.1922’de bu sayı 7.3 milyona düştü.Bu sırada, Han Çinlisi nüfusu 290.000’den 5 milyona çıktı.Kazak nüfusu 443.000 den 1.5 milyona, Tungan müslüman Çinlilerinin nüfusu 120.000’den 705.000’e çıktı.
1993’de yetkililer Sultan Kurash’ın Uygur’lar için siyasi bir tahrikçi olduğuna karar verdi ve sesini kesmeyi denedi.Ekipmanlarına el konuldu, müziği yasaklandı ve sürekli polis gözetimi altında tutuldu.Fakat Rabiya Kader’den farklı olarak – iki yerel gazeteyi yurt dışında yaşayan kocasına göndermek suçundan 8 yıl hapse mahkum olan önemli bir Uygur iş kadını; cezası geçen yıl 7 yıla indirilmiştir- Sultan Kurash polisi atlatmayı ve Çin’den kaçmayı başardı.
Geçen yıl Almanya’da yapılan sürgündeki Uygur’lu muhaliflerin bir toplantısında, iki ana sürgün örgütü olan Doğu Türkistan Kongresi ve Dünya Uygur Gençlik Kongresi’nin birleşmesiyle Dünya Uygur Kongresi kuruldu.Erkin Alptekin kongrenin başkanı olarak seçildi ve Sultan Kurash’da denetçi amiri seçildi.
Sultan Kurash, Eskilstuna’da annesi, eşi ve oğlu ile birlikte yaşıyor ve kendilerine İsveç hükümetince siyasi sığınma hakkı verilen diğer Uygur muhalifleriyle yakın temasını sürdürerek İsveç’deki halk müzik çevresi ile bağlarını güçlendiriyor.
Mayıs ayında, İsveç hükümeti tarafından maaşlı ‘milli besteci’ olarak atanmıştır.İçinde yaşadığı yeni şehri, onun bir müzik CD’sinin sponsoru olmuştur ve Avrupa’da halk müzik festivallerinde sahne almıştır.
‘Bizim gözümüzde , o paha biçilemez biri’ diyor bir Uygur mülteci.


  • 1762 defa okundu.