M. Emin Batur
 
Muhterem okuyucularım! Tarihi misyonlarının gereğini hakkıyla yerine getirmeye çalışanlara hangi dine veya hangi millete mensup olurlarsa olsunlar gıpta ediyorum.

Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü Türk-İslam âleminin ve özellikle de Doğu Türkistan'ın bu gün içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında yıllardır din kardeşlerimiz olan İslam dünyasının, hem din hem de kan kardeşlerimiz olan Türk dünyasının üzerinde taşıdıkları ağır vebali bir nebze olsun hafifletme gayreti içinde olduklarına maalesef rastlamadık. Doğu Türkistan'ın konumunda olan Tibet halkına ve Tibetin bağımsızlık davasına Budist olmaları sebebiyle Hindistan başta olmak üzere Japonya ve Batı ülkelerinin aleni destek ve yardımları sürüyor. Gün geliyor, Tibet 'in ruhani lideri Dalai Lama'ya Nobel Barış Ödülü veriliyor. Diğer yandan İsrail'e Amerika'nın açıkça yardımım bütün dünya biliyor. Arap kardeşlerimizin (!) ve özellikle Suudi Arabistan'ın Amerika Birleşik Devletlerine yakınlığı ve bağlılığının sebebi ise anlaşılır gibi değil. (Her halde ABD 'nin İsrail eli ile Filistinlileri yeryüzünden yok etme girişimine mükafat olsa gerek diye düşünüyorum) 1990 yılından sonra bağımsızlıktan nasiplerini alan Türk Cumhuriyetleri'ne ve Türk asıllı kardeşlerimiz adına çok sevinmiştik. Nedenine gelince, Kazakistan ve Kırgızistan devletlerinde 3 milyona yakın Doğu Türkistanlı Uygur Türk'ü yaşamaktadır. Bu kardeş devletlerin desteği ile Doğu Türkistan konusunda etkili faaliyetler yapılabilirdi. Fakat Heyhaat birde baktık ki 1994 'ün Haziran ayında Çin Başbakanı Lee-Pen'in Türk Cumhuriyetlerine yapmış olduğu bir ziyaretle her şey değişiverdi. Kazak hükümeti Kazakistan da yaşayan Uygurların Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı ile alakalı faaliyetlerine kıstaslar getirdi. Ayrıca "Doğu Türkistan" isminin telafuzuna bile tepki gösterecek duruma geldiler. Kazakistan'ın Yarkent vilayetinden (Burası Doğu Türkistanla sınırı olan bir vilayet) Çinliler dolar karşılığında arsa satın alarak buralara çok katlı binalar inşa edip Çin'den en kalabalık aileleri getirip yerleştirmeye başladılar. Kırgızistan'da da durum farklı değil Çin güvenlik güçleri Kırgızistan'da istedikleri gibi at oynatmakta istedikleri takdir de Doğu Türkistan asıllı olanlardan gözüne kestirdiklerini tutuklayabilmektedirler. (Bu nasıl bağımsızlıksa) Görülüyor ki bağımsızlığı kazanmak kadar devam ettirmek ve yaşatmak da önemlidir. Ayrıca bu ülkelerde ve dünyanın birçok ülkesinde Çinliler çeşitli bahanelerle Çekirge sürüsü gibi çoğalmaktadırlar. Korkarız ki Çin'in iyi niyetine güvenen ülkeler çok kısa bir sürede sarı tehlikenin istilası ile karşı karşıya kalacaklardır.

Buna en iyi örnek işte Doğu Türkistan ...
Düşünün bir kere aziz okuyucular yıllık savunma harcamasına 28.4 milyar ABD doları harcayan, 7000 savaş uçağına sahip, 6000 tank ve "Bintuan" dedikleri ıslah edilmiş çiftçi adı altında silahlı sınır muhafızları ile 10 milyon Askeri bulunan kıtalararası nükleer başlıklı füzelerinin sayısına her gün yenilerini ilave eden ve ondan sonrada dünya barışından bahseden bir ülkenin güvenilirliği ne kadar olur. Bana göre Çin dünya barışma katkıda bulunan bir ülke değil, dünya barışını tehdit eden bir ülke durumundadır.

Doğu Türkistan meselesinde ilerdeki günlerde yine "Hazırlıksız yakalandık" sözünün arkasına sığınan siyasiler değil, hazırlıklarına şimdiden başlayan ve Türk dünyasının kanayan yarası durumundaki Doğu Türkistan davasına fiili olarak alenen yardım edebilecek devlet adamları görmek istiyoruz. Türk dış politikasında söz sahibi kişi ve kuruluşlarımızdan daha aktif ve Türkiye sınırları dışındaki Türk asıllı insanların haklarını da savunmayı ihmal etmeyen ve hedefini belirlemiş bir siyaset izlemelerini umuyoruz.
Bir Kazakistan'da, bir Kırgızistan'da veya bir başka Türk ülkesinde Çin'in tesiri görülüyorsa, kardeş ülke olarak Aziz Türkiye’mizin de Çin'in tesirini bertaraf edecek yöntemleri ve faaliyetleri olmalıdır. Kısacası Devletimize olan güvenimiz sonsuzdur. Bizim için Türkiye Cumhuriyetinin menfaatleri Doğu Türkistan'ın menfaatlerinden önce gelir. Ama lütfen Devlet adamlarımızda, kan ve din kardeşimiz olan halkımız da tarihi misyonlarının gereğini yerine getirsinler.

  • 1468 defa okundu.