Çin Malı Ürünlerin Hangileri Zararlı Kanserojen Olanları

Çinden gelen birçok ürün insan sağlığını tehdit ediyor. Aldığınız ürüne dikkat edin. Kalitesiz ucuz ürün alırken sağlığınızdan olmayın.
Bakalım Çinden gelen hangi ürünler insan sağlığı için zararlı oluyor.

Çin malı güneş gözlükleri ultraviyole ışınlardan gözünüzü korumaya yetmiyor ve gözünüzü bozuyor.
Çinden gelen bazı diş macunlarında, “dietilen glikol” adlı zehirli bir madde bulunuyor. Bu diş macunları Japonya ve Yeni Zelanda’da piyasadan toplandı.
Musluk ve bataryalar zararlı kurşun içeren malzemelerden üretiliyor ve insan sağlığını hiçe sayıyor.
Ucuz laminant parkelerin bir kısmı insan sağlığına son derece zararlı “formaldehit” içeriyor. Bu madde astıma neden olabiliyor.

Porselen yemek takımlarında da aynı şekilde zehirli “kurşun ve kadmiyum” maddeleri bulunabiliyor.
Seramik kupalar, tabaklar ve kaplarda kanserojen maddeler bulunuyor.
Şırıngaların ölçümlemesi yanlış olabiliyor.
Cam biberonun dışındaki boya çıkıyor ve bebeklerin sağlığına zarar veriyor.
İdrar sondaları mikrop taşıyor.
Ameliyat eldivenleri kalitesiz ve çok kolay yırtılıyor.
Diş fırçalarının kıl sertliği yetersiz kalıyor.
Elektrikli oyuncakların birçoğu emisyon üretiyor. Yakınında bulunan elektrikli malzemeleri bozuyor. Ayrıca kanser dahil pek çok rahatsızlığa yol açıyor.
Tansiyon aletleri ölçümleri düzgün yapamıyor.
Cerrahi bıçak ve pensler paslanıyor.
Otomobil farları yeterli aydınlatmıyor.
Otomobil lastikleri güvenli değil.
Cankurtaran kemerleri güvenli değil.
Kırtasiye ürünlerini parlatmak için kullanılan nikel ve kalay gibi ürünler deri ile temas ettiklerinde, eklemlerde, böbreklerde ve karaciğerlerde birikiyor.Çocuklarda sinir ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor.

http://www.teknobook.net/2010/08/cin-mali-urunlerin-hangileri-zararli-kanserojen-olanlari.html#devam

Uzak Doğu’dan kanser ithal ediyoruz

Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD) Başkanı Canip Karakuş, Türkiye ekonomisinin Çin istilasına uğradığını ancak asıl tehlikenin halk sağlığında olduğunu ifade ederek “Türkiye, Uzak Doğu’dan kanser ithal ediyor” dedi.
AGSD Başkanı Karakuş dün yaptığı yazılı açıklamada yıllardır özellikle Çin mallarının ekonomide ve insan sağlığında yarattığı tahribat konusunda uyarılarda bulunduklarını, bugün ortaya çıkan sonuçların sürpriz olmadığını kaydetti.
Sanayi Bakanlığı’nın dikkatli takibi sonucu sağlığı tehdit eden bazı malların toplatıldığını belirten Karakuş, “Ancak Çin malları iğne deliğinden bile geçiyor. CE etiketi ile Avrupa’dan girmeyi bile başarıyorlar. Piyasa denetimi ve gözetimden önce kanserojen madde içeren ürünlere gümrüklerde tam saha pres uygulamak gerekiyor” dedi.

Devlet seferber olmalı
Piyasadan toplatılan kanserojen madde ihtiva eden ürünlerin, Türk halkı üzerinde ne tür bir etki yaptığını bugün için kestirmenin mümkün olmadığını ancak Türk halkının çok ciddi boyutlarda tehdit altında olduğuna dikkat çeken Karakuş, “Birkaç TL ucuz mal almak için halkımız ucuz, kalitesiz Çin mallarına rağbet etmemeli. Uzak Doğu’dan ithal edilen ucuz ve kalitesiz giyim eşyalarında, oyuncaklarda büyük tehlike var” dedi.
Sanayi Bakanlığı’nın özellikle semt pazarlarına çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Karakuş, bakanlığın denetimlerini tezgâh tezgâh, raf raf sıkılaştırması gerektiğini kaydetti. Bugün Türkiye’de her 100 çanta ve bavulun 93′ünün, her 100 bisikletin 92’sinin, her 100 oyuncağın 93′ünün, her 100 ayakkabının 73′ünün Çin malı olduğuna dikkat çeken Karakuş, “Bunlar içinde yüzde kaçının sağlığa zararlı ürün ihtiva ettiğini bilmek mümkün değil. Sanayi Bakanlığı’nın bütün iyi niyetli çalışmaları yetmeyebilir. Devletin bütün kurumları bu tehlikeye karşı seferber olmalı” dedi.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=142646

Çin’den Uygur gazetecilere hapis cezaları

imagesPEKİN – Doğu Türkistan’da Hanlar ile Uygurlar arasında geçen yaz kopan çatışmaları kanla bastırıp, çoğu Uygur 26 kişiyi darağacına yollayan Çin, şimdi de Uygur gazetecilere göz açtırmıyor. Temmuzdaki olayların ardından Çin’in güvenlik ablukasına aldığı Urumçi’de ‘hayatın zorluğundan’ bahseden, 11 milyon Müslüman Uygur’un dünyadan haberdar olmasını sağlayan dört site kapanırken, site yöneticilerine de ceza yağdı. Çin dışındaki Uygurlulara yönelik ‘Uighurbiz.net’ sitesinin yöneticisi 51 yaşındaki gazeteci Gayret Niyaz’a ‘devletin güvenliğini tehlikeye atmak’ gerekçesiyle 15 yıl hapis cezası kesildi. Diyarim.net sitesini yürüten Dilşat Peret de üç yıl ceza aldı. New York Times, adreslerini vermediği iki ayrı siteyi yürüten Nureli ve Nicat Azat’a da sırasıyla 3 ve 10 yıl hapis verildiğini duyurdu.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?

Doğu Türkistan`da organ hırsızlığı: Şahit ilk defa İsviçre`de konuştu

humanbread4wn4Doğu Türkistan`da organ hırsızlığı: Şahit ilk defa İsviçre`de konuştu

Doğu Türkistan hapishanelerinde, Çinli gardiyan ve polislerin öldürdükleri, Uygur Türklerinin organlarının çalındığına şahit olan, aynı zamanda görevi sırasında onlara yardım eden, Uygur Türk`ü kaçak yollardan İsviçre`ye bu yıl gelerek sığındı.

İsmi Necati Abudureyimu olan eski polis, Doğu Türkistan`da görev yaptığı hapishanede, Çinlilerin Uygur Türklerini öldürmeden organlarını söküp çaldığına şahit oldu. İsviçre gazetesi “Le Temps” e konuşan eski polis 1993-1997 yıllarında bu korkunç cinayet ve ticarete ortak olduğunu anlattı.

O, Doğu Türkistan hapishanelerinde görevli olduğu yıllarda, tutukluları infaz komandosunun önüne kurşuna dizilmeye hazırlıyordu. Ölüm cezası alan Uygur Türkleri öldürülmüyor, yalnızca yaralanıyordu. Yaralı, can çekişen insanlardan doktorlar canlı olarak organlarını söküyordu. Çin, bir böbreği yurt dışına 7500-15000 Amerikan doları karşılığı satıyor.

Şimdiye kadar aynı şekilde, Çin`de Hıristiyan azınlık ve Falun Gong tarikatı üyelerinin organlarının alınarak satıldığı biliniyordu. Ancak Uygur Türkleri hakkında kimse bu vahşeti gündeme taşıyamadı.

İsviçre`ye iltica eden Uygur Türk`ü 28 Haziran 2010 tarihinde İtalya`ya gönderilecekti. Ancak İtalya`da 300 bin Çinlinin yaşaması ve Çin ajanlarının bu önemli şahidi öldüreceği endişesiyle sığındığı ülkede bırakılmasına karar verildi. Almanya insan hakları derneği IGfM “önemli şahidin” İsviçre`de güvenlikte kalmasını talep etti.

Memet Aydemir
Haber Kaynağı: ikinci vatan

01 Ağustos 2010 Pazar 23:14

İsa Yusuf ALPTEKİN Yaz Etkinlikleri 2010 Ödül Töreni ve Kapanış Programını Gerçekleştirdik.

PICT9578Yaz tatilin gelmesi ile birlikte biraz geç kalmamıza rağmen, Doğu Türkistan davamızın unutulmaz şahsiyetlerinden, İsa Yusuf ALPTEKİN beyin ismini kullanarak, bir dizi etkinlik icra ettik. İsa Yusuf ALPTEKİN Yaz Etkinlikleri 2010 adını taşıyan etkinliğimizde, davamızda büyük yararlılıklar sağlamış siyasi liderlerimiz ve fikir adamlarımızı bir kez daha anma fırsatı yakaladık. Bu sayede hem geçmişimizi andık hem de, yeni kuşağa bu büyük dava adamları ve kahramanlarımızı tanıtma fırsatı bulduk.

PICT959410 Temmuz – 28 Temmuz tarihlerini kapsayan etkinliklerimizde, gençlerimizin vakitlerini bir nebze de olsa farklı değerlendirmeyi hedeflediğimiz etkinliklerde, İsa Yusuf ALPTEKİN Futbol Turnuvası, Dr. Mesut Sabri BAYKOZİ satranç turnuvası icra edildiği gibi, Doğu Türkistan’ın bağrında yetişen ve verdiği eserle Türk tarihine damgasını Kaşgarlı Mahmut Edebiyat Yarışması düzenlendi. Edebiyat bölümünde de Mehmet Emin BUĞRA hikaye yarışması, Mehmet Ali TEVFİK şiir yarışma, Yusuf Has HACİP deneme yarışması düzenlendi. Böylece değişik alanlarda her bir büyüğümüzü anmış ve anlatmış olduk.PICT9565

28 Temmuz günü ödül töreni ve kapanış programını gerçekleştirdik. Programa Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başlandı. Derneğimiz Genel Başkanı ve Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Sayın Seyit TÜMTÜRK beyin açılış konuşmalarının ardındandan, ödül törenine geçildi. Ayrıca Üniversiteli Kayserililer Derneği Başkanı Erhan ÖZHAN beyde gecemize katılarak yarışma da ödül kazanan kardeşimize ödülünü takdim etti. Şiir ve müzik dinletileri ile renkli görüntülere sahne olan ödül törenimiz ve kapanış programımız futbol turnuvasında birinciliği kazanan takımın madalya ve kupa töreni ile sona erdi.

İsa Yusuf ALPTEKİN Yaz Etkinlikleri 2010 Branşlar ve Ödül Kazananlar

PICT9614Kaşgarlı Mahmut Edebiyat Yarışmaları

Mehmet Emin BUĞRA Hikaye Yarışması birincisi, Miray ÖZHAN
Mehmet Ali Tevfik Şiir Yarışması birinincisi, Tuğba ÖZHAN
Yusuf Has HACİP Deneme Yarışması birincisi, Gülşen ALTAN
Dilşah Sultan Mansiyon Ödülü, Miray ÖZHAN
                                                                                                                                
İsa Yusuf ALPTEKİN Futbol Turnuvası
PICT9669
Futbol Turnuvası Kazananı
OSMAN BATUR FUTBOL TAKIMI
-Mustafa YARKENTLİ
-Mücahit YILMAZ
-Ahmet Faruk KAHRAMAN
-Mahmut GÜLMEZ
-Sadıkcan METE
-Ahmet KADİR
-Yakup AKYOL

PICT9647
Futbol Turnuvası İkincisi
Sabit DAMOLLA Futbol Takımı
-Yusufcan TÜRKSOY
-Alimcan KAHRAMAN
-Burak ÖZHAN
-Mehmet Niyazi KÖSE
-Osman KAHRAMAN
-Mücahit YAŞAR
-Hüseyin YILMAZ

PICT9626
Dr. Mesut Sabri BAYKOZİ Satranç Turnuvası Birincisi, Abdulaziz HACI

SP Lideri Prof.Dr. Numan KURTULMUŞ DUK Temsilcilerini Kabul Etti.

numan_kurtulmusDünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Sayın Seyit TÜMTÜRK ve derneğimiz Ankara Şube Başkanı Sayın Hayrullah EFENDİGİL Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Prof.Dr. Numan KURTULMUŞ’u makamında ziyaret etti. Ziyarette Saadet Partisi Genel Başkan yardımcısı Sayın Şeref MALKOÇ beyde hazır bulundu.

Seyit TÜMTÜRK bey ziyaretleri sırasında, Saadet Partisinin Doğu Türkistan davasına vermiş olduğu destekten dolayı Sayın Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ beyin şahsın da tüm parti üyelerine ve yöneticilerine Doğu Türkistanlılar adına teşekkürlerini sundu. Gerek 5 Temmuz 2009 da Urumçi’de meydana gelen olaylarda gerekse sonrasında Saadet Partisinin Doğu Türkistan’ın haklı sesinin duyulmasında üstlendikleri rolün tüm Uygur Türkleri tarafından takdir edildiğini ve memnuniyetle karşılandığını ifade etti. Ardından Sayın Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ beye Doğu Türkistan’da yaşanan sıkıntıların ve sorunların içinde yeraldığı bir rapor takdim edildi.

Sayın Prof.Dr. Numan KURTULMUŞ ise konuşmasında, Türkiye gündeminde Doğu Türkistan davasının tanıtılması ve bu mazlum milletin sesinin daha gür çıkması için ellerinden geleni yapacaklarını belirterek. Bu davanın Türk kamuoyuna mal edilmesi için siyasi ve sivil olarak daha çok çalışmalarının gerektiğini vurguladı.

Doğu Türkistan-da soykırım devam ediyor

Mazlum-Der Kayseri Şube Başkanı Ahmet Taş, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Müslüman Doğu Türkistan’da yüz yıla yakındır devam eden soykırım, asimilasyon ve insani değerleri yok sayma geleneğini devam ettirdiğini açıkladı. Resim1
Çin’in Doğu Türkistan’daki yaptığı zulmü anlatan fotoğraf sergisinin kapanış programında konuşan Ahmet Taş, yapılan acımasız zulme dayanamayıp bu gün Türkiye ve Arabistan başta olmak üzere dünyanın çok farklı ülkelerine göç ederek sığınmak zorunda kalan Müslüman Uygur halkının çabalarının, işgal altında olan Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü ortadan kaldırmaya yetmediğini söyledi. Resim111

Geçen yıl yapılan katliamları hatırlatan Taş, şöyle konuştu: “En son 2009 yılının 5 Temmuz tarihinde Urumçi başta olmak üzere, ülkenin birçok şehrinde yapılan Uygur katliamında sayısı net belli olmamakla birlik de bin 500 den fazla Uygur Müslüman hunharca katledildi. Beş binden fazla kişide yaralanmış ve Çin Halk Cumhuriyeti hükümetinin olaylara karışanlar hakkında çıkardığı ölüm fermanından kaçan binlerce Uygur da başka ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. 5 Temmuz 2009′dan bu güne Birleşmiş Milletler’in ve uluslararası insan hakları örgütlerinin tüm çağrılarına rağmen bağımsız soruşturma komisyonlarının Doğu Türkistan’da soruşturma yapmasına izin verilmemiştir ve bölgeden dünyaya haber akışına müsaade edilmemiştir.”Resim123

Mazlum-Der olarak, ülkesi ne olursa olsun ve kimden gelirse gelsin, zulme karşı durduklarını aktaran Ahmet Taş, “Bu çerçevede Doğu Türkistan’da Müslüman Uygurlara yapılan zulmü Kayseri’den tüm dünyaya duyurabilmek için sekiz gündür Mimar Sinan Parkı önünde açtığımız fotoğraf sergimizi her gün ortalama 2 bin 500-3 bin civarında insanımızın ziyaretine sunduk. Bu yolla zulme razı olmadığımızı gösterdik.” dedi.

Ahmet Taş, Ankara’daki Çin elçisini gizlice Kayseri’ye gelip Kayseri valisiyle görüşecek kadar rahatsız ettiklerini sözlerine ekledi.

CİHAN

Doğu Türkistan İçin Yürüdüler

Trabzon TÜRK OCAĞI, Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı katliamı bir yürüyüşle protesto etti.

Filistin halkına karşı yapılan işgal ve katliamlar nedeniyle İsrail’e karşı gösterilen tepkilerin bir benzerinin Çin’in zulmü altında ezilen DOĞU TÜRKİSTAN(ÖZERK UYGUR TÜRK CUMHURİYETİ) için gösterilmediğini belirten Trabzon Türk Ocağı üyesi bir grup genç, Ortahisar’dan Atatürk Alanı’na doğru yürüyerek, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan’da Müslüman Türk Ahaliye uyguladığı katliamları protesto ettiler. trb2

Ortahisar’daki Kanuni Anıtı önünde toplanan bir grup Türk Ocağı üyesi genç, Doğu Türkistan Meselesi’ne dikkat çekmek ve Uygur Türk’lerine destek vermek için Uzun Sokak Caddesi’nden Taksim Atatürk Alanı’na kadar yürüdü. Yapılan yürüyüş sırasında sık sık marşlar söyleyerek, sloganlar attılar.
Atatürk Alanı, Atatürk Anıtı önünde toplanan protestocu grup adına konuşan Türk Ocağı üyesi Berkant Parlak, Doğu Türkistan’ın Çin’de Uygur Türk’lerinin yaşadığı özerk bir Türk bölgesi olduğunu, ancak bölgeye özerk denilse de Çin’in işkence ve soykırımı ile yıllardır bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusa baskı uyguladığını söyledi. trb1

“Onlarca yıldır şehit edilen Uygur Türk’ü soydaşlarımızın bu durumunu, basın-yayın ve etkin siyasette bulunan siyasetçilerce dile getirilmemektedir” diyen Parlak;

“Çoğunlukla 60 yılı içine alan, ama yüz yıllardır yok edilme, soykırıma uğrama siyasetine maruz kalan soydaşlarımızın deyim yerindeyse bıçağın kemiğe dayanmasıyla, sessiz çığlıkları geçen yıl haklı bir başkaldırıya dönüşmüştür. Tarihler 5 Temmuz 2009’u gösterdiğinde yıllarca süren baskıya dayanamayan Uygur Türk’ü soydaşlarımız, haklı başkaldırısına sabaha karşı başlamışlardır.
Çin’li polislerin ve bazı soysuz Çin polisinin desteğiyle kışkırtılan Çin’li işçilerin saldırısıyla ilk önce 18 Uygur Türk’ü şehit edilmiştir. Panzerlerle çoluk çocuk-yaşlı demeden soydaşlarımızın canlı canlı bedenlerinin üzerinden geçilmiş, bedenleri ezilerek, şehit edilmişlerdir. trb3
Bu olayın ardından seslerini yükselten binlerce soydaş Uygur Türk’ü evlerinden, ana-babalarından, eşlerinden, çocuklarından zorla alınarak tutuklanmış, işkence ve tutuklu evlerine götürülmüş ve daha da önemlisi ata soydaşımızın birçoğu şehit edilmiştir.
Bu sene Filistin için çıkan sesler, Çin katliamları için nerede? Hümanist geçinenler, milliyetçi geçinenler, Müslüman geçinenler bunu neden göz ardı etmektedir.
Türk kardeşlerini unutmayan milletimiz bu soykırıma da tepkisini koymalıdır. Şimdi sıra Sen’de Ey Türk Milleti” dedi.
(www.medyatrabzon.com – 12 Temmuz 2010)

5 TEMMUZ TRT AVAZ’DA ve ÜLKE TV’DE GÜNDEME GELDİ

Kopyası TRT Avaz5 TEMMUZ TRT AVAZ’DA ve ÜLKE TV’DE GÜNDEME GELDİ

5 Temmuz 2009 da Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde meydana gelen olayların 1.yıldönümü dolayısı ile 5 Temmuz’da Çin’in Doğu Türkistan’da yapmış olduğu vahşiyane soykırımı kamuoyuna anlatmak 5 Temmuz olaylarını gündemde tutmak adına yapılan etkinlikler dışında paneller seminerler ve televizyon programları düzenlenmektedir.
10 Temmuz 2010 günü TRT Avaz televizyonunda sayın Dr.Fahri Solak’ın hazırlayıp sunduğu Türkistan Gündem’i konulu programa konuk olarak Dünya Uygur Kurultayı başkan yardımcısı sayın Seyit Tümtürk ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya fakültesi Öğretim üyesi yardımcı Doç.Dr.Sayın Erkin Emet katıldı. Programda tarihi süreçte Doğu Türkistan meselesi ve Uygur halkının dramatik yaşamı gündeme getirildi.
Yaklaşık bir saat süren programda konuklar Çin işgalindeki 35 milyon mazlum Müslüman Türk’ün içinde bulunduğumuz 21.Yüzyılda dünyanın hiçbir coğrafyasında yaşanmayan hiçbir insana reva görülmeyen zulüm ve işkence ağır baskılar altında yaşam savaşı verdiğini fakat Çin hükümeti bu uyguladığı politika ile Uygur halkını top yekün yok etmeyi amaçlamaktadır dendi.
Çin hükümeti tarafından uygulanan bu zulüm politikasına dünyanın seyirci kaldığının altı çizilerek geçen yıl yaşanan 5 Temmuz Urumçi katliamının benzerleri daha öncede Barın’da,Golca’da,Hoten’de yaşanmış her birinde binlerce kardeşimiz hayatlarını kaybetmiş,yüz binlercesi hapislere ve çalışma kamplarına sürülmüş zor ve koşullarda çalışmaya mecbur bırakılmıştır.
Bugün gelinen noktada ne Birleşmiş Milletlerin nede başka herhangi devletin Çin’in bu insanlık dışı zulmü karşısında seslerini çıkarmaması ve sessiz kalmasından cesaret alan Çin, Doğu Türkistan’da istediği gibi baskı ve zulüm yapabilmekte,hiçbir zaman insan hak ve hukukuna saygı göstermeyen uluslar arası örgütlerin raporlarında insan hakları ihlali yapan ülke sıralamasında 1.sırada yer alan Çin devletine dünya devletleri,BM, AGİT,ve İKÖ,ye dur demeye çağırıyoruz dendi.

‘Uygur Türklerine Gösterilen İlgi Yetersiz’

resim11\'Uygur Türklerine Gösterilen İlgi Yetersiz\'Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabiye Kadir, Uygur Türkleri’ne gösterilen uluslararası ilginin son derece yetersiz olduğunu söyledi

Bir yıl önce 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Urumçi kentinde Çinlilerle Uygur Türkleri arasında çıkan çatışmalarda – resmi rakamlara göre – 200 kişi hayatını kaybetmiş; 1600 kişi yaralanmıştı. Uygurlar ölü ve yaralı saysının çok daha fazla olduğunu savunuyor.

Doğu Türkistan’daki olaylar geçen yıl Çinliler’in bir fabrikada çalışan Uygur Türkleri’ne saldırması ve bunun Çinli yetkililer tarafından yeterince soruşturulmamasını protesto etmek isteyen göstericilerin şiddet kullanılarak bastırılması üzerine çıkmıştı.

Washington’da sürgünde yaşayan Uygurların lideri – Dünya Uygur Kurultayı başkanı Rabiya Kadir Doğu Türkistan’da gerginliğin sürdüğünü söyledi: “Değişen bir şey yok. Durum daha da kötüleşti. Günden güne kötüleşiyor. Dünyanın buna gösterdiği tepki de yeterli değil. Çin hükümeti 200 kişinin öldüğünü, 1680 kişinin yaralandığını ilan etti. Ölen ve yaralananların sayısı kat kat fazla. Çin bu olaylardan sonra bir tutuklama kampanyası başlattı. Bu kampanya devam ediyor. Binlerce kişi kayboldu. Polis işkencesi altında ölenlerin sayısı da belli. Biz bu olayları bağımsız bir heyetin araştırmasını istedik. Ancak Çin hükümeti buna izin vermedi.”

Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Rabiya Kadir Çin’de yaşayan Uygur Türkleri’nin haklarını aradığını vurguladı: “Doğu Türkistan’da Çin 60 seneden beri din özgürlüğünü bastırdı, ekonomik baskı uyguladı, kültürel açıdan baskı altında tuttı, dillerini yasakladı ve son olarak da onurlarına namuslarına en çok dokunan şey, genç Uygur kızlarını çalışmaları için Çin’in iç bölgelerine göndermeye başladı.

Urumçi olaylarının ardından dünya kamuoyunun ilgisi dağılmıştı. Kadir, Uygur Türkleri’ne gösterilen uluslararası ilginin son derece yetersiz olduğunu söylüyor: “Dünyanın buna gösterdiği tepkiyi yeterli bulmuyoruz. Ortadoğu’da, Filistin’de, Irak’ta, Pakistan’da birkaç kişi ölse bütün dünyanın kameraları orada. Her yerde onlardan bahsediliyor. Ama Doğu Türkistan’da binlerce kişi ölüyor, ancak dünya – medya olsun, kamuoyu olsun, hükümetler olsun – buna yeterince tepki göstermiyor. Kimse Çin hükümetinin baskısına dur diyemiyor.”

Kadir’e Uygur Türkleri’ne geçen yıl yapılan saldırıya ek olarak geçen ay Kırgızistan’da Özbek azınlığa yapılan saldırılara tepkisini de sorduk: “İkisi de kardeş milletlerdir. Özbek olsun, Kırgız olsun, Tatar olsun… Dini bir, dili birdir. Binlerce yıldır birada yaşayan insanların arasında böyle olayların yaşanması üzücüdür. Bu nedenle bütün Türk dünyasının buna ilgi göstermesi lazım. İki kardeş millet arasındaki olayların yatışması için bütün Türk dünyasının yardım etmesi lazım.