BASIN BİLDİRİSİ

5 TEMMUZ 2009 DOĞU TÜRKİSTAN ( URUMÇİ )KATLİAMININ I. YILDÖNÜMÜ
BASIN BİLDİRİSİ

Bir yıl önce 26 Haziran 2009 tarihinde Çin’deki bir fabrikada zorunlu olarak çalıştırılan Doğu Türkistanlı Uygur kızlarına Çinli işçilerin tacizde bulunmaları ardından başlayan ve katliama dönüşen saldırının failleri hakkında hiçbir adli işlem yapılmaması üzerine, halkımızın demokratik tepkilerini ortaya koymak üzere 2009 yılı 5 Temmuz günü Urumçi’de düzenlenen masum, demokratik hak arayışı, maalesef kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Hedef göstermeksizin açılan ateş sonucu binlerce masum insan katledilmiştir.olayların gerçek sebebi Doğu Türkistan’a yönelik1949 yılında gerçekleşen Komünist Çin işgali ve 61 yıldır devam eden sistematik asimilasyon politikasıdır.Bizler Doğu Türkistanlıların insani hak arayışlarının orantısız ve aşırı güç kullanarak şiddetle bastırılmasını ve yargısız infazların sürdürülmesini şiddetle protesto etmekteyiz.
Teşkilatlarımız bu düşünceden yola çıkarak 21. yüzyılda insanlığa yakışır şekilde Pekin yönetimini daha itidalli olmaya, demokratik hak arayışlarına saygı göstermeye Doğu Türkistan’daki işgalci yerel Çin askeri güçlerinin aşırı ve orantısız güç kullanmalarına engel olmaya davet etmektedir. Çin’de ve Doğu Türkistan’da etnik katliama dönüşen devlet terörünün son bulmasını başta BM olmak üzere hür dünyadan ve Pekin yönetiminden talep etmektedir.
Bizler 2009 yılı Temmuz ayında bölgede yaşanan insani duruma gösterilen uluslararası hassasiyetin bir yıldır devam ede-gelen mahkeme aşamasında da sürdürülmesi halinde, yaşanan trajedinin daha da üzücü boyutlara ulaşmasının önüne geçeceği kanaatindeyiz. Nitekim Türk kamuoyunun ve siyasi parti liderlerinin sergiledikleri kararlı tavır ve onurlu duruş kardeşlerimize moral verdiği gibi, katliamın bir nebze de olsa yavaşlamasını sağlamış; belki de yüzlerce gencin keyfi şekilde idam edilmelerinin önüne geçmiştir. Ancak Çinin devlet terörünün tekrarlanmaması için başta BM olmak üzere AB, AGİT, İKÖ hatta ŞİÖ gibi uluslar arası kurumlar gerekli önlemleri almak üzere Pekin nezdinde girişimde bulunmalıdırlar.
Her geçen gün Doğu Türkistan sorununun tehlikeli bir aşamaya geldiğini ve Çin Hükümeti’nin de bölge halkının endişelerini azaltmak için girişimde bulunması gerektiğinden hareketle; 26 Haziran Shouguan’daki ve 5 Temmuz’da başlayan Urumçi’deki olaylarda göz-altına alınan, tutuklanan Doğu Türkistan gençlerinin şartsız serbest bırakılmalarını talep etmekte ve Shouguan’da olayların başlamasına sebep olanların ve katliama seyirci kalan Çinli yöneticilerin adalete teslim edilmeleri halinde bölgede 5 Temmuz ile ilgili olayların bir daha yaşanmayacağı kanaatini hür dünya kamuoyu ile paylaşırız.
Teşkilatlarımız bölgesel barış ortamını tehdit eden olayların durdurulması noktasında her türlü girişimde ve özveride bulunmaya açık olduğunu, gerekirse Ankara’nın veya BM ve Pekin’in güvencesinde bölgeye gidilebileceğini huzurunuzda beyan etmektedir. Bu vesileyle, Pekin yönetiminin 5 Temmuz Urumçi Olayları ile ilgili devam ettiği söylenen mahkeme ve duruşmaları konuk olarak izleme ve göz altında tutulanların insani ihtiyaçlarının tarafımızdan giderilmesi taleplerimizin kabul edilmesini iyi niyet girişimi olarak ilan edeceğimizi bildiririz.
Sözün özü; Doğu Türkistan’da “5 Temmuz” endişesi devam etmektedir. Doğu Türkistan’da yaşam mücadelesi veren 30 milyon Müslüman Türk geleceğinden endişe etmektedir… Pekin yönetimi ve özerk kukla hükümet bölgede keyfi olarak devlet terörü estirmektedir… Özellikle 1980’den sonra her on yılda bir kargaşa çıkartılarak bölgede “etnik soykırım” uygulanmaktadır… Tüm dünya bu gerçeği görmeli ve buna karşı önlem almalıdır.
05.07.2010
Seyit TÜMTÜRK
Dünya Uygur Kongresi
Genel Başkan Yardımcısı
05324026492

BARIN KATLİAMI
BASIN BİLDİRİSİ
05.Nisan 2010
05 Nisan 1990 yılı Ramazan ayının 17. günü Doğu Türkistan’ın tarihi şehri Kaşgar’a bağlı Aktuğ yöresinin BARIN kasabasında bir camiinin yerli Uygur halkı tarafından ibadet edilebilir hale getirmek için onarılmaya çalışılması esnasında buna izin vermeyen Çinli memurlar ile yerli halk arasında çıkan tartışmalara Çinli askerlerin müdahale ederek silâhsız ve savunmasız halkın üzerine ateş açmaları sonucu patlak veren olaylar neticesinde sivil halk ile Çin güvenlik güçleri arasında çatışma başlamış ve Çinli askerlerden elde edilen silâhlar ile mukavemet gösteren Doğu Türkistan halkı ile Çin askerleri arasındaki bu çatışma günlerce devam etmiştir.

Çin bu katliamı yaparken orantısız güç kullanarak kara ve havadan destekli askeri operasyon ile BARIN kasabasını yerle bir ederek haritadan silmiştir.
Çin’in Doğu Türkistan’ı resmen işgal ettiği 1949 yılından buyana Doğu Türkistan’da uygulamakta olduğu asimilasyon ve yok etme politikası yaptığı insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalan Birleşmiş Milletler ve bugün demokrasiden ve insan haklarından dem vuran ülkelerin sessiz ve duyarsız kalışından aldığı destekle Doğu Türkistan’ı ve Uygur halkını yok etmeye çalışmaktadır.

Daha birkaç ay önce henüz hafızalardan silinmeyen 5 Temmuz Urumçi katliamı var, Çin 5 Temmuz Urumçi olaylarını bastırmak,diğer bölgelere sıçramasını engellemek için yine orantısız güç kullanmış binlerce masum insanı katletmiş,On binlerce insanı suçsuz yere cezaevine atmış binlerce insan ise kayıp bu insanlar nerede kimse bilmiyor.

Hani neredesiniz? Birleşmiş Milletler, demokrasiden ve İnsan haklarından dem vuran ülkeler,İnsan hakları savunuculuğu yapan sivil toplum örgütleri sizlere sesleniyoruz. Neredesiniz? Doğu Türkistan’da yaşayan 35 milyon masum Uygur halkı insan değilmi?
En modern silahlarla savunmasız masum insanları katleden Çin, kimyasal silahta kullanmıştır.
İnsanca ve kendi topraklarında özgürce yaşamak istemekten başka arzuları olmayan bu insanlara karşı tam bir insanlık suçu işlenmiştir. Bu gün dünyanın birçok ülkesini göndereceği sefil ve yoksul sözde turistlerle kandıran ve barıştan, karşılıklı işbirliğinden ve Globalizim’den söz eden Çin, BARIN’daki bu katliam sırasında beşikte yatan 7 aylık bir Müslüman Türk çocuğuna 77 adet mermi sıkmıştır. Çinli ile dost olma sevdasına yakalanan ülkeler unutmamalıdırlar ki; sıkılan bu 77 adet merminin aldığı candan sorumludurlar. Mazlumun yanında olmayanlar zâlimlerle beraberdir.

Bize barbar diyenler, sözde soykırımdan bahsedenler, yapılanların Türk ve Müslüman’a yapılmış olmasına kulaklarını kapattılar gözlerini yumdular ama biz bunu yapmayalım unutmayalım.

Seyit TÜMTÜRK
Dünya Uygur Kurultayı
Başkan Yardımcısı

8 MART 2010
DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Bir gece kapısı kırılır evin. Üniformalı insanlar doluşur eve. Anlamadıkları bir dilde bağırır, çağırırlar. Evde ne kadar erkek varsa elleri bağlanır arkalarından ve alıp götürülür gecenin kör karanlığında.
Kadınlar kalır evde. Anne kalır, kızlar kalır ufacık, kız kardeşler kalır. Eşler kalır evde, çaresiz, küçük kızları ile. Ellerinden bir şey gelmez. Sarılır yavrularına kıvrılır bir köşeye. Tek yapabildiği şeyi yapar. Gözyaşı döker sabaha kadar ve dua eder Mevla’ya.
Bu ve bunun gibi olaylar her gece yaşanır Doğu Türkistan’da. Erkekler işkence görür ceza evlerinde, kimse sormaz, soramaz hallerini. Kadınlar ise evlerinde bir taraftan giden erkeklerine ağlar, eşlerine babalarına, oğullarına. Bir taraftan fakirliğin, çaresizliğin pençesi ile mücadele eder.
Yani gözyaşı demektir Doğu Türkistan’da kadın olmak. Hep beklemektir, doğacak güneş için dua etmektir. Acıların en büyüğünü yaşarken duyuramamaktır sesini. Feryatlarının kalın duvarlara çarpıp dönmesini izlemektir.
Bunlara rağmen asla ümitsizlik değildir. Mücadeledir, çalışmaktır ve umut etmektir gelecekten. Gururla durmaktır panzerlerin önünde, kol değnekleri ile. Milyarlara karşı durmaktır.
Dünya kadınlar gününde sesimizi duyurmak değil amacımız. Her gün artarak devam eden Doğu Türkistanlı kadınların feryatlarına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Zayıf olan insanoğlunun hafızasından 5 Temmuz 2009’ların silinmesini istemiyoruz. Henüz 9 ay önce Çin vahşetini bir kez daha gördü tüm dünya. Binlerce insan katledildi. Binlercesinin ise akıbetinden haber alınamıyor. Bunları hatırlatmak istiyoruz size. Tüm bunların en büyük acısını çeken kadınlar adına.
Bizlerde kadınız, anneyiz. Ve annelerimizin çektikleri acıları, Doğu Türkistan’da kadınların çekmekte oldukları acıları hissediyoruz tüm yüreğimizle. Bu gün, acılarını paylaşma günüdür. Bu gün hatırlamak günüdür 5 Temmuz’u. Bu gün yaşanmasın diye önlemler almak ve zulme karşı durmak günüdür. Bu gün haykırmak, merhamet değil adalet isteme günüdür.
Sizlerden isteğimiz, hatırlayın panzerlere karşı duran kadını, elinde kaybolan evladının resmi, feryat eden Doğu Türkistanlı kadını.
Seyit TÜMTÜRK
DOĞU TÜRKİSTAN
Kültür ve Dayanışma Derneği
Genel Başkanı

BASIN BİLDİRİSİ
05 ŞUBAT 2010

Ramazanın soğuk kış aylarına denk geldiği günleri hatırlayan kaç kişi vardır aranızda. Çok değil 13 yıl öncesidir. Gündüzün en kısa olduğu ancak soğuğun ilikleri dondurduğu Ocak Şubat aylarında geçirmiştik Ramazanı.

Belki çok azınız hatırlayacak o günleri, ancak Doğu Türkistanlılar asla unutmayacaktır. Aslında haberlere ve dünyada ki gelişmelere meraklı, bir o kadarda araştırmayı seven kişilerin hafızasının bir köşesinde yer almaktadır bu günün tarihi. Çin`in sessizce dünyanın gözlerinden gizleyerek uyguladığı soykırımın tarihe en acı şekilde yazıldığı günlerden bir gündür 5 Şubat 1997

Müslüman Uygur halkı bir Ramazanın daha sonuna gelmenin, kutlanacak Ramazan bayramının heyecanını yaşarken bir kara bulut gibi çökmüştür üstüne 5 Şubat. Şubat ayının buz kesen soğuğunda bir kızıl alev yakmıştır sineleri. Bir şehir sokaklara dökülmüş, yıllardır uygulanan zulme başkaldırmıştır. Gençler ellerinde sadece dövizler, pankartlar; dillerinde hak ve hürriyet naraları ile karşı durmuştur kızıl orduya. Bir destandır yazılan aslında Doğu Türkistan`da, Gulja`da. Yıllarca ezilmiş, katledilmiş halkın zalimlere karşı patlamasıdır.

Kadir gecesidir. Bin aydan hayırlı gecedir. Toplanmış Müslümanlar, dua etmektedir gelecek için, hayır için. Ancak, din ve vicdan özgürlüğü bilmez Çin güçleri vardır karşılarında. Dini afyon sayan bir yönetim, Doğu Türkistan halkını yok etmeyi amaç edinmiş bir yönetim tahammül edemez. Gulja şehrinde bir hanede toplanmış kadın ve çocuklar yasa dışı faaliyet gerekçesi ile göz altına alınırlar. Bu mübarek akşamda ve sabahında bunu duyan halk toplanır karakolun önünde. Din özgürlüğü isterler, dini tanımayanlardan. Tepki sert olunca, bir kıvılcım bekleyen bomba patlar. Tüm Gulja sokakları savaş alanına döner bir anda.

Ne var ki; planlı bir hareket değildir halkın başkaldırışı. Günahlarının ortaya dökülmesinden korkan Çin hükümeti çok sert tepki verir. Koca bir ordu gönderilir silahsız ve masum halkın üstüne. Sonuç şehit olan yüzlerce Doğu Türkistanlı genç, tutuklananlar ve kaybolanlar. Hürriyet için ne ilk nede son baş kaldırmadır bu. Doğu Türkistan halkı bağımsızlık için mücadele vermekte ve bundan sonrada bu amacı için canı pahasına mücadeleye devam etmekte kararlıdır. Bu olayda acı olan, yalnızlığıdır Doğu Türkistan’ın 1.5 milyarlık Çin`e karşı. O günlerde kimseler duymadı seslerini. Kadir gecesinde başlayan olaylar, Ramazan bayramında da devam etti. Sadece Gulja değil tüm Doğu Türkistan’da kutlanamadı o yıl Ramazan bayramı. Ancak gözlerini, kulaklarını, hafızalarını, düşüncelerini her şeyini kapattı dünya. Görmedi, bilmedi. Gördü de görmemezlikten geldi, duydu ama duymazlıktan geldi.

Daha birkaç ay öncesi 5 Temmuz 2009 Urumçi olayları Çin yine masum Doğu Türkistan halkına vahşice katliam yaptı. Binlerce masum insanı katletti on binlerce insan kayıp ve bir o kadar insan tutuklanarak hapsedildi. Gün geçmiyor ki Doğu Türkistan’da idamsız gün olsun, Bu katliamlara insanlar sessiz dünya duyarsız kalmaktadır.
Bu günde biz buradan tarih sayfalarına birer kara gün olarak yazılan 5 Şubatı ve 5 Temmuz’un unutulmamasını dünya milletlerine ve dünyaya bir kez daha hatırlatmak isteriz
Dünya üstünde bir kara delik gibi duran, herkesin bildiği ama itiraf etmediği Doğu Türkistan gerçeğini bir kez daha haykırıyoruz. Ogün bugün müdür diyoruz kendimize. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesinin yanlışlığı yüzlerce kez ispatlanmıştır. Bir değişiklik yapın ve sorunların üstünü örtmekle uğraşmaktansa, çözüm için çaba harcayın. Göreceksiniz ki o zaman her şey çok daha güzel olacak.

Seyit TÜMTÜRK
DÜNYA UYGUR KURULTAYI
BAŞKAN YARDIMCISI

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERLİĞİ’ NE
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ’ NE
ANKARA

BASIN BİLDİRİSİ
23.12.2009

Çin Yönetiminin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’ da, 5 Temmuz 2009 tarihinde binlerce masum Uygur Türk’ ünün ölümü ile sonuçlanan, Çin Yönetimi ile Han Çinlisi Milis Güçler tarafından Uygur Türklerine karşı yapılan saldırı ve katliamın ardından Kamboçya‘ ya sığınan 27 Uygur Türk’ ünün Çin Devletine teslim edildiği bilgisini almış bulunmaktayız.
Çin Yönetimi bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdiği katliamın akabinde, olayların sorumlusu ve işlenen insanlık suçlarının faili iken, suçunu örtbas etmek ve dikkat dağıtmak amacıyla binlerce Uygur Türk’ ünü tutuklamıştır. Halen binlerce Uygur Türkü hukuk ve insanlık dışı muamelelere maruz bırakılmaktadır. Geçtiğimiz günlerde ise tutuklanan birçok Uygur Türk’ ü yapılan yargılamalar neticesinde idama mahkum edilmişler ve insanlık dışı yöntemlerle kararlar infaz edilmiştir. Hukuk ve insanlık dışı uygulamaları kendisine yöntem seçmiş Halk Mahkemeleri adı verilen bu mahkemelerden önümüzdeki günlerde daha fazla idam kararı beklenmektedir
Kendi çıkardığı olayları bahane eden Çin Yönetimi, işgal altında bulunan Doğu Türkistan topraklarında 5 Temmuz 2009 tarihinden itibaren adeta bir sürek avı başlatmış bulunmakta ve hukuk dışı sebeplere dayanarak insanları tutuklamaya ve yargılamaya devam etmektedir.
İşgal altında bulunan Doğu Türkistan topraklarında can güvenliklerinin olmadığını düşünen bir çok Uygur Türk’ ü komşu ülkelere kaçmak suretiyle sığınma taleplerinde bulunmuşlardır. Geçtiğimiz günlerde Kamboçya Devleti’ ne sığınan 27 Uygur Türk’ ünün, 19 Aralık 2009 tarihi itibariyle Çin Yönetimine iade edildiği bilgisine ulaşmış bulunmaktayız. Bir gurup Uygur Türkü canlarını kurtarmak için vatanlarını terk ederek yaklaşık elli gün önce Çin sınırından Vietnam’ a, buradan daha sonra Kamboçya’ ya geçerek Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliğine siyasi sığınma talebinde bulunmuşlardır. Bunlar biri bebek, diğeri altı yaşında çocuk ve bir bayan olmak üzere toplam 27 kişiydiler. Çin Devlet Başkan Yardımcısı Xi Jinping’ in 14 Aralık 2009 tarihinde Kamboçya’ ya yaptığı ziyaretten sonra, Çin Yönetimi Kamboçya üzerinde yoğun bir baskı oluşturmuş,ve Çin Kamboçya’ya yaptığı 1 milyar 200 milyon dolarlık hibe karşılığında 27 Uygur Türkü uluslar arası hukuk ve insan hakları hiçe sayılmak suretiyle adeta birer köle olarak Çin’e satılmıştır. Yaşadığımız şu 21. yüzyılda daha hala ekonomisi güçlü devletler arasında insan hakları hiçe sayılarak insanlar pazarlanabilmektedir.
Bu kardeşlerimiz Çin’e teslim edildiği gün olan 19.Aralık 2009 günü Birleşmiş Milletlerin Kamboçya’ daki yetkilileri ile halen mülakatları devam etmekte idi. Mülakatları devam etmekte olan mültecilerin, durumları henüz net bir şekilde neticelenmeden alelacele Çin Yönetimine iade edilmeleri Birleşmiş Milletlerin ilgili anlaşmalarına aykırı ve hukuksuzdur. Bunun yanında Birleşmiş Milletlerin Mülteciler Komiserliğinin çalışmalarının meşruiyetine açıkça bir saldırıdır.
Çin‘e teslim edilen ikisi çocuk 27 Uygur Türkü’ nün kötü muameleye maruz bırakılmalarından, ağır cezalar almalarından veya idama mahküm olmalarından endişe duymaktayız. Birleşmiş Milletlerin bu konuda acil önlem almasını talep etmekteyiz. Amerikan Uygurları Birliği‘nin verdiği bilgiye göre, Kamboçya‘ya sığınan Uygur Türkleri, başkent Phnom Penh‘de bulunan Birleşmiş Milletler ofisine başvurup sığınma talep ettikleri halde, bir sonuç alamamışlardır. Çin‘in yakın zamanda 12 Uygur Türkü’ nü ölüm cezasına çarptırdığı bilinmektedir. Hukuk dışı uygulamalar ile kısa sürede alınan ve uygulanan idam kararları, uluslararası kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştır.
Kamboçya 1951‘de imza attığı Güneydoğu Asya Konvansiyonu’ na göre, sığınma talep eden mültecileri kaçtıkları ülkeye geri göndermemeyi taahhüt etmiş bir ülkedir. İnsan hakları gurupları, geri gönderildikleri ülkede yargılanma ihtimali olan mültecileri korumak için var olan bu konvansiyonun tam da Uygur Türkleri’nin durumuna uygun olduğunu belirtmektedir.
Uluslar arasında güvenliği ve dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulmuş Birleşmiş Milletler’ den bu insanlık dramına ACİLEN -Uluslar arası Hukuk Kuralları, Uluslar Arası Anlaşmalar ve Evrensel İnsan Hakları İlkeleri gözetilmek suretiyle görevi gereği müdahale etmesini söz konusu Mülteci Uygur Türkleri’ nin Birleşmiş Milletler korunmasına BİRAN ÖNCE alınması için Çin Yönetiminden talepte bulunulmasını ve bu konunun insanlığa yaraşır şekilde çözülmesi için gereken ne varsa hayata geçirilmesini talep etmekteyiz.
Seyit TÜMTÜRK
Dünya Uygur Kongresi
Genel Başkan Yardımcısı
İrtibat Telefon 05324026492

YORUMA KAPALIDIR