TBMM HEYETİNE, ERMENİ TASARISI KONUSUNDA, ‘BİZ KARDEŞİZ. SİZE DESTEĞE …..

rabia2TBMM HEYETİNE, ERMENİ TASARISI KONUSUNDA, ‘BİZ KARDEŞİZ. SİZE DESTEĞE HAZIRIM’DİYEN MÜSLÜMAN MİLLETVEKİLİ ELLİSON, OYLAMADA ÇARK ETTİ. AZERİLERİN OLMADIĞI SALONDA DESTEK UYGUR TÜRKLERİNDEN GELDİ

ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARINA İLİŞKİN TASARININ KABUL EDİLDİĞİ OYLAMADA TÜRKİYE’Yİ VE ABD’DE YAŞAYAN TÜRKLERİ EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATAN KİŞİ KOMİTE’NİN TEK MÜSLÜMAN ÜYESİ MİNNESOTA MİLLETVEKİLİ KEİTH ELLİSON OLDU.

Tasarının reddedilmesi için aylardır kampanya yürüten Türk-Amerikan Dernekleri Kurulu (ATAA) Başkanı Günay Evinç, oylama günüyle ilgili şunları anlattı:
KRİTİK OY ELLISON’A AİTTİ

‘Komite Başkanı Howard Berman Kaliforniya’lı olduğu için Ermeniler için çaba göstereceği belliydi. Şaşırmadık. Yaptığımız hesaplarda herkesin nasıl oy kullanacağı aşağı yukarı belliydi ve oylamanın bıçak sırtı geçeceğini biliyorduk.
Kritik oy Ellison’a aitti. O nedenle üç hafta önce onun seçim bölgesi olan Minneapolis’e giderek oradaki Türklerle kampanya yürüttük.
Ellison’un oradaki temsilcisi bize’destek’ sözü verdi. Bununla da yetinmedik. Minnesota’daki seçmenler arasında önemli yeri olan Somalilileri devreye soktuk.
Oradaki yüz bin Somalili’nin temsilcisi hem oylama öncesinde hem de oylama günü kendisini arayarak tasarıya karşı çıkmasını istedi. Ona da ‘tamam’ yanıtını verdi.’
MERCAN’LA KUCAKLAŞTI
Evinç sözlerine şöyle devam etti: ‘Oylamadan bir gün önce de Türkiye heyetine söz verdi. TBMM Dış İşleri Komisyonu Başkanı Murat Mercan başkanlığındaki Türk heyeti Ellison ile bir araya geldi.
Onlarla samimi biçimde kucaklaşmış. ‘Türkiye’nin laik, demokratik bir Müslüman ülke olarak dünyaya örnek olduğunu’ söylemiş. ‘Biz kardeşiz. Size desteğe hazırım’ demiş. Mercan ve heyettekiler toplantıdan ‘Bu iş tamam’ diye çıktılar.
Oylama günü şok geçirdik. Konuşmalar sırasında söz alarak insan haklarına saygısı nedeniyle soykırım iddialarını destekler ifadeler kullandı. Salondan ayrıldı. Belki de niyeti oy kullanmadan açıklama ile geçiştirmekti. Ancak Berman gidip buldu onu. Gelip ‘evet’ oyu verir vermez ortadan kayboldu.’
AZERİLER YOKTU, UYGUR SÜRPRİZİSevinç, ‘Normalde bizim her türlü törenimizde ve mücadelemizde Azeri dostlarımız yanımızda olurdu. Bu kez gelmediler. Onların yerini Kırımlılar, Türkmenistanlılar ve Uygur Türkleri doldurdu’ dedi.
Azerilerin Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşmaya tepki olarak fazla lobi faaliyeti yapmadıkları ve oylamaya da gelmedikleri ileri sürüldü. Azeri derneklerinin arasında Türkiye ile dayanışma konusunda büyük bir çatlak yaşandığı bildirildi.
ABD’deki Azerilerin önde gelen isimlerinden Tomris Azeri iddiaların doğru olmadığını belirterek ‘Salonda yoktuk. Ama biz de tüm gün Kongre üyelerini tasarıya hayır oyu vermeleri için aramakla geçirdik’ dedi.
Salonda Türk derneklerine Kırım, Türkmenistan ve Uygur Türkleri destek
verdi. Uygur Türklerinin, Türkiye’ye girişi yasaklı Rabia Kader’in başkanlığını yaptığı Dünya Uygur Türkleri Derneği’nden oldukları öğrenildi.
Türkiye baskıyla karar almaz
Ankara, ABD’de kabul edilen Ermeni tasarısına çok sert tepki gösterirken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermenistan’a, ‘normalleşme süreci riske girdi’ uyarısı yaptı.
‘Türkiye’nin baskıyla karar almayacağını belirten Davutoğlu, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın istişareler için Türkiye’de olacağını ve istişarelerin uzun sürebileceğini ifade etti. Davutoğlu, ‘Türkiye Afganistan’dan asker çeker mi ya da İncirlik’in kullanımı kısıtlanır mı?’ sorusuna da ‘hayır’ yanıtını vermeyerek, ‘ABD’ye tüm seçenekler masada’ mesajı verdi.
Davutoğlu, bu tedbirlerin aşamalı olarak ele alınacağını kaydederek, kısa vadede bu tip adımlar beklenmemesi gerektiğinin sinyalini verdi. Komite’deki oylamayı, ‘gayri ciddi ve komik’ diye yorumlayan Davutoğlu, ‘Danışman bir temsilciler meclisi üyesine yes değil de no diye fısıldamış olsaydı bu oylama farklı çıkacaktı. Tarih bu kadar gayrıciddiye alınabilir mi?’ dedi.

WASHINGTON YETERLİ ÇABA GÖSTERMEDİ

Washington yönetimini, ‘yeterince çaba sarf etmedi’ diye eleştiren Davutoğlu, ABD Başkanı Barack Obama’yı da 24 Nisan’da yapacağı konuşma konusunda uyardı.
‘Konudan habersiz ABD’li parlamenterlerin oylarıyla tarihimizin yargılanmasına kesinlikle izin vermeyiz. Biz Ermenistan ilişkileri normalleştirmeye hazırız’ diyen Davutoğlu, Hem Ermenistan’a hem de uluslararası topluma, ‘Ermeni-Azeri barışı istenmiyorsa bilelim’ diye seslendi.

24 NİSAN’A KADAR ADIM YOK

Dışişleri Bakanlığı’nda şu görüşler ortaya çıktı:
ABD yönetimi tasarının engellenmesi için oldukça geç devreye girdi. Protokollerin onaylanması için Ankara’ya mesaj vermek istediler.
24 Nisan’dan önce protokollere TBMM’de kesinlikle dokunulmayacak.
ABD’ye yönelik rahatsızlık ikili ilişkilerde hissetirilecek. İran, Irak ve Afganistan gibi çok taraflı konular şantaj malzemesi yapılmayacak.
Tasarı geçerse tazminat- toprak talebi gelir.
Protokollerin onay sürecinin ilerleyebilmesi için Ermenistan, ABD ya da İsviçre’nin Türkiye’ye yazılı güvence vermesi gerekir.
Obama’nın ’soykırım’ kelimesini kullanmaması için de çaba gösterilecek. Başbakan Erdoğan nisanda Washington’a yapacağı ziyarette hem tasarı aleyhine hem de Obama’nın açıklamasını etkileme yönünde temaslarda bulunacak.
Son ziyaretinde Musevi lobisi ile görüşmeyen Erdoğan, ABD’de lobi ile görüşecek.

Obama’nın zor sınavı

Ermenİ tasarıyla ilgili karar, dış basında geniş yankı buldu. Kararın Irak ve Afganistan konularında Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyan Başkan Barack Obama’yı zor durumda bıraktığına dikkat çeken yabancı basın, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin olumsuz etkilenebileceğinin altını çizdi.

Guardiian

Gazetenin ünlü yazarı Stephen Kinzer, Türkiye’nin Ortadoğu bölgesinde oynadığı yumuşatıcı role dikkat çekti. Kinzer, Kongre’nin 1915 olaylarının soykırım olup olmadığını karar verecek kapasite ve ahlaki yetkinlikte olmadığını belirtti.

The Times

Türkiye’yi eleştirerek, ‘Rusya da soykırımı kabul ediyor. Ancak Türkiye, enerji tedarikçisine, ABD’ye gösterdiği tepkiyi göstermiyor’ diye yazdı.

Financial Times

‘Oylama sonucu, Obama’nın Türkiye stratejisine zarar veriyor’ başlıklı haberinde, Obama’nın geçen yıl Ankara ve İstanbul’u ziyaret ettiğinde, ilişkileri ‘model ortaklık’ olarak tanımladığını anımsattı. Obama’nın bu ortaklığı güçlendirme teklifi de büyük bir sınavla karşı karşıya’ denildi.’
ABD’den Ankara’ya tokat
Kapİtal, ‘ABD’den Ankara’ya Tokat’ başlığını kullanırken, sonrası tartışılıyor dedi.
Iravunk, soykırım tasarısının kabulünü ‘Asıl şimdi ne olacağı önemli’ başlığı ile verirken, Başbakan Erdoğan yeniçeri kıyafeti ile resmedildi. Sarkisyan’ın Halkçı Partisi ve muhalefetteki Daşnaksütyun Partisi’nden iki milletvekili de Türk tarafına top atışı yaparken görülüyor.

akşam

MEHMET RIZA BEKİN PAŞAYI ANDIK.

paşa17 Şubat 2010 da aramızdan ayrılan M.Rıza BEKİN paşayı andık.
Kısa süre önce aramızdan ayrılan yıllarını Doğu Türkistan davasına adayan Doğu Türkistan davasının tanıtılmasında bir çok alanda hizmetleri olan değerli büyüğümüz Doğu Türkistan vakfı başkanı Dünya Uygur Kurultayı onursal başkanı M.Rıza Bekin paşa okunan Kuran’ı Kerim Hatimleri yapılan dualar ile anıldı.

M.Rıza Bekin paşayı Kayseri’de yaşamakta olan hemşerilerimiz ve Türkistan Kuran Kursu öğrencilerinin yapmış oldukları Kuran’ı Kerim hatmi ve duası Rahmetli M.Rıza Bekin Paşanın ruhuna tevdii edildi.
M.Rıza paşayı Doğu Türkistan ve Uygur halkı hiçbir zaman unutmayacak daima kalplerinde yaşatacaklardır.
Merhum M.Rıza Bekin paşaya Doğu Türkistanlılar adına Doğu Türkistan kültür ve dayanışma derneği genel merkezi olarak minnet ve şükranla anıyor Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz.
Ruhu Şad ,Mekanı Cennet Olsun.

DÜNYA UYGUR KURULTAYI TOPLANTISI SONA ERDİ.

111 26 Şubat 2010 da Almanya’nın Münih kentinde yapılan Dünya Uygur Kurultayı’nın genişletilmiş daimi komite toplantısı 02 Mart 2010 sona erdi.
Doğu Türkistan’da 05 Temmuz 2009 da meydana gelen Urumçi olaylarından sonra zaman zaman Kurultay daimi üyeleri tele Konferans sistemi ile istişare toplantıları yapmış olsa da bu yapılan toplantı ile 5 Temmuz olaylarından sonra aradan geçen sekiz ay gibi süre zarfında Doğu Türkistan’daki ve uluslar arasındaki durumunu değerlendirmek amacı ile Dünya Uygur Kurultayı’na üye teşkilatlarının başkanları ve Dünya Uygur Kurultayı daimi komite üyeleri 26 Şubat 2010 da Almanya’nın Münih kentinde bir araya geldi.

Üç gün süren toplantıda 5 Temmuz Urumçi olaylarından sonra uluslar arasında gelişen olaylar son olarak Urumçi olaylarından sonra Doğu Türkistan’dan kaçarak Vietnam üzerinden Kamboçya’ya geçerek bu ülkeye sığınan ve Kamboçya’daki Birleşmiş Milletler mülteciler yüksek komiserliğinin Kamboçya’daki temsilciliğine yaptıkları sığınma başvuruları incelendiği sırada Kamboçya hükümeti tarafından Çin hükümetine teslim edilen 22 Uygur kardeşimizin teslim edilmesinden sonra uluslar arasında gelişen olaylar enine boyuna masaya yatırıldı.

Önemli kararların alındığı toplantıda kısa ve orta vadede Doğu Türkistan davasının uluslar arası arenadaki gündemi seyrinde yapılacak faaliyetler ele alındı.
02 Mart 2010 günü toplantının sona ermesiyle birlikte dilek ve temennilerden sonra Dünya Uygur Kurultayı daimi Komite üyeleri ve toplantıya misafir sıfatı ile katılan davetliler geldikleri ülkelere döndüler.

gökbayrak

duq echilish5

İSTANBUL’DA BİR İLK GERÇEKLEŞTİ

Türk dünyasının nabzı İstanbul’da attı.
Evet İstanbul’da bir İlk gerçekleşti, ve Türk Dünyasından sorumlu devlet bakanı sayın Faruk Çelik’in organizasyonu ile Türk Dünyasını bir araya getirerek bir ilki gerçekleştirdi.
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti devlet bakanlığı dünyanın çeşitli coğrafyasında bulunan örfleri, kültürleri,gelenekleri,dini,hatta çoğunun dilleri bir olan kardeş,kandaş,ve aynı soydan olan Türk dünyasının gerek Türkiye sınırları içinde yaşayan, gerek bulundukları coğrafyalardan davet ettiği temsilcilerini bir araya getirerek düşmana korku,dosta güven verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümeti olarak Türk Dünyası temsilcilerini bir araya getirerek gerçekleştirdiği bu organizasyon ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyük devlet olduğunu bu kez dünya görmüş oldu.
Dünyanın değişik coğrafyasındaki emperyalist devletlerin işgalindeki Türk dünyasındaki soydaşlarımızın güvendiği tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Türk dünyasının yıllardır özlem ve hasretle duymak istediği ve görmek istediği Türk Dünyasına ağabeylik misyonunu soydaşlarını bir araya toplayarak üzerine düşeni yaparak kanıtlamıştır.
Türk Dünyasında yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti devletine olan güvenlerini hiçbir zaman yitirmeden sabırla bekleyen soydaşlarımıza bu toplantı büyük ümit kaynağı olmuştur.
recep we seyit

Bu büyük buluşmaya iştirak eden Başbakan sayın R.Tayyip Erdoğan,Dışişleri bakanı sayın Ahmet Davutoğlu,Devlet bakanı sayın Egemen Bağış,Devlet eski bakanı sayın Kürşad Tüzmen,Devlet bakanı sayın Faruk Çelik,KKTC.Dışişleri bakanı sayın Hüseyin Özgürgün,Azerbaycan Devlet bakanı sayın Nazım İbrahim,Makedonya devlet bakanı sayın Hadi Nazır,Kırım Tatar milli meclis başkanı sayın Mustafa Cemiloğlu,Belçika parlamento üyesi sayın Mahinur Özdemir Türk Ocakları genel başkanı sayın Nuri Gürgür Dünya Uygur Kurultayı başkan yardımcısı ve Doğu Türkistan kültür ve dayanışma derneği genel başkanı sayın Seyit Tümtürk ve burada isimlerini zikredemediğimiz Uygur,Kazak,Özbek,Tatar, Kırım,Türkmen,Azeri,soydaşlarımızın Türkiye’de ve yurt dışından gelen dernek vakıf başkanları yöneticilerinin yanı sıra sivil toplum örgüt temsilcilerinin davet edildiği toplantıya Türkiye’de ve Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Doğu Türkistanlıları temsilen katılan Dünya Uygur Kurultayı Başkan yardımcısı sayın Seyit Tümtürk ve beraberindeki heyet Doğu Türkistan halkı adına toplantıya katıldı.Toplantının açılış konuşmasını Türk Ocakları Genel başkanı sayın Nuri Gürgür yaptı.Toplantının mahiyeti ve önemi hakkında yapılan protokol konuşmalarından sonra kürsüye davet edilen Başbakan sayın R.Tayyip Erdoğan bu buluşmaya katılan misafirleri selamladıktan sonra buradan sizleri selamlarken bugün zulüm altında olan Doğu Türkistan’a Urumçi’ye Kırıma,Kafkasya’ya,Asya’dan;Balkanlara,her nerede olursa olsun Türk soydaş ve akrabalarımıza sonsuz sevgi ve hürmetlerimi gönder saygıyla selamlıyorum,diye konuşmasına devam eden sayın Erdoğan zulüm ve şiddet her nerede hangi coğrafya’da kime yapılırsa yapılsın biz mazlumun yanında zalimin karşısındayız,nerede bir kardeşimiz soydaşımız acı çekiyorsa aynı acıyı bizlerde içimizde hissediyor üzülüyoruz,yıllardır özlem ve hasret ile beklediğimiz bu buluşma bugün gerçekleşti ve bu büyük buluşmadan sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum bu buluşma ilk oldu ama son olmayacaktır.Bugün burada toplandık gelecek yıllarda da buluşmaya devam edeceğiz diyerek sözlerine son veren Başbakan sayın R.Tayyip Erdoğan’a Türk Dünyası ve özellikle Doğu Türkistan davasına gösterdiği ilgi alaka ve hizmetlerinden dolayı toplantının anısına Doğu Türkistanlılar adına Dünya Uygur Kurultayı Başkan yardımcısı Seyit Tümtürk tarafından Uygur milli giysisi TON ve BADAM DOPPA takdim ederek Türk Dünyası ve Doğu Türkistan adına teşekkür etti.

ABD mahkemesi Uygurlar’ın itirazını reddetti

Guantanamo’da yedi yıldır suçsuz oldukları bilindiği halde tutulan Uygurlar hapiste kalmaya devam edecek

ABD Yüksek Mahkemesi, yargıçların kendilerini kabul edecek başka bir ülke bulunmadığı takdirde Guantanamo’da tutulanların Amerika’da yaşamaları için hükümete baskı yapmaları konusunda hükümde bulunmayı reddetti.
Mahkeme, yedi yıldır Küba’daki Guantanamo Körfezinde bulunan ABD askeri cezaevinde tutulan Uygurlar’ın itirazını, “en az bir ülkeden yerleşmeleri için teklif aldıkları” gerekçesiyle reddetti.
Yüksek Mahkeme davanın “yeni gelişmeler ışığında” yeniden görülmesi için bir alt mahkemeye gönderdi.
Yedi yıldır suçsuzlukları ispatlandığı halde Guantanamo’da bulunan yedi Uygur Türkü, yargıçların ABD hükümetine tutukluları serbest bırakma olmadığına hükmedildiği için hapiste kalmaya devam edecek.

Yüksek Mahkeme yargıç Pazartesi günü alt mahkemenin yeniden gerektiğini durumda incelemek söyledi.
Geçen yıl, Obama yönetimi bu Uygurlar’ın ABD’de yaşaması için imkan sağlanması yolunda bir planı gündeme getirmiş, ancak Kongre’nin güçlü üyeleri bu transfere karşı sert tepki verince plan geri çekilmişti.
İsviçre iki mahpusu kabul edeceğini açıklarken, Palau bir Uygur’u ve ismi açıklanmayan bir başka devlet diğerlerlerini alacağını söyledi.
İki Uygur kardeşin de bulunduğu yedi kişi Çin’in farklı ülkelere baskısı nedeniyle yeni bir ülkeye gönderilme konusunda sıkıntılar yaşıyor.
Kardeşlerin farklı ülkeler tarafından kabul edilmesi, ancak onların ayrılmayı reddetmesi de durumu daha da zor hale getiriyor.
Bütün bu ‘bürokratik tartışmalar’ içinde, yedi Uygur suçsuz yere askeri hapishanede yaşamaya devam ediyor.

Dünya Bülteni/Haber Merkezi guant

Türkistan’a Çin Mührü

alaaddinÇin Devlet Başkanı Hu Cintao’nun 11-14 Aralık tarihlerindeki Kazakistan ve Türkmenistan ziyaretleri ile imzalanan anlaşmalar bütün Türkistan cumhuriyetlerini etkilemiştir

Çin Devlet Başkanı Hu Cintao’nun 11-14 Aralık tarihlerindeki Kazakistan ve Türkmenistan ziyaretleri ile imzalanan anlaşmalar bütün Türkistan cumhuriyetlerini etkilemiştir. Bunun aynı zamanda Doğu Türkistan’daki Çin yönetimini güçlendirme stratejisi boyutu vardır. Türkmenistan’dan itibaren 7.000 kilometrelik doğalgaz boru hattı sözleşmesi ile Kazakistan’dan petrol boru hattı, “Türkistan’a Çin mührü” olarak görebileceğimiz uzun vadeli, ekonomik olmaktan çok jeopolitik öneme haiz projelerdir. Dünyayı saran ekonomik krizin henüz nereye varacağı belli değilken Çin’in bir çırpıda bu projeler için 7.5 milyar doları adeta saçıp savurarak yaptığı anlaşmalar, aynı zamanda Rusya, ABD, AB ile diğer küresel ve bölgesel aktörlere önemli mesajlar vermektedir.
Uluslararası İlişkiler’de gerçekçi politika, gücü esas alan -ki bu günümüzde önemli ölçüde ekonomiktir- tercihlerdir. Devlet atacağı her adımda, ideolojik, dinsel veya tarihsel gerekçelerden çok maddi çıkarlarını dikkate alır. Hayali yatırımlardan kaçınır, mutlak düşmanlık diye bir gündemi olmadığı gibi körü körüne dostluk da bu tür bir dış politikada yer bulamaz. Diğer devletler üzerinde tahakküm kurma politikası genellikle masraflı bir strateji olduğundan öncelikle elde edilecek gelire bakılır. Sadece hedef devletleri etkisi altında tutma politikası ile uzun vadede ekonomik veya siyasi kazanç hesapları karıştığından, belli bir tercihin realist mi idealist mi olduğuna karar vermek zorlaşabilir. Uygulamada birçok ülkenin dış politikaları için bu analiz zorluğu yaşanmaktadır. Yakın dönemde geniş kabul gören İnşacı yaklaşım ise, dış politikayı idealizm-realizm koridorlarından çıkararak o ülkenin tarihi, bölgesel, etnik gerçekleri merceğinden ele alır.
Çin’in yıllardan beri zaman zaman dillendirerek zemin yokladığı Türkistan projelerinin ilk bakışta reelpolitik anlamı ağır basabilir. Bununla beraber, uzun vadede Çin’in enerji ihtiyaçları dikkate alınsa dahi bu mesafedeki dağları ve çölleri aşan bir yatırım, sözkonusu ülkelerin rezervleri de dikkate alındığında pek de gerçekçi görünmemektedir. Bununla beraber, Şanghay İşbirliği Örgütü zemininde bir araya gelinen Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan yanında şimdi Türkmenistan ile de ekonomik bir zincir kurulmaktadır. Türkmenistan’ın şimdiye kadar tek doğalgaz müşterisi Rusya ve İran olup, bu durum pazarlık gücünü zayıflatmaktaydı. Nabucco projesi ise gerçekleşme sürecine girmesine karşın tereddütler devam etmektedir. Çin Devlet Başkanı’nın Özbekistan ve Kazakistan cumhurbaşkanları ile temelini attığı boru hattı, Türkmenistan’ın doğalgazdaki pazarlık gücünü artırdığı düşünülebilir. Aynı durum Kazakistan petrolleri için de sözkonusu.
Türkistan üzerindeki Çin-Rusya rekabeti Çarlık dönemine kadar uzanmaktadır. 1880’lerde Doğu Türkistan ile ilgili rekabet, burada bağımsız Kaşgar devletinin kurulmasıyla işbirliğine dönüşmüş, yaklaşık 15 yıllık Kaşgar devleti daha fazla güçlenmeden Rusya, Çin ve İngiliz ortak plan ve hareketi ile yok edilmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsız Türk cumhuriyetleri Moskova açısından geçici bir durum olarak görülmekteydi. Özellikle Putin’in bölgeyi yeniden kontrol altına alma yönündeki başta askeri olmak üzere gerçekleştirdiği açılımlar bunu ortaya koymuştur. Uzun vadede Rusya’nın bölgedeki en önemli rakibinin Çin olduğu kabul edilir. Bununla beraber, bölgeyi zabturapt altına alma konusunda Çin’e şiddetle ihtiyacı olduğunu da Rus stratejistler her fırsatta dile getirirler. Bu durumda bölgede kontrol dışı gelişmelerdense dev komşu ile ortak kontrol, daha gerçekçi görülmektedir. Zira Türk cumhuriyetlerinin Moskova’ya karşı siyasi ve askeri tercihleri, Rusya Federasyonu’nun geleceği açısından da tehlike arzedebilecektir.
Çin Devlet Başkanı’nın tam da Türkistan çıkarması günlerinde diğer önemli bir gelişmeye şahit oluyoruz. Temmuz ayında Doğu Türkistan’da yaşanan kanlı olaylardan sonra aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 27 Uygur Türkü canlarını kurtarmak için Vietman üzerinden Kamboçya’ya geçerek BM Mülteciler Komiserliği yetkililerinden siyasi sığınma talebinde bulunmuştu. Çinli yöneticiler, bunların canlarını kurtarmak için ülke dışına çıkmış olmalarını, “problemli kişilerden kurtuluş” değil de, bölge üzerindeki gücü için bir vesile telakki etmiştir. İade edildiğinde idamları kesin olan bu kişilerin Uluslararası Hukuk gereği iltica talepleri kabul edilmesi gerekmekte olup, teslim edilmeleri suç teşkil etmektedir. Ancak burada güç ve siyaset, birçok örnekte olduğu gibi hukukun önündedir. Bizzat Devlet Başkanı yardımcısı Xi Jinping Kamboçya’ya giderek bu mültecilerin Çin’e iadesi sağladı. Benzer durumdaki mesela Tibetli Budistlere, başta ABD olmak üzere “Özgürlükçü ve İnsan Haklarına saygılı” ülkelerin ilgisi bu gelişmelerde pek görülmedi.
Rusya, 1870’lerde Türkistan işgalini tamamladıktan sonra bölgeyi demir ağlarla örmüş ve buraya çok daha güçlü ve etkili bir şekilde Rus mührünü vurmuştur. Başta pamuk olmak üzere bölge ekonomisi Rusya’nın can damarı haline gelirken, Rusyasız bir Türkistan tahayyülü de gittikçe daha da zorlaşıyordu. Bununla beraber, I. Dünya Savaşı ve sonrası gelişmeler Türklere bir fırsat verir gibi oldu, ancak Ruslar, Sovyetler Birliği halinde daha güçlü olarak bölgeye döndü. SSCB’nin dağılması sonrası belirsizlik sürdüğü halde Sovyet veya Çarlık tahakkümünün geri dönüşü beklenmemektedir. Bu sonuçta Rus yönetiminin baskıcı ve zalimane politikalarının büyük etkisi vardır.
Çin’in, Türkmenistan ve Kazakistan ile kurduğu ilişkilerden sonra uzun vadede de olsa bölgede siyasi tahakküm kurması beklenmemektedir. Ekonomik emperyalizm inşası ayrı bir konudur. Bununla beraber, bu gelişmelerin, Doğu Türkistan’ı daha fazla “Çinlileştirmesi” için çok sebep bulunmaktadır. Boru hatları Doğu Türkistan üzerinden Çin’e girerken, bu bölge “yeni ülke” veya “kenar eyalet” olmaktan çok Çin’in Batı’ya açılan yolları, hatları ve kapıları haline gelecektir.

Prof.Dr.A.Yalçınkaya

http://samsunhaberportal.com/haber_detay.asp?bolum=17801&uyeid=58

TÜRK DÜNYASI İSTANBUL’DA BULUŞTU

27.02.2010 da Türk Dünyasından sorumlu Devlet Bakanı sayın Faruk Çelik’in organizasyonu ile Türk Dünyası İstanbul’da bir araya geldi.
İstanbul Cevahir Otel toplantı salonun da “Türk Soydaş ve Akraba Toplulukları Buluşması” adında yemekli toplantı gerçekleşti.
“Nerde Bir Türk Kardeş Topluluğu Varsa Biz Oradayız” Sloganıyla açılan toplantıya başta Başbakanımız sayın R.Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı sayın Ahmet Davutoğlu,Devlet Bakanı sayın Faruk Çelik, Devlet Bakanı sayın Egemen Bağış,Devlet eski Bakanı sayın Kürşad Tüzmen, KKTC.Dışişleri Bakanı sayın Hüseyin Özgürgün,Azerbaycan Devlet Bakanı sayın Nazım İbrahim,Makedonya Devlet Bakanı sayın Hadi Nazır,Belçika Parlementosundan Mahinur Özdemir,Kırım Tatar Milli meclis Başkanı sayın Mustafa Cemiloğlu,Türk Ocakları Genel Başkanı sayın Nuri Gürgür, soydaş topluluklarımızdan Uygur,Özbek Kazak,Tatar,Azeri,ve Kırgızların temsilcileri katıldı.
Toplantıya Türkiye dışından ve Türkiye’de bulunan Türk Soydaşlarımızın dernek,vakıf,ve sivil toplum örgüt temsilcileri katıldı.
başbakan

Toplantının açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Genel Başkanı sayın Nuri Gürgür’den sonra sırayla kürsüye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dışişleri bakanı sayın Hüseyin Özgürgün,Devlet Bakanı sayın Faruk Çelik,Kırım Tatar milli meclis başkanı sayın Mustafa Cemiloğlu günün anlamı ve önemi hakkında kısa birer konuşma yaptılar.
Bu konuşmalardan sonra kürsüye davet edilen Başbakan sayın R.Tayyip Erdoğan konuşmasına başlarken davetlilere hitaben öncelikle bu davete icabet eden bütün kardeşlerimi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Türkiye’ye İstanbul’a hoş geldiniz..

Erdogangha-Siyit-Tumturk-chimen-doppa-we-ton-hediye-qilmaqta-305 Sizleri burada bütün soydaş, kardeş, kandaş olarak bir arada görmekten büyük zevk aldım ve heyecan içindeyim sizleri bir arada misafir olarak ağırlamaktan çok büyük haz almaktayım, diye sözlerine devam eden sayın Erdoğan bir araya geldiğimiz bu büyük buluşma aslında yıllardır özlemini çektiğimiz fakat hasretle beklediğimiz ilk buluşma oldu, bu büyük buluşma ilk oldu ama son olmayacak bundan sonrada daha da büyüyerek her yıl yapılacaktır,diye sözlerine devam eden Sayın Erdoğan Türkiye’den İstanbul’dan Urumçi’deki,Semerkant’daki,Buhara’daki,Almaata’daki,Bişkek’deki,Taşkent’deki,Bakü’deki,Aşkabat’daki,Kafkasya’daki,Saraybosna’daki,Karabağ’daki,Mezarışerif’deki,bütün Asya’daki ve balkanlarda bulunan kardeşlerime selam ediyorum, buradan sizlerin aracılığınızla kucak dolusu selamlar.

Bizler,sizler dünyanın dünya’nın çeşitli coğrafyalarında olabiliriz fakat bir ailede sofra başında oturan aile fertleri gibiyiz,bir ulu çınarın gövdesi ve onun dalları gibiyiz,Asya’nın en ücra bir yerinde bir kardeşimizin bir soydaşımızın acısı bizim acımızdır,sevinci bizim sevincimizdir,üzüntüsünü içimizde hisseder üzülürüz. Örf ,adet gelenek,kültür,ve tarihimiz bir ve biz geçmişimizle ecdadımız la gurur duyarak yaşayan bir milletiz,Bu ecdadın evlatları ve torunlarıyız diyerek sözlerini bitirmesinden sonra Doğu Türkistanlıları ve derneğimizi temsilen Dünya Uygur Kurultayı başkan yardımcısı ve Doğu Türkistan Kültür ve dayanışma derneği genel başkanı sayın Seyit Tümtürk bu toplantının anısına Başbakan sayın R.Tayyip Erdoğan’a Doğu Türkistan’ın milli giysisi altın sim işleme TON ve BADAM doppa takdim etti.

Gökbayrak

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİNDEN DERNEĞİMİZE ZİYARET.

BBP27.02.2010 tarihinde Büyük Birlik Partisi Kayseri İl teşkilatları olarak derneğimize Taziye ziyaretinde bulundular.
Doğu Türkistan davasına büyük hizmet veren ve yıllarını Türk silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde başarılı bir asker ve komutan olarak tamamlayan devletin bazı kademelerinde de görev yapan yine emekli olduktan sonra boş durmayarak kendisini Doğu Türkistan davasına adayarak Doğu Türkistan vakfında 20 yıl gibi bir süre Doğu Türkistan davasına hizmet eden Doğu Türkistan vakfı Başkanı Em.Tuğ. M.Rıza BEKİN paşanın vefatı münasebeti ile derneğimizi ziyaret ettiler.

Büyük Birlik Partisi Kayseri il Başkanı sayın Gülbey İBİŞ,Kocasinan ve Melikgazi ilçe başkanlarından oluşan bir heyet ve Büyük Birlik Partisi gençlik kollarından kalabalık bir gurupla derneğimize taziye ziyaretine geldiler.

Kuranı Kerim okunarak dua edildikten sonra baş sağlığı dileklerinde bulunan Büyük Birlik Partisi İl Başkanı sayın İBİŞ davanız davamızdır,aramızdan ayrılan rahmetlinin acısı acımızdır diyerek duygularını ifade etti.Sıcak ve samimi bir ortamda geçen ziyarette Doğu Türkistan’ın bugünkü durumu hakkında da ziyaretçilere geniş bilgi verildi.

Gökbayrak

DÜNYA UYGUR KURULTAYI MÜNİHTE TOPLANDI.

Dünya Uygur Kurultayının genişletilmiş daimi üyelerinin olağanüstü toplantısı Almanya’nın Münih şehrinde başladı.26.02.2010 günü başlayarak 02.03.2010 gününe kadar sürecek olan toplantıya dünyanın çeşitli ülkelerinde bulunan DUK daimi üyeleri bir araya geldi.
5 Temmuz 2009 Urumçi olaylarından sonra Doğu Türkistan içindeki Müslüman Türk halkı işgale uğradığı günden bu yana yaşaya geldiği baskı ve zulme karşı yaptığı bu ayaklanma ile Çin’e karşı dik duruşunu bir kez daha dünya’ya gösterdi. Çin, 5 Temmuz Urumçi olaylarını bahane ederek kanlı bir şekilde adeta soykırım yaparak Dünyanın gözü önünde Uygur halkını yok etmeye çalıştı, ve halende devam etmektedir.

Urumçi olaylarını bahane ederek gözaltına aldığı masum Uygur gençlerini yine adil olmayan sözde halk mahkemelerinin kararları ile dünyaya duyara duyura idam etmekte binlercesini de Çin hapishanelerinde yok etmektedir.

Urumçi olayları sırasında ortadan kaybolan 10 binlere varan ve aradan bunca zaman zarfında akibetlerinden haber alınamayan kardeşlerimizin akibetlerini uluslar arası kamuoyuna duyurmak dünya devletlerini ve milletlerini Doğu Türkistan’da yaşanan vahşetin boyutuna dikkatlerini çekmek için nasıl bir yol izlenecek nasıl hareket edilecektir bu sorulara cevap aramak için bir araya gelen (Dünya Uygur Kurultayı) daimi üyelerinin toplantısı 3 gün sürecektir.

logo

5 Temmuz 2009 Urumçi olaylarından sonra Doğu Türkistan içindeki halkımızın şuandaki durumu, ayrıca dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşamakta olan Uygurlar ve uluslar arasında faaliyetlerini sürdürmekte olan teşkilatlarımız ciddi bir süreçten geçmektedir.

Dünya Uygur Kurultayı genel merkezinin aldığı karar ile olağan üstü toplanan Dünya Uygur Kurultayı daimi üye toplantısı, Urumçi olaylarından sonra gerek Doğu Türkistan içinde gerek uluslar arası arenada yaşanan önemli olayları gözden geçirmek bundan sonraki süreçte nelerin yapılması nasıl bir strateji izlenmesi doğrultusunda hem siyasi hem ilmi alanda alınacak kararlar için bir araya gelmiştir.

gokbayrak

Çin rekabeti mantarı da vurdu

- Kültür mantarcılığı da ucuz Çin ürünlerinin tehdidi ile karşı karşıya. Kültür mantarı üretiminin önemli merkezlerinden Antalya Korkutkeli’nde artan maliyetlerin fiyatlara yansıtılamaması ve Çin mantarının rekabeti yüzünden üretim yüzde 50 oranında geriledi. Gerek mantar, gerekse mantar konservesi üreticileri, girdi fiyatları ve KDV’de indirim desteğinin yanı sıra, Çin ürünlerine karşı da koruma istiyor.
Çin’in ucuz fiyat ürün rekabetinden kültür mantarı da nasibini aldı. Türkiye’nin kültür mantarı pilot bölgesi Korkuteli’nde mantar üreticileri, girdi fiyatlarındaki artış ve düşük fiyatlı Çin mantarı nedeniyle sıkıntılı günler yaşıyor. Talebin yeterince artmaması ve Çin menşeili ürünlerin yarattığı rekabet baskısı yüzünden üreticinin maliyet artışlarını fiyatlara yansıtamaması, bölgedeki mantar üretiminde yüzde 50 oranında düşüşe yol açtı.
Mantarda da Çin’in rekabeti var
simdi-de-cin-mantari-ureticilerin-korkulu-ruy-2-1702724_b

Bölgedeki ilk konserve tesisini kuran Devran Konserve’nin sahibi İsmail Gülel de, kompostun ana maddesi anızda nakliye ve vergiler yüzünden maliyetlerin önemli ölçüde arttığını, yerinde tonu 50 TL olan anızını yakın bölgelerden taşınmasıyla 350 TL’ye kadar ulaştığını kaydetti.
Konserve tesislerinin ihracata da da katkı sağladığını kaydeden İsmail Gülel, Türkiye’deki mantar üretim maliyetlerinin Çin ve Hollanda gibi ucuz girdilerle ve uygun fiyatlarla mantar üretimi yapan ülkelerle rekabet edemediğini de söyledi. Çin’den mantar ithalatına hala sınırlama getirilemediğine işaret eden Gülel, “Mantarcılık, Çin’de geleceği olan bir sektör olarak özellikle destekleniyor. Burada 1 kilogram mantarın üreticiden çıkışı 2 TL ise, Çin’den gelen mantarın kilosu 70-80 kuruşa mal ediliyor. Rekabet imkanımız yok. İhracatta soluğumuzu kestiler ve iç piyasada bile rekabet edemiyoruz” diye konuştu.
http://www.kobiden.com/cin-rekabeti-mantari-da-vurdu_5321_haber.html