• 07.06.2018
  • 369 defa okundu

Türk dünyasının, İslam ümmetinin ve insanlık vicdanının mahzun ve mağdur ülkesi Doğu Türkistan. İpek yolunun ve Tanrı Dağlarının acziyeti içinde bir yokluk ve soykırımın adı. Bütün siyasi, iktisadi ve idari dengelerin arasına sıkışmış kalmış bir yurt. Ahlakın ve adabın yerlere serildiği, soykırımım ayyuka çıktığı sahipsiz belde. İnce bir çizginin geçtiği direniş ve müdafaa kabiliyetinin geliştiği sözde kardeşlerimizin bir insan gibi ve Müslüman gibi yaşayamadığı mahzun vatan…

Kalem neye yarar ki, her gün sana mürekkep akıtmadıkça. Ey vicdanlarımıza uzak ülke ve yiğit kardeşlerimiz, şu arz-ı âlemin kan gölüne dönüştüğü arsız çağda neye kurban gittiğinizi bilmek acıların acısıdır. Nehirleri düşlediğimiz her hülyanın gözyaşı sahnesi, küheylanların durmadan koştuğu ovaların kederli hikâyesi ve dağlarının eteklerinde nice zaferler kazandığımız ecdadımızın şanlı şehadetinin teessürü neden kalkmaz üzerinden. Biliyorum ki sana yapılan her zulüm, mazide o seddi yapmanın ezikliği ve intikamıdır. Tarih her şeyi kaydetmekte ve ilahi adaletin kıskacından kurtulmadan hesap almaktadır. Her şeyin hassas terazide sorguya çekildiği gün, yalnız zulmedenler değil, zulme susanlar ve hakkı haykırmayanlarda aynı kefenin malzemesi olacaktır.

Şu dünyanın merkezinden okların fırlayıp semada dolaştığı vakit, gök kubbeye kutlu davaların adı yazılacaktır. İşte en büyük harflerle yazılacak levhalardan biri, Uygur Türklerinin baskı, zulüm ve hilebazlığa karşı sergiledikleri asil mücadelenin adı olacaktır. Yoksulluğun kol gezdiği çöllerinde hayatı kutsalları uğruna yok sayan delikanlılara selam olsun. Analara, dedelere ve bacılara selam olsun. Hiçbir siyasi dengeye kurban edilmeyecek kadar değerli bu insanların şu felekten istedikleri şey, benliklerini muhafaza etmek suretiyle yaşayabilmektir. Şu maskeli asrın vicdanına tükürelim ki, bu insanların balinalar kadar ve hatta sokak hayvanları kadar bile kıymeti yoktur. Nesli tükenen bilmem hangi solucan için yapılan yaygaranın zerre-i miskal mesabesi, benim Uygurlu Türk ve Müslüman kardeşlerim için koparılmamaktadır. Kanı bozuk üç beş zağarın bile yargılanmasında yapılan küçük bir hatanın şu arsız dünyanın gündeminde işgal ettiği yer, Doğu Türkistan´da yapılan soykırımdan daha fazla yer almaktadır.

İslam dünyasının, Türk devletlerinin ve insanlık vicdanının iflas ettiği bu konu, yeni neslin birinci gündemi olmak mecburiyetindedir. Sadece Müslümanların değil, bütün mağdur halkların hakkını ve hukukunu muhafaza etmenin yegâne şartının sağlam bir şekilde İslam Birliğinin teşkil edilmesinden geçmektedir. Hangi yöne baksak bir gözyaşı ve kan ırmağının aktığını görmekteyiz. Bunu engellemek ise beklentiler yerine insanlık davasının bir neferi olmaktan geçmektedir. Soframızda Doğu Türkistan´ı aklımıza getirmeden kursağımızda bir lokmanın geçmesi, bizim hakkın nazarında yerimizi belirleyen en önemli ölçüt olduğu kanaatindeyim. Çin Devletinin insan, silah ve teknolojik olarak üstünlüğünü kardeşlerimiz üzerinde haklı bir tahakküme yöneltmesi kabul edilemez. Bizim mefkûremiz, Çin Devletinin ekonomisinden de, teknolojisinden de ve diğer her türlü bağlantılarından da hem üstün hem de değerlidir. Yeter ki bu konuda milletçe bir irade koyabilecek cesaretimiz ve bu millete önderlik yapacak bir yiğit çıksın.

Gönül tellerimizin en dertli ve en mahsun nağmelerinin bestelendiği bu kardeşlerimizin imdadına yetişmek boynumuzun borcudur. Her gencin ajandasının tam ortasına yazacağı konunun adı Doğu Türkistan meselesi olmalıdır. Harita ve hakikatler dairesinde bir adım atmak ve onun sağlam uygulayıcısı olmak dava erinin öncelikleri arasındadır. Yeter artık şu şarkın koynunda öksüz gibi yaşadıkları… Yeter artık bizlerin sus pus olup bencilce önümüze bakması… Yeter artık…

Özgür Doğu Türkistan davasında yer almak ümidiyle…

Alper Duran

  • Kaynak: http://www.sivasirade.com/kose-yazilari/mahsun-vatan-dogu-turkistan-1756.html
  • Etiketler: Çin,Doğu Türkistan,

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için