• 12.02.2019
  • 2361 defa okundu

Adalet, vicdan ve insan onurunu ayaklar altına alan ülkeleri maalesef konuşamıyoruz.

Az gelişmiş ve gelişme çabası içinde olan ülkelerin yeni savunma politikası haline gelen “Ulusal çıkarlar her şeyin önündedir” tabusu adaletin en büyük düşmanı haline geliyor.

Hafta sonu kamuoyunda Çin hükümeti tarafından yaklaşık iki yıl önce tutuklanan Doğu Türkistan’ın dünyaca ünlü halk ozanı Abdurrehim Heyit’in hayatını kaybettiği iddia edilmişti. 

Uzun süre ozandan haber alınamayınca dostu Bünyamin Aksungur kamuoyunda öldüğünü iddia etti. 

Kamuoyunda yankı bulan bu iddiaların ardından Çin Resmi Ajansı, Abdurehim Heyit’in hayatta olduğunu öne süren bir video yayınladı.

Videoda dünyaca ünlü sanatçının yorgunluğu gözlerden kaçmazken, Abdurehim Heyit, “Adım Abdurehim Heyit, bugün 10 Şubat 2019, ulusal yasaları ihlal ettiğim iddiasıyla soruşturma sürecindeyim. Şu an sağlığım iyi. Hiçbir şekilde kötü muameleye maruz kalmadım’ diyor ve video o esnada kesiliyor. 

Çok şükür bu merak ve söylenti sonucunda ozanın hayatta olduğu ve ne için cezaevinde olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.

Ozan Abdurrehim Heyit, zalim Çin yönetimince, “Uçraşkanda” (Karşılaşınca) ve “Atalar” adlı şarkısı yüzünden 2017’de 8 yıl hapse mahkûm edildi.

Heyit, 2015’te Gazi Üniversitesi’nde bir konser vermişti. 

Uygur Türkü şair Tahir Hamut, Heyit’in tutuklanması sürecini Urumçi’deki Sincan Şarkı ve Dans Topluluğu yetkililerinden duyduğunu belirterek şöyle anlattı; “Polis, Heyit’i tutuklamadan önce birkaç kez onu evinde ziyaret etmiş. Polis onun okuduğu ve yorumladığı Atılar (Atalar) adlı şarkıyı niçin bestelediğini ve ne sebeple yorumladığını sormuş. 

Ayrıca bu şarkının söz yazarının kim olduğu ve niçin yazdığı hakkında da sorgulamış. Daha sonra bu şarkının sözlerini yazan şair Abdurrehim Abdullah da tutuklanmış. 

Heyit’in yorumladığı şarkının sözlerinde geçen ‘savaşın şehitleri – jenglerde shehit’ ifadesi hakkında özellikle durdukları ve bu cümle üzerinde çok hassas davrandıkları söyleniyor. 

Aslında, o şarkının ana mesajı geçmişte savaşlarda şehit olan atalarımızı ve bu savaşların kurbanlarını hatırlamak ve gençlerin bu günlerde parti yapmalarını (eğlence düzenlemelerini) eleştirmekti. Bu sözlerin aşırılık veya cihad ile bağlantılı olduğu için tutuklandığı yolunda söylentiler var. Çin polisleri muhtemelen “Atalar” şarkısı ile cihad arasında kendince bir bağ kurmak istemiş.”

Abdurrehim Heyit’in bestelediği ve yorumladığı şarkıların çoğu Uygur Türklerinin geçmiş tarihini ve kültürünü yansıtıyordu. Bunları çok güçlü bir şekilde yorumlayarak söylüyordu.

Çin yönetiminin gözaltında tuttuğu binlerce Aydın sanatçı işadamı sporcu âlimin hayatta olup olmadığı bilinmiyor.

Türkiye’de, maalesef Doğu Türkistan, Suriye, Irak, Filistin, Afganistan, Özbekistan ve Kırım’da yaşanan zulmü, işkence ve insan hakları ihlallerini  akıl vicdan çerçevesinde değerlendiremiyoruz.

Suriye ve Doğu Türkistan’da mazlum halkların durumu, ulusal çıkarların, ideolojik ırkçı ve mezhepçi bir taassubunun kurbanı oluyor.

Bosna ve Balkanlar’da yaşanan savaşlarda Batı ve ABD’nin Yugoslavya’yı parçalaması muhafazakar camiada hiç tartışılmazken Çin ve Suriye’de aynı zulme uğrayan halklar ABD’nin, Batı’nın ajanı olarak görülüyor.

Çin’in, Uygur Türklerine uyguladığı baskı ve asimilasyon politikaları için ne zaman birileri sesini çıkarsa bu kişilere karşı “provokatör” ve “ABD uşağı” suçlamasında bulunmak için saf tutan bir kesim var.

Muhafazakâr, sol düşünce dünyası, bazı sivil toplum kuruluşları, medya ve yazarlar maalesef bu konuda çok büyük bir yanlışın içerisindeler.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerinin ve diğer Müslüman toplulukların temel insan haklarını ihlal eden uygulamaların özellikle son iki yıl içerisinde ağırlaştığına ve uluslararası toplumun gündemine taşındığı Ekim 2017’de “Tüm Dinlerin ve İnançların Çinlileştirilmesi” siyasetinin resmen ilan edilmesinin, Uygur Türklerinin ve bölgedeki diğer Müslüman toplulukların etnik, dini ve kültürel kimliklerinin tasfiye edilmesi hedefi doğrultusunda atılmış yeni bir adım olduğunu vurguladı.

BM ve uluslararası topluma çağrıda bulundu.

Bir ay önce “7. İpek Yolu’nda Çin” etkinliğine katılan Çinli ve yabancı gazeteciler, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Kaşgar Mesleki Eğitim Merkezini ziyaret etmişti. ATV muhabiri Murat Karaçay, ziyaretle ilgili olarak “Batı medyasına göre hareket edip pozisyon alıyoruz. Ne kadar hata yaptığımızı gördük” demişti.

Bazı parti liderleri ve bazı muhafazakâr medya yöneticileri de maalesef “Doğu Türkistan, Çin’e karşı İslam’ı ve Müslümanları silah gücü olarak sahaya sürme meselesine dönüşüyor” ifadelerini kullanmıştı.

Kamuoyunda Çin’le aramızda binlerce km uzaklık var. Çin›e kötü davranmakla oradaki soydaşlara destek olamayız. Bilakis, Çin’le ilişkileri daha da sıkıştırıp yönetimin Uygurlara daha iyi davranmasını temin zorundayız fikri de yaygın. 

Çin ile aramızı bozalım demiyoruz unutmayalım ki Doğu Türkistan petrol, demir-çelik, uranyum, altın gibi stratejik hammaddelere ve sayısız yeraltı yerüstü zenginliklerine sahip bir ülkedir.

Çin’de mevcut 148 madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan’dan çıkarılmaktadır. Çin’in petrol ihtiyacının büyük kısmını Doğu Türkistan’dan karşılamaktadır.

Çin devletinin Uygurlu Müslüman nüfusa karşı uyguladığı kültürel dini asimilasyon politikalarını nasıl görmezden gelelim.

Analiz ve komplo teorilerinin insani olmaktan ziyade ideolojik çıkarcı taassubun aracı haline gelmesi trajik bir durum. 

Lakin bir yerde işkence ve baskılar insanların yaşam haklarına tecavüze dönüşüyorsa o ülkeler hakkında politik yorumlarınızın hiçbir değeri yoktur, er ya da geç adalet kazanacaktır.

Osman Atalay

  • Kaynak: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/osman-atalay/dogu-turkistanli-unlu-ozan-abdurrehim-heyit-neden-hapiste-27468.html
  • Etiketler: Doğu Türkistan'Çin,Uygur,Abdurrehim Heyit

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için