• 06.12.2019
  • 1990 defa okundu

1914 yılından buyana Çin´in zulmü altında olan Doğu Türkistan´da son olarak meydana gelen vahşete sessiz kalmayan Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık Sen) ile Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği (Bem-Bir-Sen) Muş Şubeleri, ortak yazılı basın açıklamasında bulundu. Yapılan ortak yazılı basın açıklamasında, “Doğu Türkistan, 1949 yılından beri Çin işgali altında… Ve o günden bu yana Doğu Türkistan´dan feryatlar hiç eksik olmadı… Fakat kulaklar sağır, gönüller körleşmiş modern dünyada. Ne Çin işkencesi görüldü ne de zulüm altında yükselen feryatlar duyuldu. Doğu Türkistan 70 yıldır Çin işgali altında yaşayan bir İslam yurdudur. İşgalle birlikte başlayan zulüm ve işkenceler sürekli yeni bir boyut kazanarak devam etmektedir. Doğu Türkistan tıpkı Filistin gibi, Arakan gibi, Keşmir gibi hiçbir zaman zulmün eksik olmadığı bir coğrafyadır. Zaman zaman işkencenin şekli değişmekte fakat mahiyeti ve hedefi değişmemektedir. Çin, işgalin başından bu yana Müslüman Türk kimliğini yok etmeyi amaçlamaktadır. İslam´ın asil mensupları olan Uygur Türkleri inançlarına, kültürlerine ve kimliklerine sahip çıktıkları için katliamlara, soykırımlara maruz kalmışlardır. Çin, Doğu Türkistanlı Müslüman Uygurlara iki seçenek sunmaktadır: Ya asimile olur ve bir Çinli gibi yaşarsınız ya da ölürsünüz. İslami kimlikleri yok edilmek istenen Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz Çin Faşizmince uygulanan sistematik işkence yöntemleriyle karşı karşıyalar. Daha önceden kültür devrimi altında yaptığı zulümleri yeniden hortlatan Komünist Dikta yönetimi bölgeye getirdiği Çinlileri Uygurlularla kardeş ilan ettiğini söyleyerek her eve bir Çinli yerleştirme kararı aldı. 70 yıldır Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan kapalı bir yönetim sistemi altında olduğu için yaşadığı zulümleri dünyaya yeterince duyuramıyor. Baskı altında varoluş mücadelesi veren Uygurlu Müslüman kardeşlerimiz soykırım tehlikesi yaşamaktadır. Bugün Doğu Türkistan´da Müslümanlar zaten işgal altındaki yurtlarında tam bir esarete mahkûm edilmek istenmektedir. En ufak bir direnişin, Müslüman´ca yaşama çabasının karşılığı şiddet, işkence ve ölümdür” sözlerine yer verildi.

“Çin Yönetimi Dine Ait Her Şeyi Yasaklamış Durumda”

Doğu Türkistan´da ezan okunmasına, toplu namaz kılınmasına ve oruç tutulmasına izin verilmediği belirtilen açıklamada, “Her geçen gün yeni yasaklar getiren Komünist diktatörlük Doğu Türkistan´da ezan okunmasına, toplu namaz kılınmasına ve oruç tutulmasına izin vermiyor. İnanç özgürlüğünü ayaklar altına alan Çin yönetimi dine ait her şeyi yasaklamış durumda. Uygurlu Müslümanların çocuklarına Müslüman isimler vermesi yasak. Müslümanların birbirlerine selam vermesi yasak,Kur´an-ı Kerim okumak yasak,Dua kitabı ve bayrak bulundurmak yasak,Kadınların başörtüsü takması yasak. Çin´in Doğu Türkistan´da getirdiği yasaklar ve uyguladığı ağır cezalar sonucu Doğu Türkistan dünyanın en büyük açık hava cezaevine dönüşmüştür. Bir noktada bu zulmün temelinde Doğu Türkistan´ı Müslüman Uygur Türklerinden arındırmak yatıyor. Bu politika işgalin ilk yıllarından bugüne kadar aralıksız uygulandı. Özellikle 1960´la 1990 arasında başkent Urumçi´nin güney doğusundaki Lop Nor çölünde yapılan atom denemeleri neticesinde on binlerce Uygur Türkü radyoaktif maddeler yüzünden ölmüştür. Şimdilerde ise bizzat Çin Komünist Partisinin geliştirdiği politikalarla insanlar ya ölüme sürükleniyorlar ya da yerlerinden yurtlarından ediliyorlar. Aslında herkesin bildiği bu politikaların birkaçını burada bir kere daha hatırlatmak istiyorum.  Çin fikri ıslahat adı altında bir milyondan fazla insanı hapishanelerde tutuyor. Çin komünist yönetimi ‘Kardeş Aile´ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirerek Uygurların aile birliğini dağıtıyor.  Yalnızca Müslüman oldukları için hapse atılan Uygurlu kardeşlerimiz kötü şartlar ve çeşitli işkenceler altındadır. Hapse atılan Uygurlulardan sağlıklı bir haber dahi alabilmek imkânsız hale gelmiştir. Doğu Türkistan´ın üzerindeki baskılar her geçen gün artarken yaşanan zulümler daha Birleşmiş Milletlerin gündemine bile girememiştir. Uygurlu kardeşlerimiz kendilerine yapılan zulümleri sınırlı imkânlarla duyurmaya çalışırken Emperyalist Batılı devletler, Çin yönetiminin zulümlerini kendi çıkarları doğrultusunda manüple etmenin peşindeler” ifadelerine yer verildi.

“Yaşasın Doğu Türkistan, Kahrolsun Çin Zulmü!”

Türkiye´nin bir an önce Çin´e baskı yaparak, gerekli girişimlerde bulunması gerektiği belirtilen açıklamanın son kısmında, “Türkiyeli kardeşlerinden başka acılarını paylaşan ve acılarını sona erdirmek isteyen başka bir kimse yoktur. Bunun için Türkiye bir an önce Çin´e baskı yaparak, gerekli girişimlerde bulunmalıdır. Komünist dikta yönetimini uyguladığı asimilasyon politikalarından vazgeçirmek için gerekli diplomatik adımlar atılmalıdır. Yeryüzü istikbarının yaptığı zulümlere son vermek için yeniden ümmet bilincini kuşanmalıyız. Müslümanlar olarak şuna inanıyoruz: topraklarımızın özgürleşmesi ancak zihinlerimizdeki ve ruhlarımızdaki prangaları parçalamamızla mümkün olacaktır. Coğrafyamızı bölen sınırları önce gönüllerimizde ve zihinlerimizde ortadan kaldırmalıyız. Doğu Türkistan meselesi bizim meselemizdir. Bunu böyle kabul etmek zorundayız. Herhangi bir devletin iç sorunu olarak görüp uzaktan seyredeceğimiz, sesimizi çıkarmadan olup biteni sineye çekeceğimiz bir durum söz konusu değildir. Ortada büyük bir zulüm, soykırım ve insanlık suçu vardır. Bu zulme ve soykırıma maruz kalanlar da bizim kardeşlerimizdir. Kimse bizden sessiz kalmamızı, sakin olmamızı beklemesin. Engel olamadığımız bu zulmü tüm dünyaya haykırmaktan bile geri duracaksak biz önce kendimizi bu duyarsızlık bataklığından kurtarmak için çabalayalım. Arakan´dan Doğu Türkistan´a, Filistin´den Yemene, Suriye´den Afganistan´a kadar yaşanan acılara engel olmak için her şeyden önce topluca Allah´ın ipine sımsıkı sarılmalıyız. Bu gün belki adalet elimiz Çin zulmüne engel olamıyor; ancak gün gelecek adalet elimiz tüm yeryüzü mazlumlarına uzanacak ve zulmün yeryüzündeki hükümranlığı yıkılacaktır. Unutmayalım ki hepimiz gücümüzün yettiğini yapmakla sorumluyuz. Yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz gibi yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın da hesabını vereceğiz. Bizler, insanlık ailesinin onurlu fertleri ve özgürlük sesleri olarak; soykırıma sessiz kalmayacağız, Çin´e karşı ses vermekten geri durmayacağız. Bizler, medeniyetimizin değerlerine yüklenen adil insanlar olarak Doğu Türkistan adaletle, kardeşlerimiz özgürle bulaşana kadar susmayacağız. Yaşasın Doğu Türkistan, Kahrolsun Çin Zulmü! Ayağa kalksın insanlık kurtulsun Doğu Türkistan! Biz inanıyoruz ki, insanlığın onur ve özgürlük savaşı karşısında ne Çin ne de Çin seddi dayanır” denildi.

 

  • Kaynak: http://www.musovasi.com/haber/dogu-turkistandaki-zulme-sessiz-kalmadilar-30943.html
  • Etiketler: Doğu Türkistan'Çin,Uygur,Sağlık Sen,Bem-Bir-Sen,Muş

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için