• 01.05.2018
  • 199 defa okundu

Çinli bir uzman, 2013 yılının Ekim ayında katıldığı bir düşünce toplantısında şöyle söylemişti: “Çin’in bir dış politikası yoktur. Sadece iç politikamız vardır, diğer ülkelerle olan ilişkilerimizde bile.” Çin’in dış ülkelere yönelik bu tutumunun en önemli yansımalarından biri de hammaddelere olan iştahı. Çin’in hammadde konusunda en etkin olduğu coğrafyalardan birinin hiç şüphesiz Afganistan olduğu söylenmelidir. Çin, ülkede birçok madenin belirli sürelerde işletme hakkını alıyor. Bunlardan biri de Logar vilayetindeki Aynak bakır madenleri.

Çin’in Afganistan’a yönelik iştahı

Çin’in dış politikası ve bunun Afganistan’a bağlı olan yönleri 2013 yılından beri ciddi anlamda değişmiş durumda. Çin’in kendisini  büyük bir bölgesel güçten küresel güce çevirme yolundaki faaliyetleri son yıllarda etkisini göstermekte. Buna bağlı olarak ülkenin diplomatik ve sınır ötesi faaliyetleri de artma eğiliminde.

Bu istek ve değişen jeopolitik durum, Çin’i dışişlerinde daha aktif olmaya zorluyor. Bu aktifliğin en  belirgin yansıdığı coğrafyalardan birisi de Afganistan. Çin, Afganistan’daki faaliyetlerini “Afganistan’ın yeniden imarına, barışa ve uzlaşıya katkıda bulunmak” olarak niteliyor ve Birleşmiş Milletler dahil olmak üzere diğer küresel ve bölgesel güçlerle işbirliği içerisinde olduğunu vurguluyor. Ancak bu ifadenin altında, Çin’in Afganistan’ın jeopolitik konumundan ve yeraltı kaynaklarından da istifade etme arzusu olduğu bilinen bir gerçek.

NATO’nun çekilmesinden endişeli

ABD’li uzman Barnett Rubin’e göre, Çin’in Afganistan’a müdahil oluşundaki en büyük sebeplerden biri ABD ile ortak çıkarları belirlemek ve olası bir işbirliğini kovalamak. ABD’nin, Donald Trump yönetimi altında dünyadan daha izole bir politika izlediği ve uzlaşıdan uzak durduğu düşünüldüğünde, bu hamlenin önemi de ortaya çıkıyor. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın “ticaret savaşları” adı altında fitilini ateşlediği anlaşmazlık, Çin’i daha farklı yollar aramaya mecbur bırakıyor.

ABD’nin dünyanın geriye kalanını umursamayan politikasının bir yansıması da Afganistan’dan çekilme kararıydı. Çinli uzmanlara göre NATO ve ABD askerlerinin Afganistan’dan çekilme kararı, Çin’in endişelenmesine ve tedbirli adımlar atmasına yol açtı. Ülkede NATO’nun çekilme kararı almasının ve asker sayısını azaltmasının ardından günden güne artan Taliban ilerleyişi de Çin’in endişelerini artıran bir başka etmen.

NATO’nun çekilme kararının ardından Çin’in bölgeye dair endişeleri zirveye ulaştı. ABD’nin oldukça belirsiz olan yeni Güney Asya stratejisi, Çin için bölgede cidi bir sınav anlamına geliyor. Zira bu politikanın yeniden imar, uzlaşı ve altyapı faaliyetlerinden ziyade askeri önlemleri ön plana çıkarıcağı düşünülüyor. Bunun da ülkede iktisadi çıkarları olan ve istikrarlı bir Afganistan görmeyi arzulayan Çin gibi devletlerin faaliyetlerine ciddi darbe vuracak bir zemin oluşturacağı tahmin ediliyor.

Pakistan ile ilişkiler

Bölgede aynı zamanda Çin’in Pakistan ile olan ilişkileri de ülke için oldukça büyük bir önem arz ediyor. Hindistan ile olan genetik düşmanlığı, Pakistan’ı bölgede farklı ittifaklar aramaya itiyor. Afganistan’daki müttefiki ABD’nin Pakistan-Hindistan meselesinde daha çok Hindistan taraftarı bir tutum izlemesi, bu konuda Pakistan’ı Çin tarafına itiyor. Çin ile Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıkları temelli gerginlik de Pakistan ile Çin arasında yakınlaşmaya neden olan bir başka etken. Bu ittifakın, Çin’in Afganistan’daki faaliyetlerine de ciddi bir etkisi bulunuyor. ABD’nin Afganistan’daki politikası oldukça belirsiz iken, Çin’in Pakistan’ı güvenli bir sığınak olarak görebileceği ifade ediliyor.

Doğu Türkistan ve Orta Asya kaygısı

Çin’in Afganistan’a yönelik politikasının tek mimari ekonomik çıkarlar değil. Çin aynı zamanda Afganistan’daki şiddet ortamının kendi ülkesine uzanmasından da ciddi bir kaygı duyuyor. Resmi olarak Çin hükümeti ve Çinli uzmanlar bölgede üç düşman eğilim olduğunu ifade ediyor: “Şiddet içeren terörizm, etno-nasyonel ayrılıkçılık ve dini aşırıcılık.” Ülkede, Afganistan’da faaliyet gösteren Doğu Türkistanlı savaşçıların, Çin’in kontrolündeki Uygur özerk bölgesine dönerek Çin’e karşı faaliyetlerde bulunmasından endişe ediliyor. Bu bağlamda bölgede Taliban ile ortak hareket eden Doğu Türkistan İslami Hareketi’ne karşı ABD’nin nokta saldırılarına da olumlu bir gözle yaklaşılıyor. ABD geçtiğimiz aylarda Çin sınırına yakın bölgelerde grubun eğitim kamplarını hedef almış, bu hamle “Çin’e göz kırpmak” olarak yorumlanmıştı.

Çin sadece Doğu Türkistan’ı değil, aynı zamanda Orta Asya’daki Türki Cumhuriyetleri de ülkeye yönelik ayrılıkçı hareketler için bir atlama noktası olarak görüyor. Şayet Afganistan’da Taliban etkinliğini artırır ve bu bölgedeki faaliyetler Orta Asya ülkelerine yayılırsa, Çin buradan kendi ülkesindeki Uygur bölgesine yönelik bir tehdit oluşacağı görüşünde.

İpek Yolu’nun üzerinde

Çin’in Afganistan’a yönelik tutumunu anlamak için, bölgenin binlerce yıl öncesinden gelen bir kavşak noktası olması ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması niteliğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Asya’dan Avrupa ve Orta Doğu’ya uzanan yolların üzerinde bulunan Afganistan bu özelliği nedeniyle oldukça büyük bir jeopolitik öneme sahip. Çin adına, ülkeyi Orta Asya’ya, Hint Okyanusu’na, Akdeniz’e ve Avrupa’ya bağlayan yolların odağındaki Afganistan’ın güvenli ellerde olması olmazsa olmaz bir dış politika unsuru.

Dostluk ve denge stratejisi

Afganistan meselesinde ülkenin en çok önem arz ettiği taraflardan biri Çin. Afganistan’ın Çin için, ABD adına arz ettiği önemden çok daha fazlasını arz ettiği tahmin ediliyor. Başta, yukarıda sayılan nedenler olmak üzere irili ufaklı birçok nedenin Çin’i, Afganistan’da istikrarlı ve dengeli bir politika izlemek durumunda bıraktığı ifade edilmeli. Bu nedenle Çin, ülkede savaşan taraflardan hiçbiriyle tam olarak düşman olmama, dengeli bir siyaset izleme ve ülke üzerindeki çıkarlarını garantiye alma politikası güdüyor.

Çin için hem iktisadi, hem siyasi, hem de askeri olarak ciddi bir önem ifade eden Afganistan, ülkenin bölgesel dış politikasında belki de en önemli nokta. Buna ek olarak, Afganistan’daki gelişmelerin en çok etkileyeceği bölgesel ve küresel güçlerin en başta geleni belki de Çin. Afganistan’da değişen dengeler, Çin’in dış politika bağlamında oldukça büyük bir darbe yemesine zemin hazırlayabilir. Ülkede Taliban’ın kontrol alanı artarken, ABD’nin yanı sıra Çin’in de bu bağlamda oldukça ciddi kaygılara sahip olduğunu görmek güç değil.

  • Kaynak: http://afganistanbulteni.com/cinafganistanstratejisi/
  • Etiketler: Çin,Doğu Türkistan,Afganistan,Taliban,Uygur,Nato, Pakistan-Hindistan ,ABD Başkanı Trump,

Son Eklenen Haberler

Yorumlar

Yorum Ekleyin

Yorum eklemek için lütfen üye girişi yapınız. Giriş yapmak için