Prof. Dr. Hüseyin KARADAĞ 
21.Yüz yıl Türkiye Enstitüsü Düşünce Merkezi


Özel ve Türk Dünyası için önem arz eden bir konuyu kaleme alacağım. Çin nüfusunun Orta Asya’ya ağırdan ve derinden yayılışından bahsetmek istiyorum.
1 Kasım 2000 yılı nüfus sayımına göre, Çin’in nüfus varlığı 1.300 milyondur. Çin’in katı nüfus planlama politikalarına rağmen, günlük doğum hızı 21.000 civarındadır. Yıllık bazdaki nüfus artışı, Kırgızistan toplam nüfusunun 1,5 katına eşdeğer seviyededir.
Çin 1945’lerden itibaren, bir yandan demografik homojeniteyi sağlamak, bir yandan da ülkenin kuzey batısında bulunan Doğu Türkistan nüfusunu seyreltmek için Doğu Türkistan’a Çinli nüfus aktarmaya başladı. Bu tarihlerde Doğu Türkistan’daki Çinli nüfus toplam nüfusun sadece %5’ini oluştururken, bugünlerde bölgedeki Türk soylu halkların nüfusu %60, Çinli nüfus ise %40’na tekabül etmektedir. Gelecek zaman içinde Doğu Türkistan nüfusu içinde Çinli nüfusun baskın nüfusa dönüşeceği öngörülmektedir.
Nüfus planlama politikalarına rağmen, Çin nüfusundaki bu artış, daha yoğun olarak Batı Türkistan coğrafyasına olmak üzere, Çin hudutları dışına nüfus taşırmayı zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk sadece artan nüfusa Çin topraklarının yetmezliğinden ve istihdam yetersizliklerinden değildir. Aynı zamanda Çin’in siyasal politikalarının, Çin yayılmacılığının gereği olarak da değerlendirilmelidir.
Yeri gelmişken bir konuya vurgu yapmakta yarar var. Konfüçyist inanç sistemine göre atalar ruhunu erkek evlatlar yaşatmaya devam eder, kuşaktan kuşağa aktarır. Atalar ruhu aynı zamanda aileyi koruyan ruhtur. Bu yüzden, insanın evlenmemesi, evlendiğinde de erkek çocuk sahibi olmaması büyük günahlar içindedir. Bir yanda iman edilen inanç değerleri, diğer yanda nüfus planlama politikaları ve bu iki baskı arasında kalan aileler..İşte bu yüzden özellikle kentli ailelerin hamilelik döneminde tıbbî yöntemlerle cinsiyet tayini yaptırarak, ceninin kız olduğu fark edilirse, kürtajla gebeliğe son verdirmeleri tercih edilen uygulamalardan biridir. Çin’in nüfus kontrol programı çerçevesinde ülkedeki kız ve erkek çocuklar arasındaki artış orantısızlığı yanında, ikinci çocuk sahibi olmak isteyen erkekler yasadışı evliliklere yönelmektedir. Resmiyet dışı evlilikler bir ticarî döngüyü de beraberinde getirmektedir. İşte bu uygulamalara bağlı olarak, Çin’de evlenme çağına gelip de evlenecek kız bulamayan yaklaşık 70 milyon civarında Çinli genç erkek nüfusun varlığından söz edilmektedir. Bahsedilen bu nüfus, Çin dışı ülkelere göç edip, başka ülkelere yerleşmeye aday potansiyel bir kitledir. Hal-i hazırda, Çin dışında yaşayan Çinli sayısı 30 milyondur.
Biraz sermaye peydahlayan bu insanlar komşu ülkelere geçerek açtıkları küçük iş yerlerinde ticarî faaliyetlere girişmektedirler. Göç ettikleri ülkelerde evlilik yaptıklarında da o ülkenin vatandaşlığını almaktadırlar. Bu süreç uzun vadede göç edilen ülkedeki nüfus, sermaye ve siyasal yapı içinde bir Çin nüfuzunun oluşumunu gerçekleştirecektir. Türk Cumhuriyetlerine yaptığımız seyahatlerde, başta pazar yeri işletmeleri, özellikle de giyim-kuşam ticaretinde, olmak üzere her yıl Çinli nüfusun biraz daha arttığını gözlemlediğimizi ifade edelim.
Çin, Batı Türkistan’a nüfus aktarımında Doğu Türkistan’ı istasyon olarak kullanmaktadır. Göçmen nüfus, Şangay Anlaşmasının, komşu ülkelerle imzalan Çinli göçmenleri kapsayan anlaşmaların ve Çin yönetimince sağlanan Teşvik Kredilerinin imkanlarından yararlanıyorlar.
Moğolistan 2,2 milyon civarında bir nüfusa sahipken, Türkiye’nin iki katı genişliğinde toprağa sahiptir. Bu özelliğiyle dünyanın en seyrek nüfuslu ülkesidir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte, bu ülkeye Çin nüfus akışı başlamıştır. Şu anda Moğolistan’da 20.000 kadar Çinli nüfus vardır. 2,2 milyon nüfuslu bir ülke için bu sayı önemlidir. Moğolistan’a göç eden Çinliler ağırlıklı olarak inşaat sektöründe faaliyet göstermektedirler. Şehir imar ve alt yapı yatırımlarının öncelikli olduğu bir ülkede inşaat sektörü ekonomik güç elde etmenin en akılcı ve en kestirme yoludur.
En belirgin Çinli nüfus hareketliliğin gözlendiği ülke, Çin ile sınır komşusu olan Kırgızistan’dır. Kırgızistan’daki kent merkezlerinde yaşam standartları Doğu Türkistan’a göre daha yüksektir. Bağımsızlığın ilanından sonra çeşitli alanlarda hizmet üreten Sovyet vatandaşlarının kendi ülkelerine dönmeleri sonucu, Kırgızistan’da kalifiye eleman açığı ortaya çıkmıştır. Bu özelliği ile hem yerleşmek hem de mevsimlik işçi olarak çalışmak üzere Çinliler için Kırgızistan’ın çekiciliği vardır. Halen Kırgızistan’da 150.000 kadar olduğu tahmin edilen göçmen Çinli bulunmaktadır. 4,5 milyon nüfuslu bir ülke için sözü edilen rakam önemlidir. Bu sayı sabit değildir ve artarak devam etmektedir. Ayrıca, “Çin Pazarı” adlı alış-veriş merkezlerinde ticarî faaliyet gösteren Çinli tacirler, Kırgız tacirlerin ticaret alanlarını daraltmaktadır. Çünkü Çinliler üretim faaliyetini değil, yerli esnafın yaptığı gibi ülke dışından, öncelikli olarak da Çin’den getirdikleri malları satmayı tercih etmektedirler.
İfade etmek istediğimiz şey, Batı Türkistan’a tedricî bir Çinli nüfus akışı vardır. Bu akış gelecek zaman içinde Batı Türkistan’ın en önemli sorununu yaratacaktır.

http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=439&kat=18  

  • 809 defa okundu.