gokbayrak 
Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma 
DerneğiGenel Merkezi - KAYSERİ

 
DOĞU TÜRKİSTAN’DAN HABERLER

Çin, Doğu Türkistan’ın İlçe, Köy ve Kasabalarında Çift Dilli Eğitim politikasını Genişletiyor

9 Ocak 2007 Uluslar arası insan hakları örgütleri ile dış ülkelerde faaliyet gösteren Uygur insan hakları örgütleri, Çin Yetkililerinin Uygur Bölgesinde uyguladığı “çift dilli” eğitim politikasına karşı çıktı.
Tanrıdağ sitesinin 31 Ağustostaki haberine göre, Yarkent İlçesinin Beşkent köyündeki Uygurların genelde Çince bilmediği, fakat burada Uygur Özerk Bölgesinin hatta Çin’in diğer bölgelerine kıyasla en meşhur “çift dilli” köy okulunun olduğu belirtilmiştir. Habere göre, 1997’de açılan köy okulunda sadece sekiz Uygur Öğrenci okuyordu. Okul müdürü Hung Ming öğrencilerin sayısını artırmak için, köy halkına, hatta tarlalara bile giderek okul yaşı yaklaşan öğrencilerin anne babasını “çift dille” eğitime ikna etmek için büyük çaba harcadığı hatta onlarla beraber kaldığı belirtiliyor. Dört yıldan beri Beşkent “çift dil” ilkokulunu bitiren öğrencilere, öğrenimlerine devam etmeleri için kolaylık sağlanmaktadır.
Çin’in zorunlu hale getirdiği çift dille eğitim politikası ile Uygurların dilini unutturma çabası içinde olduğuna dikkat çeken Uygur teşkilatları dünya kamuoyunu bu meseleye önem verilmeye çağırmaktadır.

Türkiye’den Bir Heyet Ürümçi’yi Ziyaret etti.

02 Eylül 2007’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin Pekin Büyükelçisi Sayın Oktay ÖZÜYE başkanlığındaki bir heyet Uygur Bölgesinde ziyaretlerde bulundu.
Çin’in Xinhua ajansının haberine göre, heyet 31 Ağustos’ta Ürümçi’ye geldikten sonra, Uygur Özerk Bölgesi başkanı İsmail Tilivaldi başta olmak üzere bölge yöneticileriyle görüştü.
Görüşme sırasında İsmail Tilivaldi heyete Uygur diyarını tanıtırken, “Xinjiang’ın türlü doğal zenginlikleri bol, bunların hepsini açmak çok zor, ulaşım başta olmak üzere trafik ve ulaşım araçlarının her geçen gün iyileşmesiyle beraber, Xinjiang ile Çin’in diğer eyaletleri ve komşu ülkelerle olan ilişkileri her geçen gün yoğunlaşmaktadır. Ülke içi ve dış ülkelerdeki şirketler, büyük şirketler grubu arda arda Xinjiang’a gelip, bölgenin gelişmesi için girişimde bulunmakta, kısaca Xinjiang göz kamaştırıcı özellikleriyle altın toprağa dönüştü” dedi.
Haberde ayrıca Büyükelçi sayın Oktay ÖZÜYE’de kendisini Uygur bölgesinde ziyarette bulunmasındaki hedefini açıkladı ve Türkiye ile Uygurların Dil, kültür, örf, adet ve gelenekleri açısından ortak benzerliklere sahip olduğunu, bu nedenle her iki tarafın da çok işbirliği yapması ve beraber gelişmesi gerektiğini söyledi.
Haberde yine, İsmail Tilivaldi Uygur Bölgesindeki Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar gibi Türkçe konuşan halkların Türkiye Türkleri ile ortak özelliklere sahip olduğuna ilişkin meseleye ifadesini belirtmemiş, sadece Türkiyeli konukların Ürümçi fuarında incelemelerde bulunması teklifinde bulunmuştur.

Hüseyin Celil tutuklandığından bu yana ilk kez annesi ile görüşme fırsatına kavuştu.

Kanada’da yayınlanan global ve posta gazetelerinin 4 Eylül 2007 deki haberine göre, Kanada vatandaşı Hüseyin Celil’in , Çin yetkilileri tarafından tutuklandığı 18 aydan bu yana dün ilk kez annesi ve kız kardeşiyle görüşmesine izin verildi.
Çinli yetkililer Hüseyin Celil’in annesi ve kız kardeşinin Ürümçi’den 70 kilometre uzaklıktaki hapishanede Hüseyin Celil’i ziyaret etmesine izin vermiş, fakat görüşme bir saatlik bir süreyle sınırlandırılmıştır.
Kanada Uygur Derneği Başkanı Memet Tohti’nin bildirdiğine göre, Hüseyin Celil annesi ve kız kardeşiyle görüşürken, annesi ile kız kardeşine sarılıp, birkaç dakika hasret giderdi. Hüseyin Celil, 2005’de Özbekistanlı eşiyle beraber Kanada vatandaşlığına geçmiştir. Geçen sene O, Kanada pasaportuyla Özbekistan’a akraba ziyaretine gittiğinde, Özbekistan yetkilileri tarafından tutuklanarak Çin’e teslim edilmişti. Çinli yetkililer uzun süre Hüseyin Celil meselesini gizledi, bu süre zarfında Hüseyin Celil’in Çin hapishanesinde işkence gördüğü ve ten cezasına uğradığı bilinmektedir.
Çin polisleri Hüseyin Celil’in annesine Hüseyin Celil’in bu ay içerisinde başka hapishaneye taşınacağını bildirmiştir.
Kanada Uygur Derneği başkanı Memet Tohti’ye göre, Çin hükümetinin Hüseyin Celil’i başka hapishaneye naklettireceğini bildirmesi, Çin yönetiminin Hüseyin Celil’i bırakmamak için bütün kanuni yolları kapatacağının açık göstergesidir.
Çin hükümetinin Hüseyin Celil’il Kanada vatandaşlığını itiraf etmeden ten cezası vermesi, Kanada ile Çin’in diplomatik ilişkilerinde ciddi ihtilafların biri haline dönüştü.

7 Kişilik Ünlü İnsan Hakları savunucusu Arasında Rabiye Kadir Hanım..

“Dünya kahramanları” teması ile hazırlanan bilbord ilanlarına Rabiye Kadir hanımda dahil edildi. Bu ilanlarda, Rabiye Kadir hanım, Pablo Efendi, Wey Jingshing, Munira Rahman, Eren Keskin, Erina, Schwetlana gibi dünyadaki en ünlü yedi insan hakları savunucusu resmedildi. Kısa hayat hikayeler kondu.
Rabiye Kadir hanımın resmi ilanın en başına diğerlerinden iki kat büyük konmuştur. "Rabiye Kadir Uygurların insan hakları mücadelesini yürüttüğü için sekiz yıl hapis cezasına çarptırılmıştır, diye not düşülmüştür.
Bu ilanlar Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılmış, ilanın baş tarafında ise, ölüm cezasının kaldırılması, insan hakları ihlallerine son verilmesi gibi sloganlar yazılmıştır. Uluslararası Af Örgütü, uzun zamandan beri Uygur meselesine büyük önem vermektedir. Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanıp, dağıtılan broşür ve dosyalar , Uygur meselesinin araştırılmasında vazgeçilmez kaynaklardır. Uluslararası Af Örgütü, Rabiye Kadir hanımın Çin hapishanesinden kurtulmasında büyük rol oynamanın yanı sıra, günümüzde de Rabiye Kadir hanımın dünyanın her yerinde sürdürdüğü faaliyetlerinin devam etmesi için büyük çaba gösteren ve destekleyen aktif bir örgüttür.
UAÖ’nün Rabiye Kadir Hanım başta olmak üzere “Dünyanın Kahramanları” nı
İlan tahtalarında teşvik etmesindeki hedefi, bir taraftan dünya kamuoyunun UAÖ’nün faaliyetlerini maddi ve manevi açıdan destek sağlamak, diğer taraftan da uluslar arası insan hakları mücadelesine ilgi gösterenlerin sayısını çoğaltmak, ayrıca Çin’deki insan hakları ihlallerine karşı kamuoyu oluşturmaktır.
Uluslararası Af Örgütü, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları münasebetiyle Çin’deki insan hakları ihlallerini en sert eleştiren örgüttür. 2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarına bir yıl kala ve zehirli mallar nedeni ile Çin’e karşı oluşan olumsuz hava ve bu ilanlar ile Avrupa’da Doğu Türkistan davası daha da tanınacaktır.

Komünist Çin Hükümeti Uygur Özerk Bölgesinde “Üç tür güce darbe vurma” kampanyasını daha da sertleştirdi.

Komünist Çin Hükümetinin Güvenlik Bakanı Ju Yungkang komünist partinin 17. olağan toplantısında, ülke içi ve dışındaki düşman güçlere darbe vurulması gerektiğini söylemişti. Komünist Çin Hükümeti Uygur Özerk Bölgesinde, meşhur Uygur yazarlarından Zunun Kadir’in eserlerinin yasaklanmasını istemişti.
Dünya Uygur Kurultayının lideri Rabiye Hanım Çin hükümetinin “milli bölücü, terörist ve aşırı dini güçlere darbe vurma” kampanyasını eleştirdi.

Amerikan Temsilciler Meclisi Uygurlara ilişkin önemli bir kararı onayladı.

17 Eylül 2007 günü Amerikan Temsilciler Meclisinde Uygurlara ilişkin önemli bir karar onaylandı.
Karar, Rus Lehtinen Hanım, Bay Tom Lantos ve Rohrabacher gibi temsilciler Meclisinde ağırlığı olan önemli üyeler tarafından hazırlanarak temsilciler Meclisine sunulmuştu.
497 sayılı karar da; “Çin Halk Cumhuriyetinin, Rabiye Kadir hanımın çocukları ve Kanada vatandaşı Hüseyin Celil’i hemen serbest bırakması, Uygurlara yönelik kültür, dil, din ve diğer konulardaki baskı politikasına son vermesi gerekmektedir.” İfadeleri yer aldı.
Sayın Fale''omawa''ega da Çin hükümetinin Uygurların ekonomik ve eğitim özgürlüklerini kısıtlamasını eleştirdi. Uygurlar için hayatı önem taşıyan bu karar taslağı, Meclisi üyesi ve SAMOA adası vekili, demokrat Fale''omawa''ega tarafından sunuldu.
Sayın Fale’omawa’ega, karar taslağının hazırlanmasında katkıda bulunan üyelere çok teşekkür ettiğini ve insan hakları ile ilgili bu taslağının ne kadar önemli olduğunu belirttikten sonra; “bu kararın alınmasından sonra, Amerikan Kongresi, Çin hükümeti tarafından ağır ve vahşice baskılara maruz kalan Uygur Müslümanlarının durumu ve Uygur insan hakları hareketinin sesi Rabiye Kadir’e yönelik öç alma politikasını kamuoyuna aktarmış olacaktır” dedi. Uzun zamandır Çin hükümetinin desteğiyle Uygurların anavatanına sürekli olarak akın eden Çinli göçmenlerin tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını buna rağmen kendi milli ve kültürel varlıklarını sürdürebilmek amacıyla mücadele ettiklerini, Çin hükümetinin Uygurlara kültürel, eğitim ve ekonomik açıdan gelişme fırsatı tanımadığını, ayrıca Çin hükümetinin Uygurların ekonomik ve eğitim özgürlüklerini kısıtlamakla beraber sistemli bir şekilde tarihi ve kültürel kitaplarını yaktığını ve mescitleri kapatmakta olduğunu sözlerine ekledi.
Sayın Fale''omawa''ega yine Çin’in terörizmle mücadeleyi bahane ederek, Uygurlara baskı yaptığını özellikle vurguladıktan sonra, Çin’in siyasi tutukluları mahkeme kararı olmaksızın hapse attığını ya da ailesine haber vermeden idam ettiğini, siyasi tutuklulara işkence yaptığını özellikle belirtti. Bununla beraber Uygurların çok az sayıdaki gösterilerinin de Çin tarafından sert bir şekilde bastırıldığını, Özellikle Amerika’da yaşanan 11 Eylül terör olayından sonra, Çin’in terörizmle mücadele bahanesiyle Uygurlara uyguladığı insan hakları ihlallerini örtmeye çalıştığını ve Uygurları terörist ve bölücüler olarak adlandırdığını vurguladı.
Sayın Fale''omawa''ega Rabiye Kadir hanımın hayatı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdi ve sırf Uygurların durumunu anlattığı için Çin tarafından hapse atıldığını, fakat uluslar arası toplumun baskısıyla Çin’in Rabiye Kadir hanımı şartlı olarak Amerika’ya sürgüne gönderdiğini, Rabiye Kadir Hanım Amerika’ya geldikten sonra sessiz kalmadığı için, Çin’in Rabiye Kadir hanımdan öç almak amacıyla çocuklarını “vergi kaçakçısı” suçlamasıyla birini 7, diğerini de 9 yıl hapse mahkum ettiğini açıkladı.
Taslakla ilgili görüşlerini açıklamak üzere kürsüye çıkan Sayın Kirstofér Simit :" biz bugün gayretli fakat kalbi yaralı bir annenin “çocuklarımı bırak” sesine eşlik ediyoruz” dedi ve
Rabiye Kadir hanımın insan hakları faaliyetlerini takdirle karşıladığının altını çizdi. Rabiye hanımın dünyadaki en ünlü insan hakları savunucularından biri olan Hindistanlı Mahatma Gandi, Tibetli Dalay Lama gibi isimler arasında saydı ve “Tibetliler için Dalay Lama olduğu gibi, Uygurlar için de Rabiye Kadir Hanım vardır" dedi ve ekledi, “biz bugün gayretli fakat kalbi yaralı bir annenin “Çocuklarımı bırak” sesine eşlik ediyoruz”
Sayın Kirstofér Simit , Rabiye Kadir hanımın başarıları üzerinde dururken, Rabiye hanımın bütün Uygurlar tarafından lider olarak kabul edildiğini ve Rabiye Hanımın Nobel Barış Ödülü adayı olduğunu ve Amerikan Başkanı Bush’un yeni dostu olduğunu da ilave etti.

Karar Taslağında Hüseyin Celil Meselesi Tartışıldı

Sayın Fale''omawa''ega yine 497 sayılı Karar Taslağının sahte suçlarla hapse atılan Hüseyin Celil meselesinin de tartışılacağını bildirip , " O, Çin mahkemesi tarafından suçlu bulunarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı” dedi ve Hüseyin Celil’i sorgulayan mahkemeye Kanada Hükümeti temsilcisinin çağrılmadığını ve Kanada Büyükelçiliği mensuplarının Hüseyin Celil ile görüşmesine izin verilmediğini eleştirirken; " bu uzun zamandır sürdürülen diplomatik ölçülere aykırı olmanın yanı sıra, Hüseyin Celil’in uluslar arası toplum tarafından kabul edilen insan haklarını da ağır ihlalidir” dedi.
Karar Taslağına destek veren bir başka Temsilciler Meclisi üyesi olan Kristofir SİMİT, Çin hükümetinin Kanada vatandaşı Hüseyin Celil’i biran önce hapisten çıkarıp, ailesiyle birleştirmesi gerektiğini vurguladı.

Çin, Uygur Bölgesinde Rabiye Kadir’e Karşı Kampanya Başlattı

21.09.2007 Çin yetkilileri Doğu Türkistan bölgesinde Uygur Milli Hareketinin lideri Rabiye Kadir hanıma karşı kampanya başlatmıştır.
Ürümçi’deki gelişmelerden haberdar fakat adını vermek istemeyen güvenilir kaynakların bildirdiğine göre, Çin yetkilileri bu yıl Temmuz ve Ağustos aylarında bölge çapında üst düzey memurları Rabiye Kadir hanım’a karşı alınacak güvenlik toplantısına çağırmış, toplantıda Rabiye Kadir’in Amerikan başkanı Bush ile buluşması ve Amerikan Kongresi ile Avrupa’daki faaliyetlerinin etkisini temizlemenin önemi ve Rabiye Kadir’e karşı mücadelenin kaçınılmaz bir mesele olduğu vurgulanmıştır.
60 sayfalı bir rapor olarak hazırlanmış, Rabiye Kadir "karşı devrimci" olarak belirtiliyor. Başkan BUSH, Haziran ayında Rabiye Kadir hanımı PRAG’da kabul ederken ,Rabiye hanımın insan hakları ile ilgili faaliyetlerini övmüş ve evlatlarının hapse atılmasını, Çinli yetkililerin öç alması olduğunu söylemişti. Washington’da BUSH hükümetinin içindeki adını vermek istemeyen bazı kişilerin belirttiğine göre, Başkan BUSH PRAG’da Rabiye Kadir hanımı kabul etmesinden kısa bir süre sonra, Çin dışişleri bakanlığı Pekin’deki Amerikan Büyükelçisini bakanlığa çağırmış, Başkan BUSH’un Rabiye Kadir Hanım ile görüşme olayına bir açıklama getirmesini talep ederken, "bu olay Amerikan’ın Çin’i parçalama planının bir parçası mı” diye sormuştur.. Ancak Amerikan Büyükelçisi Klark RANT, cevap olarak " Amerikan hükümetinin insani hakları çiğnenen halklar ile görüşme ve seslerine kulak verme sorumluluğu vardır” demiştir.

Aksu Kelpin’de Bir Aile topluca Tutuklandı

25.09.2007
Ramazan ayının girmesiyle, Aksu İl Genel Müdürlüğü ile Keplin İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonda Aksu’da bir aileden Nur Ali Abduveli, Şir Ali Abduveli ve Enwer Abduveli kardeşler, Enver Abduveli’nin eşi Hayrunnisa ve 5 yaşındaki oğlu İlyar ve yakın tanıdıkları olan Variscan Mamut, Ablimit ve Semetler tutuklanmışlardır.
Hayrunnisa ile oğlu 12 saat tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılsa da, diğerlerinin hangi sebepten dolayı tutuklandığı ve nerede tutulduğu bilinmemektedir.
Edinen bilgilere göre, polisler Abduveli ailesinin evini araştırırken bazı dini kitaplara el koymuştur. Adı geçen kişilerin tutuklanması, Uygur Özerk Bölgesi yetkililerinin Ramazan ayının girmesiyle sözde yasadışı dini faaliyetlere karşı başlatılan kampanyanın bir parçası olma ihtimali yüksektir.
Ramazan boyunca üniversitelerdeki Uygur öğrencilerin oruç tutması yasaklanmış, ayrıca denetim daha da arttırılmıştır.
Uygur bölgesinden gelen haberlere göre, Kaşgar pedagoji enstitüsü, öğrencilerini ramazan boyunca okula hapsetmiştir. Ayrıca Öğrencilerin dışarı çıkabilmesi için de fakülteden izin alınması şartı eklenmiş, öğrencilerin beraber yemek yemeleri ve sahura kalkması da yasaklanmıştır. Okul yetkilileri yine Cuma günleri öğrencilerin Cumaya gitmelerini önlemek amacıyla, saat tam birde derse girme uygulaması başlatmıştır. Bu uygulama, Uygur bölgesindeki bütün üniversitelerde uygulanmaktadır.
.Hükümet bazı bölgelerde öğretim görevlilerini camii önünde dedektif olarak yerleştirerek, teravih namazına katılanları kayıt altına aldırmıştır.
Uluslararası insan hakları örgütlerinin, Çin’de insanların dini özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin raporları, Çin hükümeti tarafından daima reddedilmektedir. Çin, kendi vatandaşlarının dini vecibelerini özgürce yerine getirdiklerini, herhangi bir engelin söz konusu olmadığını ileri sürmektedir.
Uygurlar, İslam dininde en önemli farzlardan biri olarak sayılan hac farizasını kendi başlarına yerine getirmekten mahrumdurlar.

Çin 2500 Kişiyi “Vatansever Din Adamı” olarak Yetiştirdi

30.09.2007 Çin, 2001’den bu yana 28 "Vatansever Din Adamları" kursu açmış ve bu kurslarda 5200 din adamı yetiştirmiştir. Xinhua ajansının haberine göre, vatansever din adamlarını eğitimden geçirme kursu, Şinjiang İslam Enstitüsünde tesis edilmiş, din adamlarına yönelik siyasi eğitim sırasında yine 100 genç “vatansever din adamları” ni yetiştirmiştir.
Haberde yine, eğitimden geçirilen imamlar, Uygur Özerk Bölgesinin kasaba ve köylerine yerleştirilmiştir. Eğitim sırasında Uygur Özerk Bölgesinin yöneticilerinden wang léchü’en, İsmail Tiliwaldi’ler birkaç kez eğitim kurslarına gelerek, imamlara hitap etmiştir.
Kurslarda, Komünist partinin 16. olağan kongresi, komünist partinin milli, dini, siyasi, ekonomik kalkınma, bilim ve teknoloji, Uygur bölgesinin 50 yıldan bu yana gelişmesi v.b konuların yanı sıra Çin devlet işleri kabinesi tarafından hazırlanan “Şinjiang tarihi ve gelişimi” kitabı, Çin anayasası ders olarak işlenmiştir. Gözlemcilere göre, Uygur bölgesinin bütün mescitlerin imamlarına özel kimlik dağıtmış, eğitimden geçmeyenlerin imamlık yapması da yasaklanmıştır.

Rabiye Kadir Hanım İngiltere Parlamento üyeleri ile Görüştü

03.10.2007 Uluslar arası Af Örgütü’nün düzenlemesiyle İngiltere’de ziyarette bulunan Uygur milli hareketinin lideri ve DUK başkanı Rabiye Kadir Hanım, İngiltere Hükümet yetkilileri, milletvekilleri ve insan hakları faaliyetçileriyle bir araya geldi ve onlara Uyguların günümüzdeki durumu ile Çin hükümetinin Uygurlara yönelik politikasını anlattı.
Rabiye hanım İngiltere Parlamentosunda yapılan toplantıda, İngiltere’nin bazı üst düzey meclis üyeleri ve İngiltere Dışişleri bakanlığının yöneticileriyle bir araya geldi.. Rabiye hanım onlardan Avrupa Parlamentosunun Uygur meselesine önem vermesini ve İngiltere BBC radyosu ve televizyonunda da Uygurca yayın yapılmasını talep etti.

Bay İlçesinde Yine Büyük Bir Doğal Gaz Rezervi Bulundu

10.10.2007 Xinhua ajansının 10 Ekim 2007 deki haberine göre, Çin’in Tarım petrol şirketi, Aksu’nun Bay ilçesinde, 130 milyar metreküp doğalgaz rezervi buldu. Günlük üretim miktarının olarak 286 bin metreküp olduğu tahmin ediliyor.
Doğu Türkistan bölgesindeki rezerv miktarı 100 milyar metreküpü aşan üç büyük doğal gaz kaynağından biri olacaktır: Diğer ikisi ise, Aksu’nun Bay İlçesindeki Kara 2 ve KUÇA İlçesindeki DİNA 2 olarak adlandırılan doğal gaz madenleridir.
Habere göre, Uygur bölgesindeki doğal gaz ve petrol rezerv miktarı, Çin’in tüm petrol ve doğal gaz rezerv miktarının % 25 ni teşkil eder, geçen yıl Uygur bölgesinde üretilen petrol miktarı 24 milyon, ton olup Çin ürettiği petrolün % 25’ini bu bölgeden sağlamaktadır. Çin’de kullanılan doğal gazınsa tamamını buradan temin etmektedir.

Rabiye Kadir Hanım Cenevre’de

26.10.2007 Uygur milli hareketinin önderi, DUK başkanı Rabiye Kadir hanım, Almanya’da bulunan Enver CAN ve Askar CAN’la birlikte Cenevre’ye gitti.
Rabiye hanım başkanlığındaki heyet, CENEVRE’deki BM insan hakları komisyonu, mülteciler bölümü yöneticileriyle görüştü ve görüşme sırasında Rabiye hanım, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’da ikamet eden Uygur sığınmacılar ile ilgili bilgi verdi.
Rabiye hanım, dünya kamuoyunun, Darfur, Filistin , Irak ve dünyanın diğer yerlerindeki insanların durumundan bahsedilirken, kanı sömürülen Doğu Türkistan halkının sesine kulak vermemenin doğru olmadığını belirtti ve Uygur sığınmacılar hakkında karar verme yetkisini BM’nin ilgili ülkelerdeki şubelerine devretmesini talep etti.
Görüşmede, komisyonun Avrupa sorumlusu, Uygur meselesinin Guantanamo’daki Uygur meselesi ile tanınmaya başladığını belirtirken, Uygur meselesinin biran önce BM’nin insan hakları komisyonunun gündemine dahil edileceğini ve Uygurlara ilişkin özel politika izleneceğini bildirdi.

Hoten Yeşim Taşının Fiyatı, Altının 40 Katını Geçiyor

30.10.2007 Uygur Bölgesi ile Hoten yeşim taşı ticaret sitesinin haberine göre, günümüzde Hoten yeşim taşının her gramının fiyatı 7594 yuan olup, altın fiyatından 40 kat daha fazla.
Hoten Yeşim taşının fiyatı son on yıl içerisinde her geçen gün yükselerek, birkaç bin kat artmıştır. Hoten Yeşim taşının son on yıl içerisinde sıradan insanların satın alamayacağı bir düzeyde fiyatının yükselmesindeki temel etkenlerin biri de, halkın yeşim taşına olan ihtiyacından kaynaklanmıyor, tam tersine yeşim taşının olağanüstü bir şekilde kazılıp, yağmalanmasından ve kaybolmasından kaynaklanmaktadır.
Çin merkezi televizyonunun 28 Ekim 2007 tarihindeki haberine göre, bilinçsizce yapılan kazılar ile nehir ve vadinin ekolojik doğal özelliğine ağır zarar verilmektedir.
Hoten Yeşim taşını arama tarihi, yedi bin yıl öncesine dayanmaktadır. Yürüngkaş vadisindeki yerel çiftçilerden edindiğimiz bilgilere göre, günümüzde Çin’den gelip yerel çiftçileri kullanarak yeşim taşı kazanların sayısı oldukça fazladır.

Rabiye Kadir Hanım Amerikan Kongresinde Uygur Kadınları ve Çocuk kaçakçılığı ile ilgili şahitlik yemini etti.

31.10.2007 Kristofir SİMİT, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik dini, milli ve doğum kontrol politikasını sürekli olarak sert bir dille eleştiren Amerikan Temsilciler Meclisinin üyelerinden biridir.
Pekin Olimpiyat Oyunlarının yaklaşmasıyla beraber, uluslar arası toplumun Çin’in insan hakları ihlallerine yönelik dikkati de yoğunlaşmaktadır. Kadın ve Çocuk kaçakçılığı , insan hakları ihlalleri kapsamına giren önemli konulardan biridir. Dolayısıyla Amerika , Çin’i 2007’de insan kaçakçılığında incelenmesi gereken ülkeler listesine dahil etmiştir. Amerikan Kongresi Çarşamba günü şahitlik yemini etme toplantısı düzenledi ve toplantıda Çin’deki insan kaçakçılığıyla ilgili tarafların görüşlerini aldı : Uygurların Lideri Rabiye Kadir Hanım da Uygur kadınlar ve Çocuk kaçakçılığı ile ilgili şahitlik yemini etti.
Mark Léygon : Çin hükümetinin tedbiri "malum siyasi plan" ın bir parçası, dolayısıyla Çin, , Amerika dışişleri bakanlığı tarafından yayınlanan 2007 insan kaçakçılığı raporundaki listeye dahil edilmenin yanı sıra, insan kaçakçılığı ile mücadele ve insan kaçakçılığında zarara uğrayanları kurtarma konusunda samimi olmamakla suçlanan ülkelerin biridir. Bununla ilgili olarak, Çin’in Uygur kızlarını Çin’e mecburi götürme politikası da insan kaçakçılığına dahil mi? veya Değil mi? Konulu mesele Amerikan Kongresinin dikkatini çekmektedir.
Amerikan Temsilciler Meclisi insani grubu, Çin’deki insan kaçakçılığı ile ilgili özel şahitlik yemini etme toplantısı düzenledi ve Amerika Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Uygur İnsan Hakları ve Demokrasi Vakfı, Uluslararası Af Örgütü gibi teşkilat ve örgütlerin konuya ilişkin görüşlerini aldı.
Amerika Dışişleri Bakanlığının insan kaçakçılığı ile mücadele ve denetleme bölüm başkanı Mark Léygon, “Çin, sadece uluslar arası insan kaçakçılığı ticaretinin geçici durağı ve hedefi değil, aynı zamanda insan kaçakçılığı ticaretinin kaynağıdır” dedi ve Çin’in Uygur kızlarını zorla Çin’e götürme politikasını özellikle dile getirdi. Ayrıca, Çin hükümetinin bu tedbirini "malum siyasi plan" ının bir parçası olduğunu belirtirken, "eğer siz meseleye özgür Asya radyosu ve başka tarafların Uygurları, özellikle Uygur kadınlarını Pekin, Tianjin, Jiangsu, Chingdao, Sendong’a götürüp, düşük ücretle çalıştırdığıyla ilgili demeçlerine bir bütün olarak baktığınızda, Çin hükümetinin Doğu Türkistan’ı tamamen ele geçirme politikasının bir parçası olduğuna inanacaksınız.” Dedi.

" Eğer Uygur kızlarının durumu haberlerdeki gibi ise, bu insan kaçakçılığına girer”
Çinli göçmenlerin yoğun bir biçimde Doğu Türkistan’a göç ettirilmekte olduğu vurgulayan büyükelçi Léygon’a göre, Uygurların özellikle ergenlik yaşındaki Uygur kadınlarının öz yurdunda işe yerleştirilme mümkün olsa da, zorla Çin’e göç ettirilmesinin Uygurların nüfusunu etkileyeceği bellidir. Özgür Asya Radyosu muhabiri bu yılın başında Yarkent İlçesinin Kaçung köyündeki yerel memurları ziyaret ederken, onların bu köydeki Uygurların durumu Amerika Dışişleri Bakanlığı insan kaçakçılığı ile mücadele bölümünün dikkatini çekmiştir. Bu nedenle Büyükelçi Léygon " Eğer Uygur kızlarının durumu haberlerdeki ile aynı ise, bu insan kaçakçılığına girer” demiştir.
Uygur milli hareketinin lideri, insan hakları önderi Rabiye Kadir hanım, toplantıda, Çin’e zorla göç ettirilen Uygur kızlarının durumuyla ilgili bilgi verirken: “Çin hükümeti bize karşı 11 türlü etnik ulusları temizleme politikası gütmektedir” dedi. O, Çin yetkililerinin Uygur ebeveynlere para cezası verme, topraklarını elinden alma, mecburi çalışma kamplarına sürmekle tehdit ederek, kızlarını Çin’e zorla göç ettirmekte olduğunu vurguladı ve Çin’deki Uygur kızlarının her gün 14 saat çalışmaya maruz kalmasının yanı sıra, çok az maaş ile kötü koşullarda çalışma ve yaşamaya maruz kaldığını ve iletişim kurmasının imkansız olduğunu belirtti.
Rabiye hanım, " biz, kızların sadece kölelik için çalıştırılmadığını, aynı zamanda cinsel kölelik için de çalışma gibi bir tehdit ve felaketle karşı karşıya olduğunu düşünüyoruz, ayrıca Uygur kızlarını Uygur erkeklerden uzaklaştırarak, Çin kültürüyle asimile etmek, Çin’in Doğu eyaletlerinde Çinli erkeklere kadın yetersizliği gibi boşluğu Uygur kızlarıyla doldurmaya çalıştığına inanıyoruz ” dedi. Rabiye hanım Amerika hükümetinin bu meseleye önem vermesi gerektiğini dolayısıyla Amerikan Kongresinin Uygur kızlarıyla ilgili özellikle kanun çıkarmasını talep etti.
Kristofir SİMİT , Çin’in Uygurlara “ırksal temizleme” politikası uygulamakta olduğunu belirtirken, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik dini, milli ve doğum kontrol politikasını sert bir dille eleştiren Amerikan Temsilciler Meclisinin üyelerinden biridir. O, toplantıdaki konuşmasında, Çin yetkililerinin Uygurlara yönelik baskı politikasının kabul edilemez olduğunun altını çizdi ve “bana göre Çin Uygurlara “ırksal temizleme” politikası gütmektedir”, dedi.
Çin’in Uygurlara yönelik uyguladığı 2 çocuk sahibi olmakla yetinme doğum kontrol politikasını “ırksal temizleme” olarak vurgulayan Kristofir SİMİT, "Rabiye Kadir bu siyasetin bebekleri öldürmekle Uygurlara karşı yürütülen “ırksal temizleme” hareketini açığa çıkarmıştır, dolayısıyla bu siyaset, BM’nin “ırksal temizleme” ölçülerine de tamamen uygundur”, dedi ve Çin yetkililerinin Uygur kızlarını Çin’e zorla göç ettirmesini de geniş kapsamlı “ırksal temizleme” politikasının bir parçası olarak niteledi.
Çin’de uygulanmakta olan insan kaçakçılığı esas olarak Çin’in önemli eyaletlerini kadın ve çocuk ticaret merkezi ve onları cinsel köle ve ucuz iş gücüne dönüştürmek amacıyla uygulanmaktadır. Uluslar arası Çalışanlar Birliğinin statiklerine göre, her yıl Çin’in iç bölgelerinde yaklaşık 20.000 kişi satılmakta, bunun %90 kadınlar ve çocuklardır.Esas olan cinsel sömürü amaçlı insan kaçakçılığıdır. Bazı uzmanlara göre, Çin’in tek çocuk politikası, kadın erkek arasındaki farkı büyüterek, “kadın ticaretinin güçlenmesine sebep olmaktadır.


DERNEKTEN HABERLER DERNEKTEN HABERLER

Kapadokya Gezisi

Doğu Türkistan Kültür Dayanışma Derneği Hanımlar Komisyonunun kültürel amaçlı faaliyetlerinden biriside Kapadokya yöresine yapmış oldukları gezi ile gerçekleşti. Kapadokya gezisine mahallemizde ikamet etmekte olan bayanlar yoğun ilgi gösterdi. Dernek faaliyetlerinde bir ilk olan hanım kollarının böyle bir etkinlik yapması ayrıca sevinçle karşılanmıştır.
09.09.2007 tarihlerinde Yaklaşık 45 kişilik kafile ile erken saatlerde dernek binamızda buluşan bayanlar derneğimiz tarafından tahsis edilen araç ile Ürgüp, Kapadokya,Göreme gibi tarihi ve turistik yöreleri ziyaret ederek Kozaklı’da 5 yıldızlı Diva İbis termal otelde bir gece konaklama sonrası,tüm hanım kardeşlerimiz memnuniyetlerini bildirerek böylesi kültürel faaliyetlerin devamını isteyerek derneğimize ve bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ettiler.

Çin''in Doğu Türkistan''da Türk''lere Yaptığı Zulüm Protesto Edildi

01.10.2007 Ankara: Ankara Şubemizin organizasyonu ile, Doğu Türkistan’ı işgali, Çin halk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü olan 01 Ekim günü protesto edildi. 1949 yılından itibaren Doğu Türkistan''ı işgal altında tutan Çin, Doğu Türkistan''ı terk etmeye çağrıldı.
Protesto gösterisine, Türkiye Kamu Sen konfederasyonuna bağlı federasyon başkanları, Etimesgut eski belediye başkan Yardımcısı Ali Metin ve çok sayıda federasyona bağlı sendika üyeleri katıldı. Protesto esnasında basın açıklaması okundu ve Büyükelçilik önüne siyah çelenk bırakıldı. Çin hükümetinin Doğu Türkistan''da Müslüman Türk''lere yönelik yaptığı zulüm protesto edildi.
Grup, "İşgalci Çin Doğu Türkistan''dan defol", "Birleşmiş Milletler göreve" gibi sloganlar attı. Grup adına Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Ankara Şube Başkanı Hayrullah Efendigil yaptığı açıklamada, bugün Çin Halk Cumhuriyeti''nin kuruluş yıldönümü olduğunu hatırlatarak, 58 yıldır Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da Türkler’e akıl almaz işkenceler yaparak o toprakların sahiplerini azınlık durumuna düşürmek ve yok etmek istediğini söyledi. Doğu Türkistan halkının en doğal taleplerinin Çin hükümetince sanki bir terörün parçasıymış gibi gösterildiğini ifade eden Efendigil, 16-45 yaş arası gençlere potansiyel suçlu muamelesi yapıldığını kaydetti. Uygurca eğitimin tamamen kaldırıldığını, Uygur öğretim görevlilerinin emekli edilerek yerlerine Çinlilerin atandığını söyleyen Efendigil, böylece Uygur dilinin yok edilmeye çalışıldığını vurguladı.
Efendigil, Çin hükümetinin yakın zamanda yine 2008 Pekin olimpiyatlarını bahane ederek işgal altında tuttuğu Doğu Türkistan''da her ay düzenli olarak ‘temizlik hareketi’ ''sert vuruş'' gibi adlar altında operasyonlar düzenleyerek suçsuz gençleri evlerinden alarak tutukladıklarını belirterek, tüm sporculardan ve bilhassa Türkiye''den, Türk cumhuriyetlerinden ve İslam ülkelerinden olimpiyatları boykot etmeye çağırdı.

İslam Konferansı Örgütünü Ziyaret

06.10.2007 Arabistan: İslam Konferansı Örgütü Azınlıklar Sorumlusu Ali Demirci, Genel başkanımız Seyit TÜMTÜRK tarafından ziyaret edildi.
Suudi Arabistan''da makamında ziyaret edilen Sayın Demirci''ye Doğu Türkistan konusunda İKÖ bünyesinde yapılabilecekler hakkında bilgi verildi.
İKÖ bünyesinde üye ülkelerin Doğu Türkistan''da Çin tarafından yapılan zulüm ve soykırım hakkında bilgilendirilmesi, İKÖ bünyesinde Doğu Türkistan''ın temsil edilmesi taleplerimiz iletildi.
Çin''in Doğu Türkistanlı hacı adaylarına uyguladığı baskı dile getirildi. Çin''in Doğu Türkistan nüfusunu 7 milyon olarak gösterdiği, bu nedenle 35 milyon Müslüman Doğu Türkistanlı için yeterli kotanın tanınmadığı dile getirildi. Verilen kotanında Çinli Müslümanlar için kullanıldığı, Doğu Türkistanlılar için minimum sayıda kota ayrıldığı kendisine aktarıldı. Bunun yanında kendi imkanları ile hac yapmak isteyenlerin de Çin tarafından engellendiği, Doğu Türkistanlıların hac için tek çıkış kapısı olan Pakistan ile ortak hareket ederek hac farizasının yerine getirmelerinin engellendiği teferruatlı olarak anlatıldı.
Tüm Müslüman ülkeleri bünyesinde bulunduran İKÖ nün, tarihinin en zor dönemlerinden geçen Doğu Türkistan''a ilgi göstermesi, Çin ile olan ilişkilerde Müslüman Doğu Türkistan halkının hakları konusunda baskı oluşturmasının önemi üzerinde duruldu.
Sayın Demirci büyük önem verdiği ziyaret sonrasında taleplerimizin İKÖ bünyesinde gerçekleşmesi için gerekli çalışmaları yapacağını söyledi.
Ziyaret esnasında Gökbayrak dergisi Suudi Arabistan temsilcisi Sırajettin Azizi Beyde hazır bulundu. 

  • 779 defa okundu.