Doç. Dr. Timur KOCAOĞLU 
Koç Üniv.Stratejik Araş.Mrk.Müd.


Prof. Dr. Talat Tekin'in Tarih Boyunca Türkçenin Yazımı adlı yeni kitabı, hem Türklerin tarih boyunca kullandıkları alfabeler, hem de çeşitli amaçlarla başkaları tarafından Türkçe metinlerin yazımında uygulanan alfabeleri derli toplu olarak okuyucuya sunması bakımından çok yararlı bir eserdir. Alfabe cetvelleri, çeşitli alfabelerle yazılmış metin örnekleri ile birlikte, oldukça önemli bazı eski yayınların fotoğraflarının da eklenmiş oluşu, eserin gerek biçim, gerek içerik olarak değerini kuşkusuz artırıyor. Bugüne kadar Türkiye Türkolojisine çok sayıda yararlı katkılar yapmış olan araştırmacıyı bu yeni çalışması dolayısıyla kutlarım. Bu kitapta gördüğüm bazı yanlışlıkları düzeltmek veya eksiklikleri gidermek için aşağıda vereceğim bilgilerin bu eserin değerini azaltmayacağını önceden belirtmek isterim.

1. Sayın Talat Tekin kitabının Orta Asya'da 20. yüzyılda kullanılan Arap ve Lâtin alfabeleri konusundaki bölümlerinde yer yer yanlışlıklar yapıyor, bazen eksik bazen de okuyucuyu yanıltabilecek bilgiler veriyor. Meselâ, 101. sayfada "Doğu Türkistan'da Yazı Devrimi" adlı başlık altındaki kısa parçanın ilk cümlesi şöyle:
"Bugün Türk halkları içinde dillerini bizden sonra Lâtin asıllı yeni alfabeleri ile yazanlar, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sinkiang eyaletinde yaşayan Uygurlarla Kazaklardır."
Yukarıdaki cümlede verilen bilgi bütünüyle yanlıştır. Değerli Türkolog Prof. Dr. Talat Tekin Doğu Türkistan'daki Uygur ve Kazakların bugün Arap alfabesini kullandıklarını unutmuşa benziyor. Eğer Talat Tekin, bugün Doğu Türkistan'da yayımlanmakta olan yayınlardan birkaçını görebilseydi veya Türkiye'de yayımlanmış olan aşağıdaki kitaplara dikkatle baksaydı "Bugün Türk halkları içinde dillerini bizden sonra Lâtin asıllı yeni alfabeleri ile yazanlar, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sinkiang eyaletinde yaşayan Uygurlarla Kazaklardır" gibi büyük bir yanlış yapmazdı:
Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun, Örneklerle Bugünkü Türk Alfabesi, beşinci baskı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1996, s.18.
Yard. Doç. Dr. Rıdvan Öztürk, Yeni Uygur Türkçesi Grameri, Türk Dil Kurumu Yayını, Ankara 1994, s.1-2.
Doç. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı, Modern Uygur Türkçesi Grameri, Orkun Yayın Evi, İstanbul 1992, s.43-45.
ABD'de yayımlanan aşağıdaki Uygurca konuşma dilinin detaylı gramer kitabının 91-105 sayfaları arasında Doğu Türkistan'daki alfabe değişiklikleri hakkında hem ayrıntılı bilgi var, hem de Uygurcanın Arap, Kiril ve Lâtin asıllı alfabelerinin cetvelleri veriliyor:
Reinhard F. Hahn- Ablahat Ibrahim, Spoken Uyghur, University of Washington Press, Seattle 1991.
Türkistan'da bin yıl gibi uzun bir zaman kullanılmış olan Arap alfabesi, 1923-1927 yılları arasında Sovyetler Birliği'nde Özbekçe, Kazakça, Tatarca için Türkçenin ünlü fonemlerini yansıtabilecek şekilde reforme edildi (sadeleştirildi). Böyle yeni Arap alfabesi Sovyetler Birliği'ndeki Uygurlar tarafından da 1924-1928 arasında kullanıldı. Bu sadeleştirilmiş yeni Arap alfabesinin ilk örnekleri Doğu Türkistan'da ancak 1983'ten sonra uygulanmaya başladı ve bugün Doğu Türkistan'daki Uygur ve Kazak yeni Arap alfabeleri de daha önce SSCB'de kullanılmış olan Yeni Alfabe (Yangalif)dir.
Ancak Sovyetlerdeki gibi Türk yazı dilleri fonetiğine yüzde yüz uygun olmasa da biraz olsun Uygur fonetiğine uyarlanmış gereksiz Arapça harflerin atılmasıyla yapılmış başka bir yeni Arap alfabesi Doğu Türkistan'da 1930'lar sonunda yer yer görülmeye başlandı. Ama genel olarak eski (klâsik) yazım yaygın idi. Benim elimde Doğu Türkistan'da 1930 ile 1949 yılları arasında yayımlanmış dergi ve gazeteler var. Meselâ, Urumçi'de çıkan Uygurca Hayat Hem Devr dergisinin Aralık 1936 sayısında tam olmasa da biraz Uygur fonetiğine uygun bir Arap alfabesi görüyorsak, yine Urumçi şehrinde ama daha sonra 1944-1949 yılları arasında yayımlanan Erk gazetesinde daha eski ve klâsik Arap yazısı buluyoruz. Demek ki 1920-1949 yılları arasında hangi tip Arap alfabesi ve imlâsı kullanılacağı konusunda tek ve belirleyici bir devlet politikası olmamış, her yazar veya yayımcı dilediği gibi ya alışılmış eski Arap alfabesini, ya da birazcık Uygur fonetiğine uygunlaştırılmış Arap alfabesi kullanmayı yeğlemiş. Ancak, Doğu Türkistan'da o yıllardaki yeni Arap alfabesi, ne Sovyetler Birliği'ndeki Özbek, Kazak ve Uygurlar tarafından 1923 ile 1927 arasında kullanılmış olan reforme edilmiş yeni Arap alfabesine, ne de bugün Doğu Türkistan'da kullanılan reforme edilmiş Arap alfabesine uygundu.
Doğu Türkistan'da Arap alfabesi daha sonra bazı yıllarda devlet kısıtlamalarına bakmadan 1974'e kadar kullanılmış ise de, 1953 ile 1959 arasında Kiril (Rus) alfabesi yaygınlaştırılmaya çalıştırıldı. Lâtin alfabesine geçme konusunda 1956'dan itibaren çalışmalar başladı ve 1959'dan itibaren Lâtince kitap ve dergiler yavaş yavaş yayımlanmaya başlandı. Bu alfabenin Doğu Türkistan'da yaygınlaşması ise 1974'ten sonra oldu. Lâtin alfabesi 1974 ile 1981 arasında yaygın olarak kullanıldıktan sonra, 1981'de tekrar Arap alfabesine dönülme denemeleri yapıldı ve 1983'den sonra tam anlamıyla Uygur, Kazak, Özbek, Kırgız fonetiğine uygun yeni Arap alfabeleri yaygınlaştı. Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur, Kazak, Kırgız ve Özbekler bugün de bu reforme edilmiş (sadeleştirilmiş) Arap alfabesiyle yazıyor ve yayın yapıyorlar.
Sayın Talat Tekin'in bugün Doğu Türkistan'da hâlâ Lâtin alfabesi kullanıldığı konusunda yanlış bilgi aktarmasının nedenini araştırmaya çalıştım. Bunun ipuçlarını ise, söz konusu kitabın 124. sayfasında "Doğu Türkistan'da Alfabe Reformu" adlı bölümde buldum. Eğer 124. sayfada verilen bilgiler dikkatle incelenirse, Talat Tekin'in bu bölümü hazırlarken tarihi oldukça eskimiş tek bir esere dayandığı, bu konudaki başka yayınlara bakma fırsatı bulmadığı kolaylıkla anlaşılır. Sayın araştırmacı Emir Necip'in 1971'de İngilizce olarak yayımlanmış olan Modern Uygur adlı gramer kitabının 16. ve 17. sayfalarında verilen bilgilere dayanıyor:
E. N. Nadzhip, Modern Uigur, Nauka Publishing House, Moscow 1971.
Tabiî, değerli Türkolog Emir Necip bu eserinde "Arap yazısı Uygurcanın fonemik yapısına uygun olmadığı için, bu yüzyılın başında alfabe ve yazımı reforme etmek için birçok girişimler oldu" (s.16) dedikten sonra Uygurca yazmak için Arap alfabesinden atılan harfleri Arap yazısıyla veriyor. Talat Tekin de kendi kitabında o atılan Arapça harfleri Lâtin transkripsiyonu ile “sat, dat, tı, zı, zel...” diye belirtiyor.
Necip 17. sayfada, Uygurca için 11 Aralık 1959’da 33 harfli Lâtin alfabesi kabul edildiğini bildiriyor. Talat Tekin de kendi eserinin 101. sayfasında kaynak göstermeden aynı tarihi veriyor:
“Son zamanlara kadar sadece Arap alfabesi ile yazılan Uygurca için 11 Aralık 1959’da 33 harften oluşan Lâtin asıllı yeni bir alfabe hazırlanmış...”
Tabiî, Emir Necip’in kitabı 1971’de yayımladığı için, 1980’lerden sonra Doğu Türkistan’da tekrar Lâtinceden Arap alfabesine dönüldüğü hakkındaki bilgiyi içermiyor. Her hâlde, Sayın Talat Tekin yeni kitabını hazırlarken 1971’de yayımlanan bu eski esere dayandığından, geçen zaman içindeki değişiklikleri atlamış oldu. Hâlbuki, yukarıda verdiğim Ahmet B. Ercilasun, Sultan Mahmut Kaşgarlı ve Rıdvan Öztürk’ün eserlerine baksaydı, bu yanlışlığı yapmaktan kurtulurdu. Hatta, Sayın Talat Tekin, Doç. Dr. Mehmet Ölmez ile birlikte hazırladığı ve 1995’te iki dilde Türkçe ve Fransızca olarak yayımlanmış olan aşağıdaki kendi eserine baksaydı, bu yanlışlığa düşmeyecekti:
Talat Tekin ve Mehmet Ölmez, Türk Dilleri (Les Languages Turques), T.C. Kültür Bakanlığı ve Simurg, Ankara 1995.
Yukardaki eserin 106. sayfasında şöyle deniliyor: “...Kültür Devriminden sonra ise Uygurlar dillerini yine Arap alfabesiyle yazmaya başlamışlardır.” Belki bu bölümü Sayın Mehmet Ölmez hazırladığı için, Sayın Talat Tekin bu cümlede verilen bilgiyi atlayarak, yeni kitabında "Bugün Türk halkları içinde dillerini bizden sonra Lâtin asıllı yeni alfabeleri ile yazanlar, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sinkiang eyaletinde yaşayan Uygurlarla Kazaklardır" gibi okuyucuyu bütünüyle yanıltacak bilgi vermiştir.

2. Aslında, Sayın Talat Tekin Tarih Boyunca Türkçenin Yazımı adlı yeni kitabının "Lâtin Alfabesi ile Eski ve Yeni Türlü Türlü Türkçeler" adlı bölümünün sonunda bilhassa 1990'lardan beri özellikle Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan cumhuriyetleriyle birlikte başka yerlerdeki Türkler arasında (Tatarlar, Gagavuzlar, Kırım Tatarları) Lâtin alfabesine geçme girişimleri hakkında kısa da olsa bilgi verseydi, okuyucular için kuşkusuz çok aydınlatıcı olurdu. Azebaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'da yeni Lâtin alfabeleri resmen kabul edilmiş ise de, henüz yaygın bir şekilde kullanılmıyor. Ancak, o cumhuriyetlere gittiğinizde sokakların adlarından tutun da bazı dükkân ve mağaza adlarına kadar ve hatta asılan bazı ilânlarda bu yeni Lâtin alfabeleri ile yazılmış yazılara rastlarsınız ve bazı gazetelerin adı iki alfabede (Kiril ve Lâtin) olarak çıkıyor. Okullarda da Lâtin alfabeleri çocuklara öğretiliyor ve her cumhuriyet aşağı yukarı 2001 ile 2005 yılları arasında bütünüyle Lâtin alfabesine geçmeye hazırlık görüyor.

3. Sayın Talat Tekin'in başka bir yanılgısı da şu: Araştırmacı Doğu Türkistan'da 1970'den önce kullanılmış olan alfabeye atıfta bulunarak, şöyle yazıyor:
"Hurûf-u munfasıla ile mukayese edilirse, Doğu Türkistan Uygurlarının reformu Arapçaya mahsus sesleri temsil eden ayn, sat, dat, tı, zı, vb. gibi harfleri sistemden çıkarması bakımından Türkçe için daha uygun ve elverişlidir. Biricik kusuru o ile ö'yü ve u ile ü'yü ayırt etmemesidir."
Hâlbuki, Doğu Türkistan'da 1983'ten sonra yaygın olarak kullanılmaya başlanan ve şu anda da kullanılmakta olan reforme edilmiş yeni Arap alfabesi işte, tam Sayın Talat Tekin'in "kusursuz" olarak görmek istediği alfabedir. Doğu Türkistan'da bugünkü Uygur, Kazak, Kırgız ve Özbek yeni Arap alfabelerinde genel Türkçenin o, ö, u, ü fonemlerinin harf olarak karşılıkları yer aldığı gibi, açık e ile kapalı è bile ayrı ayrı harflerle ayırt ediliyor. Ama, ı ile i fonemleri tek bir harfle yazılıyor. Prof. Dr. Talat Tekin özellikle, Yard. Doç. Dr. Rıdvan Öztürk'ün yukarıda sözü edilen Yeni Uygur Türkçesi Grameri (1994) adlı eserinin 2-3. sayfalarında verilen Doğu Türkistan'da bugün kullanılan Uygur alfabesi cetveline bakarsa, bunu açıkça görecektir.
4. Sayın Talat Tekin yine eserinin 124. sayfasında, Osmanlı devletinde 1862 tarihli reforme edilmiş Hurûf-u Munfasıla teklifi ve Doğu Türkistan'da 1930-1974 arasında kullanılan Uygur Arap alfabelerinden söz ederken, Sovyetler Birliği'ndeki Türklerden, özellikle Özbekler, Kazaklar, Tatarlar ve Uygurlar tarafından 1923-1927 tarihleri arasında kullanılmış olan reforme edilmiş, yani Türkçenin 9 ünlü fonemini ayrı ayrı harflerle gösteren yeni Arap alfabesinden de söz etmeliydi. Kitabına da, 1923 ile 1927 yılları arasında böyle yeni Arap alfabesiyle basılmış Özbekçe, Kazakça, Tatarca eserlerden bir iki örneğin fotoğrafını koysaydı, okuyucular için çok aydınlatıcı olurdu. Bu yazının arkasında genel Türk dilinin 9 ünlü foneminin reforme edilmiş yeni Arap alfabesiyle mükemmel bir şekilde yansıtıldığını gösteren Tatar, Özbek ve Kazak alfabeleri cetvellerini ekledim. Bu cetvelleri aşağıdaki eserden aldım:
Edward Allworth, Nationalities of the Soviet East: Publications and Writing Systems, Columbia University Press, New York 1971, 440s.
TalatTekin zaten Mehmet Ölmez ile birlikte hazırladığı Türk Dilleri (Les Languages Turques) adlı eserinde de çeşitli Türk yazı dillerinin alfabeleri hakkında bilgi verirken, Özbekler, Kazaklar, Tatarlar ve Batı Türkistan'daki Uygurların 1923-1927 yılları arasındaki yeni Arap alfabeleri dönemi hakkında hiçbir şey söylemiyor. Örnek olarak aldığımız Özbekçe ile ilgili bölümde şöyle yazılıyor:
"1930'a kadar Arap alfabesiyle yazılan Özbekçe 1930-1940 yılları arasında Lâtin alfabesiyle yazılmıştır. 1940'tan beri ise Özbekçe Kiril asıllı yeni alfabe ile yazılmaktadır." (s.102)
Hâlbuki, iyi ve dikkatli bir Türkolog olarak Sayın Talat Tekin yukarıdaki parçayı şöyle yazabilirdi:
"1923'e kadar Orta Asya'daki geleneksel Arap alfabesiyle yazılan Özbekçe 1923-1927 yılları arasında Özbek fonetiğine uygun olarak reforme edilmiş yeni Arap alfabesiyle yazılmıştır. 1927 ile 1934 yılları arasında SSCB'deki Ortak Türk Lâtin alfabesiyle yazılan Özbekçe'nin Lâtin alfabesinden dört ünlü fonem (ö, ü, ı ve açık e) 1934 yılında atıldı. 1940'tan beri ise Özbekçe Kiril alfabesiyle yazılmaktadır."
Eğer Talat Tekin'in yukarıda sözü edilen iki eserinde yer darlığı sıkıntısı olmasa, belki aşağıdaki gibi ek bilgi de verilmesi okuyucular için çok yararlı olabilirdi:
"Özbekistan'da ilk şekli 1993 yılında ve 2. şekli 1995 yılında kabul edilmiş olan Özbek Lâtin alfabesine 2002 yılında bütünüyle geçilmesi plânlanmıştır. Önerilen yeni Özbek Lâtin alfabesi Özbekçenin fonetiğine uygun olmadığı gibi, tamamen İngiliz dili yazılımı örnek alınmıştır. Meselâ, ş fonemi sh gibi çift harfle yazılıyor."
Yukarıda yaptığım düzeltmeler ve verdiğim öneriler, Sayın Prof. Dr. Talat Tekin'in Tarih Boyunca Türkçenin Yazımı adlı eserinin değerini hiçbir zaman azaltmaz. Bu eseri büyük bir zevkle incelediğimi ve ondan çok yararlandığımı burada ayrıca belirtmek isterim. Sayın araştırmacının bu yazıdaki düzeltmeleri hoşgörüyle karşılayacağına ve eserin ilerideki yeni baskısında onları düzelterek, okuyucular ve Türkoloji araştırmacıları için daha mükemmel bir eser hâline getireceğine inandığım için bu cesareti gösterdim.

  • 880 defa okundu.