Prof.Dr.Ahad Andican  
İ.Ü.Öğretim Üyesi,Eski Devlet Bakanı

1990’lı yıllardan bu yana Orta Asya ülkelerine yönelik Çin politikalarının dört temel alana yönlendiği görülmektedir.bu hedefler ‘’sınır güvenliğinin sağlanması,Doğu Türkistan’daki bağımsızlık hareketlerinin kontrol altında tutulması,bölgede ekonomik hegemonyanın gerçekleştirilmesi ve enerji güvenliğinin sağlanması’’şeklinde sıralanabilir. 

Sınır Güvenliği :

Çin İle Sovyetler birliği arasında var olan sınır sorunlarının büyük bir kısmı Sovyetler Birliği dağılmadan önce çözümlenmişti.Geriye çok az kalan anlaşmazlık bölgesi kalmış olmasına rağmen,Sovyetlerin dağılmasından sonra Çin ile ortak sınırlara sahip olan Orya Asya Cumhuriyetlerinin her üçü de sorunlu bölge mirasını devralmıştı.Çin’in komşu ülkelerinin çoğuyla bir türlü halledilmeyen sınır sorunları,Orta Asya Cumhuriyetleri için kaygı vericiydi.gerçekten Hindistan ile Aksai Çin ve Arunaçal Pradeş bölgeleri,Güneydoğu Asya ülkeleri ile Spratli Adaları ve Japonya ile Senkakus adaları üzeride uzun süredir anlaşmazlıklar yaşamaktaydı.Orta Asya Cumhuriyetleri ile olan sınır sorunları da benzer bir uyuşmazlık ortamı doğacağı inancı vardı.Fakat Orta Asya bölgesinin enerji güvenliği,Hazar Havzasına ve Orta Doğu’ya açılımı gibi konulardaki önemini anlayan Çin yönetimi,söz konusu sorunlar çözümlenmeden stratejik hedeflerine ulaşamayacağını bilmekteydi.

1996’daki Şanghay zirvesinde,anlaşmazlık konusu olan bölgelerin taraflar arasında paylaşılması için görüşmeler yapılması kararı alındı. Ayrıca sınırların iki tarafında belirli bir mesafenin askersizleştirilmesiyle karşılıklı bir güvenlik alanının yaratılması amaçlanmaktaydı.1998’de yapılan anlaşmayla,Kazakistan ile Çin arasında anlaşmazlık konusu olan yaklaşık 1000 kilometrekarelik bölge,iki ülke arasında(Kazakistan yüzde 56.9 ve Çin yüzde 43.1)paylaşıldı.
Kırgızistan-Çin sınır anlaşmazlığının çözümlenmesinde ise daha sancılı bir süreç yaşandı.2002’ye kadar devam eden görüşmeler sonrasında Akayev yönetiminin 125.000 hektar büyüklüğündeki bir bölgeyi Çin’e terk etmesiyle sorun halledilmiş oldu.Fakat söz konusu toprak transferi,daha sonraki dönemde Kırgız Cumhurbaşkanı Akayev’in kendi parlamentosu tarafından ‘’vatana ihanet’’suçlamasıyla karşı karşıya Kalmasına neden olacaktı.(1)
Tacikistan ile Çin arasındaki anlaşmazlık da,Tacikistan’ın Çin’e bir miktar toprak vermeyi kabul etmesiyle,2002’de yapılan antlaşmayla sonuca bağlandı.Böylece Çin,2000’li yıllarla birlikte,Orta Asya Cumhuriyetleriyle olan sınır sorunlarını çözümlemiş,karşılıklı güven ortamı yaratmıştı.Günümüzde özellikle Kazakistan ve Kırgızistan ile Çin arasında geçişlerin kontrol altında tutulabildiği bir sınır güvenliği sağlanmıştır.Buna karşın çok dağlık bir yapıya ship olan Tacikistan sınırında yeterli kontrol gerçekleştirilmemektedir.

Sonuç olarak;
Orta Asya ülkeleriyle sınır sorunlarını çözümleyen Çin bir taraftan kendisi için çok önemli olan bu bölgede stratejik güvenliği sağlamış,diğer taraftan da Orta Asya yönetimlerini yayılmacı emeller taşımadığı konusunda ikna etmiş ve onların güvenlerini kazanmıştır.gerilimin olmadığı sınırlarda ekonomik faaliyetler hızlanmakta,insan ve mal trafiği artmaktadır.Doğu Türkistan’daki bağımsızlık hareketlerinin Orta Asya Cumhuriyetlerindeki uzantılarıyla olan ilişkilerinin kontrol altında alınması da Çin açısından başka bir başarı olarak kabul edilebilir.

Doğu Türkistan Sorunu :

Orta Asya Cumhuriyetleri ile sınırlara sahip olması ve Orta Asya ile Çin anakarası arasındaki geçiş bölgesi olması nedeniyle Doğu Türkistan (Çinlilerin tanımlamasıyla Sinkiang),Sovyet sonrası oluşan yeni uluslar arası ortamda jeostratejik konumu en çok değişen bölgelerden birisi olmuştur.Tarih boyunca çok sayıda Türk devletinin kurulduğu bu bölge,çeşitli dönemlerde Çin işgaline uğramış,1933 ve 1944 yıllarındaki iki bağımsızlık girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra Sinkiang (yeni toprak)adı altında ve otonom statü verilerek Çin devletinin bir bölgesi haline dönüştürülmüştür.Bölgedeki 16* milyonluk nüfusun büyük bir kısmını Uygurlar oluşturmaktadır.Ayrıca 1 milyon civarında Kazak,140 bin dolaylarında Kırgız,35 bin civarında Tacik ve 15 bin dolaylarında Özbek nüfus bulunmaktadır.Çin’in uzun bir süreden bu yana uygulamakta olduğu göç politikaları nedeni ile bölgedeki Çin nüfusu Uygur nüfusuna yaklaşmış durumdadır.

Çin açısından bölgeyle ilgili stratejik konular ve hedefler şu şekilde sıralanabilir
.
-Bölge,Çin nüfusunun taşınarak yerleştirebileceği yaklaşık iki milyon
kilometrekarelik bakir bir alandır.Dolayısıyla asimilasyon politikalarının hedefleridir.

Doğu Türkistan’da Turpan ve Tarım gibi petrol sahaları vardır.özellikle Tarım Havzasının 180 milyar varil potansiyeli olduğu tahmin edilmektedir.Ayrıca bölgeden 10 milyon tona yakın kömür ve giderek artan miktarlarda doğal gaz üretilmektedir.Çin’in en büyük Uranyum ve Altın madenleri bu bölgede bulunmaktadır.Bütün bu özellikleriyle Doğu Türkistan,Çin ekonomisi ve enerji güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır.

-Orta Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarına kavuşmaları sonrasında Orta Asya-Çin ticaretinin büyük bir kısmı bölge üzerinden yapılır hale gelmiştir.(2)Şu anda Orta Asya’dan,gelecekte ise İran ve Kafkasya’dan ithal edilecek enerji kaynakları bölge aracılığıyla Çin anakarasına gönderilecektir.Ayrıca Çin enerji güvenliği açısından çok önem verdiği ve ülkenin batısından doğu sahillerine kadar uzanacak olan enerji boru hatları bu bölgede başlayacaktır.

-Bölgeyi bağımsız yaparak Çin’den ayırmak ve böylece ‘’tek devlet’’ideolojisini yıkmak isteyen ayrılıkçı güçler nedeniyle Doğu Türkistan,Çin için önemli bir iç güvenlik sorunudur.Doğu Türkistan örneğinin başarılı olması durumunda Tibet,İç Moğolistan ve Mançurya problemleri sırada beklemektedir.

-Bölgenin Orta Asya Cumhuriyetleri ile çok yoğun tarihi,etnik,kültürel ve sosyal bağları vardır.Dolayısıyla bu Cumhuriyetlerde istikrarı bozacak her türlü gelişme kaçınılmaz biçimde Doğu Türkistan’ı da etkileyecektir.Çin yönetimi Orta Asya’da giderek yükselen kökten dinci akımlar,uyuşturucu trafiği,silah ticareti,yasadışı göç ve AIDS hastalığının yayılması gibi konuların Doğu Türkistan’da ve dolayısıyla Çin’de yapacağı etkilerden kaygılanmaktadır.

-Orta Asya Cumhuriyetlerinde,büyük bir kısmı Doğu Türkistan’dan gitmiş olan ciddi boyutlarda bir Uygur diasporası yaşamaktadır.1979 Sovyet verilerine göre Orta Asya Cumhuriyetlerinde,büyük bir kısmı Kazakistan’da (148 bin) olmak üzere toplam 211 bin Uygur yaşamaktaydı.(3) 2003 yılı verilerine göre bu rakam 250 bin civarındadır.(4)**Çoğu 1969 Çin-Rus anlaşmazlığı sırasında Doğu Türkistan’dan gelen bu Uygurlar,o dönemde Doğu Türkistan’daki Çin yönetimine karşı çalışmalar yapmak konusunda Sovyet yönetimi tarafından teşvik edilmiştir.
Seksenli yılların sonlarına doğru Sovyetlerde başlayan demokratikleşme rüzgarları Orta Asya Cumhuriyetlerindeki Uygurları’da etkilemiş ve yaşadıkları Cumhuriyetlerde Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını hedefleyen örgütlenmeler oluşturmuşlardır.1990’lı yıllarda Doğu Türkistan’da Çin yönetimi tarafından başlatılan baskı döneminden, çok sayıda Uygur Milliyetçisi Orta Asya Cumhuriyetlerine geçmiş ve bu bölgelerde çalışmalarını sürdürerek uygun ortam yaratmaya çalışmıştır.2002 tarihli Çin verilerine göre,Türkistan Cumhuriyetlerinde,Uygurlar tarafından kurulan en az 11 aktif organizasyon vardır ve bunların dört tanesi silahlı güç kullanarak Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını kazanmak amacında olduklarını açıkça ilan etmiştir(5) Çin yönetimi,Orta Asya Cumhuriyetlerindeki bu organizasyonların çalışmalarını iç güvenliği açısından önemli bir tehdit olarak algılamakta ve Doğu Türkistan bölgesindeki bağımsızlık yanlısı örgütlerle diasporadaki organizasyonlar arasında temasları engellemeğe çalışmaktadır.
Günümüzde Çin yönetimi,Doğu Türkistan meselesi ile ilgili stratejisini Orta Asya bağlamında üç temel yaklaşım üzerine oturtmuş görünmektedir bunlar sırasıyla;
1-Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı yönünde faaliyet gösteren tüm kişi ve organizasyonları ‘’terörist’’olarak tanımlamak ve ‘’teröre karşı ortak mücadele’’kavramı içinde uluslar arası destek sağlamak.
2-Doğu Türkistan’da bağımsızlık mücadelesi veren güçlerin Orta Asya Cumhuriyetlerini üs olarak kullanılmasını engellemek.
3-Orta Asya Cumhuriyetlerinde yaşayan Uygur diasporası tarafından kurulan bütün organizasyonların çalışmalarını engellemek ve bunların teröristlerle bağlantıları olduğu iddiasıyla bölge yönetimleri tarafından kapatılmasını sağlamak şeklinde özetlenebilir.

Çin yönetimi bu stratejisinin gereği olarak başlangıçtan bu yana,Orta Asya Cumhuriyeti yönetimlerini ‘’ülkelerindeki Çin karşıtı çalışmaları engellemek ve Doğu Türkistan’daki ayrılıkçı hareketlere destek vermesi halinde siyasi ve ekonomik ilişkilerin bozulacağı,bölgedeki Çin yatırımlarının riske gireceği’’söylemiyle baskı altında tutmuştur.Orta Asya Cumhuriyet yönetimleri bağlamında bu yaklaşım başarılı olduğu gerek Cumhurbaşkanlarının ‘’Çin içindeki ayrılıkçı hareketlerine kesinlikle destek verilmeyeceği’’şeklindeki demeçlerden gerek Uygur diasporası organizasyonlarının çalışmalarının kontrol altına alınarak Çin tarafından geri istenen milliyetçi Uygur sığınmacıların iade edilmesinden anlaşılmaktadır.

11Eylül olayları ve ABD’nin Afganistan harekatı,Çin’in Doğu Türkistan’daki bağımsızlık hareketlerine karşı yürüttüğü baskı politikasını destekleyen bir ortam yarattı.11 Eylül’ün hemen ardından Çin yönetimi,Doğu Türkistan’daki bağımsızlık yanlısı grupların Taliban ve Usame Bin Ladin ile yakın ilişkisi içinde olduğu ve Afganistan ve Tacikistan’daki kamplarda eğitim gördüğü iddiasını gündeme getirdi.(6)Bu arada kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün temel belgesinde ‘’Örgütün hedefinin her türlü terörizim,fundamentalizm ve separatizm’’ile mücadele etmek olduğu tanımlamasını koyarak,Doğu Türkistan’daki bağımsızlık hareketlerinin ‘’separatizm’’tanımlaması altında terörizm ve kökten dincilik ile özleştirilmesini sağladı.ABD yönetiminin 2002 Ağustos ayında ‘’Doğu Türkistan İslami Hareketi’’ni terörist organizasyonlar listesine alması ve ABD’deki mal varlıklarını dondurması Çin’e önemli bir avantaj sağladı.(7)Aynı yıl içinde Çin yönetimi de şiddet kullanarak Bağımsız Doğu Türkistan oluşturmayı amaçladığı ve Doğu Türkistan’da ortaya çıkan ayaklanma hareketleriyle ilgili olduğu iddiası ile ‘’Doğu Türkistan İslam Hareketi’’,’’Doğu Türkistan Özgürlük Organizasyonu’’,’’Dünya Uygur gençlik Kongresi’’ve ‘’Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi’’isimli dört kuruluş ‘’terörist’’organizasyonlar olarak ilan etti.(8)

Günümüzde Çin,yukarıda ana hatları çizilen politikasını sürdürmekte,bağımsızlık yanlısı bütün hareketleri terörist ilan ederek uluslar arası ilişkilerde bunu baskı unsuru kullanmayı sürdürmektedir.


1-Olcot, Martha Brill,’’Central Asia’s Second Change’’,Carnegie Endowment for International Peace.WashingtonD.C.,2005,ss.63-64.
2-2004 yılı itibarıyla Doğu Türkistan ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasında 22 gümrük kapısı açılmıştır2003 yılı.boyunca Çin ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasında yapılan ticaretin %60’ı Doğu Türkistan üzerinden yapılmıştır.
3-Ethnics in USSR,Moscow,Novosti Publishing House,1989,s.75.
4-Bu çalışmaya göre Kazakistan’da 250.000,Özbekistan’da 40.500 Kırgızistan’da 40.000,Türkmenistan’da 6000 ce Tacikistan’da 3000 olmak üzere toplam 339.500 Uygur yaşamaktadır.Ethnics,Religion and Conflict in Central and South Asia.Xinjiang People’s Publishing House,2003.s.302.
5-Ma Dazheng,National Interest-Highest Priority,Xinjiang People’s Publishing House,2002,s.193.
6-Xinhua Haber Ajansı 9 Kasım 2001.
7-Kerry Dumbaugh,’’China-US Relations,Issue Brief for Congress’’,Library of Congress,31.01.2003.
8-‘’China Issues List of terroist and Organizations’’,Xinhua Haber Ajansı 15.12.2003.
*Yazarın başka kaynaklardan almış olduğu rakamlardır.gerçek rakam yaklaşık 35milyondur.
**Çin tarafından diasporadaki Uygurların sayısını az göstermek maksadıyla böyle bir çalışma yapımıştır.Şu an yalnızca Kazakistan sınırları içinde sayıları 1 milyonu geçen Uygurlar yaşamaktadır.

Bu kıymetli eser ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) yayınlanan ‘’Avrasya Dosyası’’ kitabından derlenmiştir. Orijinal ismi ‘’Çin satrancında Orta Asya’’ Makalenin Doğu Türkistan ile ilgili bölümü değerli okurlarımızla paylaşılmıştır. 

  • 700 defa okundu.