Hamit GÖKTÜRK
 

Bugün Türkler" in yoğun olarak yaşadığı topraklara Türk ülkesi ve bu ülkelerin tümüne "Türk Dünyası" adı verilir. Türkler, geçmişte Orta Asya bölgesinde yaşarken, çeşitli sebeplerden dolayı göç etmişler ve dünyanın her tarafına dağılmışlardır. Gerçekten bu gün, dünyanın her köşesinde, bir Türk Ailesine rastlamak mümkündür. Ancak bunların bir kısmı azınlık durumundadır. Türklerin çoğunlukta olup, başka milletlerin egemenliğinde olan topraklarda vardır. Bu topraklara da "Türk Bölgeleri" denir.

 

20.y.y. başlarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasıyla birlikte, Türk birliği ortadan kalkmış ve çoğu Türk ülkeleri esaret altında kalmışlardır. Ancak bağımsız olarak, Tarih sahnesinde Türkiye Cumhuriyeti kalabilmiştir. 1974 Barış harekâtı ardından, İkinci Türk Cumhuriyeti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. 1989 yılından sonra, Sovyetler Birliği" nde başlayan bağımsızlık hareketlerinin ardından, yeni Türk Cumhuriyetleri kurulmuş ve bugün bağımsızlığına kavuşmuş Türk ülkesinin sayısı 8' e yükselmiştir. Bunlar; Türkiye, Kuzey Kıbrıs, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan'dır. Doğu Türkistan ise, bugün hala Kızıl Çin esaretinde bir Türk Yurdu'dur.

 

Türklerin Kökeni:

Bugün Türklerin kökeni hakkında çok çeşitli görüşler vardır. Bir görüşe göre, Türklerin Hz. Nuh (A.S)'un oğlu Yasef in soyundan geldiği söylenir. Türk sözcüğünün anlamı; "Güçlü, kuvvetli, miğfer, türemiş, şekil kazanmış demektir. Türk kelimesinin kullanıldığı ilk devlet, Göktürk (Kök Türk) İmparatorluğu'dur. Orhun kitabelerinde," Türk adının Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı" olduğu yazılıdır.

 

Türklerin Müslüman Oluşu:

Türkler' in îslamiyetle tanışmaları, Halife Hz. Ömer (R.A) döneminde başlar Daha sonraki yıllarda Türkler'in büyük topluluklar halinde Müslüman oldukları görülür. Devlet olarak ilk Müslüman olan Türk devleti Karahanlılardır. Bugün Orta Asya Türk Dünyasın'da, İslamiyetin ilk dönemlerinin izlerini görmek mümkündür. Özbekistan'ın Semerkant şehrinde, Peygamberimizin yeğeni, yani Hz. Abbas (r.a)'ın küçün oğlu Hz. Kuşem (r.a) in türbesi bulunmaktadır. Türkler İslamiyetle tanıştıktan sonre, İslam'ın bayrağını çok geniş topraklar üzerinde dalgalandırmak için, asırlar boyu at sırtından inmemişlerdir. İslamiyet artık Türk Dünyasında Yesevi'nin yürüyüşüyle Orta Asya'yı dolaşmış Hz.Mevlana ile Horasan'dan Anadolu'ya taşımış ve Yunus Emre ile tüm Anadolu'yu sarmıştır.

 

Türk Dünyasının Geçmişi

Türk Dünyasının geçmişine kısa bir göz atacak olursak MÖ. 220' li yıllardan bu yana Büyük Türk İmparatorlukları'nın kurulmuş olduğunu görürüz Büyük Hun İmparatorluğu' nun sınırlarının Japon Denizi'ne kadar uzanan geniş Asya topraklarında hüküm sürdüğünü, tarih kaydeder. Öte yandan MS. 434 yılında Atilla'nın başa geçmesiyle, Batı Hunları'nın İtalya kıyılarına kadar uzanan Doğu Avrupa'nın tamamına yakınında da Türk hâkimiyetinden söz edilir. Son Türk İmparatorluğu olan Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları, üç kıtayı (Asya, Avrupa, Afrika) sarmıştır. Tarih sahnesinde büyük devlet olarak 56 adet Türk devletini görmekteyiz. Tarih içinde bir seyir halinde yaşamış olan Türk devletlerinin zaman ve mekân ilişkisi içinde, dünya üzerindeki sınırlarını çizmek gerekirse Çin şeddi'nden Adriyatik Denizi'ne kadar genişletmek gerekir. Kuşkusuz bu, ırkçı ve yayılmacı bir yaklaşım değildir. A.B.D. halkı bugün henüz 200 yıldır yerleşmiş olduğu Kuzey Amerika topraklarını vatanı olarak kabul ediyorsa 2200 yıl süreyle üzerinde yaşamış topraklara "Türk Yurdu" ya da Türk Dünyası demek daha akılcı bir yaklaşımdır. Bugün Türk Dünyâsı Batı Avrupa ve Sovyet Rusya'yı güneyden bir "Hilal" şeklinde kuşatmaktadır 19–20 yy. aralıksız süren Müslüman Türk soykırımına rağmen bu hilal hala dimdik ayaktadır. Türk Dünyası"ııın Sosyal ve

 

Kültürel Durumu:

Türk Dünyası, her ne kadar başka milletlerin boyunduruğu altında kaldılarsa da, özde bir değişmenin olmadığı görülür. Doğu Türkistan'daki Türk kimliği'nin yok edilmesi için Çin'in izlediği yolu, İsa Yusuf Apltekin, Doğu Türkistan Davası Eserinde şöyle özetliyor: "Çin Politikası Doğu Türkistan'daki kabile farklarını düşmanlık haline getirmiş ve birine karşı diğerini tutmak, vaatlerle kandırmak suretiyle hâkimiyeti devam ettirmeyi hedeflemiştir." Bu anlayışla kardeşi kardeşe kırdırmalardır.

 

Oysa bakın geçmişte Türkistan böylemiydi? Bilakis Türkistan, medeniyetlerin beşiğiydi. Hele Semerkant ve Buhara gibi şehirler medeniyetin öncüsüydüler. Bugün bunun izlerini bu şehirlerde görmek mümkün eğer Semerkant ve Buhara'da kısa bir gezinti yaparsanız Türk medeniyeti'nin geçmişteki gelişmişliğini rahatlıkla görebilirsiniz. Semerkant'daki Kumlu Meydan'ında üç büyük medrese görülür bu medrese Timur' un torunu Uluğ Bey tarafından yaptırılmıştır. Medresenin kapısının üzerinde şunlar yazılıdır.

 

"Kadın, Erkek tüm Müslümanların ilim tahsil etmesi farzdır." Uluğ Bey ayrıca Semerkant şehri'nin en büyük rasathanesini yaptırmıştır. Uluğ Bey 200 yıl önce dünyanın güneş etrafında döndüğünü ve hızını hesaplamıştır. Uluğ Beyin o dönemde yıldızların hareketini gözlemesi ve bir yıldız haritası çizmesi Avrupa'nın karanlık ortaçağında Türkistan'ın aydınlığını apaçık ortaya koyar.

 

Eğer Türk insanı dünyada acı çekmek istemiyorsa artık boy ayrımına son vermeli ve kardeşlik ülküsünü perçinleştirmelidir. Çünkü bu insanların dilleri birdir. Örf ve Adetleri birdir. Ve üstelik dinleri de bir olup hepsi Müslümandır.

 

Kim bilir, belki bu Türk boylarını oluşturan Türk ülkeleri, geçmişlerini hatırlar da Nato ve Varşova Paktları gibi "Müslüman Türk Birliğini kuruverirler.
 

  • 777 defa okundu.