The Sunday Times 
İngiltere’de yayımlanan The Sunday Times gazetesinin haberine göre, Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygurlar Çin’in sözde “Terörizme Karşı Savaş” maskesi altında inanılmaz işkencelere, acımasız zulüm ve baskılara maruz kalmaktadır. Gazetede, Çin’in Doğu Türkistan’ın doğalgaz, petrol gibi zengin yeraltı kaynaklarını tamamen güvence altına almayı hedeflediği belirtiliyor.
Doğu Türkistan 1949’da Çin tarafından işgal edildiğinde , Müslüman Uygurların nüfusu 20 milyon iken, günümüzde %45’e inmiş durumdadır. Oysa Doğu Türkistan’daki toplam nüfusun %40’ini Çinliler oluşturmakta, diğerleri Kazak, Moğol gibi diğer azınlıklardan oluşmaktadır.
Gazete ayrıca Pakistan yetkilileri tarafından “Terörizme Karşı Savaş” adı altında Çin’e teslim edilmeden önce Pakistan’da eğitim gören Doğu Türkistanlı İsmail Samat hakkında yer ayırmıştır.
İsmail Samat, üç yıl hapiste yattıktan ve mahkemede “Devleti bölme” suçu işlemekten 15 ay gizlice sorgulanarak yargılandıktan sonra, mahkeme samad idam edileceği gün ailesiyle vedalaşması için evine götürmüştü. Halbuki Samad’in suçsuz olduğu, suç işlediğini itiraf ettirmek için işkence yapıldığı kayıtlara geçmiştir.
Gazete, ekonomik açıdan kalkınmak için Çin’in zengin yer altı kaynaklarına sahip Doğu Türkistan’a ihtiyacı olduğunu, bu nedenle bölgenin güvenliğini temin almak amacıyla Çin’in günümüzde baskıları daha da arttırdığını özellikle vurguluyor.
Gazetede, Çin’in Pakistan ve Kazakistan’ı Uygur Bağımsızlık faaliyetçilerini Çin’e teslim etmek için ikna ettiği, teslim edilenlerin gizlice yargılandığı, bunun Pakistan Müslümanlarının Çin’e karşı öfke ve nefret duygularının artmasına sebep olduğu , ayrıca Çin’in Doğu Türkistan’da geniş istihbarat ve güvenlik önlemlerini arttırdığı, hatta Çin polislerinin “Terörizme Karşı Savaş” adı altında ve halka gözdağı vermek amacıyla Doğu Türkistan sokaklarında coplarla dolaştığı belirtiliyor.
Ancak tüm bunlar yani Çin’in bölge halkına uyguladığı sert politikası, Çin’e karşı dostluğun değil, düşmanlığın artmasına yol açtı. Şöyle ki, bölge halkının Çin’e karşı güvensizliği, onların din ve milletini savunmak için birleşmesine sebep oldu.
Gazetenin batılı iki istihbarat yetkilisine dayanarak bildirdiğine göre, Çin Uygurları El Kaide terör örgütü ile bağlantı kurarak, Uygurları tamamen yok etmek için ısrarla çabalıyor. Çin’in bu tutumundan dolayı batılı ülkeler, Uygur bağımsızlık faaliyetçilerini Çin’e teslim etmeyi reddediyor.
Batıllılar, Çin’in baskınının artmasıyla teröristlerin sayısının artmasından endişe duyuyorlar.
Çin’nin uyguladığı baskı ve zulüm politikasının sonucu olarak, Çin’e karşı başkaldırılar da arttı ve buna bağlı olarak Çin pasaportları topladı. Bu nedenle Doğu Türkistan’da dış ülkeler çıkmak nereneyse imkansız hale geldi. Hatta belli şartlat altında izin verilmesi haricinde hacca gitmeye bile izin verilmiyor.
The Sunday Times gazetesinin Çinli bir şoföre dayanarak Doğu Türkistan’daki akıl almaz baskıları gözler önüne seriyor.
Çinli şoför aslında bir askerdi. O şöyle anlatıyor:
“1997’de birkaç Uygur bağımsızlık faaliyetçisi bize saldırdı. Bu saldırının sonucunda birkaç arkadaşımız öldü. Ayrıca Onlar bizim bazı silahlarımızı da ele geçirdiler. Biz sonradan atağa geçip, onlardan binlercesini öldürdük. Amacımız Onların bir daha böyle bir şeye kalkışmaması için iyi bir ders vermekti.”
Gazete ayrıca şoförün söylediklerinin doğrulayan birçok raporun bulunduğunu örnekleriyle özellikle vurguluyor.
Gazetenin haberine göre, Çin Yönetimi bölgenin kalkınması için milyarlarca yuan yatırım yapmanın yanı sıra diğer bölgelerdeki Çinlileri celbetmek için büyük binalar yaptırıyor.
Oysa Uygur halkı, Doğu Türkistan’daki bolluk, yeni açılan okullar, hastaneler (v.s )in kendi kimliklerinin yok edilmesine yönelik araç olarak görüyorlar.  

  • 629 defa okundu.