editor 
Doğu Türkistan Kültür 
Dayanışma Derneği Genel merkezi


YerkenNahiyesi’nden Çin’e Götürülen Uygur Genç Kızlarının Gerçek Durumu
Yakın zamanda Doğu Türkistan’ın çeşitli bölgelerinden on binlerce genç kız Çin’deki fabrikalarda çalışma bahanesiyle götürülüp insanlık dışı davranışlara maruz kalmıştır. Sadece Yerken Nahiyesi’nden 213 genç kız zor kullanılarak Çin’e götürülmüştür. Onlardan 5 kişi akıl almaz aşağılanmalara dayanamayıp kaçarak Urumçi’ye gelmiştir. Aşağıda okuyacağınız röportaj onlardan 2 kişi ile yapılmıştır. (Röportajda S = soru, C = cevap)
S: İsminizi öğrenebilir miyiz?
C: Benim ismim Patigül (Fatmagül) Yunus, Yerken Nahiye Kaçung Yeza (köy) 8. Kent 4. Mahalleden.
Benim ismim Patime (Fatime) Seyit, Yerken Nahiye Kaçung Yeza 12. Kent 6. Mahalleden.
S: Siz Çin’e niçin gittiniz?
C: Çin’e gitmemizi köy yöneticileri organize ettiler.
S: Köyünüzden kaç kişi Çin’e gittiler?
C: 113 kız.
S: Diğer bölgelerden sizinle beraber gidenler var mı?
C: Evet, Yerken şehir içinden 100, toplam 213 kişi yola çıktık.
S: Kendi isteğinizle mi yola çıktınız?
C: Kendi isteğiyle çıkanlar da var. Ancak bazıları istemese de köy yöneticilerinin zoruyla çıktılar.
S: Çıkmak istemeyenlere ne çeşit zor kullandılar?
C: Köy yöneticileri kimliklerimizi aldılar. Eğer çıkmazsanız kimliklerinizi vermeyeceğiz. Kimliksiz kalacaksınız, evlendiğinizde evlilik cüzdanı verilmeyecek. Bu devletin emridir, karşı gelirseniz buldozerlerle evlerinizi dümdüz edeceğiz diyerek baskı yaptılar.
S: Ne zaman yola çıktınız?
C: 28/03/2007 tarihinde
S: Sizi teslim alan kişinin ismini biliyor musunuz?
C: Evet, Huçangvei adlı Çinli. Uygurca’yı da iyi biliyormuş. Bir de kendine Hüdaverdi diye Uygurca isim vermiş.
S: Sizi Hucangvei’ye teslim eden kimler?
C: Yerken Nahiyesi Kaçung köyünden Caşuci, Başangcang, Gülşuci ve 8. kent sekreteri T. (Bunlar devlette çalışan Uygur memurlardır.)
S: Siz Çin’e götürülürken anlaşma süresi ne kadardı?
C: Bir yıl.
S: Ne kadar maaş vereceğiz dediler?
C: Eğitim süresince aylık 550 yuan (yaklaşık 89 YTL), eğitim bittikten sonra aylık 900-1100 yuan. Maaşımızı her ay zamanında vereceklerini söylediler.
S: Orada barınmanız ve yeme içmeniz nasıl organize edilecekti?
C: Barınma ve yeme içme imkanı iyi olacak, hastalandığınızda tedavi ettireceğiz dediler.
S: Sizi hangi şehre götürdüler?
C: 28 Mart’ta memleketten ayrıldık, bizi Ceciyang eyaletinin Hangcu şehrine götürdüler. Oraya giderken Turfan’da bir gün, Şian’de bir gün tren bekledik. Çok zorluk çektik. Onlar bizi oradaki bir elektronik oyuncak fabrikasına götürdüler. Çince’miz iyi olmadığı için bizi işe almadılar. Ondan sonra Huçangvei bizi Liuzong isimli bir Çinliye teslim etti. Sonradan onun çalıştığımız fabrikanın sahibi olduğunu öğrendik. O bizi Şendong eyaletinin Heyyang şehrine götürdü ve oradaki Longşiang Lusao Tekstil Fabrikası’na yerleştirdi. 8 Nisan’da Heyyang şehrine geldik, orada 3 gün bekledikten sonra 11 Nisan’da resmi işe başladık.
S: Fabrikada ne iş yaptınız?
C: Kazak üretimi yaptık.
S: Bir kişi bir günde ne kadar kazak dokuyabildi?
C: Yaklaşık 50-65 civarında
S: Barınma ve yeme içme nasıl oldu?
C: Fabrika içindeki bir binanın 4. katına yerleştirildik. Odalarımız iyiydi. Yemekler de ilk başta fena değildi. Her öğün yemeğimiz bir ekmek, pirinç yemeği ve ikişer yumurtadan oluşuyordu. Ancak 4-5 gün sonra bize olan davranışları değişti. Yemek olarak birer ekmek ve sadece bir kepçe sade pirinç yemeği vermeye başladılar.
S: Günde kaç saat çalıştınız?
C: Bizi memleketten götürürken her gün sabah saat 7 den akşam saat 5 e kadar çalışacaksınız demişlerdi. Ancak işe başladıktan sonra sabah 7:20 de işe başlayıp akşam 6 ya kadar çalıştık. Yarım saat yemek molası verdikten sonra tekrar akşam 7 den gece 12 ye kadar mesai yaptırdılar. Her gün böyle 15 saat çalıştık. Sadece Pazar günü mesai yok. O gün 10 saat çalıştık.
S: Hiç sağlık sorununuz oldu mu? Onlar sağlık sorunlarınızla hiç ilgilendiler mi?
C: Onlar bizi Çin’e götürürken size iyi bakacağız, hastalanırsanız tedavi ettireceğiz demişlerdi. Ancak birkaç kişi hastalandı, tedavi ettirmediler. Kötü beslenme ve yoğun çalışma yükünden dolayı sürekli bayılmalar oldu. Ancak onlar hiç ilgilenmediler. Size birkaç olayı anlatayım:
Kaçung köyü 9. kentten Bunisahan Ruzimehmet isimli arkadaşımız odasına sıcak su götürürken yıkılmış ve yüzüne kaynar su dökülmüştü. Yüzünde şişme olmasına rağmen yüzünü örterek zorla çalışmaya devam etti.
Kaçung köyü 1. kentten Senemgül Sadık isimli arkadaşımız 27 Mayıs’ta bayılmıştı. 3 gün baygın durumda kalmasına rağmen hastaneye götürmediler. Biz 29 Mayıs’ta oradan kaçarken o hala baygın durumdaydı. Oradaki durum işte bu.
S: Onlar iş sırasında kötü davrandılar mı?
C: O sürekli karşılaştığımız bir durumdu. Onlar sinirlendikleri zaman bize küfür, hakaret yağdırırlardı. Bağırıp çağırırlardı.
S: Maaşlarınızı zamanında verdiler mi?
C: Hiç öyle olmadı. İlk başta 11 Mayıs’ta, sonra 28 Mayıs’ta vereceğiz dediler. Ancak vermediler. Onlara maaşı sorduğumuz zaman maaşlarınızı, sizi bize teslim eden kişiye verdik, size maaş vermeyeceğiz diye konuyu kapattı. Biz tekrar maaş istediğimiz zaman bozuk paraları kafamıza atarak al işte maaşın diye bizimle dalga geçtiler.
S: Aranızda 16 yaşına girmeyenler var mı?
C: Var, mesela Kaçung köyü 8. kentten Risalet Turdimehmet 15 yaşında.
S: Aranızda orta okulu bitirmeden Çin’e gelenler var mı?
C: Öyle olanlar çok. Mesela Kaçung köyü 8. kentten Kurbannisa Nurmehmet; Kaçung köyü 9. kentten Fatime Mensur…
S: Oradaki durumunuz ailenize ve diğer insanlara anlatmadınız mı?
C: Siz bilmezsiniz. Çalıştığımız yerdeki tüm telefonlar kontrol altında. Tüm konuştuklarımızı dinliyorlardı. Oradaki gerçek durumu anlatmamıza izin vermediler. Sonra dışarıdan memleketi aradığım zaman memleketteki kızların da Çin’e gelmek için hazırlık içersinde olduklarını öğrendim. Onlara gelmeyin durum budur dediğim zaman inanmadılar. Çünkü fabrikadaki Çinliler bir keresinde keçi kesip etler sofradayken görüntü almış, bize de “merak etmeyin biz böyle iyi durumdayız” dedirtmişlerdi. Ancak o eti de bize vermemişlerdi. Sonra iki kere parti yapıp görüntü aldılar. O görüntüleri memlekete götürüp onları kandırmışlar.
S: Öyleyse orada gerçekleri gizleme imkanı var demek…
C: Tabii, orada Gül, Reyhangül, Zulpiyem ve Tursungül isimli 4 Uygur kadını vardı. Onlar telefonları ve davranışlarımızı kontrol ederlerdi. Evi aradığımız zaman başımıza dikilip şunu söyle şunu söyleme deyip gerçek durumu söyletmezlerdi. Onlar bir keresinde bize şöyle bir olayı anlattılar: Anlattıklarına göre Cavcu şehrinde Poskam nahiyesinden gelen 10 Uygur kızı fabrikadan kaçarken onları takip eden 18 Çinli onları yakalamış ve tecavüz etmişler. Bize sakın kaçmayın, kaçarsanız aydı duruma düşersiniz diye tehdit ettiler. Sonradan memleketi aradığımız zaman aynı şeyi duyduk.
S: Bu durumu köy yönetimine anlatmadınız mı?
C: Köy başkanını arayıp Lütfen bizi memleketimize geri götürün, bize acıyın, lütfen bize yardım edin… dedik. Köy başkanı biz sizi Huçangvei’ye vermiştik. O sizi satmış. Yapabiliyorsanız kaçın. Biz burada size nasıl yardım edebiliriz… dedi. Sonra kaçtık.
S: Ne zaman, kaç kişi kaçtınız?
C: 29 Mayıs’ta 5 kişi kaçtık. Biz ikimiz, 13. kentten Aynur, 14. kentten Zehragül Mehmet ve Azatgül Tursun. Bizden önce de Yerken şehir içinden 50 kişi kaçmıştı.
S: Nasıl kaçtığınızı anlatabilir misiniz?
C: Evet, biz 5 kişi 29 Mayıs gecesi saat 12 de kaçarak orada lokanta işleten Erkincan’a gidip yardım istedik. Erkincan bizi gece evinde misafir etti ve sabah saat 7 de Cinen şehrine yolcu etti. Cinen’de tren bileti almak için paramız yetmedi. Orada karşılaştığımız Şinha nahiyesinden Abdurehimcan, Ömercan, Kuça’dan Yusufcan, Hoten’den Emincan ve Urumçi’den Mihray aralarında para toplayıp bize tren bileti satın aldılar ve yol boyunca yemeğimizi aldılar. 1 Haziran’da Urumçi’ye geldik.
S: Niçin evinize gitmediniz?
C: Evi aradığımızda gelmeyin dediler. Çünkü köy yöneticileri ailemize “Çocuklarınızı bulun, yoksa 1500 yuan para cezası verilecektir.” diye baskı yapmaktaymış.
S: Dava açmayacak mısınız?
C: Bir iki kişi dava açarsak sonuçsuz kalır diye düşündük. Paramız olsaydı Pekin’e kadar gidip bu işin peşini bırakmayacaktık. Yine de şuan bu durumu araştıracak kimse veya devlet kurumu varsa her şeyi anlatmaya ve şahitlik etmeye hazırız.
S: Bu sohbeti internette yayınlayalım mı?
C: Tamam, yayınlayın. Çin’de çok zor durumda olan çok sayıda Uygur kızı var. Onlar da bu işkenceden bir an önce kurtarılsın. Her bir Uygur bu durum karşısında elinden geleni yapsın. Çünkü hepimiz Uygur’uz, tek milletiz… 

  • 682 defa okundu.