The New York Times 2007-06-11 
(*)Çeviri: Nazlı BELEN Kaynak: 
The New York Times 

Yaklaşık bir sene önce Guantanamo’daki hapishaneden salıverildiklerinden beri halen Arnavutluk mülteci kampında yaşayan Uygur etnik azınlığından insanların gidecek ve yerleşecek bir yerleri yok.
Tim Golden tarafından yazılan ve The New York Times’da yayınlanmış olan makaleden kesitleri aşağıda bulabilirsiniz.
Akhtar Qassim Basit, kendisini tutsak edenlerin onu kısa bir özür eşliğinde bir Balkan başkentine mülteci olarak göndermesinden önce, Küba’daki Guantanamo koyunda Amerikalı bir mahkum olarak geçirdiği 4 yıl konusunda kızgın olmadığını söylüyor.
Akhtar Basit ve diğer eski Guantanamo hükümlüleri, onları umutsuzluğa sürükleyenin Arnavutluk’taki bu yeni yaşamları olduğunu söylüyor.
Çin’in batısında yerleşik bulunan Uygur etnik azınlığının bu erkekleri, ABD’ye tehdit oluşturmadıkları anlaşıldıktan sonra Küba’daki hapishaneden serbest bırakıldılar.Şu anda bir yılı aşkın bir süredir, silahlı polislerce korunan Tiran’nın varoşlarında konuşlanmış pis bir hükümet mülteci merkezinde yaşıyorlar.Bu insanlara merkezden çıkabilmeleri için iş bulmaları gerektiği, çalışma izni almak için de Arnavutça öğrenmek durumunda oldukları söylenmiş.Şu anda, çoğunlukla makarna ve pilavdan oluşan ücretsiz yemek ve aylık 67$’a talim etmekteler ki aldıkları paranın büyük bölümü aileleri ile yaptıkları kısa telefon konuşmalarına harcanmakta.Fakat bu insanların bazıları zaten eşlerini ve çocuklarını tekrar görme umudunu yitirmişler.
‘Guantanamo’da çok acı çektik fakat burada acı çekmeye devam ediyoruz’ diyor Basit. ‘Diğer mahkumların ülkeleri vardı fakat biz yetim gibiyiz: bizim gidecek bir yerimiz yok’.
Uygur ayrılıkçılarca yönetilen Afganistan’daki ufak bir köyde vakit geçiren Basit ve diğer 4 erkek, Çin’in komünist hükümetince hala terörizm zanlısı olarak görülmekteler.Yalnızca Arnavutluğun Amerikan yanlısı hükümeti onlara sığınma hakkı tanıdı fakat Arnavutluk yetkilileri bu insanlara daha başka bir olanak sağlayamayacaklarını bildirdi.
İşler daha da kötü gidebilirdi diyor eski mahkumlar.
Guantanamo’da geriye kalan 17 Uygur’dan en azından 15’i de serbest bırakılacak ancak Arnavutluk bile onları kabul etmeyecek – Amerika da etmeyecek.Amerikalı diplomatlar yaklaşık 100 ülkeye bu tutuklulara sığınma hakkı verilmesini talep ettiklerini ancak Çin yetkililerinin bu ülkelerden bazılarına bu mahkumları kabul etmemesi yönünde uyarıda bulunduğunu öğrendiklerini söylüyorlar.

Bir röportajında ‘Amerika Birleşik Devletleri Uygurları dünyadaki birçok ülkeye yerleştirmek yönünde kapsamlı ve yüksek seviyede çabalar göstermiştir’ diyor Devlet Departmanı yasal danışmanı John B.Bellinger Ill. ‘Bu konudaki başarısızlık, denenmemiş olmasından kaynaklanmayan bir başarısızlıktır’ diye de ekliyor.
Birçok Amerikalı yetkili, Uygur’ların içinde bulunduğu kötü durumu, Bush yönetiminin gözaltı programının en sorunlu bölümlerinden biri olarak tanımlıyor.
Bu vaka aynı zamanda; Yerel ve uluslararası eleştiri altında Guantanamo’daki mahkum topluluğunu ayıklamaya çalışma esnasında Washington’un karşılaştığı kayda değer güçlükler konusunda bir bakış açısı sağlıyor.
Tiran’daki mülteciler, parçası haline geldikleri küresel satranç oyununu ne şekilde etkileyecekleri konusunda çok az fikre sahip gibiler.Günlerinin çoğunluğunu mülteci merkezinin yüksek, cüruf briketi duvarları arkasında Kur’an okuyarak, Arnavutça öğrenerek ve merkezin tek bilgisayarını kullanabilmek için sıra bekleyerek geçirmekteler.Çakıl döşeli futbol sahasına gitmiyorlar bile çünkü burası onlara Guantanamo’dakini hatırlatıyor.Bush’un Arnavutluğa Pazar günü (10 Haziran 2007) yapacağı ziyaret ile Uygurlar ve diğer 3 eski Guantanamo tutuklusu, onları boyunduruk altında buraya getiren ABD’nin, kendilerini ev, iş ve onlara kendilerinden beklemeleri söylenen diğer konularda da destekleyip desteklemeyeceğini de soruyorlar.[...]
Uygurlardan birçoğu Guantanamo’daki en travmatik deneyimlerinin 2002 yılının Eylül ayında bir Çin güvenlik görevlisi ekibi tarafından sorgulanmaları olduğunu söylüyor. Çinliler ‘bütün dosyalarımızı Amerikalı’lardan almıştı’ diyor Kasım, bizi arka arkaya tehdit ettiler ve mahkumların onlarla Çin’e dönmesi konusunda ısrar ettiler.Amerikalılar kabul etmedi.

Fakat Guantanamo’da görevli olan yetkililer, Amerikan Gizli Servisi personelinin birçok Uygur’un gerçek bir terörist tehdit oluşturduğu konusunda şüphe duymaya başladığını söylüyor.2003’ün sonlarında, Washington’daki kıdemli ulusal güvenlik yetkilileri Uygurların büyük bölümünü serbest bıraktı. – Bir yetkilinin hesabına göre 14 kişi.

Pentagon’daki bazı yetkililer Uygurları Çin’e geri gönderme taraftarı idi ve Devlet Departmanı da er geç Çin’den bu insanlara insanca davranacakları yönünde güvence almaya çalıştı.

Fakat kıdemli yetkililer, Çin’in Uygur azınlığa yönelik geçmişteki davranış biçimine dayanarak nihai olarak onları iade etmemeyi kararlaştırdı.Devlet Departmanı hem Türkiye gibi Müslüman hem de Almanya ve İsveç gibi bünyesinde ufak bir Uygur toluluğu barındıran ülkelere bu konuda yaklaşmaya başladı.Pentagon, 22 Uygur’un içinde bulunduğu mahkumlara düzgün davranılıp davranılmadığı konusunda Guantanamo’da jüri oluşturmaya başlayınca bu arayış 2004 yılında duraksamaya uğradı.Birçok Uygur serbest bırakılma aşamasına gelmiş olsa da, teftiş jürisi altısının aslında düşman savaşçıcı olduğuna karar verdi.Kurullara Uygur vakalarının tekrar gözden geçirilmesi söylendi.Bu kez, yalnızca 5’inin serbest bırakılabileceğine karar verildi.(takip eden yıllık teftişler geri kalan 17 tutuklunun 15’ini temize çıkardı).Gönderilebilecekleri yer olarak bir olasılık batı Afrika cumhriyeti Gabon’du ve bu ülkenin küçük bir müslüman azınlığı vardı.Gabon’un uzun yıllardan beri cumhurbaşkanı olan Omar Bongo Uygur’ları kabul etmeye açık olduğunu bildirdi.Fakat iki yetkiliye göre, bu mültecileri ülkesine almak için tazminat yanında uluslararası krediler konusunda hükümetine destek ve Başkan Bush ile Beyaz Saray’da bir görüşme ayarlanmasını talep etti.Kendisi zaten birkaç ay önce, yani Mayıs 2004’te Bush ile böyle bir görüşme yapmıştı.
Amerikalı diplomatlar Angola’dan İsviçre’ye ve Avustralya’ya kadar birçok hükümetle iletişime geçtiklerini söylediler.Artan bir biçimde, Çin’li taydaşlarının gölgeleriyle karşılaştılar. Diplomatik konuları görüşürken isminin anonim olarak kalmasından yana olan bir idare yetkilisi ‘Çin’liler bizi takip etmeye devam ettiler ve kendileriyle ticari ve finansal ilişkileri olan ülkeleri korkuttular’ diyor. Çin Elçiliği sözcüsü bir bayan, Uygurlar konusunda kendi hükümetinin spesifik çabalarını tartışmayacağını söyledi.Fakat bir demeç sırasında Elçilik, Guantanamo’daki Uygurları ‘Uluslararası terörist güçlerin bir parçası olan ‘Doğu Türkistan’ terörist gücü şüphelisi olarak tanımladı ve Çin’de yargılanmaları gerektiğini bildirdi.Pekin’in Arnavutluk’taki elçisi, başbakan Berisha ile en az 3 kez Uygur’ların iadesi konusunu görüştü diyor Arnavutluk yetkilileri.Arnavutluk bundan beri Washington’a daha fazla Uygur tutuklu kabul edemeyeceğini bildirdi. ‘Fakat elimizden geldiği kadarıyla yardımcı olduk’ diyor Arnavutluk Dış İşleri Bakanı Lulzim Basha bir röportajında.Amerikalı yetkililer Çin’in Almanya’da da aktif olduğunu söylüyor.
Avrupa hükümetlerine Uygurların bazılarını ve diğer Guantanamo tutuklulularını kabul etmesi yönünde lobi yapan Human Rights Watch idari direktörü Kenneth Roth ‘karşılaştığımız problemlerden biri de ‘neden ABD bu insanlardan bazılarını kendisi almıyor?’ sorusuydu diyor.

Amerikalı yetkililer bu fikir üzerinde düşünmekte olduklarını söylüyorlar.Fakat iki yetkili bu fikrin 2005 yılında Anavatan Güvenlik departmanınca reddedildiği çünkü bu insanların Göç ve Ulusal Yasa uyarınca ABD’ye girişinin yapılamayacağı çünkü bu insanların bir terörist grupla bağlantısının olmuş olduğu veya terörizmle bağlantılı bir gruptan ‘askeri türde bi eğitim’ almış oldukları sebebi öne sürülmüş.
Amerikalı yetkililer mültecileri kabul ettikleri için Arnavutluk hükümetini cömertce tazmin etmelerine rağmen, Tiran’daki Amerikalı diplomatlar 5 Uygur mültecinin ve diğer 3 Guantanamo tutuklusu olan bir Mısırlı, bir Cezayirli ve bir de Özbek’in kaderi hususuna çok az ilgi göstermişler.

Bu konuda konuşma yetkisi olmaması sebebiyle isminin verilmemesi konusunda ısrarcı olan bir Amerikalı yetkili ‘Biz onlarla hiç konuşmadık’ diyor. ‘Biz onları gözlemlemiyoruz.Onlar bizim vatandaşımız değil ve bu sebeple bunu yapmamız için bir neden yok’ diyor ve Arnavutluk’un onları yerleştirme çabalarındaki aksaklıkları ‘rutin bürokratik problemlere’ bağlıyor.
Arnavutluktaki mülteci programını organize ve finanse etmeye yardımcı olan Tiran’daki Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu temsilcisi, yerleştirme programının yavaş adımlarla ilerlemesi konusunda daha da hüsrana uğramış görünüyor.
‘Arnavutluk hükümeti bu insanlara sığınma hakkı vermeyi kabul etti’ diyor Hossein Kheradmand. ‘Burada 5000 veya 6000 kişiden bahsetmiyoruz, 8 kişiden bahsediyoruz’ diyor.
[...]
‘4 buçuk yıldan sonra, Guantanamo’dan kurtulduğumuzu sandık fakat hala o gölgenin altında yaşıyoruz’ diyor Kasım. ‘bazen gidip ülkemizde ölmenin burada kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyoruz’.


  • 725 defa okundu.