N.T.Tarimi Gazeteci Yazar

Çvr.Nazlı BELEN
 


Son zamanlarda, Uygurlar için kötü haber Orta Avrasya’nın göbeğinden geldi.Özbek makamları Özbekistan’daki Uygurların; Doğu Türkistan’daki (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) insan hakları ve Uygurlar için daha fazla siyasi ve kültürel hakları savunan faaliyetlerini bastırmak adına Çin’den kendilerine gelmiş olan talepleri kabul etmiştir.
15 Haziran 2004’de, Çin başbakanı Hu Jintao, 16 Haziran’da Taşkent’te başlayacak olan Şangay İşbirliği Örgütü zirvesinde yer almak için Özbekistan’ı ziyaret etmiştir.
Ziyareti sırasında Hu ve Özbek meslektaşı İslam Karimov iki ülke arasında dostane işbirliği ilişkilerini geliştirmeye yönelik ortak bir beyanat imzalamıştır. Bu ortak beyanata göre, ‘Çin ve Özbekistan, terörizmin, ayrılıkçılığın ve ekstremizmin bölgesel güvenliğe ve istikrara hala bir tehdit oluşturduğuna hem fikir olmuştur’.Çin ve Özbekistan; terörle, ayrılıkçılıkla ve ekstremizmle savaş konusunda Şangay İşbirliği Örgütü vasıtasıyla ve terörle, ayrılıkçılıkla ve ekstremizmle savaş için işbirliği konusunda Çin-Özbekistan anlaşması yoluyla, iki ülkenin ilgili mercileri arasındaki koordinasyonu ve işbirliğini güçlendirecek ve her iki ülkede ve bölgede barış ve huzuru sağlamak adına sözde Doğu Türkistan terör grupları da dahil olmak üzere terörizmin her türlüsü ile savaşmak adına güçlü tedbirler ortaya koymaya devam edecektir. Her iki ülke Doğu Türkistan’daki terörist güçlerin bastırılması konusunun uluslar arası anti-terörizm kampanyasının büyük bölümünü oluşturduğu konusunda hemfikir olmuştur.
Çin aynı zamanda Orta Asya ülkelerine 900 milyon $ kredi ve Özbekistan’a 2.5 milyon $ insanı yardım vereceğini açıklamıştır.
Özbekistan’daki Uygur aydınlarına göre, Özbek mercileri Özbekistan’daki veya diğer Orta Asya Cumhuriyetlerindeki Uygurlarin faaliyetleri konusunda kontrolleri artıracaktır.Uygur bağımsızlık ve demokrasi hareketi karşısındaki bu yeni Çin-Özbek işbirliği Uygur halkının geleceği üzerinde karanlık bir gölge teşkil edecektir.
Özbekistan Orta Asya’da büyük çaplı bir Uygur diasporası barındıran ülkelerden biridir.Özbekistan’ın bu konudaki duruşu Orta Asya’da benzersizdir.
Diğer Orta Asya ülkeleri, özellikle de Kırgızistan ve Kazakistan da Uygur hareketlerini aynı şekilde kısıtlamış olsa da, kendi yasaları çerçevesinde Uygurların bazı faaliyetlerde bulunmalarına izin vermiştir.Bununla beraber Özbekistan, kendi sınırları içerisinde yaşayan Uygurların, Doğu Türkistan’daki etnik kardeşlerine destek olmak adına organize olmalarına şans tanımamıştır.
Özbekistan’ın bu konudaki duruşu yeni bir olay değildir.Fergana vadisinin 19.yy’dan bu yana Uygur ulusal özgürlük hareketi için baz oluşturduğu tarihi bir gerçektir.Özbek-Uygur ilişkileri siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda Uygur özgürlük hareketlerini tarih boyunca etkilemiştir.Bunların farkında olan Özbek mercileri, ülkenin bağımsızlık kazanmasının hemen ardından, kendi sınırları içerisinde tırmanmaya başlayan özgürlük hareketlerini yakından takip etmiştir.Çin hükümetine karşı Uygur savaşını destekleyen Özbekistan sınırları içerisindeki Uygur hareketinin, Çin-Özbek ilişkilerini olumsuz yönde etkileyeceğinden endişe eden Özbekistan hükümeti bağımsızlığından beri Uygur hareketlerini bastırmıştır.
Özbekistan’daki Uygurlar, Özbekistan’da sosyal, ekonomik ve kültürel hayatın gelişmesine yönelik belirgin katkılar sağlamıştır.

Bugün, Özbekistan vatandaşları olarak vatandaşlık görevlerini ve rollerini layıkıyla yerine getirmektedirler.Bununla beraber Özbekistan’daki Uygurlar çok zor bir dönemden geçmektedirler.Tıpkı Özbekistan’daki diğer insanlar gibi, ifade ve konuşma özgürlükleri halihazırdaki Özbek rejimi tarafından ciddi anlamda kısıtlanmış durumdadır.
Doğu Türkistan’daki kardeşlerinin siyasi, sosyal ve kültürel haklarını destekleyici siyasi ve insan hakları kampanyalarını yürütebilme özgürlükleri özellikle yasaklanmıştır.Uygurlar daha güçlü biçimde Özbekistan’ın demokratikleşmesine ihtiyaç duymaktadırlar.
Özbekistan ve Çin arasında ekonomik ve siyasi ilişkilerin yoğunlaşmasını takiben, ve Özbekistan’ın Şangay İşbirliği Örgütüne katılımı ile, Uygur problemi gittikçe artarak gün ışığına çıkmıştır.Özbek hükümeti devlet veya diğer başka medya kanalları içerisinde Uygur yanlısı ve Çin karşıtı mesajları yasaklamıştır.
Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bazı Uygurlara göre, Özbekistan’daki Uygur basını katı kısıtlamalarla karşı karşıya kalmaktadır.Özbek basını içerisinde Uygurların siyasi problemlerinin geçtiği yazıları yayınlamayı reddetmektedir.Dahası, Doğu Türkistan ile alakalı olarak Türkiye, Almanya ve diğer ülkelerde yayımlanan diğer yayınların ve kitap ve gazetelerin ithalatı şu anda yasaklanmıştır.Ayrıca Özbekistan’da Uygur dilinde edebi eserler basan bir yayınevi de bulunmamaktadır.Yalnıza ufak bir Uygurca programa Özbek radyosunda izin verilmektedir ki bu da sıkı bir gözetim altında yapılmaktadır.Aslında Uygur dilinde radyo yayını 1947 yılında başlatılmış ve Çin karşıtı amaçlarla kullanılmıştır.Halihazırdaki radyo programı bu eski radyo programının devamıdır fakat şu anda tamamıyla başka bir göreve hizmet etmektedir.Uygur insan hakları veya Doğu Türkistan’daki siyasi problemlerle alakalı hiçbirşey yayınlanamamaktadır.
Özbekistan’daki Uygur hareketine ilişkin kısıtlamalar 1994’de, Çinli Li Peng’in ülkeyi ziyareti akabinde ve her iki hükümet arasında karşılıklı imzalanan anlaşmadan sonra uygulanmaya başlanmıştır.O tarihten bu yana, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insanların bağımsızlığını ve insan haklarını destekleyen Uygur örgütlerinin kurulması yasaklanmıştır.
Bu sebeple Özbekistan’da halihazırda hiçbir Uygur siyasi oluşumu mevcut değildir.Yalnızca Uygur Kültür Merkezi siyasi olmayan bir oluşum olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.Bu durum diğer Orta Asya Cumhuriyetleriyle, örneğin özellikle de Kırgızistan ve Kazakistan ile tezat teşkil etmektedir çünkü buralarda Uygurların siyasi organizasyonlar düzenleme hakkı vardır.İsminin saklı kalmasını isteyen Özbekistan’daki bazı Uygur aydınlarına göre,Uygurların diğer ülkelerde düzenlenen Uygurlara ilişkin konferanslara ve toplantılara katılma hakkı bile yoktur.Özbekistan hükümeti Özbekistan’daki veya Özbekistan vatandaşları tarafından düzenlenen Uygur yanlısı faaliyetleri Çin-Özbek ilişkilerine zararlı ve Özbek ulusal çıkarlarına ters olarak görmektedir.Şangay İşbirliği Örgütüne katılımından itibaren Özbek hükümeti Çin hükümetinin terörizmi, etnik ayrılıkçılığı ve radikal dinciliği bastırmaya yönelik çağrısına cevap vermekte geç kalmamıştır.Özbekistan, Çin’in Uygur bağımsızlık hareketi üzerindeki baskısını aktif olarak destekleyerek, kendi sınırları içerisindeki Özbekistan İslami hareketi karşısında Çin’in yardımını almayı amaçlamıştır.
Etnik köken, tarih, kültür ve gelenek temelinde birlik olan halklar olarak, Uygurların Özbekistan’da epey uzun bir tarihleri vardır.18yy’ın ikinci yarısından itibaren, şu anda Özbekistan olarak adlandırılan topraklara göç etmeye başlamışlardır.Göçlerin büyük kısmı şu 3 değişik dönemde gerçekleşmiştir.Birinci dönem 1759-1911 arası dönemdir.Bu dönem Uygurların periyodik olarak Mançu liderlerine karşı isyan ettikleri bir dönemdir.Bu dönem içerisinde, birçok Uygur, Mançu-Çin zulümünden kurtulmak için Fergana vadisine göç etmiştir.
İkinci dönem 20 yy’ın başından 1937’ye kadarki dönemdir.Bu dönem içerisinde birçok Uygur Özbekistan’a daha iyi yaşam koşulları elde edebilmek amacıyla gelmiştir.Üçüncü dönem ise 1955 ve 1962 yılları arasındadır.Bu dönemde kendi liderleri ve Çin komünist hükümeti arasında yapılan anlaşmalara karşı gelen ve Doğu Türkistan’daki (Sincan) Çin komunist egemenliğine şüpheyle yaklaşan birçok Uygur Özbekistan’a göç etmiştir.
Orta Asya’daki kesin Uygur nüfusu çok tartışmalı bir konudur.1920’li yıllarda, zamanın Uygur liderlerinden olan Abdulla Rozibakiyev, Sovyet Orta Asyasındaki Uygur nüfusunun 600.000 olduğunu tahmin etmiş ve bunların çoğunluğunun Özbekistan’da yaşamakta olduğunu belirtmiştir.
Resmi Sovyet demografi bilgilerine göre ise 1930’larda Sovyetler Birliği içerisinde yaşayan Uygur nüfusu 300.000 olarak gösterilmiştir.1937’de Stalin’in Sovyetler Birliği içerisindeki karşı devrimcileri temizlediği kampanyası sırasında, birçok Uygur etnik bağlantılarını değiştirmeye zorlanmıştır.
1950-60 yılları arasında Özbekistan’da yaşayan Uygurların nüfusu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Sovyet resmi istatistiklerine göre Uygur nüfusu 1979’da 29,104 ve 1989’da ise 35,700 olarak gösterilmektedir.Bugün Özbekistan’daki Uygurların nüfusu hakkında hiçbir resmi veri bulunmamaktadır ve bununla beraber Özbekistan’daki Uygur aydınları Uygurların büyük çoğunluğunun Özbekistan’da yaşadığını tahmin etmektedir.Özbekistan Uygur kültür merkezinin bir üyesi, yaklaşık 200.000 Uygurun Özbekistan’da yaşadığını belirtmiştir.Özbekistan bilim akademisinde ismini vermek istemeyen bir Uygur profesöre göre ise, Özbekistan’daki mevcut Uygur nüfusu yaklaşık 500.000dir.
20yy’ın başlarında, Özbekistan’daki Uygurlar sanat ve edebiyatta kısa bir rönesans yaşamışlardır.Taşkent ve Andican şehirleri Uygur kültürünün başkentleri haline gelmiştir.İlk Uygurca gazete ‘Kembigheller Avazi’ (Fakirin Sesi) 1921 yılında bu iki şehirde basılmıştır.Momen Hamraev (1907-1955) tarafından yazılan ilk Uygurca roman Taşkent’te 1930 yılında yayınlanmıştır.Hamraev’in arkasından gelen Nur Israilova (1910-1953), Abdulla Muhammadi (1901-1937) ve Omar Muhammadi (1906-1931) gibi başka Uygur romancılar da Uygur edebiyatına olağanüstü eserler kazandırmışlardır.Bu dönemde Hezim Iskandarov (1906-1970) ve Hebib Zakiri (?-1937) gibi Uygur şairleri de Uygur şiirine yeni bir serbest koşuk tipi kazandırmışlardır.
Özbekistan Devlet Uygur Tiyatrosu Andican’da 1930 yılında kurulmuştur ve hemen ardından Uygur aktörlerin katılımıyla sinema sektörü de kurulmuştur.Bu tiyatroda birçok drama performansı sergilenmiştir.Aynı zamanda Uygur teknik okulları Andican’da 1930 yılında kurulmuştur.
Bununla beraber, Özbekistan’daki Uygur kültürel rönesansı uzun sürmemiştir.1937-1938 yıllarında, Stalin’in temizlik kampanyası sırasında, Uygur kültür merkezleri ve faaliyetleri zulüm hedefi haline gelmiştir.Bu kampanyada, çok sayıda Uygur aydını tutuklanmış ve infaz edilmiştir.Taşkent ve Andican’daki Uygur kültür merkezleri, tiyatrolar, gazeteler ve okullar kapatılmıştır.Uygur kültürel organizasyonları Kazakistan’a taşınmıştır.Bununla beraber 1960’lardaki Çin-Sovyet parçalanmasını takiben, Sovyet hükümeti Uygur kültür merkezlerini Özbekistan’da tekrar açmıştır.
Taşkent Sincan’daki Uygur toplumunu hedefleyen Çin karşıtı bir merkez haline gelmiştir.Taşkent’teki Uygur tiyatroları, radyo istasyonları ve diğer merkezler çok faal bir hale gelmiştir.Taşkent’teki Uygur radyo servisi Sincan’daki dinleyicilere özel 2 saatlik yayınlar yapmıştır.Sovyet hükümeti Taşkent Devlet Üniversitesi ve Devlet Akademisi Oryantal Çalışmalar Enstitüsünde Uygur çalışma programları açmıştır.Bütün bunların, Sincan’daki Uygurların bağımsızlık hissiyatı üzerinde derin etkisi olmuştur.Daha önce de belirtildiği üzere, Özbekistan’daki bütün Uygur faaliyetleri Sovyetler birliğinin çöküşüyle sona ermiştir.
Bugün Uygurlar Özbekistan Cumhuriyetinde etnik azınlık olarak kabul görmüştür.Fakat kültürel ve siyasi örgütler kurma hakları sıkı biçimde kısıtlanmış ve Özbek hükümeti tarafından buna şiddetle karşı çıkılmıştır.Özbekistan’daki Uygurların Sincan’ın bağımsızlığını savunan örgütler kurmaları veya böyle oluşumlara katılmaları yasaktır.Hatta Uygurların Doğu Türkistan’la ilgili diğer ülkelerde gerçekleştirilen siyasi faaliyetlere katılmaları dahi yasaktır.Sonuç olarak Özbekistan’da insan haklarının ve Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar için siyasi ve kültürel hakların iyileştirilmesini savunan hiçbir Uygur siyasi veya sosyal örgütü bulunmamaktadır.Özbekistan’daki Uygur hareketi şu anda kış uykusu safhasındadır.
Özbekistan 11 Eylülden sonra Amerika’nın terörle savaşında önemli bir müttefiki konumuna gelmiştir.Özbek hükümeti Amerika’nın Afganistan’daki savaşı için askeri üsler sağlamıştır.O tarihten bu yana siyaset, ekonomi ve askeri işbirliği alanlarındaki Amerikan-Özbek ilişkileri belirgin oranda artış göstermiştir.Amerika Birleşik Devletleriyle olan ilişkileri Özbekistan’in dış politikası için köşe taşlarından biri haline gelmiştir.
Diğer Orta Asya ülkelerinin aksine, Özbekistan, Rusya’nın liderliğindeki Şangay İşbirliği örgütü haricinde herhangi bölgesel bir örgüte katılmayı kabul etmemiştir.

Uluslar arası toplum daha da yakın bir ABD-Özbek ilişkisinin Özbek rejiminin otokratik karakterini değiştirmesine ve insan haklarına daha saygılı bir demokrasi haline gelmesine yardımcı olacağını ummuştur.Fakat geçen iki yılın ardından Özbekistan’ın muhaliflere yaklaşımında ve insan hakları sicilinde hiçbir farklılık meydana gelmemiştir.
11 Eylülden sonra Çin, ekonomik gücünü Orta Asya ülkeleriyle olan ilişkilerini güçlendirmek ve bölgede Uygur siyasi faaliyetlerini sözde terörle, ayrılıkçılıkla ve ekstremizmle savaş maskesi altında bastırmak için kullanmaktadır.


 

  • 891 defa okundu.