Abdulcelil TURAN 
Araştırmacı Yazar
DOĞU TÜRKİSTANLI DİN BİLGİNİ TARİHÇİ VE ŞAİR
ABDULAZİZ CENGİZHAN DAMOLLA


Bugün, 25 Şubat 2007 günü, Mesut efendi, Kurban Koday, Abdulaziz Cengiz han Damollam vb. kişilerin Çin komünist hükümeti tarafından şehid edilmesinin 55. yıl dönümüdür. Bu münasebetle, ben Abdulaziz Cengiz han Damollam’dan bahsetmek istiyorum.
Abdulaziz Cengiz han Damollam, Yirminci y.y’lın 30. 40.’lı yıllarında, Doğu Türkistan’da medeni ağratış, özellikle de tarih ve edebiyat sahasında çok ünlü olmuş kişidir.
Abdulaziz Cengiz han Damollam, 1906’da, Doğu Türkistan’ın Korla ili Bügür ilçesine bağlı Yenihisar köyünde, Aşur Damollahacı adlı dini zatın ailesinde dünyaya gelmiştir. Babası Aşur Damollahacı hem dini ulema hem de Bügür ilçesinin kadısıydı. Cengiz Damollam temel dini tahsilatı babasından gördükten sonra, bir süre Kuçar ilçesinde okumuştur. O, Kuçar’daki ilmle yetinmeyip, daha fazla ilim almak için Hindistan, özellikle Mısır’a gidip EL – Azhar Üniversitesi’nde okuma arzusuyla babası Aşur Damollahacı’nın onayını alarak Kaşgar’a gider ve bir süre Kaşgar Hanlık Medresesi’nde ders almakla beraber, Kaşgar’daki ünlü ulemalarla tanışır. 1925’te, Hindistan’a geçerek Asya boyunca en ünlü medrese, Diyubend Medresesi’nde bir buçuk yıl ilim tahsil eder.

Kadıyanı Fırkasına Reddiye

Cengizhan Damollam, Hindistan’da kaldığı zamanlarda ortaya çıkan Kadıyanı fıkrasını redderek, Fars dilinde «Tığ Turkani» adlı kasideyi yazar. 1935’te Hindistanda neşredilen bu kitaptan Hindistan, Pakistan ve Afganistan ulemaları çok faydalanmıştır.
Cengizhan Damollamı Kaşkardan Hindistana değil de Nen King’e giderek, Nen King Üniversitesinde siyasi ilimleri öğrendikten sonra, oradan Hindistan’a gitmiştir diyen söylentiler de var.
Cengizhan Damollam, 1926’da Hindistandan ayrılarak gemiyle Kahire’ye doğru yola çıkar ve Mısır’a varıncaya dek tam 21 gün deniz yolculuğu yapar.
Yolculuk doğudan başlayıp batıya doğru gidiyordu. Cengizhan Damollam, gemideki Hintli, Bangladeşli ve Güneydoğu Asyalı öğrenci arkadaşları ve yolcular arasında en bilgili kişi olarak biliniyordu. Dolayısıyla, o namazlarda imamlık vazifesini üstlenmişti. Cengizhan Damollam, Coğrafya ilmini çok iyi bildiği için, Hind okyanusunu geçene kadar namazları batıya doğru bakarak kılar, gemi Arap yarımadasına yaklaşınca yüzünü yavaş, yavaş kuzeye doğru çevirmeye başlar ve sonunda dosdoğru kuzeye bakarak kılar. Onun yaptığını beğenmeyen cemaat, onu eleştirmeye başlar. Damollam, kıblenin batıda değil, Mekke’de olduğunu, bu yüzden batıdaki müslümanların doğuya, doğudaki müslümanların batıya, kuzeydekilerin güneye, güneydekilerin kuzeye bakarak namaz kıldığnı anlatmaya çalışsa da, onlar bunu kabul etmeyerek, Damollam’la alay etmeye ve onun arkasında namaz kılmamaya başlarlar. Damollam, namazlarını tek başına kılar. Gemi Cidde’ye geldiği zaman, Damollam namazlarını doğuya bakarak kılmaya başlar. Bunu gören yolcular onu delilikle suçlar ve ondan ıraklaşırlar. Gemi Cidde’den geçtik den sonra, Damollam bu kez yüzünü güneydoğuya çevirir, bunu gören cemaatın asabıyeti iyice bozulur. Gemi süveyiş körfezine geldiği zaman öğle namazının vakti olmuştu. Yolcular namazlarını limanın camisinde kilmak için gemiden inerler ve camiye girdiklernde kıblenin güneydoğuya baktığını görürler. İşte o an, kendilerinin yolculuk boyunca yaptıklarından çok utanırlar. Çünkü bu, onlar için inkar edilemeyecek kadar açık delildi. Ondan itibaren kendilerinin Damollam’a yaptıkları yanlışı anlarlar ve ona daha çok saygı göstermeye başlarlar. Oradan takî Kahire’ye varıncaya kadar Damollam ne dediyse o olur.
Bu vakayı, Cengiz han Damollam, 7 Mart 1946 tarihinde, Kaşgar Hanlık Medresesi’ndeki taliplerıne kendi ağzıyla söylemiştir.

Türkistan Asya’nın Kalbidir

Cengizhan Damollam, Mısır’a vardıktan sonra, 1927 senesinde, zamanının en büyük ve en ünlü ilim merkezi olan El – Ezher Üniversitesinde okumaya başlar. 1934 senesinde, İslam Hukuk ilmi ve İslam Tarihi bölümününden başarıyla mezun olur. Ondan sonra, Birinci Fuat Üniversitesi’nde (şimdiki Kahire Üniversitesi) tahsil gördükten sonra, aynı okulda öğretmenlik yapmaya başlar. O, 1939 senesinde Hac ibadetini yerine getirmiştir.
Cengizhan Damollam, bu süre içerisinde «Türkistan Asyanın kalbidir», «Sevtul Vicdan» gibi nesri ve nazmi eserlerini kaleme alır hem de Mısır’ın zamanındaki en ünlü şairlerinden Savi Şe’lan ile arkadaş olur. Savir Şe’lan, Cengizhan Damollam’ın «Türkistan El Halide» adlı eserini okuduğunu ve bu eserin Türkistan tarihi için çok büyük önem taşıdığını yazmıştır.
Uygur aydınlarından, Yalkun Rozi, Şerif Huştar ve başkalarının Cengizhan Damollam’ın hayatıyla ilgili yazılarında, Cengizhan Damollam’ın El – Ezher’da okuduğu zamanlarda başvuru yaparak, Mısır padışahının özel izniyle, dini ulemaların uluslararası münakaşalarına katıldığı ve tartışmalarda üstünlük kazandığı için, Mısır padişahı Faruk’un O’na: «sen ilim dünyasını fetheden Cengizhanmışsın» diyerek övdüğü, ondan itibaren Onun «Cengizhan» namıyla şöhret kazandığı kaydedilmişse de, bu konuda şu ana kadar elimize hiçbir belge geçmemiştir. O zamanlarda Cengizhan Damollam’la beraber okuyan ve sonra Suudi Arabistan’a yerleşen Abdülehed Hacının, 1988’de İstanbul’da görüştüğümüz zaman bana söylediklerine göre, Cengizhan Damollam «Cengizhan» ismini kendisinin künyesi olarak kullanmıştır. Cengizhan Damollam, o zamanlarda Mısır’da okuyan Çinli müslümnlarla da gazete üzerinde münakaşa ederek, onları sık sık tenbih edermiş. Bu yüzden, Cengizhan Damollam, öğrencilik yıllarında yazdığı yazılarıyla çok ünlü biri haline gelmiş.
Cengizhan Damollam, Mısır’daki günlerinin birinde «Tefsiri Tentavi» adlı 27 cildli eserin yazarı, mutefessir ve filozof Tentavi Cevheri ile Kahire sokaklarında karşılarışır. Tentavi Cevheri kendi tefsirinde, Himalaya dağlarının ötesinden gelen Cengizhan Damollam’ın ilmi kabiliyeti ve ahlakına olan hayranlığını dile getirmiştir.

Kur’an’ı Uygurca’ya Çevirdi

Cengizhan Damollam, dini medresede okuyup büyümesine rağmen, dindarlıkla vatanseverliğe aynı ölçüde önem verirdi. O, «Türkistan Asya’nın Kalbidir» adlı Arapça eserinin giriş kısmında bu konuda açıkça şöyle demiştir: «insanları dünya ve ahirette sonsuz baht – saadete eriştirecek bir çok görev ve mecburiyet vardır. Bunların en önemlisi iki türlü olup, biri dini mecburiyet, diğeri ise vatani mecburiyettir.» O, bu iki mecburiyeti kendi şahsı adına yerine getirerek başkalara örnek olmak için, «Kuranı Kerim»’i Uygurcaya tercüme ederek dini mecburiyeti; «Türkistan Asyanın Kalbidir» adlı eserini neşrettirmek suretiyle de vatani mecburiyetini gerçekleştirmiştir. Söz konusu kitap bugüne dek Doğu Türkistan tarihi hakkında yazı yazmak isteyenler için en önemli bilgi kaynağı olagelmiştir.
Cengizhan Damollam, «Türkistan Asyanın Kalbidir» adlı kıtabının kaleme alınmasındaki sebepler hakkında şöyle demiştir: «Ben kendimi bildim bileli güçlü imanımın dürtüsüyle insanların üzerine yüklenen dini ve milli görevlerin şuuruna varmışımdır. Bu yolda yapılan vatani, yani milli hizmet, din için yapılan hizmetle aynı önem taşımaktadır. O yüzden bu görevi yerine getirmek, her iki görevi birden yerine getirmeye denk gelir diye düşünüyordum. İşte bu düşünceyle Doğu Türkistan’ın yaradılışından bugüne dek tarihini Arap diliyle kaleme aldım ve bu iki ciltli eserime: «Türkistan El Halide» adını verdim. Bu vesileyle dine ve vatana olan mecburiyetimi yerine getirerek, yüce Allah’ın ve ümmedi Muhammed’in rızasına nail oldum diye düşündüm. Bu kitabımı tam olarak neşrettirmeyi çok istediysem de, buna mümkün olmadı ve bir süre beklemek zorunda kaldım. Bu süre içinde Mısır’daki Türkistanlılar Cemiyeti’nin teklifiyle Doğu Türkistan’ın tarihini kısa ama tüm gerçekleriyle anlatan bu kitabı yazdım. Bunun tafsilatı için “Türkistan El Halide” adlı kitabıma müracaat edilebilir.»
«Türkistan Asyanın Kalbidir» adlı bu kitap ilk defa 1945’te Kahirede neşredilmiş, ondan sonra, Suudi Arabistan’da yaşamakta olan dini ulema Abdussattar Mevlevi’nin teşebbüsüyle 1986’da Pakistan’da, Cengizhan Damollam’ın «sevtul vicdan» adlı şiir kitabıyla beraber tekrar neşredilmiştir.
Ondan başka, Cengizhan Damollam’ın mısırdaki öğrenci ve öğretmenlik yaptığı yıllarında vatan sevgisi hakkında yazdığı arapça şiirleri 1944 senesinde Kahire’de «Sevtul Vicdan» adında neşredilmiştir. 1984 senesinde Pakistan’da Kahire nüshası çoğaltılarak 500 adet dağıtılmıştır.
Cengizhan Damollam’ın Mısır’da Uygur dili grameri hakkında Uygur diliyle yazdığı «Uygur serpi (Uygur dilinin morfolojisi)» adlı eseri, 1939’da Kahirede neşredilmiştir.
Cengiz han Damollam, akrabaları Mutiullah Mahsum ve Ay Mahsum’ların onun yurda dönmesini talep ederek arka, arkadan yazdığı mektuplarının dürtüsüyle, 1945’te Ürümçi’ye döndü.
Cengizhan Damollam’ın Mısır’dan Ürümçi’ye direk dönmediği, belki Suudi Arabistan’a Haca gittiği ve Arabistan’da Mahmut Sicang’la görüştüğü, ondan sonra Mahmut Sicang’la beraber Japonya’ya gittiği, Japonya’dan Pekin’e, oradanda Nenking’e gittiği ve bir süre Nenking Üniversitesi’nde okuduğu, Mahmut Sicang vefat ettiğinde, o’nun cenaze namazını Cengizhan Damollam’ın kıldırdığı ve o’nu kendi elleriyle kefenleyip, toprağa verdiği, ondan sonra, Mısırın Pekin’deki büyükelçiliğinde bir süre çalıştıktan sonra, Ocak 1947’de Ürümçi’ye geldiği söylense de, bu o’nun Mart 1946’da Kaşgar Hanlık Medresesi’nde talebelere konferans verdiği hakkındaki iddialarla bağdaşmamaktadır.

Muhammed Emin Buğra, İsa Yusuf Alptekin, Abdulaziz Cengizhan Damollam

Ürümçi’ye döndükten sonra, «Ülke Medeniyet ve Kültür Derneği» nin reisi seçilir ve Muhammed Emin Buğra, İsa Yusuf Altekin’lerle aynı cephede yer alarak, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı ve Uygur Halkının hürlüğü için mücadele etmekle beraber, milliyetçiler tarafından neşredilmekte olan «Erk» gazetesi ve başka gazetelerde yazı yazmış, Ürümçi Darülmüellimin’de islam dini ve İslam tarihinden ders vermiştir.
O, Doğu Türkistan’a bağlı tüm illerdeki kültür hizmetlerini denetlemek için bir heyet teşkil eder ve 1946 yılının bahar aylarından itibaren 63 gün yol yürüyerek Hoten, Yarkend, Kaşgar, Aksu, Kuçar ve başka şehirleri dolaşır.
Eylül 1949’da, Muhammed Emin Buğra, İsa Yusuf Alptekin’ler kendi vatanından ayrılarak, Hindistan tarafa geçmişse de, Cengizhan Damollam ve başka bir kaç kişi sınırdan geçemediği için, Kokart’tan geri dönmüştür. O’nun vatanda kalarak mücadele etmeyi tercih etti için geri döndüğü de söz konusudur.
Cengiz han Damollam, 1950’de hapse alındı ve 25 Şubat 1952 tarihinde, mücadele arkadaşlarından Kurban Koday gibi bir çok aydınlarla beraber, bütün Uygur halkına çok büyük ve unutulmaz derecede belalar getiren Çin Komünist Hükümeti tarafından, sadece Uygur olduğu ve Çin Komünist Hakimiyetinenin işgali altında kaldığı suçundan dolayı, Ürümçi’de tüfekle idam edildi.
Cengiz han Damollam, Uygurların dini ve fenni bilgi düzeyini yükseltmeye çok önem verirdi. Bu yüzden de o, Urümçi’de ki Darülmuellimin’de din ve İslâm tarihinden ders vermekle beraber, namazlarda imamlık yapardı ve cemaate dini ve ahlaki konularda vaazlar söylerdi.
Cengizhan Damollam, Doğu Türkistan’da yetişen dini âlimler arasında batıl inanç ve yabancı mezheblere karşı koyanların önderiydi. Bu konuda, Fars dilinde «Tığ Türkani» adlı kasidesini yazarak Kadıyani fıkrasına reddiye vermiştir.
Cengizhan Damollam, bir Uygur evladı olmak sıfatıyla Arapçayı Mısırlı alim ve fikir adamı Seyyid Kutup kadar bilmekle beraber, ana dili olan Uygur diline de çok önem verirdi. O, bu konuda üç parça kitap yazmış, ama sadece «Uygur Serpi» ni neşredebilmiş, diğerlerini neşretmeye fırsat bulamamıştır. Cengizhan Damollam, «Uygur Serpi» adlı kitabının giriş kısmında adeta şöyle haykırmıştır:
«Her hangi bir milletin kendi varlığını sürdürebilmesi için o milletin milli medeniyeti ve ana dilinin var olması gerekir. Biz Uygur halkı da varlığımızı ebediyyen sürdürmek istiyorsak, ana dilimizi iyi bilmemiz ve yabanci dillerin karışmasına karşı korunmamız gerekir.»

Edebiyat Milletin Hizmetinde

Cengizhan Damollam, sadece dile değil, öz ecdadının tarihine de ehemmiyet vermenin ve onu çok güzel bir şekilde öğrenmenin gerektiğinin de altına çizmiştir. Bu konuda, O «Türkistan Asyanın Kalbidir» adlı kitabını yazarak Uygur tarihini Arap halkına tanıtmak istemiş, ama bu eseri sadece Araplar için değil, kendi halkı için de en iyi kaynak materyalı olagelmektedir. Cengizhan Damollam, dine, tarihe ve Uygur diline önem vermenin dışında edebiyata da çok önem vermiştir. O, edebiyat vasıtasıyla milletin şuuruna milliyetçilik, vatanseverlik ve vicdan duygularını yerleştirmek mümkün olduğunu düşünmüştür.
Cengizhan Damollam, Arap diliyle Uygur edebiyat tarihini kaleme almakla beraber, Uygur ve Arap dillerinde vatan hakkında bir çok şiir, kaside ve rubailer yazmış, ama diğerleri kaybolmuştur.

Batıl İnançlarla Mücadele

Cengizhan Damollam, kısacık hayatında «Hür Türkistan», «Büyük Türkistan», «Güzel Türkistan», «Türkçe Tecvid», «Uygur dilinin morfolojisi», «Uygur dilinin sözdizimi kaidesi», «Türkistan’da İslamiyet», «Türk Edeiyat Tarihi», «Türkistan El Halide», «Türkistan Asyanın kalbidir», «Sevtul Vicdan» gibi edebiyat, tarih, coğrafya, şiir ve dilbilimine ait 12 parça kitap yazarak vatan ve millete olan bağlılık ve vefakarlık gibi milli borcunu yerine getirmiş, «Kuranı Kerim»i Uygurcaya tercüme ederek kendisinin samimi ve ihlaslı müslüman olduğunu göstermiştir. Ondan başka, Fars dilinde yazdığı «Tığ Turkai» adlı kasidesiyle, kendisinin islami kıyafete bürünmüş batıl inançlı kişilere olan nefretini ifade etmiştir.
Cengizhan Damollam’ın kan ve ter bedeline yazdığı 13 parça kitabından sadece «Türkistan Asyanın kalbidir», «Sevtul Vicdan», «Uygur dilinin morfolojisi» ve «Tığ Turkani» adlı dört parça kitabı neşredilmiştir. Diğerleri ise neşredilemeden kaybolmuştur.

Kaynaklar:

Rehmetullah Rehmeti: «Abdulaziz Cengizhan» (Arapça) «Doğu Türkistan’ın sesi» dergisi, yirminci sayı, 1988, İstanbul.
Muhammed Kasım Emin: «El E’lam» “Cengizhan” bölümü, Arapça neşredilmemiş nüshası.
Mirahmet Seyid, Yalkun Rozi: «Memtili Efendi» Sincan Üniversitesi Neşriyatı, Ürümçi.
Şerif Niyaz Huştar: «Sincan’ın yakın zaman tarihinde yaşamış meşhur şahslar» Sincan Halk Neşriyatı, 2003, Ürümçi. 

  • 957 defa okundu.