Sophia FREİTAS 
Sınır Tanımayan İnsan 
Hakları Koruyucuları

(Dünya Uygur Kurultayı 
 2.Olağan genel kurulu)
München 24 Kasım 2006

55 yıldır Doğu Türkistan’lı Uygurlar Çin makamları tarafından uygulanan sistematik dini baskı ve ayrımcılığa maruz kalmışlardır. Çin hükümeti bu bölgeyi ikinci sınıfa koyma politikaları ile İslami yaşamı sıkı bir şekilde kontrol altında tutmaktadır. Ülke çapındaki tüm camiler hükümet tarafından yönetilen Çin İslam Cemiyetine kayıt yaptırmakla yükümlüdür.İmamlar düzenli bir şekilde Çin hükümeti tarafından tayin edilerek ve vatanseverlik eğitimine tabi tutmaktadır.Mart 2001 de Çin hükümeti Dini işleri yönetme komitesini kurmuştur. Bu komitenin önemli görevlerinden biri tüm yayınların, hükümetin görüşüne uygun olmasını sağlamak için dini yayınları sansürlemek.
Çoğunluğu Müslümanlardan oluşan (Şincang) Uygur Özerk bölgesindedir. Din Uygurların milli kimliği ve geleneğinde önemli bir etkendir. Çin hükümeti bunun özgürlük isteğine hız kazandırmasından endişelidir ve Uygurların özel dini yaşamlarını “Aşırı Dincilik” ve “Etnik bölücü” ile özdeşleştirmiştir. Bunun temel nedenlerinden biri, Uygurlar Şincang’daki diğer Uygur olmayan Müslümanlara göre daha fazla sınırlamalara maruzdurlar. Bir Şincanğ Sosyal Bilimler Akademisi üyesinin anlattığına göre Şincang’da diğer eyaletlere göre hükümetin dini kontrol altında tutmak için kullandığı “güçlü legal silah’a dayanan daha katı kurallar vardır. Örneğin Şincang yönetimi, eyalet düzeyinden daha düşük olan devlet tarafından onaylı dini grupların, Şincang Din işleri Bakanlığından önceden izin almadan dini yayın yapmasını yasaklar. 2005 yılında Çin hükümeti 200 Müslüman Uygur’u yasal olmayan dini yayın yaptığı için hapse atmıştır.
Kasım 2004’te devlet konseyi 01.Mart 2005 ten itibaren geçerli olacak yeni “Din işleri yönetmeliğini” yayınlamıştır. Bu, hükümetin kontrolü dışına çıkan dini faaliyetleri kısıtlamayı amaçlayan son politikasıydı.
2004 yılında yetkililer yeni kuralların dini işler konusunda hükümetin resmi düşüncesindeki “değerler dizisi kayması” olacağını iddia etmiştir. Dini işlerin Eyalet yönetimi tarafından özgürce yönetilmesini taahhüt altına almasına rağmen, bu kurallar hükümetin dini aktiviteleri daha iyi kontrol etmek için tasarlanmış ve uygulamaya konmuştur.Bu yeni kuralların uzun süreli etkisi gözlemlenecek ve analiz edilecek;ancak hükümetin tüm politikalarının doğrudan sonucu baskı, tutuklama, endişe ve korku havasının hakim olması ve çoğunluk Çinli inanç sahiplerinin önünü görememesi şeklinde ortaya çıkmıştır.
Bu kuralların temel kusurları, yerel görevlilerin istediği şekilde inançlı kişileri tutuklayabilmesi ve hapse atabilmesi, dini mekanların kapatılması, dini kişilerin hareketi, ilişkileri, ziyaretlerinin kısıtlanmasındaki keyfiliklerdir. Aynı şekilde bu yeni kurallar normal dini faaliyetleri aşırı dincilikten ve toplum düzenini bozmaktan ayırt etmemektedir. Dolayısıyla bu yeni uygulamalar mevcut siyaset çerçevesinde barınmakta olan belirsizlikleri ortadan kaldırmamakta’dır, ki bu dini işleri doğru yönetmenin vazgeçilmez şartıdır. Dolayısıyla şu sonuca varabiliriz; Çinli yetkililerin iddia ettikleri “değerler dizisi kayması”nı gerçekleştirdiklerine dair hiçbir delil yoktur. Bunun aksine bu yeni uygulamalar, Çin hükümetinin din işlerini daha sıkı kontrol etmekte kararlı olduğuna dair yeni deliller sunmaktadır.
Çin’in şuanki dini siyasetinin değişeceğine ilişkin hiçbir işaret gözükmemektedir.

  • 704 defa okundu.