Ulrich Delius 
Tehlike Altındaki
 Toplumlar Asya Masası



Çin devlet başkanı Jiang Zemin Haziran 1999’da Western Development kampanyasını lanse ettiğinde, 2006 yılında Çin’in ekonomik büyümesinin belkemiğini oluşturan öğenin Doğu Türkistan olacağını kimse hayal bile etmemiştir.Gulja’daki katliamdan 2 yıl sonra, Doğu Türkistan; Çin’de bir etnik gruba karşı yapılabilecek modern zamanların en acımasız baskı kampanyasına maruz kalmıştır.
İnanç odaklı zulümler, kitlesel tutuklamalar, keyfi gözaltına alma ve hapis cezaları, haksız davalar, işkence ve keyfi ve fezleke infazlar halen Uygur’ları korkutmaktadır.Geçen 12 yıl zarfında, onbinlerce Uygur anti terörizm maskesi altında tutuklanmıştır.Çin hükümetine karşı herhangi bir ayrılıkçılığı veya eleştiriyi bastırmak amacıyla bütün bir etnik grup rehin alınmıştır.Korku Doğu Türkistan’da kesinlikle herkese yayılmış durumdadır.Büyük çaplı uluslararası eleştirilere rağmen Çin, terörizm karşıtı uluslararası savaşı; Uygurların acımasızca baskı altına alınması ve Çin’in geri kalanından dil, etnik kimlik ve din bağlamında ayrılan bir bölgenin sıkıca kontrol altında tutulması için bahane olarak kullanmaktadır.
Fakat Çin’in Uygurlara’a olan garezi sadece Doğu Türkistan ile sınırlı değildir.2003 yılında buldozerler ve yıkım ekipleri Pekin’de bulunan son Uygur mahallesindeki Uygurların evlerini parçalamaktaydı.Pekin’de bulunan bir diğer müslüman civar da 1999 yılında yıkılmış ve binlerce Uygur başkenti terketmeye zorlanmıştır.Çin’in refah düzeyi yüksek doğu kıyısında iş arayan Müslüman göçmenler fark gözetilmesinden ve ırkçılıktan şikayetçidirler.Sürekli bir endişe ve korku içinde yaşamaktalar ve ne zaman evlerinden dışarı adım atacak olsalar polis onları durduracak ve kimlik kartlarını soracaktır.Bazen Doğu Türkistan’a giden trenlere zorla bindirilmekteler.
Guangzhou şehrinde yaşayan Uygurlar ve diğer han çinlisi olmayanlar, etnik azınlıklara yapılan saldırılarda artış olmasından ve yetkililer tarafından farklı muamele görmekten şikayetçidirler.Çin anayasasına göre azınlıkların korunması kabul edilmiş olsa da ve azınlıklara karşın farklı muamele yasak olsa da, Guangzhou’daki yetkili merciler son zamanlarda Uygurlar ve Tibetlilere yönelik yasal olmayan seyyar satıcılık konusunda baskı uygulamaya başlamışlar ve emlak sahiplerine Uygurlara dükkan veya ev kiralamamaları için baskı uygulamaya başlamışlardır.
Uygurlar farklı muamele görmekte ve ırkçılığın darbesine uğramaktadır. Ne zaman bir bomba patlasa hemen onlar suçlanır. Bu kaba ırkçılık çok etnik kimlikli Çin Halk Cumhuriyeti’nin; etnik kimlikler arasındaki ilişkisini tehdit etmekte ve han çinlileri ile Uygurlar arasında şiddeti körüklemektedir.
Han Çinlilerinin Doğu Türkistan’a göçü Uygurlar arasında büyük çapta endişeye sebep olmuştur ve bu durum Doğu Türkistan’ın etnik kompozisyonunu zorla bozmak anlamında tehdit oluşturmaktadır.57 yıllık Çin komünist egemenliği sonrasında, Uygurlar bugün kuzey batı Çin’de bulunan en önemli etnik gruptur.Yedi yıl önce Çin; Kaşgar’ı taşra başkenti olan Urumçi’ye bağlayan bir demiryolu açmış, bu da muazzam sayıda han çinlisinin göçüne ve yörenin yerlisi olan Uygurları ezme tehditine yol açmıştır.
Doğu Türkistan’ın geleneksel toplumu ve Tibet bugün; Çin egemenliğini kuvvetlendirmeye ve bu stratejik ve ekonomik anlamda önemli bölgelerin kontrolünü sağlamaya yönelik Çin göç politikaları tarafından tehdit altındadır.
Sözde Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan bölgenin kuruluşundan 51 yıl sonra Çin yetkilileri Sincan’ın, refah içinde bulunduğunu ve stabil olduğunu iddia etmektedir.Tabi ki Doğu Türkistan içindeki birçok han Çinlisi varlık ve refah içinde yaşamaktadır; Çin yetkili mercilerinden ekonomik destek ve yasal koruma almaktadır. Sincan’da GDP’deki artışa rağmen Uygur’ların geçinebilme gücü tehdit altındadır.
Çin yetkilileri Halk Cumhuriyeti’ni refah içinde, birlik içinde, çok etnik kimlikli bir ülke olarak tanıtsa da, gerçek şudur ki kültürel, sosyal ve ekonomik eşitsizlikler ve gerginlikler, bu birliği baltalamaktadır.1980’lerde başlayan ekonomik reformlardan bu yana, daha fakir olan batı bölgeleri ve daha varlıklı olan güney doğu bölgeleri arasında artan bir gerginlik mevcuttur.Bu eşitsizlikler farklı etnik gruplar arasındaki gerginliklerdir ve Uygur’lara marjinalize oldukları ve zarar gördükleri hissini vermektedir.
Çin’in enerji tüketimi ekonomik gelişme ile eş zamanlı olarak artmaktadır.Pekin Doğu Türkistan’da bulunan zengin petrol ve doğalgaz rezervlerini işletmek istemektedir.Tarım, Jungggar ve Turpan havzaları 20 milyar ton petrol kaynağına ve 11 trilyon metre küp doğal gaza ev sahipliği yapmaktadır.2010 yılında Doğu Türkistan Çin’in en önemli petrol ve doğalgaz bazı haline gelecektir.Pekin bu enerji rezervlerini kontrol etmek için ve doğu Çin’de ekonomik gelişmeyi güçlendirmek için Doğu Türkistan üzerindeki baskısını artıracaktır.Bu sebele Uygurlar Çin’in ekonomik büyümesinin ilk kurbanları haline gelmiştir.Biz, batı dünyası olarak bunu önemsemeliyiz çünkü global ekonomi ve serbest ticaret Çin’deki ekonomik büyümeden istifade etmektedir.
Dünya Uygur Kongresi, 
Münih, 24 Kasım 2006, 

  • 1125 defa okundu.