Marino Basduche 
UNPO Genel Serkreteri

II. Dünya Uygur Kongresi Genel Meclisi
24 Kasım 2006
Münih, Almanya

Bugün burada bulunmaktan mutluluk duyuyorum ve Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü (UNPO) adına düzenlenen bu önemli toplantıda size seslenme fırsatı bulduğum için minnetarım.Sizlere dünya çapında 200 milyon insanı temsil eden UNPO’nun 63 üyesinin selamlarını getirdim.
Sizlere, UNPO üyesi olan Başkurdistan, Kırım, Gagavuzya, Çuvaş, Kırım Tatarları ve Tataristan, Kumuk ve Irak Türkmenleri gibi Türk topluluklarının ve milletlerinin selamlarını özellikle sunmak istiyorum.Belirtmek isterim ki, burada böylesine önemli ve kendisini insan haklarına adamış savunucular ve yakın arkadaşlarım olan Erkin Alptekin ve Rabiya Kader, Alim Seytoff, Dolkun Isa ve Enver Can arasında bulunmak benim için bir onur ve ayrıcalıktır.15 yıl önce, Uygurlar Temsil Edilmeyen Milletler ve topluluklar örgüntünün kurucuları arasındaydı ve o zamandan bu zamana onların yardımları ve çabaları UNPO’nun çalışmalarına önemli ölçüde katkı sağladı.
UNPO ve örgütün çalışmaları üzerine daha fazla konuşmak istesem de bugün burada bulunuş gayem bu değildir.Çin’deki Uygurların içinde bulundukları korkunç durum konusunda birkaç birşey söylemek istiyorum.Onlar ezilmişlerdir ve temel insani, siyasi ve sivil hakları ellerinden alınmıştır.
Anayasa ve 1984 tarihli Bölgesel Etnik Özerklik Yasası azınlık olarak nitelendirilen gruplara, belirli özerk bölgelerde kendi kendini yönetme yetisi, hükümette nispi temsil, kendi dilini, dinini ve kültürünü geliştirme ve merkezi yönergeleri yerel koşullara uydurma özgürlüğünü garanti etmektedir.
Fakat Çin hükümeti sistematik biçimde bazı azınlıkların yasal haklarını tanımamakta, ve yasal olarak korunan özgürlükleri yerine getirdikleri gerekçesiyle bireyleri keyfi olarak tutuklamaktadır.
Çin hükümeti özellikle Tibet Özerk Bölgesi’nde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde ve İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nde yaşayan azınlıkların yasal haklarını korumakta başarısız olmuştur.
Çin’de inanç özgürlüğü yoktur.Birçok major insan hakları ihlalleri sürekli olarak Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyine rapor edilmektedir.20 milyon Müslüman, temel bir insan hakkı olan özgürce inancını yaşama hakkını kullanamamaktadır.
Mevcut Çin Hükümeti ve Çin’in komunist siyaset sistemi, özerk sosyal ve siyasi gruplara yönelik olarak, Çin tarihinde varolmuş olan hiçbir rejimle kıyaslanamayacak biçimde az hoşgörü tanımaktadır. Hoşgörü barındırmayan bir tarih.Çin’in tüm ayrılıkçı sorunlara yönelik güncel politikaları – Tibet, Doğu Türkistan, İç Moğolistan, Hong Kong ve Tayvan - her zaman oldukça serttir.
Bu duruma, CCP içindeki ayrılıkçı sürtüşmelere dayanan geçici bir durum olarak bakmaktansa; merkezi, üniter ve milliyetçi bir Çin devleti içerisinde özerklik kavramı yalnızca geçici bir kavram olabilir dersek daha doğru olmuş olur.Çin, bugün kendi kaderini kendi tayin etme olgusunun uluslararası ilişkilerde yeni bir norm haline gelme olasılığından büyük ölçüde tedirginlik duymaktadır.
Çin aynı zamanda, ‘humaniter müdahale’ doktrininin devlet egemenliği doktrininin yerini almasından da tedirginlik duymuştu.11 Eylül olaylarından beri terörizme karşı yürütülen uluslararası savaş, uluslararası ilişkilerde devlet egemenliğini tekrar hakim ilke haline getirmiştir.Çin terörizme karşı yürütülen savaşı, Doğu Türkistan’daki baskılarını haklı gösterme gerekçesi olarak kullanmıştır.
Azınlık haklarına ilişkin küçük çaplı gelişmelere rağmen, Çin hükümeti Çin’in en önemli ve kritik bölgelerindeki azınlıkları korumaya yönelik minimum standartlara ulaşmakta halen başarısız olmaktadır.
Sevgili arkadaşlar, dünyada herkesin Çin ile ve Çin içerisinde ticari işbirliği yapmaya hazır olduğu bir dönemde; uluslararası toplumdan ve transnasyonel ticari şirketlerden; Çin’de özgürlük ve demokrasi, Doğu Türkistan’da özgürlük ve demokrasi adına Çin’e baskı yapmalarını istemek konusunda yürüttüğümüz çabaları iki katına çıkarmalıyız.
Tek istekleri özgürlük olan genç Uygurların ayrılıkçı ve terrorist sıfatlarıyla suçlanarak infaz edilmelerine bir son vermek durumundayız.
Rabiya Kader’in ailesinin ve Çin’deki daha binlerce Uygur siyasi tutuklunun salıverilmesi için çağrıda bulunmalıyız.Çin’de herşey yoluna girecek mi? Bu sizin, bardağın boş mu yoksa dolu tarafını mı görmek istediğinize bağlı.Benim kanaatimce bardak halen tamamen boştur.
UNPO ve Uygur halkı iki iyi dosttur, ve her uzun vadeli ve gerçek dostluklarda olduğu gibi, bu da çok fazla sözcüğe gerek duymadan anlaşılabilir.
Teşekkürler. 

  • 1131 defa okundu.