Kürşad ZORLU

Gazeteci-Yazar 

Bugünlerde dış basında oldukça ilginç haberler çıkıyor. Bizde hızla ilerleyen internet ortamında edindiğimiz bu bilgileri zaman zaman sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Bu kez dikkat süzgecimize ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından The Heritage Foundation'nun bir değerlendirmesi takıldı. Söz konusu değerlendirmede Çin'in dolaylı olarak "Uygurlara" (Doğu Türkistan Türklerine) yönelik politikalarına Türkiye'nin göz yumması ve zorluk çıkarmaması durumunda sözde Kürt meselesine destek vereceği belirtiliyor. Yine aynı kuruluşça hazırlanan raporda Çin'in Irakta'ki petrolle yakından ilgilendiği ve bu sahalara ulaşabilmek için bölgedeki Kürtlerle işbirliğine gidebileceği de ifade ediliyor. "Çin Halk Cumhuriyeti'nin terörü destekleyen devletler ile Hamas ve Hizbullah gibi terör örgütleri ile duygudaşlığı ve Türkiye'ye baskı amacıyla Kürt politikasını manipülasyonu, Beijing'in bölgeye ilişkin niyetlerinin iyi olmadığını gösteren birkaç uyarıcı işaretidir." şeklinde yapılan yorum ise gerçekten kaygı verici.

İddiaları kabul etmiyor

Bu haberi okuyunca hemen telefona sarıldık ve Çin Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Kuang Shengyan'la görüştük. Böyle bir haberi ilk kez bizden duyduğunu ifade eden Çin'li yetkili iddiaların yakıştırma olduğunu ve Türkiye'ye bu konuda herhangi bir istekte bulunmadıklarını, bulunmalarının söz konusu olmadığını belirtti. "Biz Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Hükümetlerimiz arasında bu yönde gayretler var. Bu tür değerlendirmeler doğru değil" diyen Kuang Shengyan'ın şu cümlesi de dikkatimizden kaçmadı:

"Biz oraya Sincan-Uygur bölgesi diyoruz Türkiye'de ise Doğu Türkistan..." Dünyada yaşanan gelişmeleri ve yeni birlik arayışlarını incelediğimizde Çin'in önemli bir konumda olduğunu görmekteyiz. Nitekim Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olan Çin'in Rusya ve Orta Asya bölgesi ile irtibatı bunun bir yansıması. Yani Çin ile

 

Türkiye'nin iyi ilişkiler kurmasının uluslararası gelişmelerin doğal bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Ancak ya Doğu Türkistan...Kanayan yaramız. Yıllarca yaşanan zulüm ve yıldırma politikaları...İyi ilişkiler kurmak adına tarihi sorumluluğumuzdan feragat mı edeceğiz? 35 milyon nüfusu, 1828,418 km2'lik yüzölçümü ile Türk dünyasının en mağdur ve en mazlum parçasını, strateji kavramının ardına gizlenerek hiçe saymak mümkün mü? Türk Kurultayı toplayarak bir yerlere mesajlar veren yetkililerin artık bu sorunu da gündeme taşımalarının zamanı gelmedi mi?

Suçluluk psikolojosi

Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Seyit Tümtürk ise tarafımıza yaptığı yazılı açıklamada meselenin içler acısı durumunu ortaya koyuyor. İşte bu ibret dolu açıklamadan bazı cümleler: "Çin hükümeti Türkiye'deki Doğu Türkistanlıların ve onların kurdukları dernek ve vakıfların faaliyetlerine yönelik baskıcı politikasını giderek artırmaktadır. Türkiye'nin ikili anlaşmalar gereği D.Türkistan meselesinde Çin'i rahatsız edici gelişmelerden özellikle kaçınması ve hatta Türkiye'deki D.Türkistanlılardan uzak durması zannederim Çin'i epeyce mutlu etmektedir. Türkiye'den Çin'e yapılan resmi ziyaretlerin tamamında bu mesele gündeme gelmekte ve yetkilerimiz sanırım suçluluk psikolojisi ile D.Türkistan sorununu gündeme getirmekten kaçınmaktadırlar. Çin'in hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen Kürt meselesi ile ilgilenmesi dış politikamızdaki yanlışlığa en iyi örnektir. Türkiye bu sorunun çözümünde müdahil olmazsa yükselen Çin'i dengelemek için küresel güçler D.Türkistan kartını kullanacaktır ki bunun işaretlerini alıyoruz, telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkacaktır. Unutmayalım ki Aztekler, Mayalar ve Kızılderililer de bugün Çin'in uyguladığının benzeri bir politikayla tarihten silindiler. Doğu Türkistan'a bir fırsat verilmelidir."

  • 723 defa okundu.