Duygu Gözlek 
Araştırmacı,Uluslararası İlişkiler 
Yüksek Lisans Programı

   Bu çalışmada, Doğu Türkistan'ın tarihi kısaca anlatıldıktan sonra, Doğu Türkistan'ın stratejik önemi bağlamında, 1949 senesinden sonra Çin'in Doğu Türkistan politikası değerlendirilmiş ve bu politika sonucu Doğu Türkistan halkının yaşadığı sorunlar ortaya konulmuştur. Daha sonra Türkiye-Çin ilişkisi ve Şanghay İşbirliği Örgütü bağlamlarında Doğu Türkistan Sorunu irdelenmiştir. Ve son olarak da, 11 Eylül Terörist Saldırısının ardından Doğu Türkistan sorununda yaşanan gelişmeler anlatılmıştır.

I. Doğu Türkistan'ın Tarihi Gelişimi
   Doğu Türkistan toprakları üzerinde tarih boyunca birçok Türk İmparatorluğu, devleti ve beylikleri kurulmuştur. Bunlar, Hun İmparatorluğu, Göktürk İmparatorluğu, Uygur Devleti, Karahanlılar Devleti, Kara Hitaylar Devleti, Uygur İdikut Devleti ve Moğolların istilasından sonra kurulan Çağatay Devleti, Saidiye Hanlığı vb. birçok beylik ve devletlerdir. Bu beylik ve devletler, 19. asrın ikinci yarısına kadar devam etmiş, yabancı güçlerin çeşitli saldırılarını bertaraf ederek kendi bağımsızlığını korumuştur. [1]
Çin ile Doğu Türkistan arasında kayda geçmiş ilk temas, Çin İmparatoru Wu-Ti'nin elçisinin MÖ. 139-119 yıllarında bu bölgeyi ziyaret etmesiyle başlamıştır. 8. ve 18. asırlar arasındaki bin yıllık bir dönem, Çin İmparatorluğu ile önemli derecede kültürel ve siyasi işbirliğinin gerçekleştirildiği bir barış dönemi olmuştur. [2]
Ancak bu barış dönemi, Doğu Türkistan'ın 1759 yılında, Çin-Mançu İmparatorluğunun işgali ile son bulmuştur. İlk Çin istilasının vuku bulduğu 1759'dan bu yana, Doğu Türkistan'da müstevliye karşı 200'den fazla silahlı ayaklanma olmuş ve bu milli direnişler sonrasında kısa süreli de olsa 3 defa [3] bağımsızlık elde edilmiştir. [4]
1863'te bağımsızlığına kavuşan Doğu Türkistan'da, Yakup Han Beg'in devlet başkanlığında "Doğu Türkistan İslam Devleti" kurulmuştur. Bu devlet, Türkiye, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanınmıştır. Ancak bu bağımsız Türk Devletinin ömrü kısa sürmüş ve 1876 yılında, Çin-Mançu devletince yeniden işgal edilmiştir. [5]
1.828.418 km² yüzölçümü ile Asya'nın merkezinde yer alan Doğu Türkistan'ın adı, 1876'daki Çin-Mançur istilasından sonra, 1884'te, "Yeni Toprak" anlamına gelen "Şincang" [6] olarak değiştirilmiş ve 1949'da vuku bulan Komünist Çin işgalinden sonra da, 1 Ekim1955 tarihinde [7] , "Şincang Uygur Otonom Bölgesi" adını almış, bugünkü idari statüsüne kazanmıştır. [8]
II. Doğu Türkistan'ın Stratejik Önemi
Pekin hükümetince, "Xinjiang, tarihten bu yana Çin toprağının bir parçasıdır" denilen Doğu Türkistan, siyasî bakımdan Pekin'e bağlıdır. Ancak, tarih, dil, din, etnik ve diğer gelenekleri ile Orta Asya Türk ve Müslüman topluluklar bir bütündür. Bu bağlamda Doğu Türkistan; Çin'i, hem Orta Asya'ya bağlayan, hem de Orta Asya'dan ayıran stratejik bir köprü ve sınır bölge özelliğini taşımaktadır. Çin'in kuzeybatı bölgesini oluşturan ve 1.68 milyon kare büyüklüğüyle Çin toprağının 1/6 km²'sini teşkil eden bu bölge, Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan gibi ülkelerle ortak sınıra sahiptir ve bu komşu ülke nüfuslarının çoğu Müslüman'dır. Doğu Türkistan, Çin için stratejik bir mihver noktasıdır. Bu nedenle, Orta Asya'da meydana gelen herhangi bir kargaşa ve çatışma, doğrudan Doğu Türkistan'ı etkilemektedir. Dolayısıyla bu coğrafya, Çin'in siyasi güvenliği açısından fevkalade önemlidir. Çin, Doğu Türkistan'ı batıdan gelebilecek tehlikelere karşı kendisini koruyacak stratejik bir tampon bölge olarak görmektedir. [9]
Pekin'in resmi rakamlarına göre, şu anda Çin, ihtiyaç duyduğu petrol ve doğalgazın % 25'ni ithalat yoluyla karşılamaktadır. 2010 yılında ise, bu ihtiyaç % 45 oranına yükselecektir. Bu durum, enerji konusunda yurtdışına bağımlı olan Çin'in ekonomik büyümesini ciddi tehdit altına bırakmaktadır. Üstelik Orta Doğu'dan Hint Okyanusu ile Pasifik Denizi'nden geçerek Çin'e uzanan "enerji yolu", Hindistan'ın ve ABD'nin kontrolü altındadır. Çin ile bu iki ülke arsında herhangi bir pürüz meydana geldiği takdirde, Çin'in enerji yolunun kesilme riski söz konusudur. Yer üstü ve yeraltı ham madde zenginliği ile bilinen Doğu Türkistan, hem Çin'in enerji talebinin bir kısmını karşılayabilmesi, hem de Orta Asya ve Hazar havzasına uzanan bölgedeki enerjinin Çin'e taşıması açısından önemlidir. Bu anlamda Doğu Türkistan, Çin'in ekonomik güvenliğini sağlayan önemli faktörlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır. Çin, Doğu Türkistan'ı kaybettiği takdirde, hem Pekin'in Orta Asya ve Kafkasya'dan enerji aktarma yönündeki stratejik plânı boşa gidebilecek, hem de ülkenin ekonomik güvenliği risk altına girmiş olacaktır. [10]
Doğu Türkistan, yeraltı zenginlikleri bakımından yalnız Çin'de değil, Asya kıtasında da sayılı ülkelerden biridir. Şu ana kadar tespit edilen maden türleri 118 olup, bunların içinde 30 tür maden işlenmek amacıyla, buradan Çin'in diğer bölgelerine taşınmaktadır. Ayrıca Doğu Türkistan'da, açılmış 100'den fazla maden ocağı vardır ve bunlar faal durumdadır. Rezervler bakımından oldukça zengin olan bu madenlerde krom, demir, mangan, bakır, silisyum, kurşun, elmas, altın, gümüş ve uranyum gibi, stratejik öneme sahip madenler çıkarılmaktadır. Enerji kaynaklarında ise, kömür, petrol, doğalgaz gibi enerji kaynakları bulunmaktadır. Enerji kaynakları içinde, kömür ve petrol rezervleri oldukça fazladır. Doğu Türkistan'daki kömür yataklarının alanı 88.545 km 2 ; rezervi ise, 1604 milyar 200 milyon tondur. Bu kömür rezervi, Çin'in toplam kömür rezervinin 1/3'ünü oluşturmaktadır. Petrol, Cungarya, Tarım ve Turfan havzalarından çıkarılmaktadır. En eski petrol kuyuları Karamayda'dır. Jeolojik uzmanların verdiği bilgilerde, Doğu Türkistan'ın toplam petrol rezervinin 160 milyar ton [11] olduğu tahmin edilmektedir. Doğu Türkistan'da, şu anda üretilen ham petrol miktarı 21 milyon ton civarında olup, bunların bir kısmı boru hattıyla Gensu eyaletinin Lançu şehrindeki petrol rafinerisine taşınmaktadır. Doğu Türkistan'da, üç bölgede petrol rafinerisi olup, ham petrolün bir kısmı bu rafinerilerde işlenerek tüketime sunulmaktadır. Bu petrol ürünlerinin de büyük bir kısmının trenle Çin eyaletlerine taşındığı bilinmektedir. (12)
Sadece Tarım Havzasındaki petrol ihalesine 17 ülkeden 68 şirketin katılmış olması, bölgenin zenginliğine işaret etmektedir. Burası, Doğu Türkistan'ın en verimli petrol yataklarının bulunduğu bir coğrafyadır. Bu Bölgenin petrol rezervi 74 milyar varildir. 2000 yılında Tarım Havzasındaki petrol üretimi 4,4 milyon ton'dur. Karamay bölgesinden ise, günde 170.000 varil, yılda 1.286.000 ton petrol çıkarmaktadır. 160.000.000 ton rezervi olan bu petrol yatağı tamamen Çinlilerin elindedir. Kumul-Turfan havzası ise, g ünde 50.000 varil petrolün çıkarıldığı bu bölgedir. Bu bölgenin, 75.000.000 tonluk rezerve sahip olduğu belirtilmektedir. Taklamakan çölü, bir diğer petrol bölgesidir. İsveç A.G. Firmasının araştırmasına göre, sadece Taklamakan Çölü'ndeki petrol rezervi 50 milyar tondur. Bu bölge, Çinlilerin kontrolünde olup, çıkan zenginliklerden Doğu Türkistan Türkleri kesinlikle istifade edememektedirler. [13]
Tarım Havzası'ndaki doğalgaz rezervi ise, 30 milyar metreküp olarak hesaplanmıştır. Doğu Türkistan'daki toplam doğalgaz rezervinin de, 10.3 trilyon metreküpü aştığı tahmin ediliyor. Doğu Türkistan Petrol İşleri İdare Merkezinin teknik elemanları, "Doğu Türkistan, Çin'in petrol ve doğal gaz alanındaki en stratejik bölgesi haline gelmektedir" demektedirler. Petrol işleri idare merkezinin bildirdiğine göre, Çin hükümetinin 2010 yılına kadar Karamay ile Tarım havzasında yıllık istihsal olarak 20 milyon ton doğal gaz elde etmeyi hedeflediğini, proje gereğince buralarda yeni sondaj çalışmaları yapılmakta olduğunu söylemişlerdir. Doğu Türkistan'ın 30 bölgesinden doğal gaz çıkarılmaktadır. Çin'in petrol rezervlerinin yüzde 30'u, doğal gaz kaynaklarının ise yüzde 34'ü bu bölgede bulunmaktadır. [14]
Zengin doğalgaz, kömür ve bakır yatakları da, bu bölgeyi Çin ekonomisi için vazgeçilmez kılmaktadır. 2000 yılı sonlarında yapılan bir araştırma, Çin'in en zengin bakır yataklarının Doğu Türkistan'da olduğunu ortaya çıkarmıştır. [15] Kızıl Çin topraklarından çıkarılan 148 çeşit madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan topraklarında yer almaktadır. Bu da Çin'in toplam maden ocaklarının % 85'ini oluşturur. Çin'in toplam kömür rezervinin yarısını oluşturan Doğu Türkistan kömür madenlerinin rezervi 2 trilyon ton olarak hesaplanmaktadır. Bu kömür rezervi, Çin'in toplam kömür rezervinin 1/3'ini oluşturmakla beraber, Çin'de ve Orta Asya'da ilk sırada yer alır. [16] 21. yüzyılın Kuveyt'i olarak anılan Doğu Türkistan, petrol, doğalgaz, uranyum, kömür, altın ve gümüş madenlerinin bolluğu ile dikkat çekmektedir ve bu yönü ile, Çin'in en önemli hammadde kaynaklarından biridir. [17]
Çin'in Doğu Türkistan'a enerji konusundaki bağımlılığı, Tarım Havzası'ndaki petrol kaynakları ile de sınırlı değildir. Çin sanayisi için hayati önem taşıyan, Orta Asya Türk Devletlerinden gelecek herhangi bir boru hattının güzergahı Doğu Türkistan olacaktır. Böyle bir taşıma sisteminin Çin için sağlıklı ve güvenilir olmasının en garantili yolu ise, Doğu Türkistan'ın kendi denetimi altında bulunmasıdır. [18]
150 bin km² tarım arazisine ve bir o kadar ekilebilen toprağa ve 12 bin km² genişliğinde ormanlık alana sahip Doğu Türkistan yaylalarında 60 milyona yakın küçük ve büyükbaş hayvan beslenmektedir. [19] Doğu Türkistan'ın Çin'in en büyük pamuk üretim merkezlerinden biri olması, bölgenin Çin için taşıdığı önemin bir diğer nedenidir. [20] Ülkenin en büyük pamuk üretimi Doğu Türkistan'da gerçekleştirilmektedir. Bölgeye yaptığı yatırımlarla pamuk üretiminden doğan ekonomik refah, yine Çin'in diğer bölgelerine aktarılmaktadır. [21] Doğu Türkistan çeşitli madenlere ve ormanlara sahip olan bir petrol ülkesidir. Doğu Türkistan'daki toplam ormanlık alan 2 milyon 430 bin hektar olarak tahmin edilmektedir. Bu ise, Doğu Türkistan'ın toplam alanının %1,6'sını teşkil eder. [22]
Coğrafi olarak Çin'in Batı ile iletişiminin arasında iki önemli engel vardır. Birincisi 5.000 km. uzunluğundaki dev Taklamakan Çölü, ikincisi de Çin sınırını boydan boya kaplayan Çin Seddi'dir. Doğu Türkistan ise, Çin'in, çölün ilerisinde ve setin arkasında kalan tek toprağıdır ve bu yönüyle Çin'in batıya açılan penceresi konumundadır. [23] Doğu Türkistan'ın konumundan dolayı Çin, Orta Asya devletleri ile ekonomik ilişkilerini arttırmak istemektedir. Ayrıca bu bölgede Pakistan'a giden Karakurum yolunun tamamlanmış olması, 1988'de Ürümçi ile İstanbul arasında doğrudan havayolu bağlantısının başlatılması ve 1990'da Ürümçi ile Almatı arasındaki, "Avrasya Kıtalararası Kara Köprüsü" denilen Çin'in doğu sahili ile Rotterdam'ı bağlayan tren yolunun son eksik parçasının tamamlanmış olması, Doğu Türkistan'ı "Uzakdoğu'nun arka kapısı olmaktan çıkarıp, Batı'ya açılan Ön kapısı" haline getirmiştir. [24]
Türkistan'ın coğrafi ve stratejik olarak taşıdığı önemi anlayabilmek için ise, öncelikle bölgenin iki önemli gücü olan Rusya'nın ve Çin'in bu topraklara olan ilgilerini göz önünde bulundurmak yeterlidir. Bu iki ülkenin söz konusu bölgeden ne pahasına olursa olsun vazgeçmeme tutkusunun ardında, bölgenin stratejik konumunun yanı sıra, sahip olduğu zengin yeraltı rezervleri büyük rol oynamaktadır. [25]
Çin, Doğu Türkistan'ı kaybettiği takdirde, hem Pekin'in Orta Asya ve Kafkasya'dan enerji aktarma yönündeki stratejik planı boşa gidecek, hem de ülke güvenliği tehdit altına girecektir. Sadece bu nedenle bile, Doğu Türkistan, Çin'in ulusal güvenliği için vazgeçilmez bir konumdadır. [26]
Çin için Doğu Türkistan'ı kaybetmek ülkeyi her yönüyle bozguna uğratmak demektir. Bu nedenle, Çin yönetimi bölgede meydana gelen herhangi bir başkaldırıya ağır cevap vermektedir. Ancak Soğuk Savaş sonrası Doğu Türkistanlıların akrabası olan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsız olması, dünyanın yeni bir düzen arayışı ve ekonomi ile teknoloji alanındaki küreselleşme süreci, Doğu Türkistanlılar için yeni bir fırsat yaratmıştır. Küreselleşme ile birlikte demokrasi, insan hakları ve çevrenin korunması gibi değerler, Doğu Türkistanlılar için yeni bir mücadele zemini hazırlamıştır. Doğu Türkistan sorunu, artık Çin'in iç işi olmaktan çıkmış gözükmekte ve uluslar arası bir sorun haline dönüşmektedir. [27]
III. Çin'in Doğu Türkistan Politikası ve Doğu Türkistan Halkı'nın Temel Sorunları
A. Çin'in Doğu Türkistan Politikası
1949 yılında Doğu Türkistan'ı ele geçiren Çin Komünistleri, son 57 yıldan beri Doğu Türkistan Türklerine karşı siyasi baskı, kültürel eritme, ekonomik sömürü, ekolojik yıkım, ırki aşağılama siyaseti uygulamaktadır. Özellikle, Çinlilerin nüfus transferi, mecburi doğum kontrolü, Uygur Türk Lehçesini ortadan kaldırmak ve İslamiyet'in kökünü kazımak için yürütmekte olduğu siyaset, Doğu Türkistan Türklerinin milli ve dini benliğini ciddi olarak tehdit etmektedir. [28] Çin, duruma göre, son 57 yılda, "Amerikan ajanı", "Sovyet hegemonistlerinin maşası", "Pan-Türkist", "Pan-İslamist", "kökten dinci", "bölücü" ve 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'ye yapılan saldırılar sonrasında da "terörist" olarak değerlendirip, Doğu Türkistan halkını baskı altına almakta, insanlık dışı işkenceye tabi tutmakta ve ölüm cezalarına çarptırmaktadır. [29]
Çin'in Doğu Türkistan halkına karşı yaptığı insan hakları ihlallerini ve zulmü gizlemek için, uluslararası arenada öne sürdüğü iddialardan biri, bu bölgenin "Çin topraklarının bir parçası olduğu", dolayısıyla Doğu Türkistan'da yaşananların "Çin'in iç meselesi sayılması gerektiği" tezidir. Çinlilerin, diğer milletlerden kendilerine karşı yönelen saldırıları engellemek için inşa ettikleri Çin Seddi, tarihte ilk defa Çinliler ile bölgede yaşayan diğer milletler arasında resmi sınırı oluşturmuştur. Ve Doğu Türkistan, Çin'in tarihi sınırları olarak kabul edilen bu setin dışında kalmaktadır. [30]
Çin, Doğu Türkistan'ı katiyen elinden çıkarmak istememektedir. 1952 anayasasının ikinci maddesindeki "Çin'deki özerk bölgeler, Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır. Özerk hükümetler ise, merkezi Çin hükümetinin emrinde çalışan mahalli birer teşekküldür." hükmü, Çinin bu arzusunun resmi ifadesidir. [31]
Çin hükümeti, "Sincan'daki bölücülerin esas kaynağı, Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan'dır. Çin Halk Cumhuriyeti uluslararası arenada sözü geçen güçlü bir devlettir. Bu durumda diplomatik yollarla yukarıda adı geçen devletlere siyasi baskı mutlak yapılacaktır" şeklinde bir karar almıştır. [32] Çin'in Doğu Türkistan bölgesindeki asıl endişesi, "Uygur Milliyetçiliğinin gelişmesi ve bağımsızlık yanlısı akımların güçlenmesidir. Ayrıca Çin, bölgedeki milli, dini ve ayrılıkçı hareketlerin yayılmasını engellemenin ötesinde, Doğu Türkistan'ın sahip olduğu zengin doğal kaynaklarından dolayı da bölgede kendi etkinliğini arttırmaya çalışmaktadır. Çünkü Çin'in gelecekteki ekonomik kalkınma planı, öncelikli olarak istikrarlı siyaset ve yeterli "hammadde-enerji-işgücü" ne dayanmaktadır ve bunun büyük bir kısmı söz konusu bölgeden sağlanacaktır. [33]
B. Doğu Türkistan Halkı'nın Temel Sorunları
Genel olarak Çin Yönetimlerinin Doğu Türkistan halkına karşı olan tutumuna baktığımızda sistematik bir biçimde, Doğu Türkistan nüfusunu yok etmeye yönelik çabalarla karşılaşıyoruz. [34]
1. Çinli Göçmenler Sorunu
Doğu Türkistan'ın en önemli sorunlarından birisi, bölgeye planlı şekilde, asimilasyon amacıyla yerleştirilen Çinli göçmenler meselesidir. [35] Doğu Türkistan halkından 500.000 kişinin zorla çalıştırılmasıyla 2.356 km. uzunluğundaki Lencu-Ürümçi demiryolu inşa edilmiş, bu çerçevede Doğu Türkistan'a milyonlarca Çinli göçmen yerleştirilmiştir. Milliyetçi Çin devrindeki 222.400 olan Çinlilerin sayısı, 1963'te 3.720.000'i, 1967'de ise yaklaşık olarak 5.000.000'u bulmuştur. [36] Şimdi bu sayı 25 milyona ulaşmış durumdadır. Çinli göçmen akını, yalnız Doğu Türkistan Türklerinin milli benliğini tehdit etmekle kalmamış, aynı zamanda bu ülkenin yerli halkı olan Türkleri işsizlik, sefalet ve kıtlığa da sürüklemiştir. [37]
Bölgenin demografik yapısını değiştirmek, halkı kontrol ve baskı altında tutmak, Müslüman Türk nüfusunu [38] azınlığa düşürmek, gelecekte yapılması muhtemel referanduma sayı çoğunluğu olarak hazır olmak, Doğu Türkistan'a iyice yerleştikten sonra sınırın öte yakasındaki Kazakistan, Kırgızistan topraklarına sızmak ve bu suretle tüm Orta Asya'yı etki sahası içine almak ve böylece [39] Türkistan topraklarındaki zengin kaynakları tek başına sömürmek; bölgenin tarihi, kültürel yapısını, halkın yaşayış tarzını, dini ve milli kimliklerini değiştirmek veya etkilemek ya da yok etmek, tren yollarını, sanayi merkezlerini korumak gibi amaçlarla sistemli şekilde Çin Hükümetince bölgeye yerleştirilen Çinli göçmenler, toplumun güvenliğini tehdit etmekte ve huzurunu bozmaktadır. [40]
"Üretim ve İnşaat Ordusu", "Güvenlik Birlikleri" gibi değişik isimler altında getirilen Çinli göçmenler, ülkenin en önemli bölgelerine yerleştirilmektedir. Ürümçi, Aksu, Kuça gibi şehirlerde Çin nüfus oranı % 80'i aşmıştır. Nüfusu 1 milyonu bulan "yeni Çin şehirleri" kurulmuştur. [41]
Kızıl Çin Hükümeti, daha önceki Çin istila devirlerinin değişmez siyasetini aynen izlemiş ve Doğu Türkistan'a büyük çapta Çinli göçmen getirip iskân etmiştir. Bu suretle memleketin öz halkını azınlığa düşürmek ve sonradan kalabalık Çin potasında eritmeyi hedef almıştır. [42]
2. Milliyetler Sorunu
Çin yönetimi, Doğu Türkistan'da yaşayan halkı, "parçala ve idare et" prensibi ile hareket ederek 13 millete/sınıfa ayırmıştır. Hâlbuki 13 ayrı milletin içinde gösterilen Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tatarlar, Salarlar ve Sarı Uygurların hepsi Türk aile sınıfına mensup olup, bir milletin bağlarıdır. [43]
3. Özerk Yönetimde Yetki Sorunu
Özerk Bölge Başkanının tek başına karar verme ve imza yetkisi bulunmamaktadır. Hatta Doğu Türkistan'da özerk yönetimin Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) ve Pekin'in izni olmadan bir başka ülke ile ticari anlaşma imzalama yetkisi dahi yoktur. Tamamıyla kukla ve göstermelik bir yönetim kadrosu iş başındadır. Hatta bölgede özerk yönetimden başka, onunla aynı yetkilere, hak ve hukuka sahip 7 türlü devlet organı mevcuttur ve bu organlar özerk bölge yönetiminden daha fazla imtiyaza sahiptir. [44]
Doğu Türkistan'da, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nden başka aynı haklara sahip 7 organ şunlardır: [45]
- Sincan Askeri Bölge Komutanlığı
- Sincan Askeri Üretim ve İnşaat Bölge Komutanlığı
- Sincan Komünist Partisi
- Sincan Halk Kurultayı Daimi Komitesi
- Disiplin Kontrol Komitesi
- Siyasi Danışma Konseyi
- Sincan Devlet Savunma Güçleri Genel Komutanlığı
"Çin Anayasası ve Özerklik Statüsü"nde verilmiş olan siyasi, kültürel ve ekonomik haklar, bizzat parti makamları tarafından çiğnenmektedir. Hükümet ve diğer bütün devlet organları, ÇKP baskısı altındadır. [46] Her ne kadar çeşitli yönetim kadrolarında Uygur Türkleri yer alıyor olsa da, bu kişilerin halkın istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmeleri mümkün değildir. Çünkü Uygurlar makam sahibi olabilmekte ama asla otorite sahibi olamamaktadır. [47]
4. Seyahat (Taşınma) Sorunu
Doğu Türkistan'ın bir özerk yönetim değil, sömürge ülkesi olduğunun bir diğer göstergesi de, bu yönetimin vatandaşlarının kendi toprakları içinde seyahat etme özgürlüğüne dahi sahip olmamasıdır. BM Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesinin 5. maddesine rağmen, Çin Hükümeti, Doğu Türkistan'da seyahat hürriyetlerine kısıtlama getirmiştir. Doğu Türkistanlıların bir köyden başka bir köye, ilçeye veya şehre göç etmeleri kesinlikle yasaklanmış ve izne tabi kılınmıştır. Bilhassa kırsal kesimden şehre göç kesinlikle yasaklanmıştır. Bu nedenledir ki, Doğu Türkistan nüfusunun % 96'sını kırsal nüfus oluşturmaktadır. Doğu Türkistanlı vatandaşların yurt dışı seyahatlerine de kısıtlamalar getirilmiştir. Çoğu insanın herhangi bir sabıkası olmamasına rağmen, yurt dışına çıkmaları, Çin içinde başka bölgelere seyahat etmeleri de yasaklanmıştır. [48]
5. İletişim Sorunu
Çin, Doğu Türkistan'ı dünya kamuoyuna kapatmıştır. Doğu Türkistan halkının haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasının ötesinde, dünya kamu oyununda Doğu Türkistan'dan haber alması da engellenmektedir. İnsan hakları örgütlerinin bile raporlarında sadece tahminlere yer vermesi ve ülke hakkında sağlıklı bilgilere ulaşamaması, Doğu Türkistan halkı üzerindeki baskının en açık delilidir. Çin hiçbir uluslararası örgütün bölgeye girmesine ve araştırma yapmasına izin vermeyerek, bir anlamda suçlarını itiraf etmiş olmaktadırlar. [49]
Çin, medyayı eskiden beri, komünizm ideolojisini yerleştirmek ve Doğu Türkistan'ın asli sahipleri olan Uygur, Kazak ve Kırgız Türklerini sindirmek amacıyla kullanagelmektedir. Yayınlar, içerik olarak, Çin kültürünün ve komünist Partisinin propagandasını yapmaktan öteye gitmemektedir. Uygur, Kazak ve Kırgız kültürlerini, bu halkların milli değerlerini halka tanıtmaya yönelik program yapmak yasaklanmıştır. Son dönemlerde, özellikle 1992 yılından sonra, basın-yayın ve medya kuruluşları, halkı korkutma ve sindirme silahı olarak kullanmaktadır. Her gün saatlerce idam infaz görüntülerini göstererek gençleri korkutmaya yönelik programlar yapılmaktadır. [50]
6. Zorunlu Doğum Yasağı ve Mecburi Kürtaj Sorunu

Çin kaynakları, Çinlileştirme politikası bağlamında, Doğu Türkistan'da yaşayan halkın nüfusunu daima az göstermektedir. Bununla kalmayıp, "doğum kontrolü" adı altında ve "zorunlu kürtaj" ile Müslüman Türklerin çoğalmalarına resmen engel olmaktadır. [51] Çinliler, Doğu Türkistan Türklerinin nüfus artışını önleyebilmek için, Türk kadınlarına karşı doğum kontrolü uygulamaktadır. Bu uygulamaya göre, şehirde yaşayan Doğu Türkistan Türkleri bir, köylerde yaşayanlar ikiden fazla çocuk sahibi olamıyor. Bunun yanında Türk kadınları kısırlaştırılmakta, hamile kalan Türk kadınları kürtaja tabi tutulmakta, razı olmayan Türk kadınlarının karnı yarılarak çocuklar zorla alınmakta, bu yüzden her yıl on binlerce kadın ve çocuk hayatını kaybetmekte; hamile kalan kadınların eşleri devlet memuru ise, işten atılmakta ve bütün sosyal haklarından mahrum edilmektedir. [52]
7. AİDS Sorunu
Zorunlu aile planlaması, kürtaj ve ekonomik baskılar şeklinde uygulanan Doğu Türkistanlı nüfusunun artmasını önleme girişimlerine, son yıllarda çağımızın vebası olan "AİDS" hastalığı da eklenmiştir. Çin, AİDS'in Doğu Türkistanlılar arasında yayılmasına göz yumarak, AİDS gibi bir hastalığı da soykırım silahı olarak kullanmaktadır. [53] Doğu Türkistan'da AİDS virüsü Çin'in başka eyaletlerine göre, çok daha sonra görülmesine rağmen Çin'de hastalığın en hızlı yayıldığı yerdir. Her sene resmi kayıtlı 1000 kişi artmaktadır. [54] Mayıs 2004 sonuna kadar tüm Uygur Özerk bölgesinde AİDS virüsü taşıyanların resmi sayısı 8773 olup, bu sayı tüm Çin'deki AİDS taşıyanların %13'ünü teşkil etmektedir. Doğu Türkistan, AİDS Hastalarının ve taşıyıcılarının çokluğu bakımından Çin'de 4 ncü sırayı teşkil etmektedir. [55]
8. Sağlık Sorunu
Doğu Türkistan'daki Çinli nüfusun % 95'i devletin ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanmasına karşılık, Türklerin yararlanma oranı ancak % 12 civarındadır. Kalan % 88'i ücrete tabidir. [56] Yeterli donanıma sahip hastanelerin azlığı ile, sarılık, kolera gibi hastalıkların yaygınlaşması, Doğu Türkistan'da ölümleri arttırıyor. [57] Doğu Türkistan'da ortalama ömür süresi 1949'a kadar 65 iken, bugün 40-45 yaşa kadar inmiştir. [58] 1964 yılında Doğu Türkistan'ın Lop Nor Eyaletinde başlayan nükleer denemeler sonucunda radyasyona maruz kalan binlerce insan, kanserle tanışmış ve sakat çocuk doğumları artmıştır. [59]
9. Nükleer Denemeler ve Çevre Sorunu
Çin'in "Nükleer Araştırma Merkezi" ve 'Atom Deneme Alanı", Doğu Türkistan'ın Lob Nor bölgesindedir. Ayrıca Çin'in "Nükleer Füze Üssü"nün de, bu bölgede olduğu Quick Dergisi tarafından 1988 yılında açıklanmıştır. [60] Hükümet hiçbir koruyucu tedbir almaksızın, bölgede nükleer deneme yapmaktadır. 1964'ten bu yana, on biri yeraltında olmak üzere, bugüne kadar kırk altı nükleer deneme yapılmıştır. İlki 16 Ekim 1964'de yapılan, nükleer denemenin en sonuncusu 1997 yılının Haziran ayında gerçekleştirilmiştir. [61] Hiçbir koruyucu önlem almaksızın patlatılan atom ve termo-nükleer bombaların sonucunda, resmi kayıtlara göre, 210 bin kişi hayatını kaybetmiştir. [62] Nükleer denemeler sonucunda, çevre kirlenmekte, tabiat ve ürünler tahrip olmakta, halk çeşitli hastalıklara yakalanmakta, çocuklar sakat doğmakta veya ölmektedir. Nitekim, batı ülkelerinin Çin'den ithal ettikleri Doğu Türkistan menşeli kuru yemişlerde radyasyon tespit etmeleri üzerine, Doğu Türkistan kaynaklı bu tür ürünlerin ithalini yasaklamaları bunun bir kanıtıdır. En son gelen haberlere göre, kavun ve karpuzların bir elma kadar küçüldüğü öğrenilmiştir. [63]
10. Ekonomik Sömürü Sorunu
Ekonomik baskı, Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı soykırımın çok önemli bir parçasıdır. Bugün Doğu Türkistan halkının büyük kısmı fakirlik içerisinde yaşamakta, % 80'inden fazlası da açlık sınırının altında hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte eğitim alanında sistemli olarak uygulanan ayrımcı politikalar nedeniyle, Müslüman Türkler, kendilerini yetiştirip daha iyi iş imkânları bulmaktan mahrum edilmektedir. [64]
Doğu Türkistan, tüm yeraltı zenginliklerine ve bereketli topraklarına rağmen, şu anda Çin'in en fakir bölgelerinden biridir. Çin, kendi ekonomisi için Doğu Türkistan'ın kaynaklarını sömürmekte, Müslüman Türk halkını ise fakirliğe ve açlığa mahkûm etmektedir. [65] Doğu Türkistan yeraltı ve yerüstü kaynakları çok zengin bir ülke olmasına rağmen, Doğu Türkistan'da bir Türk yılda 100 dolar kazanıyorsa, bir Çinli bir yılda 373 dolar kazanmaktadır. Doğu Türkistan'daki Çinliler arasında işsizlik yoktur. Ama Türklerin % 90'ı işsizdir. [66] Çin yöneticileri, Çin'in hammadde zenginliklerinin % 85'ini Doğu Türkistan'dan elde ettiğini itiraf etmektedirler. Ülke sanayi kuruluşlarında çalışanların % 90'ını ve petrol tesislerinde çalışanların % 99'unu bölgeye yerleştirilen Çinliler oluşturmaktadır. Bu bakımdan Müslüman Türkler arasında işsizlik oranı yüksektir. [67] Ürümçi yakınında bulunan büyük bir tekstil fabrikasında çalışanların sadece % 10'u Türk'tür. Kaşgar yakınlarında bulunan ve 12 bin kişi çalışan fabrikada Uygurlu işçi sayısı sadece 800'dür. Ürümçi yakınındaki başka fabrikada 2.100 işçi çalışmakta, ancak bunların da sadece 13'ü Türk'tür. [68]
Türkler, en ağır işlerde karın topluğuna çalıştırılırken, Çinli göçmenlere özel siyasi ve ekonomik imtiyazlar verilmektedir. Türkler, kırsal kesimlerde ve kenar mahallerde alt yapıdan yoksun evlerde otururken; Çinli göçmenlere, alt yapısı tamamlanmış modern yerleşim bölgeleri inşa edilmektedir. Sosyal yapıdaki dengesizlik her bakımdan Türk halkının aleyhine gelişmektedir. [69] Doğu Türkistan halkının % 96'sı, komün denilen devletin çiftliklerine bağlanmıştır. Kolektifleştirme ile güdülen amaç, görünüşte zirai üretimi yoğunlaştırmak ve verimi yüksek derecede arttırmak ise de, asıl amaç, sosyal bünyeyi kökünden değiştirerek Çinlileştirmeyi hızlandırmaktır. Nitekim müşterek komün hayatı, Doğu Türkistan'da büyük sosyal değişiklikleri meydana getirmiş; asırlardır devam eden Türk tarzı aile hayatını ortadan kaldırmış, bunun yerine müşterek komün hayatı baş göstermeye başlamıştır. [70]
Doğu Türkistan Müslümanlarına mahsus "haşer" olarak adlandırılan ücretsiz mecburi hizmet, zaten fakir olan çiftçileri daha da zor koşullara itmektedir. Bu adaletsiz sisteme göre, Doğu Türkistanlı her Müslüman Türk, yılın bir veya bir buçuk ayını Komünist Parti'nin kendisine vermiş olduğu mecburi bir işi, ücret almadan yerine getirmek zorundadır. [71]
11. Eğitim, Kültür, Dil ve Din Sorunu

Doğu Türkistan (Uygur) Türkleri, Mançu-Çin (1860-1911), Milliyetçi Çin (1911-1949) ve Kızıl Çin (1949) istilasına uğradıktan bu yana, okullarda kendi tarihini, edebiyatını ve kültürünü görmek imkanlarını bulamamışlardır. [72] Üniversitelerin Türk öğrenci sınıfları ile, milli ortaokul ve liselerde, Uygurların milli tarihleri ve kültürleriyle ilgili dersler yasaklanmış olup, okutulmamaktadır. [73] Doğu Türkistan'ın bütün ilk, orta ve yüksek okullarında öğrenim her şeyden önce komünizm ruhuna uygun olarak yapılmakta ve buna çok dikkat edilmektedir. [74]
Çin, Eylül 2001 tarihinden itibaren her yıl 5000 Doğu Türkistan gencini Çin okullarında eğitmek maksadıyla Çin'in iç eyaletlerine göndermeye başlamıştır. Eylül 2003 tarihinden itibaren ise, Doğu Türkistan'da Uygur Türk lehçesinde eğitim veren bütün ana, ortaokul ve liseler kapatılmış, bu okullar Çince eğitim veren okullarla birleştirilmiş ve bugüne kadar Doğu Türkistan'da Uygur Türk lehçesinde yayınlanan bütün kitaplar imha edilmiştir. Eskiden Doğu Türkistan'daki yüksek okullardaki eğitimin % 70'i Çince idi, şimdi ise tamamen Çince olmuştur. Uygur ve diğer Türk kökenli halkların çocuklarının üniversite kazanma oranı oldukça düşüktür. Çin hükümetinin eskiden beri "Uygur Türklerini cahil bırak-yönet" siyasetiyle, eğitim kalitesini yükseltmeye yönelik hiçbir girişimi yoktur. Kâğıt üzerinde eğitimde eşitlikten bahsedilmesine rağmen Uygurların eğitim hakkı her zaman engellenmiştir. [75] Ürümçi Üniversitesinde okuyanların % 20'si Müslüman Türk, % 80'i Çinlidir. [76] Kızıl Çin hükümeti, Türk öğrencilerinin petrol, mineraloji, elektrik, mühendislik gibi teknik sahalarda ve askerlik alanında yüksek tahsil göstermelerine çeşitli bahanelerle engel olmaktadır. Bunlara müsaade edilen tahsil alanı çoğu zaman çiftçilik ve hayvancılıktır. [77]
Mao, Uygur alfabesini önce Krilceye çevirmiş, daha sonra Rus egemenliğine duyulan korku nedeniyle Latin, alfabesine geçilmiştir. Bu kez de, Türkiye ile kurulacak olan ilişkilerden korkulduğu için yine Arap alfabesine dönülmüş, daha sonra Arap alfabesinin yerine Çin fonetik sistemine uygun latin alfabesine geçilmesi şart koşulmuştur. [78] Çin, Orta Asya Türk dil, medeniyet ve kültürünün gelişmesine büyük katkılarda bulunan Uygur Türk lehçesinin siyasi, askeri, teknik ve idari tabirler için yeterli olmadığını öne sürerek, Uygur Türk lehçesinde karşılığı olduğu halde, bunların yerine binlerce Çince kelime doldurmuştur. Çinliler, Doğu Türkistan'daki bütün il ve ilçelerin isimlerini Çinlileştirmekle kalmayarak, şimdi özel isimleri de Çinlileştirmektedir. [79] Bugün Doğu Türkistan'da 18 yaşından küçük gençlere evde veya okulda dini eğitim vermek, başta Kuran-ı Kerim olmak üzere İslami konularda kitap, broşür veya risale yayımlamak kanunen yasaktır.
12. Doğu Türkistan Halkına Terörist Muamelesi Yapılıyor
Çin, her türlü düşünce özgürlüğünü, barışçıl hak arayışlarını ve uygulamalara olan tepkileri "terörizm" olarak görmekte, Doğu Türkistan halkına terörist muamelesi yapmaktadır. Terörizmle mücadele adı altında "sert darbe" adını verdiği kampanyalar düzenlemektedir. On binlerce Doğu Türkistanlı gözaltına alınmakta ve adil olmayan gizli yargılamalar neticesinde yüzlercesi idam edilmektedir. Çin günümüzde siyasi suçlardan idam cezasının uygulandığı tek ülkedir. Çin, Doğu Türkistan içinde uyguladığı bu baskıyı ülke toprakları dışına da taşımıştır. Özellikle komşu ülkelere mülteci olarak sığınan, BM'in mülteci olarak kabul ettiği Doğu Türkistanlılar, bizzat Çinli görevlilerin katıldığı operasyonlar ile tutuklamakta ve Çin'e götürülmekte; bunların çoğu siyasi suçlardan yargılanmakta ve idam edilmektedir. [80]

* Araştırmacı, Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Programı
[1] Jialin Zhang: "Çin'de Piyasa Ekonomisi" Avrasya Dosyası, C. 2, S. 2 (1995), s.37.
[2] M. Rıza Bekin: "Doğu Türkistan Gerçeği", Yeni Türkiye, S.16 (1997), s.1391-1395.
[3] Doğu Türkistan halkı, 1863, 1933 ve 1944'te olmak üzere, üç defa bağımsız olmuştur.
[4] M. Rıza Bekin: a.g.m., s. 1391-1395.
[5] M. Rıza Bekin: a.g.m., s. 1391-1395.
[6] Doğu Türkistan gibi aynı statüde bulunan Mançurya'nın, İç Moğolistan'ın ve Tibet'in milli adları değiştirilmemiş ve aynen kullanılmaktadır.
[7] Erkin Alptekin, Uygur Türkleri, İstanbul, Boğaziçi Yayınevi, 1978, s.142.
[8] M. Rıza Bekin: a.g.m., s. 1391-1395.
[9] İsmail M. Emin, Değişen Dünya Stratejisinde Doğu Türkistan, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2003, s.174.
[10] Nuraniye H. Ekrem, "Türkiye-Çin İlişkilerinde Doğu Türkistan", http://www.gokbayrak.com/turkistan , 07.01.2005.
[11] Kaynak: http://www .hurgokbayrak .com/yeni sayfa 44.html , 18.4.2006.
[12] Kaynak: http://www.gokbayrak .com/turkistan , 19.4.2006.
[13] http://www.hurgokbayrak.com/yeni sayfa 44.html , 18.4.2006.
[14] http://www.hurgokbayrak.com/yeni sayfa 44.html , 18.4.2006.
[15] Harun Yahya, Yeni Masonik Düzen, İstanbul, Vural Yayıncılık, 2000, Kaynak: http://www.harunyahya.org/kitap/dogu_turkistan/turkistan.html
[16] İsmail M. Emin: a.g.e., s.17.
[17] Harun Yahya, Komünist Çin'in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan, İstanbul, Kültür Yayıncılık, 2002, Kaynak: http://www.harunyahya.org/kitap/dogu_turkistan/turkistan.html
[18] Harun Yahya, a.g.e.
[19] M. Rıza Bekin, a.g.m., s. 1391-1395.
[20] Harun Yahya, a.g.e.
[21] Akif Emre, Küreselliğin Fay Hattı, İstanbul, Yöneliş Yayınları, 2001, s.389.
[22] Muhammed N. Mahmudoğlu, Çin işgalindeki Ülke Doğu Türkistan, Ankara, 1994, s.24.
[23] Harun Yahya, a.g.e.
[24] İsmail M. Emin, a.g.e., s.174.
[25] Harun Yahya, a.g.e.
[26] Yücel Hacaloğlu, Doğu Türkistan ve Türk Kültürü, Ankara, Türk Ocakları Ankara Şubesi Yayınları, 2002, s.22.
[27] Erkin Ekrem, "Çin'in Doğu Türkistan Bağımsızlık Hareketine Yönelik Politikası: 11 Eylül Öncesi ve Sonrası", Stratejik Analiz, S. 20, Aralık 2001, s.74.
[28] Ekin Alptekin, "Tarihi Süreç İçerisinde Uygur Türkleri", Gökbayrak Dergisi, Yıl 12, S. 65, Mayıs/Haziran- 2005, s.4-7.
[29] Erkin Alptekin, a.g.m., s.4-7.
[30] Harun Yahya, a.g.e.
[31] Musabay P. Turfani, "Doğu Türkistan": Türk Dünyası El Kitabı, Ankara, 1976, s.1245.
[32] 19 Mart 1999'de Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Daimi Komitesi tarafından alınan bir karardır. Bu konuda ayrıca şu kaynağa da bakılabilir: İsmail Cengiz: "Doğu Türkistan'ın Hukuki Durumu ve Temel Sorunları", Yeni Türkiye, sayı:16, 1997, s.1396-1414.
[33] Şatlık Amanov, A.B.D Dış Politikası ve İnsan Hakları (Rusya, Çin ve İran Örnekleri Bağlamında Konunun Değerlendirilmesi), Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2002, s.172.
[34] Rana Türkistan, "Doğu Türkistan Sorunu", Yeni Türkiye, S. 16,1997, s.1415-1418.
[35] İsmail Cengiz, a.g.m., s.1396-1414.
[36] İsmail M. Emin, a.g.e., s.80.
[37] Erkin Alptekin, a.g.m., s.4-7.
[38] 2001 sonu itibariyle Doğu Türkistan'ın nüfusu, 1949 yılından itibaren Türk dünyasındaki nüfus artış oranları temel alınarak yapılan bilimsel istatistiklere göre, 43.210.802 olarak belirlenmiştir.
Kaynak: http://www.hurgokbayrak.com/yeni_sayfa_6.htm
[39] İsmail Cengiz, a.g.m., s.1396-1414.
[40] İsmail Cengiz, a.g.m., s. 1396-1414.
[41] M. Rıza Bekin, a.g.m., s. 1391-1395.
[42] İsmail M. Emin, a.g.e., s. 80.
[43] İsmail Cengiz: a.g.m., s.1396-1414.
[44] İsmail Cengiz, a.g.m., s.1396-1414.
[45] Kaynak: http://www.ozturkler.com/data/007¬13.html. , http :www.yesevi.org/tdbm/turkistan.html.
[46] İsmail Cengiz, a.g.m., s. 1396-1414.
[47] İsmail M. Emin, a.g.e., s.17.
[48] Doğu Türkistan 1999 İnsan Hakları İhlalleri Raporu. www.doguturkistan.net/ih/rapor99.html
[49] Seyit Tümtürk, "Dünya İnsan Hakları Günü Dolayısıyla Basın Bildirisi", Gökbayrak, Yıl 11, S. 62, Kasım/Aralık 2004, s.6.
[50] Erkin Emet, " 'Doğu Türkistan'da Kültürel Soykırım", Gökbayrak, Yıl 7, S. 40, Mart/Nisan 2001, s.11.
[51] İsmail Cengiz, a.g.m., s.1396-1414.
[52] Erkin Alptekin, a.g.m., s. 4-7.
[53] Seyit Tümtürk, a.g.m., s. 6.
[54] Mehmet Emin, "Doğu Türkistan'da Çin'in Bilinçli Olarak Yaygınlaştırdığı AİDS ve HİV Vürüsü Hakkındaki
Yeni Gelişmeler", Gökbayrak, Yıl 11, S. 62, Kasım/Aralık 2004, s.21.
[55] Mehmet Emin, a.g.m., s. 21.
[56] Kaynak: http://www.turan.tc/dt/turk/ekonomi.html
[57] Rana Türkistan, a.g.m., s. 1415-1418.
[58] İsmail M. Emin, a.g.e., s. 89.
[59] Rana Türkistan, a.g.m., s. 1415-1418.
[60] İsmail Cengiz, a.g.m., s. 1396-1414.
[61] M.Rıza Bekin, Doğu Türkistan, III. Kutlu Doğum İlmi Toplantısı, İstanbul, 1998, s. 265.
[62] İsmail Cengiz, a.g.m., s. 1396-1414.
[63] M.Rıza Bekin, a.g.e., s. 265.
[64] Harun Yahya, a.g.e.
[65] Harun Yahya, a.g.e.
[66] Erkin Alptekin, a.g.m., s. 4-7
[67] M. Rıza Bekin, a.g.m., s.1391-1395
[68] Harun Yahya, a.g.e.
[69] Harun Yahya, a.g.e.
[70] İsmail M. Emin, a.g.e., s. 82.
[71] Harun Yahya, a.g.e.
[72] Erkin Alptekin, a.g.e., s. 112.
[73] Kaynak: http://hurgokbayrak.topcities.com/yeni_sayfa_2.htm
[74] Musabay P. Turfani, a.g.m., s. 1245.
[75] Erkin Emet, a.g.m., s. 11.
[76] M. Rıza Bekin, a.g.m., s. 1391-1395.
[77] Musabay P. Turfani, a.g.m., s. 1245.
[78] İsmail M. Emin, a.g.e., s. 86.
[79] Erkin Alptekin, a.g.m., s. 4-7
[80] Seyit Tümtürk:a.g.m., s.6. 

  • 892 defa okundu.