Altemur Kılıç 
Gazeteci Yazar

 
       Önceki gün kısa bir haber kamuoyumuzun hiç ilgisini çekmedi. Çin hükümeti ile bağımsızlık mücadelesi yapan bir grup Uygur Türkü, (haberde "Uygur" deniyor ama "Türk" denmiyor) Türkiye'ye sığınmak istemişler, ama kabul edilmemişler; onları Arnavutluk kabul etmiş!
Önce; o hale geldik ki, yeni kuşaklar belki Doğu Türkistan'da yaşayan ve bağımsızlık için Çin'e karşı mücadele eden "Uygurlar"ın özbe öz, tam Türk olduklarını bile bilmiyorlardır!
Bir iki yıl önce , bir Azeri Türk'üne, "Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz" diyen genç gazetecinin Azerilerin Türk olduklarını bilmediği gibi!..
GİRİFT KONU
       Fakat, Uygurlar konusu daha girift; onların terörist sayılmadıklarını; bizim PKK'yı terörist olarak tanımlamamızı, hem Çin'e karşı hem de dünya kamuoyu önünde zafiyete uğratırmış diye bir tez var.
Ama görülüyor ki, ikisi aynı kefeye, hele bizim açımızdan hiç konulamaz!
Uygur Türkleri'nin bağımsızlık mücadelesi hususunda hükümet; Çin'le ilişkilerimizi gözeterek, araya "diplomatik mesafe" koysa bile millet olarak bu kardeşlerimize bigane kalamayız… Hiçbir kendisini bilen millet de soydaşlarının mücadelesine karşı bigane kalmaz geçer politikada!
Aslında Osmanlı'nın Anadolu'dan gönderdiği Ahıska Türkleri'ne de sahip çıkmamışızdır.
Ama biz bu konularda hep aşırı gitmişizdir. Sovyet döneminde dış Türklere karşı bilinçli bir lakaydi - hatta karşıtlık- gösterilmiş, ve "Turancılık" adeta kötü kelime olmuştu!..
İkinci dünya Savaşı'nın son günlerinde, hudutta Türkiye'ye sığınmaya çalışan yüz elli Azeri Türkü, maalesef Ankara'nın emri ile "kabul edilmemiş" ve Kızıl Ordu mitralyözleri tarafından biçilmişti… "Kızıl Ordu korkusu" egemendi!
Ama dış Türklükle ilgisizliğimizin bedelini, Sovyetler dağıldıktan sonra ödedik ve hala da ödüyoruz.
DEVLET POLİTİKASI
       Dışişlerimizde bir de "devlet politikası" olarak bilinen bir tez daha var: "Dış Türkler Türkiye'ye göç ederse, oradaki varlığımızı kaybederiz" düşüncesi!
Nazari olarak belki doğru da bu tez, tatbikatta işlemez ve o "varlık" desteklenmezse neye yarar ki!
Bunun canlı örneği de Kuzey Irak'taki Türkmenler!.. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, "Irak'taki etnik gruplardan biri" diye nitelediği Türkmenlere karşı sadece bu iktidarın değil, öncekilerin de gösterdiği ilgisizlik neticesi, Türkmen kardeşlerimizin bugünkü bölük pörçük halleri!
Doğu Türkistan çok uzak ama Uygur Türklerine karşı da hiç ilgi göstermedik! Bu kardeşlerimiz Türkçeleri bize en yakın olanlar. Birkaç yıl önce Pekin'de dolaşırken, Anadolu usulü el ele tutuşmuş yürüyen iki Uygur görmüş ve, "Türk müsünüz?" diye seslenmiştim. Şaşırarak, "Nereden belli?" deyiverdiler. Sonra da kucaklaştık.
Ama dedim ya, yıllardır Çinlileri kızdırmamak, ekonomik ve ticari ilişkilerimize zarar vermemek için Uygur Türkü soydaşlarımızı ihmal ettik. Bir ara, mavi-beyaz ay yıldızlı Doğu Türkistan bayraklarının asılmasını bile yasaklamaya kalkmıştı, Dışişleri Bakanlığı!
TERÖRİST!
       Bu konuda ince bir durum var: Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için mücadele veren Uygur Türklerini desteklemenin PKK terörüne karşı mücadelemizde bizi güç durumda bırakacağı endişesi!
Bu hükümetler ve devletler için bir ikilem, bir açmaz olsa bile milliyetçi bizler için, Uygur soydaşlarımızın, Çeçen kardeşlerimizin meşru ve vahşette, kadın erkek çocuk tanımayan PKK terörüne asla benzemeyen meşru mücadelesine destek olmak vicdan borcudur!
NETİCE
       Kendi gücümüzü, dünyadaki potansiyel gücümüz olarak, Türk varlığını önemsemeyen, "kendi ayak seslerinden korkan" bir millet ve devlet olmaktan muhakkak kurtulmalıyız!
Zira, hele civarımızdaki son gelişmeler, Güneydoğu'da olanlar, var oluşumuzu ancak kendi milli birliğimizle içeride ve dışarıda sağlayarak muhafaza ve müdafaa edebileceğimizi gösteriyor! 

  • 849 defa okundu.