BEN Cardus 
Uygur Amerikan derneğinin bir projesi olan 
Uygur İnsan Hakları araştırmacısı

 
Yeniden doğmak
.
Bir yıl önce bu hafta, Rabiya Kadir Uluslararası Pekin Havalimanında bir odada bir düzine Çinli polisle beklerken olup bitene anlam veremiyor ve çektiği sıkıntının sona yaklaştığını bile düşünemiyordu.

Birkaç saat öncesinde bir hapishane hücresindeydi– burası yaklaşık altı yılını geçirdiği hücreydi ve 18 ayı daha burada geçirmesi beklenmekteydi.Bu ceza kendisine, Amerika’daki eşine Uygur halkıyla ilgili gazete küpürleri gönderdiği için verilmişti. ‘Devlet sırlarını sızdırmak’ suçundan tutuklanmıştı.
Kendisi daha önceleri Çin hükümeti tarafından, Han Çinlisi olmayan Çin vatandaşlarına yönelik gönüllü çalışmaları ve hoşgörüsü sebebiyle uyarılmıştı.Sıfırdan yarattığı milti milyoner kimliği ve yedi çocuğun anası kimliğiyle Kadir’e hükümette yüksek kıdemli danışmanlık pozisyonları verilmiş ve hatta kendisi 1995 yılında Birleşmiş Milletler’in Pekin’deki Kadınlara yönelik konferansında Çin’i temsil etmişti.
Fakat Kader’in tutkusu Çin Komünizmi değildi.Bunun yerine, servetini ve nüfuzunu, anavatanları olan ve ismi daha sonra Çin hükümeti tarafından Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak yeniden adlandırılan Doğu Türkistan’daki Uygur halkının hakları için savaşmak adına kullanmıştı.Bir noktada çizgiyi aşmış ve biriki ay içerisinde ünlü bir ikondan siyasi bir utanç timsali haline gelmişti.Pekin artık ondan bir an önce kurtulmak arzusunda olmuştu.
Kadir, ABD Elçiliğinden uzun boylu bir Amerikalı’nın havalanındaki odaya girişini hatırlar. ‘Amerika’yamı gelmek istiyorsun?’ diye sorar adam.O sahneyi hatırladıkça hala gözleri doluyor.
Uçağa binmeden hemen önce, bir Çin resmi görevlisi elçilikten gelen adama bağırarak ‘Ona Amerika’da politika hakkında konuşmamasını yoksa çocuklarının ve sahip olduğu işinin ortadan kalkacağını söyle’ der.
‘Amerika bir demokrasi beşiğidir; istediği konuda konuşabilir.’ diye cevap verir adam.
Bir yıl sonra Washington DC’deki ofisinde bu anıları gözlerinde canlandırdığında; ‘Yeniden doğmak gibiydi’ diyor Kader hanım. ‘Doğu Türkistan’da söylediğim sözlere rağmen şu an hayatta olduğum için şanslıyım – Benden daha küçük siyasi suçlar işlemiş olan insanlar veya benden daha az konuşmuş olan insanlar öldürüldü’ diyor. ‘Fakat ben hayatta kaldım ve Uygur halkına demokrasi ve insan hakları adına kazanım sağlayacak ne varsa elimden geleni yapmak zorundayım’.
Rabiya Kadir için Amerika’da geçirmiş olduğu geçtiğimiz yıl sancılı bir yıl oldu ve şu anda şükretmesi için bir sebebi daha var, çünkü hala hayatta.Ocak ayı başında Kader ve asistanı tuhaf bir vur-kaç kazası kurbanı oldular ve bu kaza hala soruşturuluyor.Kader’in hala sırt ateli takması gerekiyor çünkü birçok omuru ve boynunda bazı damarları hasar gördü.
Özgürlüğünün ilk yılında, kendi örgütünü kurdu – Uluslararası Uygur İnsan Hakları ve Demokrasi foundation’ı (ki ben de burada çalışıyorum) –Avrupa ve Amerika’da kongrelerde konuşmalar yapıyor.
Amerika’daki Uygur toplumu – Genelde Washington D.C. ve Virginia’da konuşlanmışlardır – ona büyük destek veriyor.Kadir’in kişiliğinin ve serbest bırakılmasının son yıllarda dünyadaki 20 milyon Uygur için en önemli ve cesaret verici gelişme olduğunu düşünüyorlar.
Kadir’in güncel projesi Doğu Türkistan’daki siyasi suçlular hakkında ulaşabildiği bütün bilgileri toplayabilmek.Topladığı bilgilerin dünyanın ilgisini Uygur halkına ve onlar aleyhine işlenen insan hakları ihlallerine çekmekte yararlı olacağını umuyor.
Doğal olarak, Pekin Rabiya Kadir’in adını bile duymak istemiyor ve açık şekilde onu karalamak adına, onu Doğu Türkistan’daki Çin hedeflerine düzenlenen terörist saldırıları planlamakla suçluyor.
Onların söylediklerine göre, Çin yetkilileri Kadir’in ‘iş’ ini bitirmek için uğraşıyor ve şirketinin mevduatlarını haczediyor.
Peki ya hala Doğu Türkistan’da bulunan 5 yetişkin çocuğu? ‘Ben onların annesiyim; tabi ki onlar için endişeleniyorum – Çin hükümetinin neler yapabileceğini çok iyi biliyorum.Ve aynı zamanda onlar da Uygur.Çin hükümetinin Uygurlar’a yaptıklarını da çok iyi biliyorum’ diyor.
Geçirdiği kazanın ve sırt-ateli’in onu yavaşlattığını kabul ediyor ama yine de Rabiya Kadir hiç de ‘kurban’a benzemiyor.Israrla kendisinin ve Uygur halkının en son istediği şeyin acınma olduğunun altını çiziyor ve kendisinin bunun yerine destek ve anlayış için çalıştığını belirtiyor.
‘Yalnızca bir yıl geçti.Uygur’lar için çok zaman yok, ama çalışıyoruz’

  • 734 defa okundu.