Frederic J. Brown/
AFP/Getty Images 
Çeviren.Nazlı BELEN 

Müslüman Uygurlar, Kuzeybatı Çin’in Sincan eyaletindeki Idgah Camiinde öğleden sonraları ibadet eder.*
Çin’de ibadet özgürlüğünün ihlali konusunda Hıristiyanların içinde bulunduğu kötü durum uluslararası kamuoyunda büyük çaplı endişe yaratmıştır. Fakat Müslüman Uygurların gördükleri zulüm özgür basında nadiren yer almaktadır.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir Uygur’a göre, İkiz kulelere yapılan 11 Eylül saldırılarından beri, Çin komünist rejimi terörizmle ve radikal dincilikle savaş bahanesi altında Uygurların ibadet özgürlüğünü sebepsiz yere ihlal etmiştir.
Komünist rejimin bir taktiği de 18 yaşın altındaki kişilerin Sincan’daki Camiye girmesini yasaklamaktır.Önlemler Uygurları Müslümanlıktan esasen koparmaktadır ve bu onların ibadet özgürlüğüne yapılan ciddi bir ihlaldir.
Rejim aynı zamanda Sincan’ın Ahung’unun (veya imamının) camiye ibadet için gelen kişiler hakkında; bu kişilerin sayısı, yaşları, cinsiyeti ve memur olup olmadıkları da dahil olmak üzere günlük olarak bir rapor sunması gerekmektedir. Ahung tarafından yapılan bu takip Uygurlar arasında bir endişeye yol açmakta ve Ahung ile inananlar arasında bir kopukluk yaratmaktadır.
Ahung sözcüğü Fars dilinden gelmektedir. Farsça konuşulan bölgelerde İslam dini öğreticilerini tanımlamak için kullanılmaktadır.Çin’de bu sözcük, camide hizmet eden dini çalışanı ifade eder ve Hristiyan kilisesindeki papaza eşdeğerdir.Komünist rejim aynı zamanda İslam diniyle alakalı kitapların, Kur’an dahil olmak üzere, Sincan’a sokulmasını kısıtlar. Rejim aynı zaman parti üyelerinin ve memur’ların İslam dinine inanmasını ve camilere girmesini yasaklamıştır.
Röportaj yapılan Uygur bu tarz düzenlemelerin mantık dışı olduğunu söylemektedir. Parti üyeleri ve memur’lar İslam dinini özgürce yaşayamasalar bile, dinlerini kalplerinde yaşayabilir, takip edebilir ve onları kimse kendi evlerinde ibadet etmekten alıkoyamaz.
Komünist rejim, Uygur kızlarının da okullarda baş örtüsü kullanmasını yasaklayan ayrımcı bir düzenlemeye de sahiptir. Uygur bireyleri bu uygulamanın mantık dışı olduğunu ve kum fırtınalarına sahip Sincan’ın iklimine duyarsız olduğunu hissetmektedir. Aynı zamanda bir diğer saldırı ise, İslam dininin alkol tüketimini yasaklamasına rağmen, Sincan’da büyük ölçekli üzüm fabrikalarının inşa edilmesidir.
Çin’in Resmi istatistiklere göre, Sincan’da yaşayan 8 milyondan fazla Uygur vardır. Ancak, röportaj yapılan Uygur, Uygurların güncel nüfusunun yaklaşık 10 milyon fazla olduğuna işaret etmektedir.
Çoğunluğu Nanjiang’da yaşamaktadır ve burada zor hayatlar sürmektedir. Uygurların çoğunluğu müslümandır.Sincan’da etnik azınlık olan Kazaklarda İslam dinine inanmaktadır.
Röportaj yapılan Uygur, komünist rejimin Uygurlar ve Hui Müslümanlarıyla ilgili olarak farklı politikalara sahip olduğuna dikkat çekmektedir.Rejimin Uygurları baskılaması özellikle şiddetli boyuttadır ve bu durum yalnızca direnişe sebep olacaktır.
CCP’nin Merkezi siyasi Bürosu’nun saygın komite üyesi Jia Qinglin; Çin yılbaşından önce, 22 Ocak 2006 tarihinde Pekin’de dini grupların başkanlarıyla birlikte bir seminer düzenlemiştir. Oturumlar sırasında Jia Qinglin, ülkeye sızmak için dini kullanan yabancı güçlere karşı direnmenin öneminden bahsetmiştir.Görünüşe bakılırsa bu anlatım, rejimin, Çin’de insanların ibadet özgürlüğüne yönelik ihlallerin devam etmesine yönelik niyetini yansıtmaktadır. 
 
*(Frederic J. Brown/AFP/Getty Images) Çin Merkezi Haber ajansı13 Şubat 2006  

  • 750 defa okundu.