Servet Kabaklı 
Araştırmacı Gazeteci Yazar


                                                                                                                                  14.11.2005
AZİZ gönüldaşlarım, “12 Kasım” tarihinin, halen Kızıl Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesindeki önemi, son derece büyüktür. Göçebelikten yerleşik hayata geçtiğimiz, aynı zamanda İslâm’la şereflendiğimiz mübârek belde olan, Türk Milleti’nin Ata yurdu Doğu Türkistan; 20’nci Yüzyıl’ın ilk yarısında, gaddar ve zalim Çinli işgalciler karşısında gerçekleştirilen onlarca ayaklanmanın ikisinde, “Ay -Yıldızlı Gökbayrak” kaldırmak suretiyle, istiklâlini bütün cihana ilan etmiştir. İşte ilki Rus ve İngiliz sömürgecilerinin müşterek kalleşliğiyle, ikincisi de Stalin’in Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni Çinliler’e satmasıyla yıkılan her 2 devlet de 11 yıl arayla, 12 Kasım tarihinde kurulmuşlardır.
Değerli dostlarım, bildiğiniz gibi, İç Moğolistan ve Tibet’le birlikte Kızıl Çin Devleti’nin işgali altında bulunan; 35 milyona yakın kardeşimizin mezalim gördüğü, açlık ve sefalet şartlarında yaşama savaşı verdiği, zulme karşı çıkanların toplu halde katliâma tabi tutulduğu “Mazlum Anavatan”dır Doğu Türkistan!.. Cumhurbaşkanlığı Forsumuzda da birer şanlı yıldız olarak temsil edilen büyük Türk devletlerinden Hun, Göktürk, Uygur ve Karahanlılar devletleri ile Uygur Çağatay Devleti, Uygur Saidiye Hanlığı, Be-Devlet Yakup han tarafından kurulan ve Osmanlı’ya gönüllü bağlılık bildiren Kaşgarya Devleti (1863-1877) bu mübarek topraklarda kurulmuştur. Ve nihayet 12 Kasım 1933’te, Dünya Türklüğü’nün Divan Şehri Kaşgar’da istiklâlini ilan eden Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti, 12 Kasım 1944’te Şanlı Gulca Ayaklanması ile kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti ve 1947 yılında ilan edilen mahalli Doğu Türkistan Hükümeti de Doğu Türkistan’ın Rus, İngiliz Çin işbirliği ve Çin işgaliyle yıkılan son devlet ve hükümetleridir. Halen Doğu Türkistan Çinliler tarafından Çin’in bir eyaleti olarak tanıtılmakta, “Sinkiang Uygur Otonom Bölgesi” adıyla kukla ve zalim bir yönetim tarafından idare(!) edilmektedir.
Zulüm fırtınası
1 milyon 800 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle her türlü yer altı ve yer üstü zenginliğe sahip bulunan, 5 bin noktada biri birinden değerli maden çeşidine ve neredeyse rafine ihtiyacı bile olmadan kullanılabilecek çok zengin petrol yataklarının bulunduğu Doğu Türkistan’ın Lopnor bölgesinde işgalci Çin Devleti, uzun yıllardır atom denemeleri yapmaktadır. Bu atom denemeleri yüzünden onbinlerce soy ve din kardeşimiz hayatını kaybetmiş, bunun birkaç kaktı insan da sakatlığın ve amansız hastalıkların pençesine düşmüştür. Bu durum Çin’de kapalı bir rejim olmasına rağmen, yıllardır insan hakları teşkilâtları, Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli devletlerin insan hakları komitelerince rapor edilerek doğrulanmaktadır. “Kızıl-Sarı Ejderha” Doğu Türkistan’ı tam olarak pençesine alabilmek ve Batı Türkistan’da yakın zamanda hürriyetine kavuşmuş olan Türk Cumhuriyetleri’ni de nüfuzu altına alabilmek için akla hayale gelebilecek her türlü çalışmayı yapmaktadır. Doğu Türkistan’a yıllardan beri evsiz ve asker Çinliler, tren ve uçaklarla göç ettirilmektedir. Halen her gün 22 bin Çinli’nin Doğu Türkistan’a teşviklerle göç ettirildiği bilinmektedir. Çinli erkeklerle evlenecek Müslüman Türk kızlarına servet vaat edilmekte, nüfus planlaması adı altında ilk çocuğundan sonra hamile kalan Doğu Türkistanlı hanımlar zorla kürtaj masasına yatırılmakta, ana rahmindeki bebekler bile iğneyle öldürülmektedir.
Anma toplantısı
DOSTLARIM, işte dün, 13 Kasım Pazar günü Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın Süleymaniye Kültür Merkezi’nde, Doğu Türkistan Vakfı’nca düzenlenen çok mânâlı ve duygulu bir toplantıya katılmaktan onur duydum. 20’nci Yüzyıl’da 2 defa bağımsızlık ilan eden Doğu Türkistan Cumhuriyetleri’nin 72’ncı ve 61’inci kuruluş yıldönümü toplantısında davetlilere “hoş geldiniz” diyen Doğu Türkistan Vakfı Başkanı Emekli General Rıza Bekin, “Anavatan’da İstiklâli” daha 7 yaşında yaşamış ve kaybetmiş bir insan olarak çok duygu yüklü bir konuşma yaptı. Bu arada salonu dolduran ve çoğu Doğu Türkistan muhaciri olan vatandaşlarımız, İstiklâl Marşımızı hep bir ağızdan coşkuyla okudular. Ancak Türklük Mücahidi İsa Yusuf Alptekin’in dâvâ arkadaşlarından Salih Hacim, Doğu Türkistan Millî Marşı’nı tek başına okur ve gözlerimizi yaşartırken, gençlerin iştirak edememesi üzücüydü...
“Ordımız hem yurtımız, meşhur Türk’tür namımız / Dinimiz, imanımız bu bizning vicdanımız / Yurtımız Türk’ning yurtı, biz uning kurbanı biz / Bayrakimiz Kök Bayrak, oturusida Ay-Yıldız.”
Toplantıya katılan İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Mehmet Emin Resul zade’nin “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözünü hatırlatarak, “Çin inşallah yakın zamanda yıkılacak, Doğu Türkistan’da istiklâlin sembolü olan Gökbayrak ilelebet dalgalanacaktır. Zulüm asla payidar olamaz” sözleriyle, Doğu Türkistan’ın efsanevî lideri İsa Yusuf Alptekin beyi de andı ve gönülleri okşadı.
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yöneticisi Erkmen Mütevellioğlu, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği Genel Sekreteri Ahmet Türköz ve ben de birer konuşma yaptık salonu dolduranlara hitaben ve Doğu Türkistan Dâvâsı’nın bütün büyükleriyle birlikte, azîz şehitlerimizi de rahmet ve minnetle andık. Prof. Dr. Abdülkadir Donuk’un idare ettiği açık oturumda, Araştırma Görevlisi Ömer Kul, 12 Kasım 1933’te kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti’ni, Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı da 12 Kasım 1944’te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni ve her 2 devletin de İngiliz, Rus ve Çin ittifaklarıyla nasıl yıkıldığını ve yeniden işgal edildiğini davetlilere anlattılar. Toplantıdan çıkan sonucu merak mı ediyorsunuz?.. Yağmurlu soğuk bir tatil gününde o salonu dolduran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin gözlerinde ümit vardı...
Demek ki, Doğu Türkistan o mukaddes istiklâli gözlüyor...

  • 749 defa okundu.