Maritino Busdachi 
UNPO Genel Sekreteri

Çeviren :Nazlı BELEN

UNPO: Çin’deki azınlık gruplarının mevcut durumu tatmin edici olmaktan çok uzaktır
Genel Sekreter Marino Busdachin’in konuşması

“Çinde: Yeni nesil ; Unutulan azınlıklar” konferansı
Tarih: 05 Ekim 2005
Yer: De Balie, Amsterdam

Öncelikle, Rabiya Kader, Tsering Jampa ve Saygıdeğer Lobsang Dorjee gibi böylesine önemli ve kendini bu işe adamış insan hakları savunucularıyla aynı panelde bulunmanın benim için bir gurur ve ayrıcalık olduğunu söylemek istiyorum.
15 yıl önce Uygurlar ve Tibetliler, Temsil edilmeyen milletler kuruluşunun (UNPO) kurucuları arasındaydılar ve o günden bu güne onların telkinleri ve çabaları UNPO’nun faaliyetlerini belirgin şekilde ilerletmiştir.UNPO konusuna ve faaliyetleri konusuna daha çok değinmeyi isterdim ancak bu gece buradaki panele katılımımın amacı bu değil.
Resmin kafanızda canlanması için elimden geleni yapacağım.Zaman kısıtlaması olduğundan bu tanıtım kapsamlı ve detaylı bir içerik taşımayacaktır.Öyleyse gelin sadede gelelim.
Çin Halk Cumhuriyeti içerisinde 56 etnik grup tanımlanmış ve kabul edilmiştir.Bu etnik grupların nüfusu büyük oranda değişiklik göstermektedir.
Çin nüfusunun büyük kesimini oluşturan Han etnik grubuna ek olarak, 55 farklı küçük etnik grup vardır ve bunlar alışılagelen bir tanımlamayla ‘etnik azınlıklar’ olarak ifade edilir.
2000 yılında yapılmış olan bir nüfus sayımına göre bu 55 etnik azınlık grubu toplam olarak104.5 milyon nüfusa sahiptir ve bu da tüm Çin nüfusunun %8’inin üzerinde bir rakama denktir.Azınlık bölgeleri ülkenin toplamının %60’ını kapsar.Bu bölgeler özellikle de uluslararası sınırlar ve kaynak açısından zengin yerlerde yoğunlaşmıştır.
Bu 55 farklı grubun yaklaşık 40 kadarının dışarıdan gelen etnik soydaşları vardır ve bu sebeple onların sadakatinın sağlanması Çin hükümeti için stratejik bir kaygıdır.
Anayasa ve 1984 Bölgesel Etnik Özerklik Yasası azınlık olarak tanımlanan gruplara birçok haklar vadetmekte ki bu haklar arasında atanmış olan özerk bölgelerde kendi hükümetini kurma, hükümette orantılı temsil, kendi dilini, dinini ve kültürünü geliştirme özgürlüğü, ve merkezi emirleri yerel koşullara uydurma yetkisi yer almaktadır.
Yasalar azınlıklara şu hakları da vadetmektedir; özerk olmayan bölgelerde izin verilenden daha büyük oranda, yerel ekonomik gelişim üzerinde kontrol yetkisi, yerel doğal kaynakların korunması ve kullanılması hakkı, yerel kamu güvenlik gücü organize etme hakkı.
Çin içerisinde Bölgesel Etnik Özerklik Yasasının uygulanmasında değişiklikler olduğunun altını çizmek gerekmektedir.
Çin hükümeti sistemli olarak bazı azınlıkların yasal haklarını reddetmekte ve yasal olarak korunan özgürlüklerini icra eden kişileri keyfi şekilde tutuklamaktadır.
Hükümet özellikle Tibet Özerk Bölgesi’nde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde ve İç Moğol Özerk Bölgesi’nde yaşayan azınlıkların yasal haklarını desteklemekte başarısız olmuştur.
Konuşma ve yazışma dili
2003 yılının sonu itibarıyla, 22 etnik azınlık 28 yazılı dil kullanmaktadır.Bu yazım ve konuşma dilleri hukuk, adalet, yönetim, eğitim, siyaset, sosyal yaşam ve diğer alanlarda geniş olarak kullanılmaktadır.Böylesine resmi işler için birden fazla dil kullanılabiliyorsa, bölgesel özerklik hakkına sahip olan etnik grubun dilinin öncelikli olarak kullanılması gerekmektedir.
Şimdilik, ufak gelişmelere rağmen durum tatmin edici olmaktan uzak görünmektedir.
Çin’in anayasası ‘normal ibadet faaliyetleri’ nin korunmasını vade der.Bu vaade rağmen, devletin din olgusunu vatanseverlik ile bağdaştırma koşulu, dinin geniş anlamda baskılanması sonucunu doğurmuştur.
Tibet ve Uygur bölgelerinde, ayrılıkçıların – veya- kendi kendini yönetme haklarını kullanmaya çalışan insanların; ve ayrılıkçı duygunun genellikle dini mahkumiyet ile iç içe geçtiği durumlarda, din üzerinde devlet baskısı özellikle serttir.Çin yetkilileri ayrılıkçı duyguların barışçıl yollarla ifade edilmesi ve terörizm arasında ayrım yapmamaktadır, bu da Çin milliyetçiliğine uymayan dini ibadetlerin üzerinde ek bir baskı oluşturmaktadır.
Çin’deki dini özgürlükler uzun zamandır yok sayılmaktadır.Birçok başlıca insan hakları ihlalleri süregelen şekilde Birleşmiş Milletler Cenevre insan hakları komisyonuna rapor edilmektedir.
50 milyon Protestan Hıristiyan, 12 milyon roman Katolik, 20 milyon Müslüman ve bütün Tibet Budistleri yok sayılmakta ve onların temel bir insan hakkı olan ibadet özgürlükleri yok sayılmaktadır.
Mevcut Çin hükümeti ve Çin Komünist siyaset sistemi özerk sosyal ve siyasal gruplara karşı Çin tarihindeki diğer zamanlara göre daha az hoşgörü ile yaklaşmaktadır.Çin’in tarihinde böylesine bir hoşgörü de yoktur zaten.
Özerklik konusundaki siyasete rağmen tarih; Çin’in sınırdaki azınlıklarla ilişkilerinde asimilasyon politikası sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.Daha önceki yönetimler asimilasyoncu siyasetlere sahip olmuşlardır fakat amaçlarına ulaşamadıkları yerde; Tibet gibi Çin otoritesinin başarıya ulaşamadığı yerler için özerkliğe izin vermişlerdir.
Çin’in Tibet, Doğu Türkistan, Hong Kong ve Taiwan’daki tüm ayrılıkçı konularda güncel siyaseti mütemadiyen uzlaşmazlık üzerine kuruludur.Bunu geçici bir durum olarak görmektense – belki de CCP içerisindeki hizipçi mücadele nedeniyle- özerklik olgusunun merkezi, üniter, milliyetçi Çin devleti içerisinde yalnızca geçici olabileceği belki de daha doğru olur.
Çin, kendi kendini yönetme olgusunun günümüzde uluslararası ilişkilerde yeni bir norm haline gelmesinden çok büyük korku duymuştur.Çin ‘humaniter müdahalecilik’ doktrininin devlet egemenliği doktrini yerine geçmesinden korku duymuştur.
11 Eylül’den beri, terörizme karşı açılan uluslararası savaş, uluslararası ilişkilerde devlet egemenliği olgusunu hakim olan prensip haline getirmiştir.Çin teröre karşı başlatılan savaşı Doğu Türkistan- Sincan’daki baskısını haklı çıkarmak için ve Tibet ve Taiwan’daki siyasetine uluslararası çevrelerden gelen eleştiriyi ve protestoyu yumuşatmak için kullanmıştır.
Azınlık haklarının uygulanmasındaki ufak çaplı gelişmelere rağmen,Çin hükümeti Çin’in en önemli ve hayati bölgelerindeki azınlıkların korunmasında minimal standarda ulaşamamıştır.
Gelişmeler iyiye mi kötüye mi gitmektedir? Bu; bardağın yarısını boş mu yoksa dolu mu olarak görmek istediğinize bağlı.Benim kanatime göre bardak hala bomboştur.

  • 1364 defa okundu.