Çin Tehdidi
Demet Çetindoğan
Sabancı BOSSA Genel
Müdür yardımcısı.

http://www.igeme.org.tr Alınmıştır.
 

Son dönemlerde ÇİN gündemlerden düşmüyor. Artık Çin ticareti kontrol edilebilir noktaların ötesinde piyasaların varlığına tehdit unsuru boyutunda; sorun çok büyük. Daha önce bir yazıda, dünyanın en kalabalık nüfusu 1.3 milyar Çinli’nin her birinin sofradan kalkarken 1 adet pirinci yemeden bırakması ile bir öğünde 1.3 milyar adet pirincin telef olacağını okuduğumda, Çin ölçeğini anlatan güzel bir örnekleme diye düşünmüştüm.
Çin önce ucuz, kolay elde edilebilen ama kalitesi tartışılabilen oyuncak, taklit marka nihai ürünlerle ,çakmaklarla piyasalarımızda boy gösterdi. Daha sonra bu tür ürünlerin miktarları ve çeşitleri artarken, sanayimize girdi veya ara girdi temininde güçlü bir tedarikçi oldu. Daha sonra, mal sattığı ülkelerde ofisler açtı, vatandaşlarının ihracat yaptığı ülkelerin üniversitelerinde eğitim almalarını sağlayarak dil- kültür vb. konularda üstünlük sağlayarak hizmet kalitesini artırmayı hedefledi. Bu gelişmeler sadece ülkemizde yaşanmadı.
1978 yılında ekonomik reformları başlatan Çin önceleri düşük maliyetle emek yoğun ürünlerle ilk rekabetçi atılımlarını gerçekleştirirken; Şimdilerde ileri teknolojik ürünlerde dünya piyasasını etkileyebilecek güce ulaşmıştır. Çin hükümeti ‘altı temel sektör’ olarak otomotiv, demir çelik, petrokimya, telekomünikasyon, enerji ve beyaz eşyayı belirlemiştir.Bu yönde belirlenen stratejiler sonucunda bugün dünyadaki klimaların %30, kameraların %50’si, beyaz eşya piyasasının ise % 20-30 oranındaki bir kısmı Çin markası taşımaktadır.Tekstil sektöründeki durum ise;
Çin en büyük tekstil üreticileri ve ihracatçıları arasında ilk sırada yer alıyor.
5 milyon rekolte ile en büyük pamuk üretim ve tüketimine sahip. Dünya’da %80 oranındaki pamuk lifli tekstil ürünleri ile 1. sırada yer alırken , 6.98 milyar ton sentetik lif üretimi ile bu alanda dünyada ikinci sıradaki yerini korumaktadır. İplik üretiminde dünyada en büyük kapasiteye sahip tekstil sektöründe yaklaşık 13 milyon kişi istihdam edilmekte, DTÖ verilerine göre (2001) 36,7 milyar usd giyim eşyası ihracatı, 16,8 milyar USD tekstil ihracatı ile dünya ticaretinde baş rol oynamaktadır.

Tablo 1 Giyim Eşyası İhracat sıralaması, 2001 (milyar USD)
Ülke İhracat Dünya İhracatında
pay - 1980 (%) Dünya İhracatında
pay-1990 % Dünya İhracatında
pay - 2001
1 Avrupa Birliği 47,1 42 37,7 24,1
2 Çin 36,7 4 8,9 18,8
3 Hong Kong 23,5
4 Meksika 8 0 0,5 4,1
5 A.B.D. 7 3,1 2,4 3,6
6 Türkiye 6,6 0,3 3,1 3,4
7 Hindistan 6 1,5 2,3 3,1
8 Bangladeş 5,1 0 0,6 2,6
9 Endonezya 4,5 0,2 1,5 2,3
10 Güney Kore 4,3 7,3 7,3 2,2
Kaynak: DTÖ, Ticaret İstatistikleri
Tablo 2 Tekstil İhracat Sıralaması, 2001, milyar USD
Ülke İhracat Dünya İhracatında
pay - 1980 (%) Dünya İhracatında
pay-1990 % Dünya İhracatında
pay - 2001
1 Avrupa Birliği 50,5 49,4 48,7 34,4
2 Çin 16,8 4,6 6,9 11,4
3 Hong Kong 12,2
4 Kore 10,9 4 5,8 7,4
5 A.B.D. 10,5 6,8 4,8 7,1
6 Tayvan 9,9 3,2 5,9 6,7
7 Japonya 6,2 9,3 5,6 4,2
8 Hindistan 5,9 2,1 2,1 3,8
9 Pakistan 4,5 1,6 2,6 3,1
10 Türkiye 3,91 0,6 1,4 2,7

Kaynak: DTÖ, Ticaret İstatistikleri
Uluslararası fuarlarda da rahatlıkla gözlemlenebilen Çin tekstil gücü rekabetçi yanını, tekstil teknolojisini üreten bir konuma gelmeyi hedefleyerek tamamlamayı planlamaktadır. Bugün Avrupalı üreticilerden tedarik edebileceğimiz iplik dokuma makinalarını hemen hemen aynı modelde, gerek orijinal gerekse kopya olarak Çin’den çok daha ucuz ve erişilebilir rakamlarla temin etmek mümkün.
Tekstilde Çin’in bir diğer güçlü yönü Devlet politikaları ile bu sektörün uzun vadeli (10-20)stratejilerinin oluşturulmuş olmasıdır. Devlet tekstili subvanse etmektedir. Bu desteğin nasıl ve ne olduğu resmi erişilebilir veriler içersinde değildir. Kilowatı 3 cente elektrik, ucuz isçilik, tesisler için ucuz arsa vb. olanakların sağlanması ve hatta girdilerin teşviklerle ucuz temini pek net olarak tespit edilebilir veriler değildir. Ülkemizde açılan ve Çin orijinli mallara yönelik damping soruşturmalarında, bu gerçek net olarak kendini ortaya koymaktadır. Devlet sadece desteklerle değil , makro diğer politikalarla da tekstil sektörünü güçlendirmektedir.
Çin , Dünya Ticaret Örgütüne 11 Aralık 2001 de tam üye olmuştur.Bu üyelik sayesinde 2005 yılında kota sınırlamalarının kalkıp kademeli olarak gümrük vergilerinde indirim ile kendine Dünya ticaretinde daha etkin bir rol hedefini benimsediği açıktır ve bu hedefte de başarılı olmaktadır.
Devlet politikaları eğitimli , yurtdışından nitelikli teknik kadroların teminini desteklemektedir. Bu alanda öğrencilerin burslu yurtdışı eğitimleri programlanmakta, yabancı dil eğitimlerine yönlendirilmektedir. Ayrıca, Çin’in bu rekabetçi yapısı karşısında direnemeyen ve küçülen
veya kapanan yabancı tekstil üreticilerinin nitelikli ve deneyimli kadrolarına istihdam sağlanmaktadır.
Bir taraftan da Çin Üniversitelerinde yılda 450.000 adet mühendis mezun olmaktadır. Burada, devlet zayıf olan tekstil birikimini ve teknolojik seviyesini bu sayede güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Kaynak: Worldbank, World Development Index
Devlet politikalarının bir diğer uzantısını sermaye konusunda görebiliriz.Devlet yabancı sermayeye açık kapı politikası izlemektedir. 2002 Yılında dış kaynaklı yatırımda 53 milyar dolar ile en büyük payı alırken, Dünya’nın 500 büyük şirketinden 400 ünün Çin de yatırımı bulunmaktadır.Ülkeye yapılan toplam yabancı sermaye ise 450 milyar doları bulmaktadır. Kur politikası ve düşük değerli Yuan ülke ihracatının cazibesini artıran bir diğer devlet politikasıdır.
Özetle Çin, 20 yılı biraz aşkın bir sürede
• Yıllık ortalama %9 büyüme
• Kişi başına milli geliri 5 katına çıkarma
• Dünya ekonomisinde 6. sıraya oturma
• Dünya üretiminde belirlediği alanlarda ana belirleyici olma
başarısını açık kapı politikaları içerisinde yer alan , kırsal ve kentsel reformlar; makroekonomik stratejilerle Pazar ekonomisi ve vergi reformunun gereklerini yerine getirme sayesinde elde etmiş ve dünya gündemine kendini oturtmayı başarmıştır.
Bu başarı özeti ile birlikte sistemin zayıf yönlerini de ifade etmek gereklidir.
• Düşük değerli kur politikasının terki ve Yuan’ın değer kazanması kaçınılmazdır
• Üretim ve ticaret ILO ve DTÖ kurallarına uygun yapılmamaktadır (çevre koruma ,çocuk işçi çalıştırma vb)
• Devlet Desteklerinin kalkmasının getireceği gerçek Pazar şartları ile karşı karşıya kalma durumunda küçük ve orta ölçekli olup eski devletçi yapının izlerini taşıyan verimsiz işletmelerdeki zorluklar
• Kamu bankalarının batık kredileri vb. ile sermaye alanında oluşacak bir kırılma veya bankacılık sektöründeki krizin getirecekleri
• Ekonomik büyümenin yavaşlamasının getireceği ekonomik ve sosyal sorunlar
• Çin taşıma sektörünün gerek ithalat, gerekse ihracatın artan talebini karşılama gücünün yetersizliği
• Çin ihracatına karşı ithalatçı ülkelerde hızla ve etkin bir şekilde devreye alınan safe-guard, gözetim damping vb. enstrümanların tehdidi
• Çin tüketim kalıplarının değişmesi tarım ürünleri ithalatında da artış yapacaktır. Bu nedenle tarım sektöründe çalışan dağınık küçük işletmelerdeki verimsizlik, işsizliği ortaya çıkaracaktır. Ayrıca eski alışkanlıklarını devam ettiren kamu kuruluşlarının yeniden yapılanması, verimsiz iş gücünün sona erdirilmesi işsizliğin artmasına neden olacaktır.
• Çin’in ticaret kurallarındaki katılık ve bankacılık vb sistemindeki hantallığın getirdiği zorluklar
• Bir taraftan büyük ölçeklerin ekonomide getirdiği avantajların , paradoksal olarak kültürel –sosyal değişimlerin bütün ülkede bu çapta bir değişimin hiç de kolay gerçekleşememesine neden olmaktadır
• Çin’in gücü daha sofistike ürünlerde zayıflamaktadır. Bir taraftan da bu zayıf yönünün hızla telafisine çalışılmaktadır
• Tüketim ekonomisinde hızlı adımlar atması beklenen Çin’de işgücü maliyetlerinin yükselmesi gibi hususların sistemli, zaman planı belirlenmiş ve görev dağılımları net projeler halinde devlet – özel sektör işbirliği ile dinamik bir çalışma grubu tarafından detaylandırılması yapılmalıdır.
Bu tür zayıf yönlerin tespiti ile birlikte diğer taraftan, kendi devlet politikalarımızı oluştururken cevaplanması gereken sorular yer almalıdır.
• Ülkemiz, Tekstil sektöründe yavaş reaksiyonlar yerine hızlı/öngörülü ve uzun vadeli stratejileri oluşturmak için gerekli acil devlet politikalarını nasıl oluşturur?
• Tekstil sektörü kendi içerisindeki bütünleşme ve ulusal stratejinin oluşum ve uygulamasında nasıl etkin rol oynar ve kendi iç sorunlarını nasıl aşar?
• Haksız rekabetin önlenebilmesi için Damping vb. koruma mekanizmalarının yaygınlığı etkinliği nasıl sağlanır?
• Markalaşma vb. Türk tekstiline farklılık yaratacak yapılandırmalarda devlet –özel sektör işbirliğinin daha etkin hale getirilmesi nasıl sağlanır?
• Coğrafyaların yakınlığı lojistik yapılanma ile daha avantajlı hale nasıl getirilebilir?
• Ar-ge , iletişim teknolojilerinde farklılık nasıl yaratılır?
• Eğitim politikaları içerisinde mesleki eğitimlerin kalitesini yükselterek Türk Tekstilinde farklılığı nasıl güçlendiririz ?
• Çevre, fikri mülkiyet hakları vb. gibi Çin’den ileride olduğumuz yönlerimizi daha etkin nasıl kullanabiliriz?
• Kalite, hızlı teslimat , satış sonrası servis vb. güçlü yönlerimizin daha etkin kullanımı nasıl gerçekleştirilebilir?
• Maliyet unsurları çok dikkatli gözden geçirilip, radikal kararlar nasıl alınmalıdır?
Sonuç olarak her ne şart altında olursa olsun Çin ihracatı artacak ve ülkemizde bugün gündeme gelen verilerden çok daha sarsıcı bir rekabet bizleri bekleyecektir. Ne kadar hazır olursak, ne kadar yapılarımızı güçlendirip organize olabilirsek o denli az zarar ile bu süreci aşabiliriz.






Yönetim Yeri
T.C. BAŞBAKANLIK
DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI
İGEME
İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi
Mithatpaşa Cad. 60, 06420 Kızılay / ANKARA
Tel: (312) 417 22 23
Faks: (312) 417 22 33
e-mail:igeme@igeme.org.tr
http://www.igeme.org.tr
http://www.tpankara.org.tr

  • 852 defa okundu.