DOĞU TÜRKİSTAN'I UNUTMAYALIM
Prof.Dr.Cemalettin TAŞKIR 
Kırıkkale Üniv.İİBF
Dekan Yardımcısı
Bundan 1 ay kadar önce Londra'da bulunan Uluslararası Af Örgütü merkezince günümüzde Çin sınırları içinde bulunan Doğu Türkistan'la ilgili bir rapor yayınlandı. 7 Temmuz 2004 tarihli rapor, günlük ekonomik telaş ve siyasi polemikler arasında, maalesef, halkımızca yeterince değerlendirilemedi.
Uluslararası Af Örgütünün zaman zaman Türkiye ile ilgili ve daha çok ön yargılardan kaynaklanan bazı taraflı raporlarına rastlasak da, bu örgütün genellikle ciddi ve titiz bir çalışmayla araştırmaya ve yaşanan gerçeklere dayanarak raporlar hazırladığını söylemeliyiz.
Bilindiği gibi, Doğu Türkistan Çin için jeopolitik ve jeostratejik açıdan son derece hayati bir bölgedir. Çin'in Orta Asya'ya,Türk dünyasına,İslam dünyasına ve oradan Avrupa'ya açılışının kapısıdır. Bölge Çin'i ekonomik pazarlara ve enerji kaynaklarına bağlayan en önemli köprü konumundadır. Dr. N. Ekrem'in tespitine göre, Doğu Türkistan'da 16 sınır kapısı dışa açılmakta ve buradan 100'ü aşkın ülke ve bölgeyle ekonomik faaliyet yürütülmektedir.
Doğu Türkistan Uygur Türklerinin ana - ata yurdudur. Bölgede Kazaklar ve diğer Türk boyları da yaşamaktadır. Günümüzde nüfusu 1 milyar 300 milyonu bulan Çin içersinde, Doğu Türkistan'daki Türk nüfusu 10 (*) milyon civarındadır. 2. Dünya Savaşı sonunda, 1949'da Mao yönetimince işgal edilerek Çin idaresine girmiştir. Çin, o yıllardan itibaren bölgedeki Türk - Müslüman nüfusu azınlığa düşürerek asimile etmek politikasını uygulamaya başlamıştır. Bu politikanın da ilk ve en önemli ayağı bölgenin "Çinlileştirilmesi"dir. Bizzat Mao 1952 yılında, "Doğu Türkistan geniş bir ülkedir. Ancak bu bölgede yerleşim azdır. Bölgenin nüfusu 200 milyoa ulaşmalıdır" diyerek uygulanacak politikayı belirlemiştir. Öyle ki, 1949 yılında Doğu Türkistan'daki nüfusun ancak %3'ünü oluşturan Çinliler, bugün bölge nüfusunun yaklaşık %55'ini oluşturur duruma gelmişlerdir. Bölgede 50 yıldır kitleler halinde Çinli göçü yaşanmaktadır.
Çinliler bölgede çoğalır çoğalmaz Türklerin kültürel kimliklerini ve bilinçlerini zayıflatma çalışmalarına başlamışlar ve Türklere karşı çok şiddetli baskılar uygulamışlardır. Bu baskı giderek dayanılmaz boyutlara ulaşmış; baskılara karşı çıkanlar akla gelmeyecek zulüm ve işkencelere maruz kalmışlar ve aralarından sayıları on binlerle ifade edilebilecek Doğu Türkistanlı Çin dışına kaçmıştır. Elbette bu tür kaçırma olayları da "Çinlileştirme" politikasının bir parçasıdır ve bölgedeki nüfus dengesini Çinliler lehine bozmak için yapılmaktadır.
Çinli yöneticiler işgal yıllarından itibaren Türk kadınlarına zorlayıcı bir aile planlaması dayatmaktadırlar. Bu zorlama sonunda bölgedeki Türk kadınları şuurlu bir şekilde kısırlaştırılmaktadır. Türklerin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan da yararlanan Çinliler, kısırlaştırılmayı kabul eden kadınlara bölge için önemli sayılabilecek para yardımlarında da bulunmaktadırlar. Doğu Türkistanlıların açıklamalarına göre, bölgedeki Türk kadınlarının %25'e yakını yeniden doğum yapamayacak hale getirilmiştir. Bu da Türk nüfusunun en az %25 oranında azalması demektir.
Bugün Doğu Türkistan'da bir mücadele sürdürülmektedir. Kendi kimliğine, kendi kültürüne, kendi insanına ve kendi toprağına sahip çıkan Doğu Türkistanlılar, takibata uğramakta, tutuklanmakta, işkence görmekte hatta öldürülmektedirler. Bu faaliyetlere katılan Türkler "terörist" ilan edilmekte ve böylece onlara karşı daha rahat şiddet uygulanabilmektedir. Oysa ortada Doğu Türkistanlıların gerçekleştirdiği "terör" eylemi yoktur. Onlar şiddete başvurmadan, hukuk kuralları içersinde kendi topraklarında kendi kültürlerini yaşatmanın mücadelesini vermekte ve ezici bir nüfus yoğunluğuna karşı hür dünyanın, demokratik devletlerin ve insan hakları örgütlerinin desteğini almaya çalışmaktadırlar. Terör ve teröristten bahsetmek için, siyasi bir amaçla masum insanları hedef alan olayların varlığı söz konusu olmalıdır ki Doğu Türkistan'da böyle bir durum söz konusu değildir.
İşte 7 Temmuz 2004 tarihli Uluslararası Af Örgütünün Doğu Türkistan - Uygur - raporu Çin'in Doğu Türkistan'da yaptıklarını belgelerle ortaya koymaktadır. Rapora göre Çin, "… terörle mücadele bahanesiyle Doğu Türkistan Türklerinin haklarını baskı altında tutmaktadır. Çok sayıda Uygur Türkü zulüm ve işkenceden komşu ülkelere kaçmaktadır. Anti - terör bahanesiyle on binlerce Türk gözaltına alınmıştır. Türklerin dini hayatı büyük ölçüde kısıtlanmıştır. "Dini Fanatik" veya "Ayrılıkçı Terörist" olarak nitelenen mücadeleci Türkler, yıllarca süren ve adil olmayan yargılamalarla mahkum edilmekte, işkence görmekte ve ölümle cezalandırılmaktadır. Çin'in uyguladığı baskı yüzünden Doğu Türkistanlıların kültürel ve dini kikliklerini serbestçe ifade etme hakkı ve alanı daralmaktadır. Doğu Türkistanlıların çoğu Kırgızistan, Kazakistan, Nepal, Pakistan gibi komşu ülkelere kaçmak mecburiyetinde kalmaktadırlar. Çinlilerin bölgeye kitleler halinde yerleşmesi devam etmektedir. Bu durumda da Türkler arasında işsizlik artmaktadır. Çinliler Türkleri topraklarını terk etmeye zorlamaktadır. Uygur türkçesiyle yazılan on binlerce kitap yasaklanmış ve yakılmıştır. Bölgenin de coğrafi adı olan Sincan Üniversitesindeki bölümlerin çoğunda Uygur türkçesinin eğitim - öğretim dili olması yasaklanmıştır.
Peki ne yapılmalıdır? Devlet olarak da, millet olarak da, fert olarak da mutlaka yapabileceğimiz şeyler vardır. Elbette Türkiye Çin'e hemen tavır alacak veya Çin'le ilişkilerini kesecek değildir. Böyle bir tavrı isteyen de yoktur. Zira böyle bir yaklaşım Türkiye ile birlikte Doğu Türkistanlılara da zarar verir. Neler yapılacağı düşünülüp tartışılabilir. Ancak yapılması gereken ilk iş, hem fert olarak hem devlet olarak Doğu Türkistan ve Doğu Türkistanlılarla ilgilenmektir. İlgi her türlü çözümün ön şartıdır. İlgilenirseniz düşünür, ilgilenirseniz tartışır, ilgilenirseniz çözüm ararsınız. Doğu Türkistanlıların durumlarını, ne yaşadıklarını, ne yaptıklarını, ne istediklerini bilmek ilk yapmamız gereken iştir. Daha sonra, gücümüz ölçüsünde maddi, manevi ve insani destek vermemiz gerekir. Doğu Türkistanlılar "gözden ırak" oldukları için "gönlümüzden de ırak" olmamalıdırlar. Onları unutmamalı, onları unutturmamalıyız!

Londra'daki Uluslararası Af Örgütü adlı bir dernek kadar Doğu Türkistanlı kardeşlerimize ilgi göstermek bir insanlık, bir kardeşlik borcu değil midir?
* Doğu Türkistan’ın Nüfusu Çinlilerin Açıklaması 10 Milyon? Fakat Gerçek Nüfusu 35 Milyon’dur.

  • 827 defa okundu.