DOĞU TÜRKİSTAN:''ÇİN ORTAASYASIN'DA ETNİK AYRIMCILIK VE KONTROL''
Yrd.Doç.Dr.Hayati AKTAŞ 
Karadeniz Üni.İkt.İdar.Fak.
Uluslararası İliş.Böl.Bşk.Yrd.
“Sinkiang”kelimesi Çinliler tarafından bölgeye daha sonradan verilmiş bir addır. ”Şin-Cang”,”Xinjiang”veya “Shin Cihiang”olarak ta telaffuz edilelen ve İngilizceye ”Sinkang”olarak geçen bu terimin manası Çinlilerin kendi yazılı metinlerinden de anlaşılacağı üzere “Yeni Hudut”, “Yeni İşgal Edilen Toprak”,”Yeni Kazanılan Yer”Yeni Domiyon” anlamındadır.
1884 yılına kadar, eski bir Çin deyimi olan,”Batı Bölgesi”(Hsi-ju) adıyla ifaade edilen Doğu Türkistan toprakları 18 Kasım 1884 yılında, Çin İmparatorunun bir direktifi ile Çin’in 19.Vilayeti olarak “Shin Cihiang”a çevrilmiştir.Aslında Mançurya Devleti’nin yeni sınır eyaleti anlamında bu ad verilmiştir.. Daha çok “Yeni Cephe”manasını taşımaktadır.(1)Çin’de yayınlanan bilimsel bir dergide bugünkü šincang topraklarına geçmişte Doğu Türkistan denildiği ifade edilmiştir.(2) Bölgede “Doğu Türkistan”adıyla 1933 ve 1944 yıllarında iki bağımsız devlet kurulmuştur.(3) Nitekim kitabın yazarı da kitapta “Doğu Türkistan” yerine tarih hatası söz konusu olsa bile uyum ve tutarlılık nedeniyle “šin Cang” adını kullanıldığını ifade etmektedir.
“šin Cang” ismi ile geçmişte bir devlet kurulmadığı gibi,böyle bir coğrafi terimde yoktur. Bugünki Çin yönetimi, 1949 yılında ülkeyi işgal ettikten sonra da bu terimi kullanmaya devam etmiştir. 1955 yılnda ise bölgenin resmi adı “šin Cang Uygur Özerk Bölgesi” olarak ilan edilmiştir.
Tarihte Türklerin ana yurdu olan Doğu Türkistan ve halkı ; Gerek doğal güzellikler, gerek etnik özellikler ile sosyal ve kültürel bakımlardan Çinlilerle meskun olan bölgelerden farklı özelliklere sahiptir.(4) İklim şartları,yüzey şekilleri ve hayat tarzı bakımdan Çin ile çok esaslı farklara sahip olan Doğu Türkistan,konumu ve özellikleri itibarıyla da Çin coğrafya sahası içinde bulunmaz M.Ö. 210 yılında yapılan Çin seddi, Çin in milli ve resmi hudunu teşkil eder.(5)
Bir çok Çin kaynaklarında, tarihte Doğu Türkistan bölgesinde hiçbir Çinlinin bulunmadığı belirtilmiştir. 339 senesinde Doğu Türkistan ın Turfan,Karşehir,Kuçar,Hoten ve Çargalık yollarından geçerek ülkenin hemen her tarafının dolaşmış bulunan meşhur seyyah Çinli rahip Fa şan yazdığı hatırasında Doğu Türkistan’ ın şehir ve kasabalarında hiçbir Çinliye rastalamadığını kaydeder. Bu beyan 339 senesinden 1760 yılına kadar geçen 1370 yıl zarfında Doğu Türkistan ın hiçbir yerinde Çin kolonisinin bulunmadığını gösteren tarihi bir vesikadır. Diğer bir Çinli seyyah olan rahip šuang Cang ın anlattıklarıda rahip Fa šen ifadelerini doğrulamaktadır. Seyyah 629-645 senelerinde Doğu Türkistanı baştan başa dolaşmış ve Doğu Türkistanda bu devirlerde yaşayan Türk kabileleri hakkında çok geniş bilgiler vermiştir. (6)
Doğu Türkistanda yaşayan Uygur, Kazak, Kırgız,Tatar, Özbek, Salar gibi halkların Türk ırkına mensup oldukları ilim dünyasınca kabul edilen tarihi,kültürel,bir gerçektir. Nitekim Çin medeniyetinin kurucusu olan Dr. Sun Yat Sen 1924 yılında yayınladığı meşhur “San Min Cu-Yiu”(Üç halk prensibi) adlı kitabında,Doğu Türkistanlılardan bahsederken?’’Müslüman Türkler’’tabirini kullanmıştır.Çin hükümeti tarafından yayınlanan yeni Çin atlasında Sinkiang’daki Türkler Türkçe konuşurlar denilmektedir.(7)Kaşgarlı Mahmut,Divan-ı Lügat-it Türk adlı eserinde;Türkistan’ın doğuda Çin hududundan batıda Kıpçak ve Peçeneklerin bulunduğu Rum ve Rus hududuna kadar uzadığını yazmaktadır.(8)Yabancı tarihçilerden ise Ligetti ve Berthold da eserlerinde ‘’Türkistan’’,’’Doğu Türkistan’’ tabirlerine yer vermektedir.(9) Ayrıca daha bir ço kaynaklarda ‘’Türkistan’’ ve ‘’Doğu Türkistan’’ifadelerii görmekteyiz.Dolayısıyla bugün Çin idarwesi altında ‘’Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi’’olarak nitelendirilen bu bölgenin tarihte ‘’Doğu Türkistan’’ olarak isimlendirildiği ve bu adın buraya sonradan verildiği ortaya çıkmaktadır.

DOĞU TÜRKİSTAN’IN STRATEJİK VE JEOPOLİTİK ÖNEMİ
Amerikalı bilgin Prof.Owen Lattimore tarafından ‘’Asyanın Kalbi’’ olarak tanımlanan Doğu Türkistan Türklüğün Yurdu,Türk medeniyet ve kültürünün kaynağıdır.Türk destanlarının,Türk mitolojisinin Dede Korkut masallarının ortaya çıktığı merkezidir.Meşhur Doğu ile batı arasında çeşitli dinlerin , medeniyetlerin ve ticaretlerin ortak değişim sahasını oluşturan Doğu Türkistan,Çinlilerin batıya yönelik bütün akınlarını durdurma görevi üstelenen bir Türk kalesi olmuştur.(10) Modern stratejisi bakımından denizlerden çok uzak olması,yüksek dağlarla ve çöllerle çevrili bulunması itibarıyla dünyada ender rastlanan “savunma ve saldırı”merkezidir aynı zamanda.
Doğu Türkistan; Batı Türkistan,Kazakistan ve Tacikistan Cumhuriyetleri ile Pakistan, Hindistan, Kaşmir, Tibet, Moğolistan ve Çin ile komşudur. Bu ülkeler ile Doğu Türkistan arasında kara yolu bağlantısı sağlamak çok kolay olduğundan jeopolitik önemi oldukça büyüktür.(11) Coğrafi ve etno-kültürel çeşitllik bakımından özellik arzeden Doğu Türkistan bugün Çin Halk Cumhuriyeti içinde en büyük ve en geniş topraklara sahip Müslümanların ve Türklerin çoğunlukta olduğu tek özerk bölge konumundadır.(12)
Batıdan doğuya hatta güneye doğru olan askeri hareketler için son derece uygun bölge olan Doğu Türkistan’ın 2000’li yıllarda doğu ile batı arasında kara,hava hatta demiryolu ulaşımında önemli roller üstleneceği bir gerçektir.Nitekim Türk-Sib Demiryolunun ikinci ayağı Doğu Türkistan’a uzatılmıştır.Böylece Moskova’dan Pekin’e kadar uzanan emiryolu ikileşmiş olacaktır.Dolayısıyla İstanbul ile Honkong arasında bağlantı kurulmuş olacaktır.
Çin ayrıca Orta Asya’ya açılabilmek için Doğu Türkistan’ı kendisi için çok önemli görmektedir.Bu nedenle Çin,Ocak 2000 tarihinde Sinkiang Uygur Özerk Otonom Bölgesi’nin (Doğu Türkistan) başşehri Urumçi’den Kırgızistan’ın güneyindeki Osh şehrine kadar uzanan tren seferlerini başlatmıştır.The Economist dergisinde yer alan bilgilere göre (13) demiryolunun Urumçi-Osh,Kaşgar uzantısı için Çin, 6 milyar yuan (725 milyon dolar) harcama yapacaktır.Çin için,Kazakistan ve Türkmenistan gibi Batıya uzanan Türk Cumhuriyetlerindeki büyükenerji rezevrelerine bir geçiş kapısıdır bu demiryolu.
Bugün Doğu Türkistan’da 195 milyon hektarlık ekilebilir toprak mevcut olduğunu görüyoruz.Bu bölgede yetiştirilen pamukta Çin devletinin temin etmektedir.Doğu Türkistan ayrıca meyve sebze ve Kavun üretiminde oldukça zengindir.(14) Yer altı kaynakları bakımından oldukça zengin olan Doğu Türkistan’da petrol rezevrelerinin İran ve Irak’taki rezevlerden on misli fazla olduğu söylenmektedir.Ülkenin 25 yerinde altın yatakları,12 değişik bölgesinde petrol yatakları,7 yerinde bakır madenleri,7 yerde kurşun madenleri,10 yerinde demir yatakları,133 noktasında kömür elde edimektedir.Kömür maden sahalarının yüzölçümü 90 bin kilometre karedir. 26 noktadan bakır ve nikel elde edilmektedir. İsveçli araştırmacılara göre doğal gaz rezervi 8 milyon metreküptür. 20 noktada doğal gaz mevcuttur. Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanın ifadesine göre “Dünyanın en zengin petrol yatakları ve Asyanın en zengin altın yataklarının bulunduğu ülke” Doğu Türkistandır.(15)
Doğu Türkistanda büyük istilaların geçiş kapısı olan Turfan çöküntüsü deniz yüzeyinin 154 metre altında olup Çungaryanın kapısıdır ve bu bölge çorak Taklamakan çölüyle Lop Nor un tuzlu topraklarına açılır.
Çin Halk Cumhuriyetinin nükleer uzay araştırma merkezi burada bulunmaktadır.(16) 16 Ekim 1964 te hiçbir koruyu tedbir alınmadan ilk atom bombası burada patlatılmıştır. 1964 yılından bu yana 11 i yer altında olmak üzere 46 nükleer deme yapılmıştır.
1984 te yapılan nükleer denemede 150 klatonun altında olduğu sanılan bombanın richter ölçeğine göre 6.8 şiddetinde bir yer sarsıntısına yol açtığı İsveçli uzmanlarca ifade edilmiştir. Stockholm deki yetkililer patlatılan bombanın Hiroşimaya atılan bombadan 6 veya 8 kat güçlü olduğunu açıklamıştır. Urumçi radyosunun 1988 yılı içerisindeki bir yayınında nükleer denemelirin etkisiyle sarılık vebasına , deri kanserine yakalanan 122 bin kişinin %54 nün öldüğü resmen açıklanmıştır. (17)
Çin Teknoloji ve Bilim Komitesi başkanı Wu Shing ; Çin in nükleer güvenlik konusunda geri olduğunu ve kendi sistemini geliştirmesi gerektiğini açıklamıştır. Zira nükleer deneme sonucunda bölgede karaciğer,akciğer ve deri kanseri vakalarında artış görüldüğü ve tarım ürünlerinde de ciddi sorunların yaşandığı öne sürülmüştür. (18)

DOĞU TÜRKİSTAN UYGUR ÖZERK BÖLGESİNDE EŞİTSİZLİK VE HAKSIZ
UYGULAMALAR

Çin Halk Cumhuriyeti bu bölgede hemen hemen her alanda eşitsizliğe ve adaletsizliğe dayalı bir anlayış sergilemektedir.Mesela başkent Urumçi’deki 200 bin endüstri işçisinin %10’u Türktür(19).Yine Urumçi’de tekstil fabrikasındaki çalışanların %90’ının Çinli olduğunu görüyoruz(20).Yüksekokullarda ise öğretmenlerin sadece %25-26’sı Türktür. (21)
Bölgeye zorla ve planlı bir şekilde asimilasyon amacıyla yerleştirilen Çinli göçmenlerin bölgede yerleşmeleri için “Özel Ekonomi Bölgeleri“ yeni şehirler oluşturulmuştur.(22)Çinli göçmenlerin yerleştirildiği şehirler ile Uygur ve Kazakların yoğun olarak bulunduğu şehirler arasında refah seviyesi bakımından oldukça derin uçurumlar vardır.Uygurların yoğun olarak bulunduğu Kaşgar özellikle çok geri bırakılmıştır.(23)1984’te bölgeyi ziyaret eden bir başka gazetecinin izlenimleri ise şöyledir: ”Kaşgar’ avardığımız zaman manzara değişti.Tam bir ortaçağ gibi”(24).

DOĞU TÜRKİSTAN’IN NUFÜS MESELESİ
Resmi kaynaklara gore ülkenin işgal edildiği 1949 yılında Doğu Türkistan’ın nüfusu 4.333.400’dür.Bu sayı o zamanki Çin’in nufusundan (541 milyon ) %1‘inden bile azdır.Diğer taraftan Doğu Türkistan’ın yüz ölçümü (1.8milyon kilometrekaredir)ki, bütün Çin toprağının altıda birine eşittir.Yani Doğu Türkistan Çin’de nüfus yoğunluğunun en düşük olduğu bölgelerden biridir.
1984 yılında resmi Çin makamlarına göre bölgenin nüfusu 13.440.800 ulaşmıştır ki, bu artış %2.1’e tekabül etmektedir. Ortalama olarak bu artış hızı binde 32.9’dur.Bu da Çin ortalamasından (binde 18.3)çok daha fazladır.1953’ten 1983’e kadar olan resmi Çin sayım verilerine göre Doğu Türkistan bu özelliklere sahip ikinci bölgedir.Ancak 1949 yılından bu yana bölgede gerçek manada bir nufüs sayımı yapılmadığından dolayı bölgenin nüfusuyla ilgilli olarak verilen rakamlar gerçek dışıdır ve inandırıcı değildir.Etnik ve siyasi duruma göre masa üzerinde belirlenen rakamlar bölgenin asıl sahibi olan Türk unsurunun yok edilmesini, yok sayılmasını amaçlamaktadır.
Kendi verilerinden de anlaşılacağı üzere gerçekte nüfus açısından Doğu Türkistan Çin’den farklı ve avantajlı bir yapıya sahiptir.Yani Doğu Türkistan’ın nüfus artışı Çin’inkinden çok fazladır.Ancak, bölgenin Çinliler tarafından işgalinden sonra,özelliklerin sonu,altmışlı ve yetmişli yıllarda planlı ve yoğun şekilde getirilen Çinli göçmenlerden dolayı,bu dönemlerde suni nüfus artışları görülmektedir.Bu da bölgedeki Türklerin sayıları hakkında kesin bir rakam elde etmemize engel etmektedir .Doğu Türkistan’ın demokrafik özelliginden dolyı,Çin yönetimi farklı bir nüfus politikası uygulamaktadır.Gerçekten nüfusun %90’ından fazlası Müslüman Türklerin oluşturduğu bu bölgeyi tam olarak köntrolü altına almayı amaçlayan Pekin yönetimi bu hedefe ulaşmak için insan hak ve hukuklarını hiçe sayan,insanlık dışı bazı tedbirlere başvurmuştur.Mesela “doğum kontrolü”,”mecburi kürtaj”,”nükleer denemeler”,”özel mülkiyetin kaldırılması”,”verimli arazilere el konulması”bu arazilere “Çinli askerlerin yerleştirilmesi” ve “bölgeye Çinli göçmenlerin getirilmesi” gibi kanun,talimat ve tedbirlerle;

-Bölgedeki Türk nüfusunun azınlağa düşürülmesi
-Çin nüfusunun çoğunluğu elde etmesi
-Ve bu şekilde Türk nüfusunun eritilmesi planlanmıştır.

Nitekim bu gibi insanlık dışı yöntemler etkisini göstermiştir.Mesala 1984 yılında doğal doğum artış hızı Doğu Türkistan ve Çin’de birbirine çok yakın olmuştur.En fazla doğumun görüldüğü 25-29 yaş grubu incelendiğinde Doğu Türkistan da bu oran %3.12 iken,Çin1de ise 4.46’dır.Ancak daha düşük yaş gruplarındaki kadınların yüzdesi Çin’e göre daha fazladır.Buda tüm resmi devlet engellemesine rağmen,doğum artışındaki düşüş hızının fazla devam etmeyeceğini göstemektedir.Ayrıca Doğu Türkistan’da adetlerden dolayı evlenme yaşınınÇin’e kıyasla düşük olması da tüm olumsuzluklara ve engellemere rağmen,bölgedeki Türk nüfusunun sürekli artacağına işarettir.
Doğu Türkistan’da 1949 yılından sonra,yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı Çinli nüfus oranında çok fazla artış olmuştur.1949 yılında %4 olan Çinli nüfus oranı 1954’te %9.8, 1964 yılında %32.86, 1984 yılında %39.78’e yükselmiştir.Senatör M. Mansfield’in ABD Kongresine sunduğu Gezi Raporuna göre,1975’te Doğu Türkistanı’daki Çinli nüfus oranı %41.4 Uygurların oranı ise 45.7’dir.
1953 yılında bölgenin nüfusunu 4.218.000 olarak ilan eden Çin kaynakları (Scharping Umsied lungsprogramme fur Chins jugend, 1955-1980(1981) s.436), 1967 yılında ise bu rakamı 5.726.000’e çıkardılar.(Drew,sinkiang in CAR, 1986 no:3 s. 208) Yani 14 yıl içinde sadece 1.5 milyon civarında nüfus artışı olduğunu unutmadan beyan ettiler.Halbuki 1938 yılında Çinli Genel Vali šin Si-Sey’in yaptığı derme çatma sayıma göre bile bölgenin nüfusu 4.774.778 dir. (H. B. Gayretullah,Altaylarda Kanlı Günler,İstanbul, İstanbul 1996) Daha eskilerde gidecek olursak 1876’daki nüfus 4.799.700’dür. (Mehmet Atıf, Kaşgar Tarihi, 1911, s. 11) bir başka Çin kaynağında “China Year Book”, 1929 yılında bölgede 4 ila 6 milyon civarında insanın yaşadığı yazılır.(China Year book 1935-Novy Vostok XXXVI.Moskov. 1929, s. 106) 1949 yılında ise Mao Dung bölgede 9 milyon insanın yaşadığını açıklanmıştır.(Mao Ze Dung. šeçme eserler 5.Cilt)
Bu birbiriden karışık rakamları üst üste koyduğumuzda karşılaştırdığımızda günümüzdeki Çin resmi istatiklerine göre: 1929 ila 1949 arasında geçen sürede bölgede hiç nüfus artışının olmadığı hatta azaldığı görülecektir.Mesela Mao’nun rakamını ele alırsak 1949’da 9 milyon olan bölgenin nüfusu resmi Çin kayıtlarına göre 1967’ye gelindiğinde 3 milyon azaldığı görülecektir.Yine 1929’daki 4 ila 6 milyon rakamını ele aldığımızda, 1949 yılındaki sayının 4.333.000 olarak ilan edilmektedir.Yani 20 yıl içinde Doğu Türkistan’da hiç nüfus artışı olmamıştır.1982 yılına geldiğimizde bölgenin nüfusu 13.081.438 kişi olarak ilan edilmiştir.Ama, bu rakam içinde Türk nüfusu oranı 5.376.918 olarak gösterilmiştir.Bu son rakamları karşılaştırdığımızda ise 1949 yılındaki 4 milyon (Çinliler Hariç) olarak gösterilen Türk nüfusunun, 1982 yılında gelindiğinde 33 yıl içinde sadece 1.377.000 kişilik oldukça komik bir artışla 5.300.000 kişiye yükselmiştir.
Resmi Çin rakamlarına baktığımızda nüfus açısından Doğu Türkistan’ın “soykırım tehlikesi” altında olduğu açıkça görülmektedir. 1949’da %4 olan Çinli nüfus, 1990’larda gelindiğinde %40’lara ulaştığı resmen ifade edilmiştir ki, bu oran, Çin’in gerçek hedefinin göstergesidir.Çin’in gerçek hedefi ise bölgeyi Çinlileştirmektir.Nitekim başkent Urumçi, petrol-sanayi merkezi Karamay, šhenzi, Küytüng, Fukang gibi onlarca şehirde Çinli nüfus oranı %80’leri aşmıştır.Yaklaşık 11 şehirde Çinli nüfus oranı %65’lerin üzerindedir.
Bölgenin 200 milyon insanı besleyebilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Çin yönetimi 2000’li yıllarda bölge nüfusunu 100 milyona çikarmayı planlamıştır.Çin dahili raporlarına göre her yıl ortalama 200 ila 500 bin arasında Çinlinin bölgeye yerleştirilmesi şlemleri devam etmektedir.Tahminimizce önümüzdeki 10 yıl içinde 40 ila 50 milyon Çinli göçmenin getirilmesi ile nüfusu 100 milyona ulaşmış olacaktır.
Çin yönetimi 21.:Yüzyıla üç aşamada süper devlet olma planını yürürlüe koymuştur.Pekin yönetimi işgal altındaki Doğu Türkistan’ı çıkış kapısı,atlama taşı olarak kullanıp Avrupa’ya kadar uzanan Avrasya coğrafyasında egemen olma gibi bir amaç gütmektir.Ancak Çin’in bu hedefine ulaşabilmesi için;Batıya açılan tek doğal kapısı olan Doğu Türkistan’daki hakimiyetini sağlamlaştırması gerekmektedir.
a) Arka bahçesi olarak telakki ettiği Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan gibi Türk Cumhuriyetlerini “šanghay Anlaşması”, “Çinli Göçmenler”, “Ekonomik Krediler “ yöntemi ile albuka altına almak durumundadır.
b) Kuzeyden gelebilecek tek ciddi tehlike olarak gördüğü Rusya ile bu aşamada ilişkilerini sağlama almak ve orta vadede birlike hareket etmek durumundadır.
c) İslam ülkeleriyle, İran, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile iyi geçinmek mecburiyetindedir.
d) Ve son olarak de hür dünyasındaki bilhassa Türkiye ve Amerika’daki Çin karşıtı eylem propagandaları durdurması zorunluluğu vardır.
Pekin yönetimi:Doğu Türkistan’daki hakimiyetini sağlamlaştırma operasyonunun ilk adımını, bölgenin sahibi Türk nüfusunu planlı Çinli göç, doğum yasağı ve mecburi kürtaj, işsizlik, nükleer denemelerle kobay olarak kullanmak suretiyle azınlığa düşerek ve yargısız infaz, keyfi idam işkence ve çalışma kamplarında mecburi ikamet gibi insan hakları ihlalleri ile sindirerek atmıştır.šimdi Kazakistan’a, Kırgızistan’a yönelmiştir.Bugün bir milyon Çinlinin bu bölgelere yerleştiği tahmin edilmektedir.Silah, füze ticari kredi gibi yöntemlerle Türkiye ve diger İslam ülkeleriyle de şirince bağlantılar kuran Çin yönetimi hem doğudan hemde batıdan hem günyden tüm dünyayı bir ay gibi sarmaktadır.
Çin’in esas hedefi; Tayvan’ı ana kıtaya kattıktan sonra Kazakistan ve Kırgızistan’dan toprak talebinde bulunmak, gerekirse Kazakistan topraklarının bir bölümünü işgal etmek. Asya Pasifik’te tek ülke olduktan sonra da dünyanın tek süper gücü olmaktır.

  • 805 defa okundu.