İP GENEL BAŞKANI DOĞU PERİNÇEK VE AVRASYACILARA AÇIK MEKTUP
Seyit TÜMTÜRK 
Doğu Türkistan Kültür ve
Dayanışma Derneği Genel Başkanı
Son yıllarda Uluslarası alanda özellikle AB ve ABD’nin genelde batının Türkiye ile olan ilişkilerindeki inişli çıkışlı zikzakları Türkiye de bazı kesimleri tehlikeli alternatif stratejik ilişkiler geliştirmeye yöneltmiştir.Kuşkusuz ciddi devletler dış politika seçeneklerini oluştururlarken bir çok olumlu ve olumsuz etkeni birden gözden geçirmek bunları mutlaka hesaba katmak zorundadır.Burada önceliklerden biride önerilen seçeneğin gerçekçi olup olmadığı en ömenli kriterlerden biridir.Ekonomik, siyasi, coğrafi, tarihi ve jeopolitik açıdan birbirine taban tabana zıt yani Ruslarla Türklerin Avrasyacılar tarafından empoze edilmek istenilen adeta dayatılan ittifak girişimleri hiçte gerçekçi ve akılcı değildir.
Avrasyacı aynı mihraklar tarafından Türk Milletinin tarihteki en büyük hasmı olan ve halen Doğu Türkistan’daki 35milyon müslüman Türkü esareti altında ezen ve asimilasyon politikaları sonucu yok etmeye çalışan Çin devletini de bu ittifaka dahil etme çabaları oldukça trajik ve gülünçtür.Aynı çevrelerce idda edilenin aksine Ruslar Türkleri dost ve müttefik olarak görmedikleri gibi Çinlileride tarihi düşman olarak görmektedir.Buna sebep Moğolistan,Mançurya, Çinhindi Büyük Türkistan olarak adlandırdığımız Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Doğu Türkistan yani bütün OrtaAsya iki ülkenin tarihte menfaat alanı olarak algılanmaktadır ve bu gün bu problemler hala tam olarak çözüme kavuşmuş değildir.İki ülkede tarihleri boyunca gerçek manada hiç dost olamamıştır.Bu gerçekler ışığında Rus-Çin ittifakıda gerçekçi değildir.
Gerçektede ne Rusya nede Çin böyle bir ittifak arayışı içinde değildir.Son yıllarda Rusya ve Çin’in fikir babalığı ile oluşturulan šanghay Beşlisi oluşumunda bu coğrafyada yaşayan esaret atındaki milletlerin SSCB’nin dağılımından sonraki bağımsızlık hareketlerinin daha ileri boyutlara taşınmasını Rusya Federasyonu ve Çin deki bağımsızlık harekatlerinin önüne geçmek (özellikle Rusya’nın-Çeçenistan, Çin’in-Doğu Türkistan’ın vb) bağımsızlığını engellemeye yöneliktir. Bu noktada šanghay oluşumunun teröre karşı iş birliği olarak ortak hareketleri ön plana çıkmakta bunun yanı sıra nispeten ticari ve ekonomik ilişkilerin varlığı söylenebilir.Bu şekli ile yürütülen šanghay birlikteliğinin tam stratejik ortaklık yada ittifaktan ziyade Rusya ve Çin’in arasındaki saldırmazlık görüşmeleri olarak yorumlayabiliriz. Her iki ülkede uluslar arası alandaki gelişmeler ve ABD’nin tek süper güç oluşundan sonra kendi menfaatleri gereği geçici ve zorunlu birliktelikte karar kıldılar. Aslında her iki ülkede bir birini kollamakta, bir birine saldırmasa bile müttefik olarak göremeyecek derecede dış politika seçenekleri oluşturmaktadır. Buna tarihi Hindistan, Pakistan sürtüşmesinde Rusya’nın Hindistan’dan Çin’inde Pakistan’dan yana açık pozisyon geliştirmeleri gösterilebilir.
Çin ile Tükiye arasındaki ilşkileri incelediğimizde de durum yukardakinden hiç de farklı değildir.Türk milleti ile Çinliler arasında binlerce yıl öncesine dayanan bir çok savaş ve düşmanlık vardır.Bu atalarımız tarafından Orhun Abidelerindeki taşlara nakşedilerek bizlere vasiyet olarak bırakılmıştır.Çinlilerle Türk milleti arasındaki bu tarihsel savaş bugün Çin’in Türk milletinin ana yurdu aziz Doğu Türkistan’ı ve 35 milyon müslüman Türkü esareti altında tutması ile halen devam etmektedir.Biz Türkiye olarak kendi ana vatanımızda öz kardeşlerimize bu insanlık dışı muameleyi reva gören Çinlilerle mi ittifak kuracağız dost olacağız?
Bu noktada “Halka ve olaylara tercüman” gazetesinin 21.06.2004 tarihli baskısındaki “Perinçek Çin’de ulusalcılığı unuttu” başlıklı habere göre işci partisi genel başkanı Doğu Perinçek Çin komünist partisi hükümetinin dış işleri bakanlığının davetlisi olarak Çin’e gidip geldikten sonra Türkiye başta olmak üzere Avrupa ve Almanya gibi bazı demokratik ülkelerde Çin’deki zulmü bizzat yaşamış ve görmüş insanların ve onların taraftarlarının Çin’deki insan hakları ihlallerini meşru yollarla protesto etmelerini terörizmi kışkırtmakla suçlayıp “Türkiye’de kürt ayrılıkcılığını kışkırtan merkezle DOĞU TÜRKİSTAN olayını kışkırtan merkez aynı” TÜRKİYE’nin birliği Çin’in birliğidir gibi talihsiz bir beyanatta bulunmuştur.Türkiye ve diğer demokratik ülkelerde yukarıda belirtildiği gibi meşru yollardan herbir uygur teşkilatı ve uygur Türk’ü Türkiyenin bölünmez bütünlüğünü sonuna kadar savunur,gerekirse canını bile feda eder.Doğu Perinçek burada Çin’in birliği ile Türkiye’nin birliğini yanlış bir zemine ve boyuta taşımaktadır. Sayın Perinçek ve Avrasyacılar Batı yayılmacılığının Kapitalist emperyalizmine karşı olup şikayet ederken asırlardır Soydaşlarımıza, Orta Asya ve Kafkas halklarına zulmeden Doğunun kominist emperyalistlerine kendi soydaşlarını ve masum insanları peşkeş çekmekte mazlumlardan değil zalim ve güçlüden yana olmak hangi Kemalizmle ,hangi Ulusalcılıkla ve insanlıkla açıklanabilir.Kendisini sözde Kemalist sayanlara hatırlatılır ki Mustafa Kemal Atatürk Sovyetler birliğinin birgün mutlaka dağılacağını ,o gün Orta Asya’da Rusya esaretindeki kardeşlerimizin bize gelmesini beklemeden bizim o günlere hazırlıklı olmamız ve bizim onlara gitmemiz gerektiğini ifade etmektedir.Bu münasebetle Orta Asya ve Doğu Türkistan meselesi hakkında kısaca bazı tarihi noktaları tesbit etmekte yarar var.(!)
İkinci Dünya harbinin galiplerinden biri olan Sovyetler Birliği,uluslar arası platformda elde ettiği üstün gücünden faydalanarak ,egemen olduğu bölgelerde Türk topluluklarını ve Kafkas halklarını tamamen yok etmeğe çalışmıştır. Kimi Türk topluluklarını kitleler halinde yurdundan söküp yok etmek için çalıştı ise kimi Türk toplulukları üzerinde toplu katliam gerçekleştirmiştir.Buna Stalin devrinde Kırım Tatarlarının,Mesket (Ahıska Türklerinin) Kazakların toplu kıyımını örnek gösterebiliriz.Rusya Batı Türkistan’da bu katliam ve zulmü yaparken Çinliler de Doğu Türkistan’daki Türkler üzerinde Rus’ları aratmayacak derecede soykırım gerçekleştirmiştir.
Bilindiği gibi Doğu Türkistan tarihte ve bugün Uygur Türklerinin vatanı olmakla birlikte bütün Türk topluluklarının ana vatanı olmuştur.Bugün Türkiye Cumhuriyeti ambleminde bulunan 16 büyük Türk devletlerinden büyük Hun İmparatorluğu(M.Ö.IV.YY-M.S:216)Göktürk İmparatorluğu (552-744)Uygur Devleti (745- 840) ve Karahanlılar Devleti(840-1212)gibi devletler sözde ”Çin’in bölünmez bir parçası” olan bu günkü Doğu Türkistan Coğrafyasında Uygur Türklerinin ve onların içinde bulunduğu Türk boyları tarafından kurulmuştur.
Bilindiği üzere şanlı Türk ordusunun ilk teşekkül ettiği (m.ö.209) yerdir Doğu Türkistan. Ayrıca çağdaş Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel kültürlerinin ilk oluştuğu yerlerdendir. Doğu Türkistan, eğer Kaşgarlı Mahmut’u, Yusuf Has Hacip’i Ahmet Yuknaki’yi birer Türk evladı olarak görüyor isek onların dünyaya ilim nuru saçtığı ve hala da bağrında yatmakta olduğu yerdir Doğu Türkistan.
Tarih kaynaklarının verdiği bilgilere göre ,Doğu Türkistan’daki Türk halkı tâ Hunlar döneminden beri hiçbir zaman esarete boyun eğmemiştir. Sürekli vatanını savunmak için mücadele etmiş ve mücadele sonucu Doğu Türkistan’da bağımsız devletlerini kurup yaşatmışlardır. Bu gün Doğu Türkistan’da her şeye rağmen Çinlilerden tamamen farklı bir millet ve o milletin dili,kültürü ve inancı dimdik ayakta ise ve yaşıyor ise bağımsızlıkları sayesinde olmuştur. Fakat ne yazık ki , Batı ve Doğu emperyalistlerinin 18.yy ikinci yarısından itibaren Çarlık Rusya İmparatorluğu İngiliz imparatorluğu ve bunların işbirlikçisi olan Çin Mançu İmparatorluğunun kara gölgesi Büyük Türkistan’a düşmeye başladı. Çarlık Rusya İmparatorluğu Hokant Buhara Hive gibi küçük hanlıkları ele geçirip sınırlarını Doğu Türkistan’a dayadı.Rusların Doğu Türkistan’a ve Güney Türkistan’daki Afganistan’a yaklaşma politikası takip etmeleri üzerine İngilizler 1878 yılında ikinci defa Afganistan’ı işgal etti.(İlk defa 1839 yılında işgal etmişlerdi) Doğu Türkistan bu sıralar Kaşgariya olarak bilinen milli hakimiyetin egemenliği altında idi.1865 yılında Çin Mançu işgalcilerine karşı ülke çapında yapılan milli mücadele sonucunda kurulan söz konusu milli hakimiyet Rus ve Mançu emperyalizminin önünde kaya taşı gibi duruyordu.Üstelik bu devletin ırkdaşı ve dindaşı olan Osmanlı devleti ile sıkı ilişkilerde bulunması Türkistan için iştahı kabaran emperyalistlerin korkulu rüyası olmuştu.Dolayısıyla Ruslar Doğu Türkistan’dan ağır darbe alarak çekilen Çin Mançu imparatorluğuna bol miktarda para ve askeri malzeme vererek onların Kaşkariya devletini tekrar işgal etmelerini istedi.Rus’ların Doğu Türkistan’ın işgalini Mançuların gerçekleştirmelerini istemelerindeki sebep ise kendisi “93 Harbi” olarak bilinen Osmanlı-Rus savaşının hazırlığı içinde idi.Yani Osmanlı’nın buraya uzanan yardım elini kesmeden planlarını gerçekleştirmesi mümkün olmayacaktı.İngilizler tam bu sırada yukarda belirttiğimiz gibi 1878’de Afganistan’ı işgal ederek Güney Türkistan’daki egemenliğini korumaya çalışıyordu. Bunun içindir ki İngilizlerle Ruslar Türkistan konusunda çatışmaya girmemişlerdir.Sonuçta Rus’ların yardımını alan Çin Mançu İmparatorluğu 1878 yılında Kaşgariya Devletinin egemenliğine son verip ikinci defa Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir.(İlk işgal 1755-1762 yılları arsında gerçekleşip 1865 yılına kadar devam etmiştir).Osmanlı Devleti Atayurt Türkistan’ın bu üç imparatorluğun sömürgesi haline gelmemesi için bazı çabalar göstermiş ise de bir sonuç elde edememiştir.1877-78 yıllarındaki Osmanlı-Rus harbinde Osmanlı ordusunun yenilgisi yukarıda adı geçen üç imparatorluğun işini kolaylaştırmıştır.Kuzey ve Kuzeybatı Türkistan Çarlık Rusya’nın Güney Türkistan ve Güneydoğu Asya İngiliz İmparatorluğu ‘nun Doğu Türkistan ise Çin Mançu imparatorluğunun sömürgesi haline gelmiştir.Çin Mançu İmparatorluğu Doğu Türkistan’a 1884 yılında “yeni hudut” ve “yeni toprak” anlamlarını taşıyan “xinjiang” ismini vermiştir.Ancak kahraman Doğu Türkistan halkı bu emperyalistlere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmemiştir.
XX.yüzyılın başlarında Avrupa ve Asya’nın bir çok yerinde kıtalar arası emperyalizme karşı esen milli mücadele rüzgarı esaret altındaki Doğu Türkistan’da da esmeye başlamıştır.Çin zulmüne karşı ayaklanan Uygur ve diğer Türk toplulukları kısa zaman içerisinde Doğu Türkistan’da işgalci Çin güçlerinin belini kırıp 12 Kasım 1933 yılında Kaşgarlı Mahmut’un memleketi olan Kaşgar’da Bağımsız ”Şarki Türkistan İslam Cumhuriyetini” daha sonraları da Doğu Türkistan’ın kuzeyindeki Gulca vilayetinde patlak veren halk ayaklanması sonucu 12 Kasım 1944’te Şarki Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur.
Yukarı da bahsi geçen tarihi olayları hatırlatmamızın sebebi; İP Gen. Başk. Doğu Perinçek’in sözleriyle Doğu Türkistanlıları terörizmle özdeşleştirip “Türkiye de kürt ayrılıkçılığını kışkırtan merkezle Çin’de Doğu Türkistan olayını kışkırtan merkez aynı!”Türkiye’nin birliği Çin’in birliğidir” gibi talihsiz ve mesnetsiz beyanatının ne derece boş ne derece akıl ve vicdanlardan uzak bir aldanmışlığın tezahürü olduğunu ifade etmek içindi.
Eski maocu, Maoizmin iflasından sonra “sözde”Kemalist ve bu günler de de Avrasyacı ve Ulusal solcu yani milliyetçi solcu olarak kendini bir türlü ifade edemeyen Perinçek’in tutarsız ideolojisi geçtiğimiz aylarda Kıbrıs meselesinde yine kendini Ülkücülerle ve Akıncılarla aynı çizgide buluşarak bir kez daha gösterdi.
šimdi buradan sormak istiyorum Kıbrıs konusunda milli ruhu kabaran Türkiye’nin Kıbrıs Müzakerelerini bahane edip adeta Kıbrıs elden gidiyor Kıbrıs’ı satıyorlar diyen Perinçek Türk Dünyasına karşı 1,5 milyarlık Çin seli önünde adeta bir set gibi duran Doğu Türkistan’ı hangi milli ruhla, hangi kemalizmle, hangi ulusalcılıkla Çin’e peşkeş çekiyor.Adeta bir Çin’linin feryadı gibi feryat ediyor.
Sayın Doğu Perinçek’inşu soruya cevap vermesini istiyorum: Ulusal solcu olduğunuzu iddia ediyorsunuz siz hangi milletin ulusalcısısınız Çin’in mi, Rusya’nın mı, yoksa Türk milletinin mi. Eğer Türk milletinden yana iseniz ulusunuzun dayandığı temel kültürün ocaklarından olan Doğu Türkistan’ı hangi hakla Çin’in bölünmez parçası yapmaya çalışıyorsunuz? Doğu Türkistan davası gibi kutsal ve onurlu milli bir davayı Türkiye’deki kürt sorunu ile kıyaslamak büyük bir cehalettir. Eğer cehaletten değilse bu bir ihanettir. Doğu Perinçek şunu iyi bilsin ki Doğu Türkistan hiçbir zaman Çin’in bir parçası olmamıştır ve bundan sonra da hiç olmayacaktır. Doğu Türkistan halkı yukarıda belirtildiği gibi tarihinin her döneminde kısa veya uzun ömürlü bir devlet sahibi olmuştur. Tarihinin hiçbir devrinde oradaki Türkler vatansız ve devletsiz yaşamamışlardır. Son devletleri 1949 yılında işgal edilmiştir. Fakat millet yok edilememiştir.Hala dimdik ayaktadır.
Doğu Türkistan ın geleceği hakkında son sözü söyleyecek olanlar Çin işgalcileri ve onların iş birlikçileri değildir. Aksine asırlardan beri bu aziz vatan için canlarını ve kanlarını vererek savunup gelmekte olan Doğu Türkistan’daki vatansever uygur, Kazak, Kırgız, Tatar ve Özbek gibi kahraman Türk halklarıdır.
Burada şu tahlili yapmamız gerekir ki Batı emperyalizmine karşı Doğuda kendine başka emperyalistleri dost edinmeye çalışmak ve onlardan yardım dilemek acziyetindeki insanların durumu çıkmaz sokağa girmiş zavallılardan farksızdır ve kendilerini sürekli ideoloji değiştirmeye, yeni emperyalistler aramaya mecbur eder. Ancak tek çare özellikle Aziz Türkiye’mizin devlet millet kaynaşmasını sağlaması top yekin 70 milyonun kucaklaşması mazlum milletleri yanımıza almakla olabilir. Ecdadımızda tarihi boyunca hep mazlumdan yana zalime karşı olmuştu.Muhtaç olduğumuz güç damarlarımızdaki asil kanda ve ruhumuzda mevcuttur.

  • 767 defa okundu.