UYGURLARDA NEVRUZ
Nizamedin HÜSEYİN 
Xinjiang Ribao (Doğu Türkistan Günlük Gazetesi)
Muhabiri,Araştırmacı Yazar
1- Nevruz Hakkında:
Milâdi takvime göre her yılın üçüncü ayının 21. günü Nevruz günüdür. Nevruz, Farsça kökenli bir kelime olup Uygurların dilinde bu kelime yeni yılın ilk günü, yani yeni gün, yılın ayrıldığı gün, yılbaşı anlamına gelir. Nevruz, hayatımızın her yıl yenilenip yeni bir yaşa girdiğimiz ve yılın başlangıcı olan önemli bir gündür. Bu günü Uygurlar bayram olarak kutlarlar.
Bu gün hangi tarihten itibaren bayram olarak kutlanmaktadır ve ilk kimler tarafından kutlanmıştır? Dinî bayram mıdır, millî bayram mıdır? Uygurlar ne zamandan beri bu günü bayram olarak kutlanmaktadırlar? gibi çeşitli sorulara cevap vermeden geçemeyiz.
Nevruzun kimlere ait olduğu meselesinde, birkaç hissî esere veya rivayete dayalı olarak cevap vermek ilmî değildir.
Tarihî kaynaklara göre, Asya’dan Küçük Asya’ya kadar olan geniş alan içinde yaşayan Çinliler, Japonlar, Vietnamlılar, İranlılar, Araplar, Hintliler, Kürtler, Moğollar ve Türk kavimleri (Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Türkmen, Azerî, Yakut, Teleut, Karakalpak, Salar, Başkurt, Çuvaş, Macar, Kumuk, Karaçay gibi 30’dan fazla Türk boyu) de Nevruz’u kendi geleneklerine örf ve âdetlerine göre kutlarlar. Çince kaynaklarda meselâ: Tarihî Hatıraları1 Han-name2 (Han Sülalesi Tarihi) gibi eserlerde bu konuyla ilgili bilgiler bulunmaktadır.
Çince kaynaklarda nevruz, hem yıl, mevsim, ay ve gün gibi dörtlü zaman diliminin; hem de yıl, ay ve gün gibi üçlü zaman diliminin başlangıcını ifade etmektedir.
Yeni yılın başladığı (nevruz) ve kainattaki bütün şeylerin yenilendiği bu günde insanlar eski tarihlerden itibaren çeşitli eğlenceler düzenlemişler ve çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. “Başlangıçta bu günde hava durumunu öğrenmek için fal açmak, Tanrı’dan rahmet (yağmur) dilemek gibi çeşitli düzenlemeler zaman içerisinde yavaş yavaş bir bayram hâline dönüşmüştür...”
Tarihî kaynaklarda Nevruz Bayramı hakkında; Hint, Arap ve İran ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmakta ve Hintlilerin, Arapların v.b. toplumların atalarının nevruzu çeşitli şekillerde kutladıkları bildirilmektedir.
Nevruz ile ilgili bir rivayete göre bu gün Nuh tufanının bittiği gündür. Bazı Müslümanlara göre nevruz Hz. Muhammed’e peygamberliğin verildiği gündür. Onlar bundan dolayı o günü bayram olarak kutlarlar.
Uygurlar de ise Nevruz ile ilgili olarak pekçok rivayet bulunmaktadır: "...Eski tarihlerde Türk kavimlerinin ataları Batı Denizi’nin batısında yaşıyorlardı. Burada yaşarken Hunların Aşina adlı soyu düşmanlarının taarruzuna uğradı ve 10 yaşında bir çocuk haricinde herkes öldürüldü. Bu çocuk kolları ve bacakları kesilmiş hâlde bir kamışlığa atıldı. Daha sonra çocuğun bir dişi kurt sayesinde hayatını sürdürdüğünü öğrenen düşmanlar, çocuğu öldürmek için geldiler, fakat dişi kurt bu çocuğu Altay dağları ile çevrili meskun yerdeki bir mağaraya götürdü ve çocuğu orada büyüttü. Dişi kurdun hu çocuktan 10 tane erkek çocuğu oldu. Bu çocuklar ergenlik çağına geldiğinde komşularının kızlarıyla evlenip birer aile kurdular. Bu ailelerden de 10 kabile meydana geldi. Bu kabilelerden birinin adı da Aşina idi. Bunlar 4 asır mağarada yaşayıp çoğaldıktan sonra, bir kahramanın önderliğinde bu dağdan çıkıp geniş alanlara yayılmışlardır ve zamanla çeşitli beylikler, hanlıklar, devletler kurmuşlardır..." Bu rivayetten de anlaşılacağı üzere Uygurlara göre nevruz ikinci kez dünyaya yayılan gündür.
Yukarıda anlatılan rivayetten şöyle bir sonuca ulaşmak mümkündür: Bence nevruz insanlık âlemi daha totem devresindeyken, daha millet hâline gelmemişken bile, hatta tarihimizin bilinmeyen çağlarında bile bir ayin, bir bayram olarak şekillendiği için ona millî bayram, dinî bayram veya resmî bayram gibi kavramlar yüklemek ya da herhangi bir millete mal etmek doğru olmaz. Nevruz şenliklerini, nevruz geleneklerini veya nevruz kutlamalarını millî veya dinî olarak vasıflandırmak bu durumda yanlıştır. Biz nevruzu, Çağan, pasga ve diğer uluslararası bayramlar gibi görmekteyiz.
2- Uygurların Nevruz Ananesi:
Uygurların büyük âlimi Kaşgarlı Mahmut Divanü Lügat’it-Türk adlı eserinde nevruz hakkında şunları yazmaktadır. “Yenigünden sonraki ilkbahar ayına oğlaklar ayı derler, ondan sonraki aya ulu oğlak ayı denilir. Çünkü bu ayda oğlaklar büyümüş olur...” (DLT, Besim Atalay, I. Cilt, 347 s.: Uygurca Neşri, I. Cilt, 452 sayfa)
“..İnsanlar ve tüm canlılar nevruz ile canlanmış, nevruz alemin mutluluk anası, bereket ve sevinç kaynağı, bu yönden insanlar birbirlerine gönüllerini açarak, bütün el açıklığını ve sevinçlerini ortaya koyarlar.
Yukarıda belirtildiği üzere Uygurlarda nevruz geleneği hakkında şöyle bir değerlendirme yapmak mümkündür. Nevruz çok eski tarihlerden itibaren Uygurların ruhuna, yaşantısına sindiği, mutluluklarına mutluluk katıldığı en kutlu bayramlardan biridir. Bu günü Uygurlar büyük bir coşkuyla kutlar.
Uygurlarda nevruz kutlamaları ile ilgili düzenlemeler veya gelenekler, “Tokuz kılık” ya da “Tokuz Ogul” ananesi çerçevesinde gelişmektedir. Eskiden heri bu ananeler devam etmektedir. Bu ananeler aşağıda toplu olarak verilmiştir:
I. Eski Yılın Bitişi šenliği. Nevruz davulu çalınarak nevruz başlar ve her yerde nevruzun başladığına işaret olarak her mahalle davullar çalınır. Ev ev dolaşılıp nevruz eşarp, nevruz beg, nevruz selâm, nevruz gel gibi gösteriler icra edilir. Herkes köy ayini için otururlar. Herkes bu ayine elinden geldiği nispette (un, yağ, şeker, pirinç, kuruyemiş, ekmek v.b.) şeyler getirir. Çeşitli mahallelerin (kasaba, köy v.s.) merkezlerinde asılan kazanlarda bu getirilen şeyler pişirilir.

Tapkını koy keltürür
Tapalmıgan çoçe horuz
Tapkını gül keltürür
Tapalmıgan bir baş piyaz

(Bulursan koyun getir
Bulamaz isen piliç getir
En güzeli bulabilen getirir
Bulamazsa bir baş soğan getirir).

Bu dörtlükte de belirtildiği üzere her bir kişi bu yemeğe katkıda bulunmak ister. Yemekler pişirilip dağıttıktan sonra. ayine geçilir. Ayinden sonra el sıkışılıp herkes birbirini “yeni yaşın kutlu olsun” diyerek tebrik eder ve öpüşür.
Ayin sofrasında birlikte oturulup birlikte yenilip içilip, birlikte dua edilip kardeşlik duyguları içinde tüm insanlar; bir ten, bir can ve bir vücut olarak telakki edilir. Yani kısacası bu günde, insanların birlik ve beraberlik içinde olduğu ifade edilir. Buna “Nevruza çıkış” adı da verilir. Bu dokuz kılığın birincisidir.
2. İnsanlar arasından ayrılmış, ebediyete göçmüş kişilerin, devlet büyüklerinin kabirleri ziyaret edilerek dualar edilir. Buna “nevruz duası” da denir.
3. Üçüncü ananeye göre tüm yerleşim birimlerinden insanların birbirlerini ziyaret etmesi, yeni yaşını kutlaması, yetimlere yardım etmesi, u bölgenin büyüklerini ziyaret etmesi, kötü kişilere nasihatta bulunması, halkı düşünmesi gibi hasletler icra edilir. Buna “Nevruz ziyareti” de denilir.
4. Her bir yerleşim biriminde, orta yaş, genç veya çocuk gibi çeşitli grupların temsilcileri bu günde çeşitli nevruz oyunları icra ederler. Nevruz nameleri, nevruz pirleri, nevruz koşukları kısacası herkes bu günde bildiğini ortaya koyar.
Bazı kaynaklara göre; Uygurlar arasındaki nevruz oyununun sayısı 50’den fazladır. Nevruz namelerinin çeşidi de 10’dan fazladır. Bazılarının hatırladığına göre 1950’lerden önceki nevruz halk oyunları içinde; cuvaz,1 sargaydı,2 yılangüç;3 atlamçuk,4 ordikam, börekoy,5 hoy bala6 allaga zaim,7 tepme telpek,8 köç köç, oğlak, çapturma, kücün yetse al, oyuncu şir,9 heyyar10 muteyve, bağlışış, od atlaş,11 talaşma12 üsüşme,13 çokuşma,14 çepiş,15 çök, hencer,16 mölçeş,17 salgu taş,18 gül maşuk,19 Tepguç,20 kargu çaşkan,21 Kız koğlaş,22 mükümüküş,23 kökleş,24 koş koğlaş,25 köz hağlaş,26 doğram,27 çelişiş,28 tartışmak,29 pelle, dellavinri, darbazlık,30 dost-meddah,31 suret,32 yeriling taş;33 takka tukka, catdurcak-şak şak;34 dümdüm,35 çöçimeki,36 laçin keldi,37 aktaş-torgas, hüpüp38 gibi oyunlar asıl oyun sayılıyordu.
Nevruz nameleri; nevruz keldi, köklem, ay keldi, noruz gül, karargas, anam anam cuptorgay, hızır noruz, cağan ve canan’dan ibarettir.
Bu bayramda, nevruz ayının ilk 7 günü, çeşitli oyunlar oynanır ve eğlenceler düzenlenir.
5. Uygurların nevruz ananesi içinde çeşitli yerlere gezi düzenlemek önemlidir. Bu günde, bağlara, bahçelere v.b. yerlere çeşitli geziler düzenlenir. Her yıl nevruzda: at seyli bezme seylisi,39 yurt seylisi,40 kök seylisi,41 kabir seylisi,42 çarşı seylisi43 gibi Çeşitli geziler düzenlenir. Böylece halk sosyal ve aynı zamanda da manevî bir faaliyetin içine girer.
6. Nevruz aynı zamanda bir hikâye ve destan günüdür de. Nevruzda her bir yerleşim biriminde o bölgenin bilim adamları, büyük saray veya geniş meydanlarda toplanan halka çeşitli bilgiler verirler, hikâye ve destanlar anlatırlar.
Nevruzda “Nevruz-name” ve çeşitli nevruziyeler okunur. Bunlar okuyan kişi tarafından bu gün için yazılmış olabileceği gibi bir başkası tarafından da yazılmış olabilirler. Bu ortamlarda insanlar eserlerini birbirine karşılıklı olarak aktarırlar. Bu tür faaliyetler Uygurlar arasında gelenekselleşmiştir.
1983 yılı nevruzunda Yarkent’in Telebağ kasabasındaki gençlerin düzenlediği nevruz hikâye-destan gününde şiir, koşug okuyan 12 kişi arasında edebiyat meraklısı Abdurrahman Emin’in bu konuda yazılmış eserlerden derleyip okuduğu şu şiirler özellikle dikkat çekicidir.

Yaşlık her kişinin gülistan çağı
(Gençlik her kişinin Gülistan çağı)

Her tanda bülbülün navakeş çağı
(Her sabah bülbülün inlediği zaman)

Bir kaça süt bolsa bu ömür digen
(Bir tabal süt olsa bu ömür dediğin)

Yaşlıkın şu sütün kaymakı yağı
(Gençlik ,su sütün kaymağı yağı)

**********
Bahit yamgur emes köklen yagarga
(Mutluluk yağmur değil ki gökten yağsın)

Tehi yerdin çıkıp sudek akurga
(Üstelik yerden çıkıp su gibi akmaz)

Behit şunda ne kelse öz kölindin
(Mutluluk herzaman insanın kendi elleri ile yaratılır.

Tiriş Tirmaş yengilme öz yolundın
(Çalış cabala yenilme kendi yolundan cayma)

İster anonim, ister belli bir kişi tarafından yazılmış olsun bu günde okunan şiir ve koşuklar, nevruz için manevî bir sofra oluşturur.

7. Nevruz, bir birlik ve beraberlik olarak anne babaya, konuya komşuya, eşe dosta, iyi dileklerde bulunulan, küskünlüklere son verilen kutlu bir bayramdır.
Nevruz ayininden sonra yurt, mahalle vs. büyükleri ziyaret edilir. Derdi olanlara derman aranır, küs olan karı-koca, komşu barıştırılır, evlenme yaşına gelenler için bu günde çeşitli teşebbüsler gerçekleştirilir. Yukarıdan da anlaşılacağı üzere, nevruz sosyal açıdan büyük bir yaptırıma sahiptir.
Nasihatta bulunma, fikir verme, fikir alışverişinde bulunma, toplu olarak dua etme, gibi çeşitli sosyal faaliyetlerin icra edildiği gün olarak nevruzun, cemiyet ahlakı ve yaşayışının şekillenmesinde de önemli bir rolü vardır.
8. Nevruz aynı zamanda ekonomiyi canlandıran bir faaliyetler bütünüdür. Bir inanışa göre nevruz iş başlangıcı olarak değerlendirilir.
Tarımla uğraşanlar eskiden beri nevruzu, iş başı bayramı, her yılın işlerinin plânlandığı ve bir programa bağlandığı gün olarak değerlendirirler. O gün insanlar bir araya gelerek ırmak, göl, köprü, geçit, kaynak v.b. yerleri elbirliği ile onarırlar ve düzenlerler.
Ekimin başladığı, hayvanların ilkbahara erdiği, işlerin çıktığı, ekim için alet ve edevatın hazırlandığı, kısaca o yerleşim birimindeki bütün çalışmalarının elbirliği ile yapıldığı bu günde, işlere dört elle sarılınır.
9. Uygurlar nevruzda, paraca fakir, vücutca zayıf insanlara, yaşlılara, bakımsız ve yetimlere, kaza geçirenlere, geçim sıkıntısı çekenlere; yemek, para gibi maddî yardımlar yanında çeşitli manevî yardımlarda da bulunur.
Uygurlar arasında el açıkların cennetinden yer almaya heveslenenler, eğer yardıma muhtaçlar arasında ise “rızkı tükenmez”, “varlığı bitmez” şeklindeki umumî bir örf ve âdetin gereği olarak köy ve kasabalardaki halkımız, Fakirlikten ölmemiş, soğuktan donmamıştır. Namazsız, sahipsiz kalan ölüm hâdiseleri olmamıştır. Kimsesiz olup da ölen kimsenin naaşı ortada kalmamıştır. Yoksulluktan, fakirlikten bizar kalan kimse yoktur. Bu gelenek çok eskiden beri devam etmektedir.
Demek ki nevruz Uygurlar arasında karşılıklı olarak sevgi ve şefkatin gösterildiği bir bayram olarak bugüne kadar gelmiştir.

DİPNOTLAR
* Xinjiang Ribao (Doğu Türkistan Günlük Gazetesi) muhabiri, araştırmacı, yazar.
** Hacettepe Üniversitesi, Tarih Bölümü, Doktora öğrencisi.
*** Türk Dil Kurumu Uzmanı.
1. Hun İmparatoru Wu’nun Tsi-ma-chiana yazdırdığı kitap.
2 .Hun dönemindc Çin’de hükümdarlık eden bir Çin sülalesi (Çevirenin notu).
3 .Salıncakta sallanma. (Çevirenin nolu).
4 .İp atlama. (Çevirenin notu).
5 .Kurt kuzu oyunu. (Çevirenin notu).
6 .Bir çeşit çocuk oyunu. (Çevirenin notu).
7 .Oğlak koşturma oyunu. (Çevirenin notu).
8 .Top ayunu. (Çevirenin notu).
9 .Oyuncu aslan. (Çevirenin notu).
10. Komedyen. (Çevirenin notu).
11 .Ateşlen atlama. (Çevirenin notu).
12 .Köpek düğüşü. (Çevirenin notu).
13 .Koç döğüştürme. (Çevirenin notu).
14 .Horoz ve keklik düğüşü. (Çevirenin notu).
15 .Koşu. (Çevirenin notu).
16 .Hançer oyunu. (Çevirenin notu).
17 .Fazla yemek yeme. (Çevirenin notu).
18 .Taş atma oyunu. (Çevirenin notu).
19 .Gül ile aşık oyunu. (Çcvirenin notu).
20 .Ayakla sayı saydırmaca. (Çevirenin notu).
21 .Kör fare oyunu. (Çevirenin notu).
22 .Kız kovalamaca. (Çevirenin notu).
23 .Saklambaç oyunu. (Çevirenin notu).
24 .Uzak atlama. (Çevirenin notu).
25 .Koşup kovalamaca (Çevirenin notu).
26 .Taklit oyunu. (Çevirenin notu).
27 .Taklit oyunu. (Çevirenin notu).
28 .Güreş. (Çevirenin notu).
29.İp veya bir başka nesneyi çekiştirme. (Çevirenin notu).
30 .Cambazlık. (Çevirenin notu).
31 .Hikâye anlatma. (Çevirenin notu).
32.Taklit. (Çevirenin notu).
33 .Açıl dağ, açıl adlı oyun. (Çevirenin notu).
34 .Eldeki bir nesneyi birbirine vurmak şak şak sesi çıkartmak. Bir çeşit oyun. (Çevirenin notu).
35 .Tekerleme. (Çevirenin notu).
36 .Şaşırtmaca. Bir çeşit oyun. (Çevirenin notu).
37 .Şahin geldi oyunu. (Çevirenin notu).
38 .Bir çeşit kuş oyunu. (Çevirenin notu).
39 .Müzikli bir çeşit gezi. (Çevirenin notu).
40 .Şehirden şehire yapılan gezi. (Çevirenin notu).
41 .Kırlara, tarlara, bahçelere yapılan gezi. (Çevirenin notu).
42 .Kabir ziyareti. (Çevirenin notu).
43 .Seyl, gezi anlamında bir kelime. (Çevirenin notu).

  • 886 defa okundu.