TÜRKİYE - ÇİN ARASINDA DİPLOMATİK KRİZ
Dr.N.Hidayet EKREM ASAM
Uzakdoğu Pasifik Araştırmaları
Masası Başkanı
Ucuzluğuyla tüm dünya ülkelerini istila eden Çin mallarının girişinin engellenmesi için Ankara Ticaret Odası (ATO) ve işadamları örgütleri tarafından başlatılan kampanyalar, iki ülke arasında diplomatik sorun yaratmıştır. Çin, Ankara Büyükelçiliği aracılığıyla 31 Mart 2004 tarihinde Türkiye Dışişleri Bakanlığı'na rahatsızlığını ve tepkisini iletmiştir. Dışişleri Bakanlığı'na başvuran Çin'in Ankara Büyükelçiliği, ülke genelinde başlatılan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan kampanyanın, Türkiye'nin taahhütleriyle ve uluslararası kurallarla ters düştüğünü belirtmiştir. Çin yönetiminin durumdan büyük rahatsızlık duyduğunu anlatan Ankara Büyükelçisi Aiguo Song, kampanyanın devam etmesi halinde iki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanabilecek sorunlara dikkat çekmiştir. Basından edinilen bilgiye göre, Dışişleri yetkilileri büyükelçinin ilettiği kaygıları not etmekle birlikte, sivil kampanyalara müdahale edilemeyeceğine dikkat çekmiştir. Bakanlık, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası ticaret anlaşmalarına aykırı uygulamalara da göz yummayacağı mesajını iletmiştir. Avrupa Birliği (AB) üzerinden Türkiye'ye giriş yapan Çin malları üzerinde yer alan CE işaretinin de AB standartlarına uygun olarak kullanılan CE işaretinden farklı olduğu ortaya çıkmıştı. Çin malları üzerindeki CE işaretinin, AB direktifleri çerçevesinde kullanılan CE işareti ile büyük bir benzerlik göstermesine karşın, ayrıntıda farklılaştığı belirtiliyor. Herhangi bir yetkili kuruluşun onayını taşımayan bu CE işareti için Çinli yetkililerin Türk sanayicilerine verdiği yanıt ise oldukça ilginç: “Bu işaret “China Export'un kısaltılmışı. Çin malı olduğunu ifade ediyor. Başka bir anlamı yok”.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Çin mallarına karşı başlatılan kampanyanın etkisini göstermeye başladığını belirterek, alınan önlemler sonucu çok sayıda Çin malının ithalatında yüzde 70'lere varan düşüşlerin gözlendiğini bildirmiştir. Aygün, Çin ve benzeri birkaç ülkenin serbest ve adil ticaret kurallarına aykırı bir şekilde hareket ettiklerini belirterek sahte “CE” belgesinden, taşeron ülke kullanmaya kadar her yolu deneyen bu ülkelere karşı gerekli önlemlerin alınmasının normal olduğunu ifade etmiştir. Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, köylere kadar giren ucuz ve kalitesiz Çin mallarının engellenmesi için ATO tarafından başlatılan kampanya ile birlikte hükümetin aldığı önlemlerin etkisini göstermeye başladığını vurgulamıştır. Aygün, “Çin malları dünyada hammadde maliyetinin bile altında satılabiliyorsa burada bir haksız rekabet ve kalite sorunu var demektir. Biz bir sivil toplum örgütüyüz ve istediğimiz kampanyayı yaparız. Çin bu kampanyaya karışamaz. Kendi ekonomimizi korumak zorundayız. Bu kampanya sonuna kadar devam edecek” demiştir.
Gelişmelere göre ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in beyanatlarında da ileri sürdüğü gibi koruma önlemleri açısından her türlü tedbirin alınmasına rağmen, Türkiye Çin malı hücumuna uğramaya devam etmektedir. Çünkü Çin farklı metotlarla engelleri aşmaktadır. Tüzmen, “Tehlike, sadece Çin’den gelen mallar değil. Bugün AB’den de Çin malları gelmeye başladı” diyor. Tüzmen: “Çin ürünleri, damping soruşturması, fon ya da kota getirilmesi gibi ne yapılırsa yapılsın, engellenemiyor. Bu önlemler alındığında da ithalatı yapanlar malları Çin'de üretilse bile başka ülkede üretilmiş gibi gösterip getiriyorlar. Bunun yanında ithalatta düşük miktar ve düşük bedel beyanları da var.” diyerek durumun gerçeklerini ortaya koymaktadır. İkili ticaret ilişkisinde rakamların Türkiye aleyhine aşırı gelişmesine aslında, Çin malının maliyetin düşük olmasından kaynaklanan ucuzluğunun yanı sıra Çin hükümetinin serbest ticaret kurallarına aykırı bir şekilde bilinçli olarak uyguladığı düşük kur politikası sebep olmaktadır. ABD ve AB’nin Çin ile olan ticaretinde de benzer durum söz konusu olduğu için bu ülkeler Çin’e para biriminin değerini artırması için baskı yapmaktadır. Çin’den yapılan ithalat ürünlerinin yapısı itibari ile Çin’in para biriminin değerinin artırılması ABD ve AB’den çok Türkiye’nin işine gelecektir. Dolayısıyla yetkililerimizin Çin’in serbest kur politikası uygulaması veya parasının değerini artırması gerektiğini değişik kanallarla daha etkili bir şekilde dile getirmesinde yarar olacaktır. Pekin Büyükelçimiz Çin Büyükelçisi’nin yaptığı şikayetin aynısını çoktan yapmalıydı.

  • 660 defa okundu.