ÇİN'İN DOĞUM KONTROL POLİTİKASI
Dr.Nuraniye Hidayet EKREM ASAM
Uzak Doğu Pasifik Araştırmalar Masası Başkanı
Çin hükümeti 70’li yılların sonunda doğum kontrol teşvikini yapmaya başlamış ve 80’li yılların başında bunu yasa haline getirmiştir. Bu yasaya göre, Çinliler tek çoçuk ve diğer 55 azınlık halk ise iki çoçuğa sahip olacaktır. Özel durumda bir çoçuk yapma imkanı mevcuttur. Çin hükümetine göre, doğum kontrolü Çin’in önemli bir politikası olarak nüfus artışını planlamak, insan kalitesini yükseltmek ve nüfus artışı ile ekonomik kalkınma arasında orantıyı geliştirmek amacını esas almıştır. Her bir Çin vatandaşı doğum kontrolünü yerine getirmekle mükelleftir. 2 Mart 2000 tarihinde Çin Başbakanlığı tarafından yürürlüğe konulan bir kararnamede Çin nüfusunun 2010 yılında 1.4 milyar altında tutulacağını hedef olarak göstermiştir. 29 Aralık 2001’de Çin Halk Kongresi tarafından onaylanan “Çin Halk Cumhuriyeti Nüfus ve Doğum Planlama Yasası” Çin’in doğum kontrol politikasında kararlı olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Doğu Türkistan’da 1981, 1998 ve 1992 yıllarında birbirini takip eden ilgili yasalar da yürürlüğe koyulmuştur. Dünya nüfusunun 1/5’ini oluşturan Çin’de Çinli nüfus % 91, diğer 55 azınlık ise % 9 oranındadır. 2000 yılında yapılan son nüfus sayımında Doğu Türkistan nüfusu 19, 25 milyona yükselmiştir. Çinli nüfus 7.498 milyon olup % 40.61’i oluşturmakla birlikte 1990 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre % 31.64 artış olmuştur. Doğu Türkistanlıların nüfusu 10, 96 milyon olup % 59.39’u oluşturmakla 1990 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre % 15.89 artış olmuştur. Yani Çin toprağının 1/6’i teşkil eden Doğu Türkistan’da Çinli nüfusu % 40 üzerinde olmakla birlikte nüfüs artışı Doğu Türkistanlılara göre daha hızlıdır. Çinli nüfüsün hızlı artışının önemli bir sebebi ise Çinlilerin bölgeye göç etmesi ve göçmen Çinlilerin yasa dışı doğum yapmalarıdır. Doğu Türkistanlı yerlilerin nüfusu Çin’in genel nüfusunun % 0.013’ünü teşkil etmektedir. Bu ağlamda Doğu Türkistanlılar Çin’in nüfus artışının meydana getirdiği problemlerin sorumlusu sayılamaz. Doğu Türkistanlıların ancak iki çoçuğa sahip olması bir yasa gereği olarak sayılıyorsa da, bu yasa, sosyal yaşamda dinî ve örfî anlayışı ile çelişkilidir. Bu nedenle Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı doğum kontrol politikası sürekli tepki ile karşılaşmaktadır. Hatta toplumsal barış ve bölgenin istikrarını da derinden etkilemektedir. Doğu Türkistan’da Mecburi Kürtaj Kürtaj sorunu bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hala tartışmalı bir konu olarak devam etmektedir. Çin’in doğum kontrol politikası gereğiyle hamileliği engelleyen tedbirler başarısız olduğu halde kürtaj yapılmasına mecbur edilmektedir. Doğum kontrol politikasının uygulayıcıları ise daha sert tedbirlerle sonuç almaya çalışmaktadır. Doğu Türkistan’da da benzer uygulamalar bulunmaktadır. Anne karnındaki embriyonun (cenin) beş ay öncesi kürtaj yoluyla ve beş ay sonrası hatta doğuma az kala bebekleri normal ameliyat yoluyla aldırdığını görmek mümkündür. Bu konuda, 1994’ten itibaren Af Örgütü, İnsan Hakları Gözetme Teşkilatı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, ABD, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerin hükümet veya meclislerinin insan hakları raporlarında sürekli zikredilmiştir. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) dünyanın bir çok gelişmekte olan bölgesinin nüfus lanlaması için destekte bulunmaktadır. UNFPA Çin’in 32 İlindeki nüfus kontrol projesine finansal, cerrahi ve teknik destek sağlamaktadır. Xinjiang’in Korla şehri UNFPA’nin destek vermekte olduğu bu proje kapsamındaki bir şehirdir. Bu yıl Nisan ayında Washington’da yayın faaliyetini yürüten Hür Asya Radyosu’ndan (RFA-Radio Free Asia) gelen bağımsız jornalistlerden oluşan bir ekibin Korla yerlileri ile yaptığı röportaj, UNFPA’nın Çin’in baskıcı nüfus politikasına alet olmakta olduğunu göstermektedir. Korla şehrinde yaşamakta olanların Çin’in baskıcı nüfus programıyla ilgili söyledikleri aşağıda yera lmaktadır:
RFA: “Ben Hür Asya Radyosu. Biz 1 Ocak 2003 tarihinde doğum kontrol politikası ile ilgili yeni bir karar (önerge) geldiğini duyduk. Bu konuyla ilgili bilgi verebilirmisiniz?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru: “Uygur bölgesinin şartlarına göre yeni bir karar alandı ve 1 Ocak 2003’ten beri uygulanmaktadır.”
RFA: “Eğer biri plana karşı çıkarsa, nasıl bir ceza uygulanıyor?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru: “Ceza yeni karara göre uygulanıyor. Eğer gizlice doğum yaptıysa sosyal tazminat ödemek zorundadır.”
RFA: “Eğer biri izinsiz hamile kalırsa ne olacak?”
Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru: “Bebeği doğurmasına izin vermeyeceğiz.” Hür Asya Radiyosu Korla şehrindeki diğer bir doğum kontrol memur ile röportajı devam etmiştir.
RFA: “Büronuz yeni doğum kontrol planına göre işlem yapıyor mu?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru 2: “Evet, biz 1 Ocak 2003’te yeni bir doğum kontrol planı teslim aldık ve görevimizi bu yeni plana göre yapmaktayız.”
RFA: “Eğer birinin izinsiz hamile kaldığı belli olursa neler olacak?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru 2: “ Biz onun çocuğunu zorla kürtajla alırız.”
RFA: “Mejburi kürtaj mı yapıyorsunuz? Eğer reddederse ne olacak?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru 2: “Evet, kesinlikle zorunlu kürtaj yapılacak. Olmazsa, biz nüfusu nasıl kontrol edebiliriz? Bu bizim doğum kontrol politikamızda açık olarak belirtilmiştir.”
RFA: “Eğer hükümet izinsiz hamile kalan bayanı bebeğin anne karnında yetişmesinden yani doğumdan hemen önce fark ederse, yine de düşürmeye zorlanacak mı?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru Bayan: “Evet, hamile bayan doğum kontrol memurları tarafından zorla hastaneye götürülecektir. Doğum kontrol memurları ameliyat bitinceye kadar bekliyor, çünkü bebeğin öldürüldüğünden emin olmaları lazım.”
RFA: “Doğum kontrol memurları birinin hamile kalmış olduğunu nasıl bilebiliyor?” Korla šehrindeki Doğum Kontrol Memuru Bayan: “Onların görevi her ailenin özel yaşamını her gün araştırmak. Onlar fark edebiliyorlar. Eğer biri fark edilmezse, tüm sorumluluk doğum kontrol memurunun üzerine yükleniyor.”

Mecburi Kürtajın Getirdiği Sonuçlar
Mecburi kürtaj Doğu Türkistanlıların dinî anlayışı ve örf-adetlerine uygun olması ile birlikte getirdiği bazı sonuçlar Çin hükümetini zorlamaktadır. Doğu Türkistanlılar Çin hükümetinin doğum kontrol politikasının bölgede yürütülen asimilasyon politikasının bir parçası olarak algılanmaktadır. Nüfus artışının esas sorumlusu 1949’da bölgede ancak 250 bin ve şuanda 8 milyona varan Çinli göçmenler olduğunu dile getirmektedir. Bölgede meydana gelen olayların bir kısmı bu politikaya karşı yapılmıştır. Aynı zamanda Doğu Türkistan’ın bağımsız olmasının gerekçelerinden biri haline gelmiştir. Mecburi kürtaj politikasının getirdiği siyasî boyutu dışında bu uygulama Doğu Türkistanlı kadınların sosyo-ekonomik, psikolojik ve tıbbi durumlarında da derin etkileri bırakmaktadır.
Sosyo-ekonomik Bakımında: Doğu Türkistanlı kadınların dinî ve örfî yaşamında, yavrunun Tanrı veya Allah tarafından verildiğini ve soyunun devam ettirme görevinin bulunduğunu düşünmektedir. Sosyal hayattaki bu olgu hükümet tarafından getirilen doğum kontrol yasası ile aykırı olduğunu bilerek ve bazı cezalara rağmen yine de korku ve endişe içinde hamile kalmaya devam eden kadınlarınm sayısı az değildir. Bu yolu tercih eden kadınların çoğu kırsal kesimde yaşayan ve hükümet dairesinde çalışmayanlardır.
Cezalandırılmış olanlar maddi ve manevi açından zarar görmektedirler. 7 Nisan 1992 tarihinde bakul edilen ve 1 Temmuz 1992’de yürürlüğe giren Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Planlı Doğum Yasası’nın 42. maddesine göre, “planlama dışı hamile olan kadın ile kocası her ikisi ayda 50 Yuan para cazasına çarptırılmakta ve hamileliği sona erdirnceye kadar ödemeye devam edecektir. Kürtaj ameliyat masrafını da kendileri ödeyecektir. Hamilelik sona erdiği ve kürtaj gerçekleştiği takdirde caza masrafi iade edilebilir”.43. maddeye göre, “Doğum Tezkeresini almadan doğum yapanlar kendi doğum masraflarını ödemekle birlikte 50-200 Yuan arasında caza ödeyeceklerdir.” 44. madeya göre, yasal doğumdan bir çoçuk fazla yapan kamu görevlileri 3000-10.000 Yuan caza ödeyecektir; Kent sakinleri 1000-20.000 Yuan caza ödeyecektir; Tarım ve hayvancılık ile uğraşanlar ise gelirinin 1 ve 8 misli masrafı ödeyecektir. İki ve iki üzeri çoçuk yapanlar yukarıda belirtilmiş olduğu gibi daha çok planlama Dışı Doğum Masrafı ödeyeceklerdir. 45. maddeye göre, planlı doğum yasasını ihlal eden esnaflar, Planlama Dışı Doğum Masrafı ödeyeceklerdir; Doğum önleyici tedbiri almadığı takdirde çalışma izin belgesi men (iptal) edilecektir. 46. madeye göre, planlı doğum yasasına uymayanlar Planlama Dışı Doğum Masrafı’nı ödemekle birlikte,
1) kamu görevlerinin doğum masraflarını kendisi ödeyecektir, doğum izni süresinde maaşı ödenmeyecektir ve emzirme izni iş izni olarak sayılacaktır.
2) Karıkoca ikisi üç yıl içinde, örnek kişi seçilemeyecek, dönem sermayesi alamayacak, maaşına zam yapılmayacak, terfi edilmeyecek, ev verilme imkanını kaybedecek ve örnek kişi ile eçkin kişi unvanından men edilecektir.
3) Tarım ve hayvancılık ile uğraşanlara kullanılabilen toprak ve ev yapma izni verilmeyecektir. Ayrıca ölçülü maaşsız çalıştırılacaktır.
4) Kamu görevlilerine disiplin cezası verilecektir, hatta işten uzaklaştırma cezası da verilebilir.

Psikolojik Bakımında: Bilindiği gibi anne karnındaki embriyo (cenin) üç aylık olduktan sonra annesi ile duygusal bağı da oluşmaktadır. Hamilelik boyunca annenin yavrusuna olan annelik sevgisi giderek artmakta ve yavrusunu koruma sorumluluğu da zorunlu hale gelmektedir. Embriyonun kendisinin bir parçası ve canlı bir varlık olarak algılayan bir anne, kendi isteği dışında mecburi kürtajın yapılması ile psikolojik bakımından bir darbe almış sayılmakatdır. Kürtajdan önce daha kendisiyle birlikte nefes alan canlı yavrusu kürtaj operasyonuyla birlikte ölmüş olarak görmesi, annenin kendi yavrusunu koruyamamak ve hatta yavrusunun kendisi tarafından vahşice öldürdüğü suçluluk duygusuna girebilir. Özellikle embriyonun beş aylıktan sonra kürtaj ya da ameliyat yapıldığında çektiği azabı daha da fazla olmaktadır. Bu darbe, bir kısım annelerde zamanla unutulabilir, ancak bir kısım anneler için kalıcı olabilir. Bunun sonucunda annelerin depresyona girmesi ve hatta ruhsal hastalığa yakalanarak hayat boyunca toplumdan uzak kalabilmektedir. Aynı şekilde ailede mutsuzluklar da yaşanabilir.

Tıbbi Bakımından: Anne karnındaki embriyon (cenin) ameliyat yoluyla yani dölyatağının içini kazıyıp cenini alma ameliyatı
1) rahmin ağız bölgesinde yara yaratması;
2) rahmin delinmesi;
3) ameliyat sırasında rahim içinde embriyo parçalarının kalması;
4) sürekli kanamalar;
5) rahim içi enfeksiyon olması;
6) aşırı narkoz kullanma ve narkozun yan etkisi;
7) tekrar hamile olamaması gibi sonuçları getirmektedir.
8) Ruhsal ve fiziksel olarak sağlığı bozulan bu kadınların hiç bir sağlık sigortalarının bulunmaması sonucu acı dramların yaşanmasına sebep olmaktadır.
Çin’in 1 Ocak 1992’de kabul edilen “Çin Halk Cumhuriyeti Kadın Haklarını Koruma Yasası” nın 2. maddesinde “kadınlar siyasî, ekonomik, kültürel, toplumsal ve aile yaşamı alanında erkeklerle eşit hakları vardır” ve “kadınlara yönelik ayrımcılık yapılması, işkence yapılması ve yaralanması yasaktır” diye vurgulanmaktadır. 5. madeye göre “her kesim ve her milletten olan kadınların hakları korunacaktır.” 48. madeye göre, “kadın hakları ihlal edildiğinde, mağdur kadın ilgili kadın kuruluşlarına giderek dava açabilir. Kadın kuruluşlar ilgili makamdan soruşturma talebini yaparak ve mağdur kadının haklarını koruyacaktır”. Yani mağdur kadınlar direkt yasal organlarına değil kadınlar kuruluşu yoluyla dava etmesi gerekmektedir. Ancak doğum kontrolü bir devlet politikası olduğu için ve bazı doğum kontrol memurların aşırı uygulamaları göz ardı edildiği için davanın neticesinin alınması mecburidir.

  • 923 defa okundu.