ŞARKİ TÜRKİSTAN TARİHİ
M. Emin BUĞRA 
Devlet Adamı
Ondan biliyoruz ki Uygurların ecdadları birçok kentleri inşa etmiş ve geliştirmiştir. Başta ,Dong Huang'dan Liang Zhu'ya kadar,Su Zhu ve Guang Zhao'ya etraflarında Uygurların inşa etmiş olduğu kale ve gelişmiş şehir harabeleri 15 'in üzerindedir.šarki Uygurların mimari sanatında, inşa yapımlarının çok mükemmel ve görkemli olduğu izleniyor. šehir etrafını çevreleyen boyu 20 kırı(karış)genişliği 5 kırı duvar vardı. Dolayısıyla Uygurların inşa ettiği şehir, kale, duvar ve sütunlar hala bugüne kadar saklanmış olup Uygurların medeniyetini dünyaya tanıtmaktadır.šu anda Turfandaki mevcut harabeler,mimari eserlerin çoğu Mani tapınaklarıdır. Özellikle, Buda ve Mani dinine mensup olan efsanaleri tasvirleyen resimler, çeşitli Türk alfabesi ile yazılan antik yazılar, kayıtlar (kitabeler)den ibarettir.Turfandan ,dönemimizde Almanyalı, İsviçreli, İngiliz arkeloğ bilim adamları tarafından çok sayıda ahşap oyma, el dokuması ipekler, çeşitli ziynet eşyaları ve takılar keşif edilmiştir. Bahsettiğimiz sanat eserlerinin bir kısmı bu arkeloğlar tarafından ülkelerine götürülüp, müzelerine konulmuş olsa bile, yine çoğu eserler ait oldukları yerlerde saklanaktadır. Yine Kuçu'nun kuzeyinde Murtuk denen yerdeki tapınakta, Buda'nın tüm hayatını konu alan duvar resimleri mevcuttur. Süslenmiş olan tapınakta üstün yetenekle çizilen renkli resimler var. Kara şehir yakınlarında bir Uygur tapınağında Buda'nın resimleri bulundu. Duhan(Dun Huang)'ın sekiz mil güney doğusunda dağda yeraltına yerleştirilen dört tapınak olup bir birinden 500 kırı (karış) mesafe bırakılarak yerleştirilmiştir. Bu yerlerden yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu el sanatı heykeller, değerli eserler bulunmuştur. Yapılan tüm arkeolojik çalışmalarda Uygur medeniyetine ait olan tarihi eserler Anşi şehrinin 24 mil güneyinde bir dağdaki yer altı şehirinde Uygurlara ait,çok sayıda eserler ortaya çıktı.Onların içinde Yavçilar ve Tupalara ait eserler çoktur. Bu yer altı şehirleri Çinliler tarafından Uygur yer altı evi diye adlandırıyor. Bu yerlerde bulunan Uygurlara ait olan eserler içinde önemleri,binlerce dini ,efsanevi kitaplar,birkaç ağaç matbua tahtası ve matbuaya gerekli olan eşyalar olup,bu ağaç matbuada yazılar Uygur alfabesi ile ahşapa uyulan ve ahşapları hareketlendıren çark ve silindir arasına yerleştirilen ağaç matbuada kitaplar basılmıştır Bunlara göre ,o dönemlerdeki Çinlilerde olan matbua sanatının Uygurlarda da olduğunu biliyoruz. Yukarida bahsedilenlerin hepsi,Uygurların gayet yüksek bir medeniyete sahip olduğunu ispat etmektedir.Bu eserler hakkında Alman bilim adamı şöyle değerlendiriyor:İngiltere,Almanya ve Fransada böyle mukemmel eserler yoktur, Türkler , boyle gelişmiş,büyük medeniyet sahibi olan ecdadlarından gurur duymalarında haklıdır.

UYGUR ALFABESİ
Umumi Türk kavimları arasında kullanılan eski Türk alfabesi(Orhun alfabesi)'nden başka ,doğu ve batı Türkistanda iki çeşitli yazıda kullanıldı.bunlardan biri 14 harflı (Soğut) alfabesi olup, Soğut (zerepşan) vadisindeki Türklerin Kütüğü idi. Diğeri Uygur alfabesi olup Soğud alfabesine 14 harf eklenen olup ,toplam26 harflı alfabe idi. Alfabenin 14 harfi Soğut alfabesine benzediği için, bazı tarihçiler Uygur alfabesini Soğut alfabesinden alındığını tahmin ediyorlar.
Bu Uygur alfabesi, eski Uygurlar döneminden başlayan Doğu Türkistan'ın milli yazısı olup, miladi 7.yüz yılına kadar, sadece Uygurlar arasında kullanmış olsa bile miladi 7.yüz yılından başlayıp, tüm Türk kavimler Uygur yazısını kullanan ve Orhun yazısı bırakılan Karahanlılar döneminde, (11-12.asır) onun yerini arap alfabesi almişti. Öyle olsa bile , Uygur yazısı ,Hakaniye yazısı diye adlandırılan yazı ile beraber veya ayrı halde 15. asıra kadar kullanılmıştır. Ama, Doğu Türkistanda 18.asırın sonlarında da Uygur alfabesinin kullanıldığını görmüştüm.

  • 782 defa okundu.