KAŞGARYA'DAKİ BÜYÜK OYUN!
Paul HENZE ABD
Türkiye Masası Şefi
1. Giriş ve Özet
19. asrın sonlarında Doğu Türkistan olaylarının bazı çağdaş gözlemcileri hile ile Altışehir’in(1) kontrolonu ele geçiren ve iktidarı elde etmekten başka bir amacı olmayan Yakub Beg’i bir maceracı olarak kıymetlendirirler.(2)
Aksine,Yakup Beg’in zamanında Doğu Türkistan’da doğrudan tecrübe sahibi olmuş olan Avrupa’lı gözlemcilerin çoğu bu hakimiyetin derin tarihi olaylara borçlu olduğunu bilir ve idrak ederler.Yakup Beg’in iktidarı hem etnik ve hem de dini faktörlere istinat etmemektedir ki bu faktörler o zamandan bu yana tam olarak hiçbir zaman incelenmemiştir ve çok az anlaşılmıştır.
Bir rekabet hissinin harekete geçirdiği ve İç Asya’da kendi imparatorluk çıkarlarını muhafaza etmeyi arzu eden İngiltere ve Rusya için Yakup Beg,hem bir fırsat (şans) hem de bir tehlikeyi temsil etmekteydi.Yakup Beg’in kendiside daima bu iki süper gücü kendi başlıca düşmanına, Mançu İmparatorluğu’na karşı kullanma yollarını aramıştır. Bu iyice denenmiş imparatorluk için Yakup Bey sadece bir düşman olabilirdi.Müslümanlık ve Türklük dayanışması hissiyle Yakup Beg Osmanlı İmparatorluğu’nun desteğini arama yoluna gitmiştir.Bu teklife karşı İstanbul sempati ile bakmış ancak uygulamada çok az etkili olmuştur.Sonunda İngiliz yardımının’da yeterli olmadığı anlaşılmış bu arada Rusya da desteğini çekerek Çin’e destek vermeye başlamış ve onların askeri kuvvetlerinin bağımsız Kaşgariya’yı tahrip etmelerine yardımcı olmuştur.
Bu özet her iki ülkenin 1860’larda ve 1870’lerde Doğu Türkistan’daki misyonlarını eylemleri ve birbirini etkilemesi üzerinde daha ziyade duracaktır.Yakup Beg’in Asya’nın ortasında bağımsız bir girişimde bulunmasını etkileyen mahalli faktörlere temas edilebilecektir. Ancak bu dokümanımla ilere de, üzerinde çok az çalışma yapılmış olan dini ve sosyal hususlara da işaret edebilmeyi ümit ediyorum.

2. Tarihi Ardalan
İlk İmparator (Ming) Çin’in ne Moğol ne Uygur hudutları boyundaki diğer halklara karşı kendini koruyacak kadar güçlü olduğunu ne de sınırları dışında büyük garnizonlar kurabilecek kadar zengin olduğunu söylemiştir. Saray daha güçlü ülkelerin kendilerini yutmalarını önlemek için yakındaki vahalarda bulunan kuvvetlerin toprak bütünlüklerini koruma yollarını aramıştır. (3)
Çok eski zamanlardan beri Doğu Türkistan kitlelerin,dinlerin ve medeniyetlerin akıp gittiği bir yol kavşağı olmuştur.(4) Hristiyan çağının başlangıcından bu bölge Çin ile Hindistan arasındaki göçmenler ve tüccarlar için yine bir yol görevindeydi. Çin’in lüks mamülleri, Roma ve Bizans İmparatorluklarına,daha sonra Marco Polo ve diğer Çin’i ziyaret eden Avrupa’lılar tarafından kullanılan meşhur İpek Yolu vasıtası ile, Orta Asya’dan geçmekteydi.(5)
Çin’in kuzey ve batı bölgelerinde ki topraklarla ilgilenmesi bu bölgelerdeki yarı göçebe kabilelerin tecavüzlerinden ve işgallerden korunma amacını taşımaktaydı,ancak Çin imparatorlarının bu bölgenin bazı kesimlerinde önemli derecede kontrolü elinde bulundurduğu zamanlarda olmuştur.İran’ın son Sasani kralı Arapları püskürtmek için Çin’den yardım istemiş fakat bu teklif reddedilmişti.8 nci asır ortalarında Arapların ilerlemeleri bütün Orta Asya’yı Müslümanların avucuna sokmuştur.Tarım Basın(havzasına)Müslümanlık gelmeden Türk asıllı topluluklar yerleştirilmişti.(6) 9ncu asırda Arap coğrafyacılar bölgeyi Türkistan olarak tanımlamaya başlamışlardı.Bölge 13.ncü asırda Moğol hegomanyasına düştüğünde Türk ve Müslüman karakterini muhafaza etmiştir.Tarihte ilk ve tek defa olmak üzere Moğollar bütün İç Asya’yı bir tek hükümranlık altında birleştirdi.
Moğoların düşmesi ve Çinli Ming Haneda’nın (1340) iktidara gelmesiyle İçAsya’da Çin durumu hassaslaştı ve çok geçmeden Tamerlane tarafından meydan okunmaya başlandı.Takibeden üç asırda da Çin’in temel politikası değişmedi,fakat daha az iddalı ve daha az başarılı oldu.Doğu ve Batı Türkistan’la ilişkiler yakın bir şekilde devam ettti.Bu ikisi bir tek siyasi ve kültürel dünya teşkil ettiler.Timur’dan sonra gelen Özbeklerin Ming Çin’in tehdidi altında hissetmediler.Çin’de imal edilen mallar Orta Asya yoluyla batıya aktarıldı.
Doğu Türkisan’da kendilerine Mohuks (Moğol) diyen ve Cengiz Han soyundan geldiklerini iddia eden fakat hepsi Müslüman olan bir takım mahalli ğüç merkezleri gelişti.Bunların yanında dini liderler (Hocalar)da nufuz kazandılar. Bunların kurucusu Azyan Kaşgara Buhara’dan geldi. Kendisi Peygamber soyundan geldiğini iddia etmekteydi.(7) Ondan sonra gelenler iki rakip gruba ayrıldılar Beyaz ve karadağ Hocaları.17.nci asırda Hocalar geçici Hükümdarlar olarak Moğolların yerini aldılar ve Doğu Türkistan’ın şehir devletlerini ve bölgelerini idare ettiler.1644 yılında Ming Hanedanı’nı iktidardan düşüren Mançu (Ching) Hanedanı İç Asya sınırlarında yeni bir tehdide karşı durmak zorundaydı. İlerleyen Rus baskısı ilk defa olarak kuzeyde hissedilmişti. 18. Asıra kadar batıda böyle bir baskı yoktu. Bu arada Orta Doğu’ya ve Avrupa’ya Orta Asya yoluyla giden mal akışı yavaşladı, fakat Çin ile olan ticaret gelişti. Müslüman birleştirecek herhangi bir büyük lider çıkmadı. Mançu politikası ananevi olarak Çin imparatorluğu içinde bulunan bölgeler üzerindeki sömürgeci politikayı genişletmeye yönelmişti, ancak bu bölgeler üzerindeki otorite başlıca mahalli liderler aracılığı ile yürütülmekteydi.
Mançu hanedanı Çin hududu üzerinde Avrupalıların sızması meseleleri ile meşgul bulunmaktayken, iç Asya bölgelerine tahsis edilmiş olan kıtaların ve yetkililerin kaliteleri düştü. Mahalli Halk Mançu hakimiyetini gittikçe daha fazla hoşnutsuzluk yaratacak nitelikte buldu ve onlara muhalefet eden yerli liderleri destekledi. 18.’inci asırda Doğu Türkistan’ın siyasi gelişmesinde, Hocaların heriki hocalar hizbinin güçlerini kaybedip ekserinin Hokand hanlığına kaçtığı sıralarda dini uyanışın bu gelişmede önemli derecede bir rol oynadığı, fakat yine de gerektiği kadar iyi anlaşılmadığı kanaatı hasıl olmaktadır.

3. Yakup Beg’den önce Doğu Türkistan
1760 sıralarında Çin iç Asya’da gücünün en yüksek noktasında görülmekteydi. 1860’da tam olarak bir asır sonra, İç Asya’daki Ching (Mançu) sistemi çöktü. Rus nufuzu iç Asya’ya yayıldı ve Avrupa baskısı Ching’lerin problemlerini arttırdı.(8)
Mançu idaresinden memnun olmayan yalnız Türk Müslümanlar değildi. Çin Müslümanları -- Dunganlar-- Yeni Öğreti (Hsin Chiao) denilen ve Batı Türkistan’daki ve Orta Doğu’daki Nakşibendi hareketi ile irtibatli olan bir dini hareketin doruk noktasında bulunmaktaydılar. Dungan bölgelerinde 18.’inci asrın son yarısında ayaklanmalar ve sivil harp başladı. Mançu makamlarının bu yeni öğretiyi yasaklaması uygulamaları bu birbirine bağlılığı caydıramadı. Müteakip asır boyunca Batı Çin kaynayan kazan gibiydi (tahammür durumundaydı). Bölgenin ananevi parçalanmış siyasi yapısı düşünülecek olursa Doğu Türkistan’da Mançu kontrolunun muhafazası Peking diğer bölgedeki etnik Çin Müslümanları arasındaki baş kaldırmalarla uğraşmaya birinci derecede öncelik vermiş olmasıydı, mümkün olabilirdi intiba doğuyor. Mamafi Kaşgariya ve Kansu bölgesindeki ayaklanmaların Dungan olaylarının bir yan ürünü olarak düşünmemek lazımdır. Ananevi batıya doğru yönelme kuvvetle muhafaza edilmiştir. Doğu Türkistan’daki Hocaların nufuzu Çinliler tarafından hiçbir zaman bertaraf edilemezdi zira kaçan hocalar Batı Türkistan’da kuvvetli bir üsse sahip oluyorlardı. Mançu idaresine karşı Doğu Türkistan’da ilk büyük ayaklanma 1763 de Hamidullah Beg komutası altında olmak üzere Üç Turfan bölgesinde merkezleşmiş olarak patladı. Bu başkaldırı bastırıldığında binlerce Türkistanlı Batı Türkistan’a kaçtılar. (9)
18.’inci asır sonlarında bu bölgede en önemli mahalli güç olarak Hokand Hanlığı mevcut bulunmaktaydı. Bu hanlığın tüccarları her iki istikamatte de ticarete hakimdiler, hem Çin’den hemde Çin’e doğru diğer Doğu Türkistan ve Çin hükümranlığı altındaki diğer bölgelere ve bölgelerden olan ticari faaliyetlere hakim bulunmaktaydılar. Khakandi tüccarlarının Tarım havzasındaki Kaşgar ve diğer şehirlerde ayrıcalıklı durumları mevcuttu. (10)
Bu konularda bilgilerimiz yetersiz olmakla birlikte (Mançu idareside bu bağları anlayışla karşılamamış ve algılayamamıştır.) Bu Hokand tüccarlarının (o zaman Andijanis olarak adlandırılmaktaydılar) Nakşibendi Tarikatına bağlıydılar.Bu bakımdan da daha ziyade ve önceden Hocalara meyilliydiler.Bunların nüfuzları 1820-1860 yılları arasında Hocaların Doğu Türkistan’da kontrolü yeniden ele geçirmek için bir seri yeni girişimleri için bir üs teşkil etmiştir.(temel teşkil etmiştir)
Bir Cihangir Han,Çinlileri sekiz yıl boyunca taciz etmiştir.1820-1828 Cihangir han ele geçirildiğinde de,kardeşi Mohammad Yusuf Hokandi topraklarından saldırılara devam etmiş ve Kaşgar’daki bir Çin garnizonunu kuşatmış ve dokuz ay süre ile muhasarada tutmuştur.Yine bu olaylar arasında binlerce Türkistanlı batıya doğru kaçmıştır.(veya göç etmiştir).1846’da Mohammad Emin Hoca Hokand’dan aldığı yardım ile yeni bir ayaklanmaya önderlik yaptı.Hoca Mançu kıtaları tarafından yenilgiye uğratıldı ve binlerce taraftarı batıya kaçtılar.1855 de bu başkaldırının liderinden biri olan Veli Han Töre,Kaşgarı ele geçirmeye altı ay kadar elinde tutmaya muaffak oldu fakat bu süre sonunda Mançu kuvvetleri onu sürüp attılar ve bir kere daha başkaldırı sırasında onun tarafını tutanlardan binlercesi Hokanda ve Buhara topraklarına kaçtılar.(11) Böylece Batı Türkistan’da yaşayan büyük sayıdaki halk ve göçmen ve yıllarca (on yıllarca) önce buraya göç edenlerin ahfadı,Doğu Türkistan’la olan bağlarını muhafaza ettiler.Bu ilişkiden daha ziyade ticari çıkarlar hakimdi.
1850’lerin sonlarına doğru Batı Çin’de meydana gelen dini ayaklanma ve sivil harp kontroledilemezliğini kanıtladı.Mançu’lar yirmi yıl boyunca Çin’in ortasındaki yoğun mücadelerle iyice zayıflamışlardı;Afyon harbi ve Taiping ayaklanması(12)Dungan liderleri,yine öğretiden ilham alarak Çin’den ayrılmak istediklerini ve bağımsız olma emellerini açıkça ilan ettiler.Mançu hakimiyeti iyice zayıfladı.Doğu Türkistan artık bir müslüman liderin Mançu zafiyetinden istifade ile mahalli ticari çıkarları koruması ve Müslümanlığı savunması için hazırdı.

4. Atalik Gazi,Bedevlet,Kaşgariya Amiri
Görünüşe göre Yakub Beg, Nadir šah’tan sonra Asya’nın yetiştirdiği en göze batan ve Orta Asya’da hakikaten bağımsız olan en son hükümdardı.Kendisi hem idareci olarak hem de bir asker olarak çok mahirdi ve yarım asırdır ne birine ne de ötekini görmüş ve tatmış olan bir ülkeye güvenlik barış getirmeyi başarmıştır.(13)
Yakup Beg’in aile geçmişi,gençlik hayatı ve onun siyasi davranışlarını etkileyen etlenler hakkındaki bilgiler yetersiz ve çelişkilidir.Yukarıdaki bölümde ifade edilen kanaat son derece olumluysa,diğer kıymetlendirme ve yorumlar da çok olumsuz olarak görülmektedir(14).Kendisinin orjini bakımından kaynaklar fikir birliği içindedir;Takriben 1820 yılında Pişkent’te doğmuştur.Pişkent 1876 da Türkistan’daki olayların en aklı başında gözlemcisi tarafından şöyle tasvir edilmektedi.
Yakup Han’ın doğduğu yer olarak bilinen(Kaşgar amiri Yakup Han,ki eşlerinden bazılarının ve akrabalarından bazılarının hala yaşadığı yer) durumu iyi küçük bir şehir.(15) babasının ve dedesinin Müslüman hakimlerden olduğu söylenir.Kendisinin dini eğitim gördüğü ve daha sonra istikbalini aramak üzere Hokand sarayına geldiği söylenir.Kendisine Ak Mescit (şimdiki kızıl Orda)’in komutasının 1853’de verildiği ve burada 1853 de Rusya’nın 26 gün süren kuşatmasına inatla karşı koyduğu bilinmektedir.Bu tecrübenin kendisinde Rusların Orta Asya’daki ilerlemelerine karşı kuvvetli bir memnuyiyetsizlik duymasına fakat aynı zamanda Rus askeri cesaretine karşı da oldukça saygı duymasına neden olduğu anlaşılmaktadır.Hokand Han’ın hizmetinde olarak askeri kariyere devam etmiş,saray politikalarına karışmış fakat daima kazanan tarafta çıkmak kabiliyetini de geliştirmiştir.1863 de Taşkent komutanı olmuş fakat 1864 de şehir dışında Rus kuvvetleri karşısında yenilgiye uğramıştır.(16) ancak bu yenilginin etkilerini kısa zamanda yenebilmiştir.
Aynı yıl içinde Doğu Türkistan’da Mançu iktidarının çökmesinden sonraki kargaşa içersinde Kaşgar’da iktidarı elinde bulunduran Kırgız Başkanı Sadık Beg,Hokand’a müracaatla eski hocaların ahfadından kişileri Kaşgar’a göndererek burada mücadele halinde bulunan hiziplerin arasını bulmalarını ve bölgeye barış getirmelerini istemiştir.Hokand Hanı 40 yıl öncesinde Kaşgariya’da bir çok yıl başarılı bir yönetim göstermiş olan Cihangir Han’ın hayatta kalan tek oğlu olan Buzurg Han’ı Kaşgar’a gönderdi. Onunla birlikte askeri komutan olarak küçük bir kıta başında Yakup Beg’i gönderdi Onun liderlik kabiliyetleri ve enerjisi,usta diplomasisi ve kendisiyle işbirliği yapmak isteyenlere karşı aldığı kesin tedbir ve eylemler,Kaşgarda Yakup Beg’in kısa zamanda en hakim bir kişi haline gelmesini sağladı.
Buzurg Han’ın liderlik vasıfları yoktu ve çok geçmeden bu durum kendi komutanı Yakup Beg’in memnuniyesizliğini mucip oldu ve kendisine karşı birtakım başarısız manevralar ve fesatların meydana gelmesini taşvik etti.Yakup Beg Hoca geleneklerinin kıymetini gördü ve başlangıçta Buzurg Han aleyhine bir darbe yapmaya tereddüt etti.daha sonra onu Yangi Hisar’da birbuçuk yıl kadar hapsetti.Bu arada Doğu Türkistan üzerinde kontrolü kazanmak kampanyası ve bu kontrolü kuvvetlendirmek çabaları ile meşgul oldu.1867’de Kuça’yı ele geçirdi,1869 da Korla’yı ve 1871 de Turfan’ı ele geçirdi.İli’nin Rus işgali altında olması aynı yıl buranın hakimiyetine sokulmasını engelledi.Kendi durumundan emin olarak Buzurg Han’ı Tibet’e sürgüne gönderdi ve iktidarı resmen kendisi eline aldı.Başaracağı işler önemliydi;
1865 başlarında bölgedeki karmaşık durum Yakup Beg’in en az dört işi başarmasını gerektiyordu:
(1) Yabancı müslümanları ve Kırgızları kendi yanına çekmek.
(2) Yangişehir’deki Mançu Garnizonunu zayıftlatmak.
(3) Başında olan Buzurg Han ile kendi durumunu aydınlığa çıkartmak.
(4) Kaşgar üzerindeki kontrolünü kuvvetlendirmek.

Bütün bu işleri yapabilmek içinYakup Beg’in elindeki zayıf kaynaklar nazarı dikkate alınacak olursa, elde ettiği başarılar hakikaten çok parlaktı.(17)
Yakup Beg eski bir Türk adını benimsedi Atalik Gazi’’Muhafız savaşçı’’ve oldukça merkezleştirilmiş bir müslüman devlet kurmaya çalıştı. Daha ziyade Batı Türkistan’dan kendisi takipetmiş kişileri tuttu. (Bunlardan pek çoğu muhtemelen daha önceki göçmenlerin ahfadı idiler) Mahalli muhalefete karşı toleransız davrandı, o kadar ki aslında başka türlü olsaydı kendisini destekleyebilecek olan Doğu Türkistan sakinlerini kendisinden soğuttu. Bunlar Yakup’un polis kuvvetlerinin kendi faaliyetleri hakkında ihbarlarda bulunmasından memnuniyetsizlik duymaktaydılar. Tüccarlar sadece Çin ile ticaretlerinin aksamasından değil fakat aynı zamanda üzerlerine yüklenen vergi yüzünden memnuniyetsizlik duymaktaydılar.Özellikle verdikleri vergilerin saray lüksleri ile çarçur edildiğini, gördüklerinde.(18)
Bazıları da Yakıp Beg’in idare metodunu çok daha uygun bulmaktaydılar.Doğu Türkstanlılar bugün geriye baktıklarında Yakup Beg’in 13 yıllık idaresini bu ülkenin tam olarak bağımsızlıktan ve diğer güçlerle ilişkilerini ayarlayabildiği tek dönem olduğunu söylerler(19)
Yakup Beg bir on yılın önemli bir kısmı için ülkenin ortasında Doğu Türkistan’ın kalbinde etkili bir kontrol sağlayabilecek bir hükümet yapısı kurmuştur. Daha sonra çok geçmeden bize de Bedaulat (Bedevlet)’’Talihli kişi’’ ünvanını da aldı ve kendisine Osmanlı Sultanı Abdulaziz tarafından 1873’te Amir-ul Muminin adı da ödül olarak verildi.
Yakup Beg’in hükümetinin etraflı bir değerlendirilmesi ve İç Asya’da kurmuş olduğu bağımsız devletin yaşamını sürdürebilme kabiliyeti bu dökümanın hudutlaru ve kapsamı dışında kalmaktadır. Böyle bir görev aslında birinci derecede daha fazla kaynaktan bilgiler toplanmadan da imkansız kabul edilebilir. Hindistan’daki İngilizler Yakup Bey’i yoğun bir dikkatle incelemişlerdir. Dominyonlarını ziyaret eden ve sarayına gelen İngiliz ziyaretçiler daima ‘’Bağımsız Tataristan’ı destekleyen hararetli taraftar olmuşlardır. Londra’da ise daima şüphecilik mevcuttu. Orta Asya’da ilerleyen Ruslar Yakup Beg’i ciddiye almışlar, ona bir hükümdar olarak Hindistan’daki İngiliz yetkililerden daha az bir ilgi gösterirken, Kaşgar meseleleri ile çok yakından ve daha ziyade üç noktayı nazardan ilgilenmişlerdir.
(1) Rusya’nın Batı Türkistan Hanlığı üzerinde kontrolü kuvvetlendirmek için sarfettiği gayretleri muhtemelen aksatacak potansiyelde karmaşık bir faktör olarak,
(2) Kazançlı ticaret kaynağı alarak
(3) İngiltere Doğu Türkistan üzerinde bir hamilik kurduğu takdirde Rusya’nın ilerlemesine karşı bir tehdit olarak..(
(Devam edecek)
• • •


Bu tebliğ (6-8 Nisan 1988)tarihlerinde Doğu Türkistan vakfı tarafından İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen Türkistan Kültür Tarih seminerinde sunulmuştur

Paul HENZE
1955 ve 1970 yıllarında Türkiye’de Amerikan büyükelçiliği’nde toplam beş yıl görev yapmıştır.Halen Amerikan ordusuna bağlı National Security Council’de (NSC) de danışmanlık yapıyor.Türkçe dahil sekiz dil bilen Henze Türkiye ve Orta asya ülkelerindeki siyasal ve eknomik gelişmeler konusunda ABD ve CIA’nın en önemli uzmanı olarak tanınıyor.Araştırmacının ‘Yirmi birinci yüzyıla doğru Türkler’başlıklı önemli bir araştırması var.

(1) ‘Altı šehir’Tarim Vadisinin iskan edilmiş olan kısmının ananevi adıdır bazen de Djetishahr ‘yedişehir’olarak anılır.
(2) E.G Henry Lansdell.Çin Orta Asya’sı Londra 1893 sayı 2,58-64;Timoth Severin.
(3) Maurice Rossabi,China and Inner Asia from 1368 to the present day.New York
(4) Bölgenin ilk amanlardaki tarihi hakkında en önemli bilgilerin elde edildiği önemli arkeolojik buluşlar arasında M.Aurel Stein’in Sand-Burried Ruins of Hoten,Londra 1904 ve Ruins of Desert Cathay,2.sayı,Londra 1912 eserlsrle anlatılan kazılardır.Sonuncu eser 1987 de Dover Yayınları New York tarafından yeniden yayınlanmıştır.Yakup Beg nezdindeki en önemli İngiliz görevli Sir Douglas Forsyth’in raporları 19.asır sonu ve 20.asır başlarında çok ciddi arkeolojik kazılar için teşvik edici unsur olmuştur.Peter Hopkirk’in Foreign Devils on the Slk Road,Londra 1980 eserine bakınız.
(5) Jack A.Dabbs,History of the Discovery and Exloration of Chinese Türkestan,the Hague 1963
(6) ‘’The Uigurs’’E.Bretsshemeider,medieval Researches from Eastern Asiatic Sources,Londra,1887 sayı bir sayfa 236,263
(7) Owen Lattimore,Pivot of Asia,Boston,1950, sayfa 16,192
(8) Rossabi,op.cit.sayfa 166-167
(9) İsa Yusuf Alptekin Doğu Türkistan davası,İstanbul 1981,sayfa 123
(10) Bir taraftan Hokand diğer taraftan Kaşgar ile Pekin arasındaki ilişkiler başlangıçta düşmanca değildi.Rusların Türkistan’a sızmalarından önce,Hokand hanları,aslında Mançu idaresi ile olumlu ilşkilerinden,Buharaya karşı durumunu kuvvetlendirmek yönünden faydalanmaktaydı.Fakat Mançu idaresinin kalitesi düştüğünde ve tüccarların problemleri daha karmaşık bir hal aldığında,ve Hocalar da Hokand’daki yüksek statülerden memnun olarak Çin’in zafiyetinden devamlı olarak istifade etmeye kalktıklarından ve Kaşgar’da devamlı olarak bu yolda gayret sarfettiklerinden bu ilşkiler bozulmuştur.Morris Rossabini op.cit.syf.174-175
(11) Alptekin,op.citsyf.123-125
(12) Arthur W.Hummel(ed)Eminent Chinese of the Ch’ing Period,Washington,1944,syf.764-765
(13) Gary Alder,British Indian’s Northern Frontier,1865 Londra 1963 syf 148
(14) E.G.Jack Chen,op.cit.syf.148
(15) Eugene Schuyler,Turkistan,Notes of a Jurney in Russian Tuekestan,Hokand,Bukhara and Kuldia,Londra 1876,sayı 1 syf 324
(16) Bu bilgiler,Yakup bey’inen iyi şekilde incelemiş olan Tsing Yuan’ın’’Yakub Beg (1820-1877) ve Çin Türkistanı’ndaki Müslüman Ayaklanması’’Central Asiatic Journal Volum 2 Haziran 1961 syf.134-164
(17) Tsing Yuan,Loc.cit.syf.143-144
Rossabi,op.cit syf.178
(18) Alptekin,op.cit. syf.129

  • 724 defa okundu.