DOĞU TÜRKİSTAN'LILARIN 50.ŞÜKRAN YILDÖNÜMÜ
Seyfi ŞAHİN 
19.Dönem Kayseri Milletvekili
Doğu Türkistanlıların Türkiye’ye kabullerinin 50. şükran yıldönümleri olaylı ve başarılı şekilde sona erdi. Bundan elli yıl önce rahmetli İsa Yusuf ALPTEKİN ve arkadaşları Türkiye’ye kabul edilmişlerdi. Bunun olaylı olması, Çin büyükelçiliğinin bu gayet manalı ve Türkiye Türkü’ne teşekkür ifade eden bu toplantının engellenmek istemesidir.
Acaba İsa Yusuf ALPTEKİN ve diğer Uygur Türkleri kendi vatanlarından niçin kaçtı? Bir insan evini barkını, malını mülkünü, vatanını, akraba ve yakınlarını neden terk edip, vatan hasreti çekerek yurdunu terk eder? Doğu Türkistan Türkleri defalarca kafileler halinde, yurdundan kaçtı. Bazen kamyonlara doldurularak Pamir Dağlarına terk edildiler. Yollara pek çok işkence gördüler. Bu haksız göçlerde yüzlerce binlerce can ve kan kardeşimiz hayatını kaybetti.
Doğu Türkistanda kalanlar rahat mı etti sanki?... Sudan bahanelerle ne kadar okur yazar, sanat ve düşünce adamı Uygur Türk’ü varsa hapishanelerde ömür çürüttü. Binlerce insan kurşuna dizildi. Milyonlarca Çinliyi Doğu Türkistan’a yerleştirerek, Türkleri asimile etmeye, eritmeye çalışmaktadır. Taklamakan çölünde nükleer denemeler yaparak, milyonlarca insanı radyosyona bırakmaktadırlar. Türk kültürünü ve tarihini yok etmeye çalışıyorlar. Milyonlarca tarihi eseri daha önce batılılar yağmaladı. Bu gün binlerce cilt Uygur alfabesi ile yazılmış kitap Berlin kütüphanelerinde araştırmaya bile açılmıyor. Aynı tavrı Çin yöneticileri uyguluyor. Tarihi Türk eserlerini gizleyip saklıyor. Tahrip ediyor ve yok ediliyorlar. Zaten 20. yüzyıl Türk milletinin tahrip ve yok edilme asrıdır. Dünyanın neresinde Türk varsa hepsi ikinci sınıf muamelesi görüyor. Hatta Türkiye’de bile…
Çin ne kadar da küçük devletmiş Türkiye demokratik bir ülkedir, Türkiye kanunlarla yönetilir. Çin’den Türkiye’ye iltica etmiş Uygur kardeşlerimiz, kendilerini kucaklayadığımız için bize teşekkür ediyorlar. Bunun neresi suç? Yani İspanya, Musevileri 500. şükran gününü kutlayınca iyi oluyorda, Türk kardeşlerimiz teşekkür edince mi suç oluyor. Bu nasıl mantıktır.?
Sonra bu insanlar Türk vatandaşıdır. Onların malları, canları haberleşme, dernek kurma, toplantı yapma, düşünme ve her türlü medeni hakları anayasa güvencesi altındadır. Bunların toplatı yapmalarını engelleme hakkı başbakana bile verilmemiştir.
Çin büyükelçiliği bütün bu hakları ve Türk anayasasını bildiği halde, bu toplantıları engellemeye kalkması, hem siyasi nezakete sığımaz. Hemde Türk devlet yöneticilerine hakaret sayılır.
Çin bu kadar küçük bir dernek ve Uygur topluluğundan niye korkuyor? Bunlar Çin’i bölmek mi istiyorlar? Veya 1,5 milyar Çinli’yi ortadan kaldırmak mı istiyorlar? Hayır bunlar sadece bizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ederiz diyorlar. Buna Çin büyükelçisi ne karışıyor? Hatta büyükelçi niçin karıştırılıyor? Meğer Çin devleti de ne kadar korkak bir devletmiş. Kendi gölgesinden korkup gezen bir devlet olur mu?
Çin büyükelçisi ayıp ediyor. Çin devletini de bu tavırlar küçültüyor. Bazı insanları devreye sokarak, dolaylı tehditler savurarak, el etek öperek bu medeni hakları engellemeye çalışmak asla bir diplomata yakışmaz.
Çin devleti kendine gelmelidir. Türkiye’deki hiçbir Doğu Türkistan derneği veya vakfı kanunsuz hareket etmiyor. Mücadelesini insan hakları, hukukun üstünlüğü ve Birleşmiş Milletler anayasası çerçevesinde yapmaktadır. Bu insanlar terörist değildir. Eli silahlı da değildir. Hiç biri geri zekalı ve ahmak değildir. Hepsi ne yaptığını biliyor, bu mücadeleyi medenice yapıyorlar. Böyle çalışmalar sadece Türkiye’de değil ki? Almanya’da, Amerika’da diğer medeni ülkelerde de demokratik çerçevede yapılmaktadır. Eğer Doğu Türkistanlıların söyledikleri yalansa, Çin devleti elindeki para, propaganda ve medya yoluyla bunu dünya’ya duyursun. Ama böyle gizli, kapaklı şantaj ve baskı ile kendini küçültmesin.
Türk yöneticileri ve Gökbayrak, Türkiye’yi yöneten bazı Başbakanlar, Çin’in bu haksız, bu kanunsuz ve gayri medeni şantaja boyun eğiyor ve genelgelerle, hem suç işliyor, hem de demokrasiye saygısızlık ediyor. Türk kanunlarına göre Ayyıldızlı gökbayrak asmak suç değildir. Bu bir devletin bayrağı da değildir. Nasıl tarihte bizim devletlerimizi temsil eden Selçuklu, Altınordu devletlerinin bayraklarını şerefle asıyorsak, geçmişte de Doğu Türkistan’da da kurulmuş bir devletin bayrağını şerefle asarız. Buna Çin büyükelçisi, nede başkaları karışabilir.? Sonra Çin büyükelçisi ne yapabilir Allah aşkına?... Bizim ekmeğimizi mi kesecek? Ticaretle bizi tehdit ediyorsa kendisi korksun. Ahmak Türk yöneticileri yüzünden Çin’le tcaretimiz o derece bizim aleyhimize ki, biz onlara bir mal satıyorsak onlar bize on mal satıyor. Bütün Pazar ve mağazalarımızı onların malları işgal etti. Eğer bu münasebetlerden korkacak biri varsa o da Çin yönetimidir. Keşke aramız bozulsada Çin’le alış veriş etmesek, Çünkü ticaret dengemiz hep Çin’in lehine, bizim aleyhimizedir. Yani bu ilişkilerden Çin’in korkması gerekirken, bizim yöneticilerimizin korkması akıl alacak bir şey değildir. “Bir zalime yardım edeni, Allah o zalimi kendinin başına bela edermiş” bu sözümü herkes biraz anlamıştır. Allah zulüm gören Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yardımcı olsun. Ayrıca Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan AYGÜN beye ve Servet KABAKLI kardeşime de teşekkür ederim.

  • 727 defa okundu.