UCUZ ENTELLEKTÜEL ÇEYREK DEMOKRASİ
Aydın CANDABAKOĞLU 
Tercüman Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni
GAZETENİZ, son dört gündür Türkiye'de yaşanan bir büyük skandalı gözler önüne seriyor.
Bir ülkenin Büyükelçisi, bir sivil toplum örgütünün yasal zeminlerde yapacağı toplantıyı engellemek için her yola başvuruyor. Salonu tahsis eden kurumun başkanına kadar giderek, vazgeçirmeye çalışıyor.
'Dostlarını' araya koyup, dernek yöneticilerine baskı yaptırıyor. Doğu Türkistan'da yaşayan akrabalarını gözaltına aldırarak, manevi eziyet ediyor.
Baskılar, tehditler, eziyetler sonuç vermiyor.
Bu kez, bu ülkeyi yönetenler devreye giriyor. 'Aman ha, hiçbir Bakan, hiçbir üst düzey bürokrat sakın ola ki bu toplantıya katılmasın' diye genelge yayınlıyorlar.
Derneğe de kapı gibi bir yazı gönderiyorlar:
Sakın ha, toplantıda Doğu Türkistan Bayrağı asmayın, Çin'i rencide edecek pankart kullanmayın.
*
EVET, gazeteniz Tercüman, birbirini izleyen bu skandallar zincirini kamuoyunun önüne seriyor dört gündür, tüm belgeleri ve tüm çıplaklığıyla...
Ama heyhat, memleketin insan hakları savunucuları, memleketin demokratları, memleketin aydın geçinen insanlarından, çıt yok, çıt...
Gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamışlar sanki. Ne görüyor, ne duyuyor, ne hissediyor, ne de ya zabiliyorlar?
Hepsi kayıp, hepsi kaçak...
Sahi, neredesiniz insan hakları havarileri?
Neredesiniz Kopenhag Kriterleri bekçileri?
Ne oldu size demokrasi tüccarları?
Adamına, milliyetine, dinine, siyasi görüşüne göre mi sizin ölçüleriniz?
Hadi itiraf edin. Ölçülerinizin 'ben eksenli' olduğunu söyleyin.
Sözde entelektüelin, sözde demokratın yüz yıllık hastalığı bu maalesef.
Bu yüzden evrensel olamıyorsunuz, bu yüzden hep yerel kalmaya mahkumsunuz, biliyor musunuz?
Bu çifte standartlarınız devam ettiği sürece de öyle kalacaksınız, farkında mısınız?
Bu yüzden halktan kopuksunuz, bu yüzden halk gözünde asla ve asla inandırıcı olamıyorsunuz.
Çünkü siz, kimse kusura bakmasın, ucuz entelektüelsiniz, çeyrek demokratsınız!
Bu ölçülerinizle de hep cüce kalacaksınız!
*
ÇOK samimi duygularımı söyleyeyim:
Çin Büyükelçisi'nin diplomatik skandalı manşetiyle duyurduğumuz haberin ertesinde, gerçekten aydın ve demokrat olduğunu düşündüğüm bazı gazetelerin ve yazarların, konunun takipçisi olacağını sanıyordum.
Çünkü ben, olaya ideolojik değil, bir haberci olarak bakıyordum. İnsanı; rengi, dili, dini ve cinsiyetiyle ayırmadan, insan olarak gören, demokrasiye inanan ve gazeteciliği hücrelerinin her zerresinde hisseden bir haberci olarak değerlendirmemi yaptım ve haberi manşete çektim. Sevgili Servet Kabaklı haberi önüme koyduğunda, konuya sadece bir milli dava meselesi olarak bakmamış, bir insan hakkı ihlali, antidemokratik bir girişim ve teamül dışı diplomatik skandal noktasından yaklaşmıştım.
Haberin kahramanları bazen ikinci planda kalır, haberin kendisi önemiyle öne geçer. Burada haberin kendisi zaten yeterince önemliydi.
Doğu Türkistan kökenli vatandaşlarımızın Türkiye'ye göçlerinin 50. Yılındaki šükran Günü etkinliğinin bir terörist hareketi gibi değerlendirilerek engellenmek istenmesi haberdir.
Aynı şekilde, mesela Museviler'in Türkiye'nin himayesine girişlerinin 500. Yılı nedeniyle düzenledikleri etkinlikler öncesinde, herhangi bir İslam ülkesinin diplomatları benzer baskılar uygulamaya çalışsa, o da ciddi bir haber olurdu. Öyle bir durumda da aynı tepkiyi gösterir, aynı değerlendirmeyi yapardım.
Evrensel, özgür, bağlantısız ve gerçek aydınlardan bu yüzden tepki bekledim.
İtiraf ediyorum, hayal kırıklığına uğradım.
NOKTA... En baba demokratın felsefesi: Dün dündür bugün de bugün

  • 1455 defa okundu.