Bar'ın Katliamının 13, Yılı

05.04.2003 tarihli Basın Bildirisi

 

Savaşlar insanlık tarihinin en karanlık anlarıdır. Bütün savaşlar bir şekilde neticelenmiş, bir kazananı bir de kaybedeni olmuştur. Fakat bütün savaşların ortak özelliği, sonucunda kaybeden, acı ve üzüntünün mirasçısı insanlık olmuştur. Savaşın en çirkin yüzü de, masum insanların öldürülmesi, acıları çeken, yokluk ve çaresizlikler ile mücadele etmek zorunda kalanların masum insanlar olmasıdır. Ailesini kaybettiği için ağlayan çocuk, evladının kanlar içindeki cesedi önünde en büyük çaresizliği yaşayan anne, kamyonlara yüklenen cesetler gibi sahneleri bir daha görmemek en büyük dileğidir insanoğlunun.

Ne var ki, bir daha yaşanmaması istenen, hayal bile edilmek istenmeyen bu gibi sahneler, yıllardır Doğu Türkistan'da yaşanmaya devam etmektedir. Doğu Türkistan'ı işgal altında tutan Çin, Doğu Türkistan'da Türk milletini ve Türk kültürünü silmeye çalışmaktadır. Halk üzerinde büyük bir baskı oluşturan Çin, Din özgürlüğü ve dini hayatı da büyük ölçüde kısıtlamıştır. Dini kaynaklar imha edilmiş, camiiler yıkılmış veya başka amaçlarla kullanılmıştır.

Bu gün 13. yıldönümü olan Barın Olayları, 1990 yılında ramazan ayının 17. gününe denk gelen 5 nisan günü, Kaşgar vilayetine bağlı Barın kasabasında halkın, imha politikasından kurtulan bir camiyi kendi imkanları ile tamir etmek istemelerinin Çin'li yetkililer tarafından engellenmek istemeleri üzerine başlamıştır. Caminin ibadete açılmasına yetkililerin karşı çıkması üzerine, Müslüman Halk tepki göstermiş. Yıllardır zulüm ve baskı altında bulunan Doğu Türkistan halkı, bu olay üzerine haklarını elde etmek için harekete geçmiştir. Başlayan olaylar kısa zamanda büyümüş, tüm bir bölgeyi saran bir bağımsızlık hareketine dönüşmüştür. Çin bu hareketi durdurmak ve tüm yurt çapına yayılmasını önlemek için büyük bir askeri güçle müdahale etmiştir. Kaşgar'da bulunan ordu birlikleri, hava kuvvetlerinin desteği ile bölgeye gönderilmiştir. Doğu Türkistan halkı, ellerinde hiçbir askeri araç ve gereç bulunmamasına karşı, donanımlı Çin ordusuna karşı büyük bir mücadele örneği sergilemişlerdir. Kısa bir süre de olsa bölge Çin hâkimiyetinden kurtulmuştur.

Fakat Çin bu ayaklanmanın büyümeden ve diğer bölgelere yayılmadan durdurulması için, silahsız ve masum halka, en gelişmiş silahları ile müdahale etmiş, yoğun hava bombardımanı ile köy ve kasabaları tamamen yok etmek pahasına bağımsızlık mücadelesini bastırmıştır. Olaylar sonucunda Çin'in vahşi yüzü bir kez daha ortaya çıkarken, geriye, tamamen yerle bir olmuş 9 köy, binlerce ölü ve yaralı kalmıştır.

Çin tarafından dış dünya ile ilişkileri tamamen kesik tutulan Doğu Türkistan'da, yukarıda anlatılan Barın olayı gibi, halkın baskı ve zulme başkaldırısı sürekli devam etmektedir. Fakat uygulanan politikanın etkisi ile, dünya kamuoyu Doğu Türkistan halkının yaşadığı sıkıntılar, insan hakları ihlallerinden habersiz olduğu gibi, bağımsızlık için verilen mücadelelerden habersiz kalmaktadır. Doğu Türkistan halkı insanca yaşama koşullarını elde etme, bağımsız bir ülke olabilmek için mücadelesine devam etmekte, inancım sağlam tutmaktadır. Nitekim, 1990 Barın olaylarından sonra, 1995 yılı temmuz ayında Hoten'de, 1997 5 şubatta Gulja'da büyük bağımsızlık hareketleri olmuştur.

Vatanı ve halkı için, insanca yaşamak ve insan hakları için mücadele eden, bu uğurda can veren bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

İşgali altında tuttuğu topraklarda her türlü zulmü uygulayan, insan hak hukuku tanımayan, Barın katliamının sorumlusu Çin Halk Cumhuriyetini nefretle kınıyoruz.

Doğu Türkistan halkı olarak kalıcı bir barışın tesis edilmesi gerektiği, bu kalıcı barışında ancak, insanların özgürce yaşaması ve insan hak ve hukukuna tam anlamı ile uyulması ile oluşturulabileceğine inanıyoruz. Yeryüzünde devam eden tüm savaşların ve neden olduğu acıların en kısa zamanda bitmesini temenni ediyoruz.

 

Seyit TÜMTÜRK

Doğu Türkistan

Kültür ve Dayanışma Derneği

Genel Başkanı

  • 766 defa okundu.