ŞÜKRAN GÜNÜ
Erkin ALPTEKİN 
Doğu Türkistan Kongresi Hazırlık Komitesi Başkanı
UNPO Genel sekreteri
Sayın büyüklerim, değerli misafirler ve aziz yurttaşlarım,
1931 ile 1962 yılları arasında, çeşitli nedenlerle, onbinlerce Uygur, Kazak, Kırgız ve Özbek Türkleri bugün Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi olarak tanımlanan Doğu Türkistan’dan sırasıyla Pakistan, Hindistan, Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan gibi komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.
Burada, en zor günlerimizde, bizi şefkatle bağrına basan Pakistan, Hindistan, Afganistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan halkına şükranlarımı arz etmek isterim. Özellikle, 1949 yılında, çok perişan bir vaziyette, Keşmirin Ladak şehrine ulasan Uygur ve Kazak Türklerinden oluşan 798 Doğu Türkistanlıya dönemin Hindistan hükümetinin göstermiş olduğu candan ilgiyi unutmak mümkün değil. Hindistan hükümeti, aç, çıplak ve bi-ilaç; el, ayak ve bedenlerinin çeşitli uzuvları donmuş bir vaziyette Ladak şehrine ulasan bu Doğu Türkistanlıları askeri uçaklarla Keşmirin başkenti Srinagar şehrine taşımış, barınacak yer tesis etmiş, donma geçiren Dogu Türkistanlıları ücretsiz hasta hanelerde tedavi etmiş ve Hindistan’dan ayrılana kadar onların bütün ihtiyaçlarını karşılamıştır. Bu nedenle, Hint milletine olan şükran borcumu bir kez daha ifade etmek isterim.
Ne var ki, göstermiş olduğu bütün yakın ilgilerine rağmen Hindistan hükümeti, kendi ülkesine sığınan Doğu Türkistanlı göçmenlere, ancak transit geçip gitme kaydıyla sığınma hakki tanımıştı. Bu yüzden, Hindistan’a sığınan Doğu Türkistanlıları iskanlı göçmen olarak kabul edecek üçüncü bir ülkenin bulunması gerekiyordu. Bu nedenle, iki nefer liderimiz merhum Mehmet Emin Buğra ve merhum İsa Yusuf Alptekin, Hindistan’a sığınan Doğu Türkistanlı göçmenleri kabul edecek üçüncü bir ülke aramak için hummalı bir çalışma içine girdiler.
Bu meyanda merhum İsa Yusuf Alptekin 6 Eylül 1951 yılında Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’yi kapsayan bir geziye çıktı. Suudi Arabistan ve Mısır hükümetlerinden müspet bir cevap alamayan merhum Isa Yusuf Alptekin 6 Ocak 1952 tarihinde Türkiye’ye geldi. Burada, kendisinden önce serbest göçmen olarak Türkiye’ye yerleşen merhum Mehmet Emin Buğra ile buluşarak Pakistan ve Hindistan’a sığınan Doğu Türkistanlı göçmenleri, Türkiye tarafından iskanlı göçmen olarak kabulü için hummalı bir faaliyet başlattılar.
Bu meyanda sırasıyla, dönemin Başbakanı Adnan Menderes basta olmak üzere, TBMM Reisi Refik Koraltan, Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, Gümrük ve Tekel Bakanı Sıtkı Yircali, Ticaret Bakanı Muhlis Ete, Toprak ve İskan Müdürü Haşim Iscen; Milletvekillerinden Said Bilgiç ve Remzi Oğuz Arık gibi ileri gelenlerle görüştüler, yardım talebinde bulundular ve basın toplantıları düzenleyerek Doğu Türkistan Türklerinin dileklerini dile getirmeye çalıştılar.
Bunun gibi hummalı çalışmalardan sonra, Türk hükümeti 13 Mart 1952 tarihinde Pakistan, Hindistan ve Hac maksadıyla Suudi Arabistan’a gelip anavatanına dönemeyen toplam1850 Doğu Türkistanlının iskanlı göçmen olarak kabulüne karar verdi.
Aslında, bugünkü Pakistan’a sığınan Kazak Türkleri, Doğu Türkistan’da patlak veren kargaşalıklar nedeniyle 1931 yılında Tibet, Keşmir ve Hindistan yoluyla o dönemlerde halen İngiliz yönetimi altında bulunan Peşaver şehrine gelip yerleşmişlerdi. Burada, Encümen-i šarki Türkistan Kazak Muhacirin Peşaver“ adli bir dernek kurarak benliklerini korumaya çalışıyorlardı. Ama uzun yıllar, Türkiye’ye gidip yerleşebilme arzusuyla yaşıyorlardı. Bu nedenle de Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin ile devamlı temas halindeydiler. İsa Yusuf Alptekin Türkiye’den Hindistan’a döndükten sonra, Türk hükümetinin göçmen kabulü için almış oldugu kararını Pakistan’daki Kazak Türklerine de duyurmuştur. Bu haber, Pakistan’daki Kazak Türklerini de son derece sevindirmiştir.
Böylece, 1931 ile 1949 yılları arasında Pakistan, Hindistan ve Suudi Arabistan’a sığınan Uygur, Kazak ve az sayıdaki Kırgız Türkleri peyder pey Türkiye Cumhuriyetine gelip yerleşmiş, bir vatan ve ev-bark sahibi olmuşlardır.
İskanlı göçmen olarak Türkiye’ye yerleşen bir Kazak Türk büyüğümüzün 5 Ocak 1953 tarihinde merhum İsa Yusuf Alptekin’e yazmış oldugu mektubunda özet olarak şunlar ifade edilmektedir: “Evvel Allah, sonra Türkiye Cumhuriyetinin ve sizin yardımları sayesinde Türkiye’ye gelip yerleşmiş olduğumuzdan dolayı son derece memnunuz. Uzun yıllardan beri çekmiş olduğumuz vatan hasretini, sıkıntıları ve acıları unuttuk. šimdiye kadar,Türk milletinin bize göstermiş olduğu şefkat, sevgi ve ilgiyi başka hiçbir millet bize göstermemişti. Durumumuz çok iyi. Çocuklarımız, tarihimizde ilk defa çağdaş eğitim görmeye başladılar. Bizler de Latin alfabesi ile dilimize çok yakın olan Anadolu Türk lehçesini sökmeye başladık. Bizi bütün bu imkanlara sahip kılan Türk milletini, Türk devletini, Türk hükümetini ve sizi beş vakit namaz, niyaz ve dualarımızda yad etmekteyiz.“
Bendeniz de burada, en zor günlerimizde bizi bağrına basan büyük Türk milletine, bize bu imkanı sağlayan dönemin Başbakanı Adnan Menderes basta olmak üzere Allah’ın rahmetine kavuşan Türk hükümeti ileri gelenlerini, milletvekillerini ve diğer büyüklerimi rahmet, minnet ve şükranla anmak ve hayatta olanlara da Allah’tan sağlık,uzun ömür ve mutluluk dilemeyi bir vicdani borç telakki ederim.
Bu arada, yemeden, içmeden ve dinlenmeden Pakistan, Hindistan ve Suudi Arabistan’a sığınan yurttaşlarını Türkiye Cumhuriyetine kavuşturabilmek için insan üstü caba sarf eden iki liderimiz, merhum Mehmet Emin Buğra ile merhum İsa Yusuf Alptekin‘i de rahmet, minnet ve şükranla anmak isterim.
1961 yılında 600 kadar Dogu Türkistanlı Afganistan’a sığındı. Çin hükümeti 1959 yılında almış olduğu bir kararla, eskiden yabancı uyruklu olup çeşitli sebeplerle kendi memleketine dönemeyip Doğu Türkistan’da çoluk çocuk sahibi olan kimselerin, arzu ettikleri takdirde Doğu Türkistan’dan ayrılabileceklerini bildirmiştir. Bu fırsattan faydalanan takriben 600 kadar Doğu Türkistanlı, sülalelerinin Afgan uyruklu oldugunu ileri sürüp, zorlu bir yolculuktan sonra 1961 yılında Afganistan’a ulaşmışlardır. Ne var ki aslen Türk olan bu Doğu Türkistanlılar, sülalelerinin Afgan oldugunu ispat edemeyince, Afgan hükümeti bunların büyük bir kısmını geri çevirmeye karar vermiştir. Bunun üzerine Afganistan’daki Doğu Türkistan ileri gelenleri, İsa Yusuf Alptekin’e mektup yazıp, durumu bildirmiş ve Türkiye’ye gidip yerleşmek arzusunda olduklarini ifade etmişlerdir.
Derhal teşebbüslere girişen İsa Yusuf Alptekin o dönemde Başbakan olan Sayın Süleyman Demirel beyefendi basta olmak üzere Türk hükümet ileri gelenleriyle görüşerek, Afganistan’daki Doğu Türkistanlıların geri çevrilmesini önlemiş, onların iskanlı göçmen olarak Türkiye’ye yerleşmeleri hususunda karar aldırmış ve özel uçaklarla Türkiye’ye getirilmesini sağlamıştır.
Böylece, Afganistan’daki Doğu Türkistanlılar da ilk kafile 1965 ve ikinci kafile 1967 yıllarında olmak üzere iki kafile halinde Türkiye’ye getirilip Kayseri de kendilerine tahsis edilen evlere yerleştirilmişlerdir.
Kayseri de halen Türkistan Mahallesi olarak bilinen bu semtte, bugün takriben 100 hane ve 1000 nüfuslu Doğu Türkistanlı vardır.
Burada, Afganistan’daki Doğu Türkistanlıların, Türkiye’ye yerleştirilmesini sağlayan, önleri sıcak bir yuva ve hasretini duyduğu vatanına kavuşturan dönemin Başbakanı Sayın Süleyman Demirel beyefendiye basta olmak üzere, Afganistan’daki Doğu Türkistanlıların geri çevrilmesini önleyen, dönemin İçişleri Bakanı Sayın Faruk Sükkan Beyefendi, onları THY uçaklarıyla Türkiye topraklarına taşınmalarını sağlayan dönemin Ulaştırma Bakanı Sayın Saadettin Bilgiç beyefendiye ve Türkiye’ye yerleştikten sonra onlara her türlü yardımda bulunan dönemin Sanayi Bakanı Mehmet Turgut beyefendiye ve Afganistan’daki Doğu Türkistanlıların Türkiye Cumhuriyetine yerleşmelerine emeği geçen diğer hükümet ileri gelenlerine minnet ve şükranlarımı arz ederim.
“Fırsat verilmeyen kabiliyetler körlenir”. Nitekim, Türkiye Cumhuriyetinin kendisine bahşetmiş olduğu bütün imkanlardan fazlasıyla faydalanan Doğu Türkistan Türkleri, aradan geçen bu 50 yıl zarfında her alanda kalkınarak, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş bir devlet olabilmek için sarf etmekte oldugu çabalarına, denizde damla kadar olsa bile, katkılarda bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyetinin dostunu dost ve düşmanını düşman olarak telakki etmektedir. Türkiye Cumhuriyetini başka bir devletin önünde zor durumlarda bırakacak her türlü taşkınlıklardan uzak durmaktadır. Uzun yıllar terörizmin kurbanı olan Türkiye Cumhuriyetinin, uluslararası terörizmin kökünü kazımak için sarf etmekte olduğu çabalarına bütün kalbiyle destek vermektedir. Çünkü, Doğu Türkistanlılar, ne kadar hakli olursa olsun, bir davanın terörizmin yollarıyla asla haklı kılınamayacağı inancındadır. Bu nedenle de, kendisine yakıştırılmaya çalışılan terörist suçlamalarını da şiddetle reddetmektedir. Orta Asya Türk tarih, medeniyet ve kültürünü 2000 yıl ayakta tutan Doğu Türkistan Türklerinin terörist olması asla mümkün degildir. Bu nedenle de, Dogu Türkistan Türkleri, Türkiye Cumhuriyetinin, her türlü anlaşmazlıkların her iki tarafın çıkarına uygun barışçı diyalog yollarıyla halledilmesi gerektiği prensibini var gücüyle desteklemektedir.
Hangi ülkede yaşasın, hangi devletin vatandaşı olsun ve nerede çalışsın, dış ülkelerde yaşayan Doğu Türkistan Türkleri, Türkiye Cumhuriyetinin yüksek çıkarlarını korumak, savunmak ve Türkiye Cumhuriyetine karşı yürütülmekte olan asılsız propagandalara karşılık vermek cin elinden gelen bütün çabaları sarf etmiş ve sarf etmeye de devam edecektir.
Doğu Türkistan Türkleri, merhum İsa Yusuf Alptekin’in, „Türklük Aleminin Kıblegahı“ olarak tanımladığı Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar olabilmesi için gerektiğinde canını bile feda etmekten asla kaçınmayacağını da burada kati bir lisanla ifade eder, en derin saygılarımı sunar ve büyük Türk milletine olan şükran borcumu bir kez daha arz ederim.

  • 788 defa okundu.