DOĞU TÜRKİSTAN''DA İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
Prof.Dr.Burhan KUZU  
İ.Ü.Hukuk Fak.Anayasa Hukuku
Anabilim Dalı Öğrt.Üyesi
Bölgede, 1949 yılından beri yoğun bir şekilde, insan hakları ihlali suçu işlenmektedir. İnsan hakkı ihlallerinin çoğunun baskıcı kanunlardan ve Çin hükümetinin resmi politikasından kaynaklandığı tesbit edilmiştir. Çin''deki göstermelik ekonomik yapılanma, ülkenin siyasi yapısına yansımış değildir. Çin''in büyük bölümü dünyadan kopuktur. İnsan hakları kuruluşlarının bölgede açık bir şekilde faaliyet göstermesi yasaktır. Sosyal eylemler, gereksizce ve insafsızca bastırılmaktadır. Çin hükümeti, "insan hakları" konusu gelince işbirliğinden adeta kaçmaktadır.
Binlerce rejim muhalifi insan hakları savunucuları, din adamları, sadece düşüncelerini ifade ettikleri için, ceza evlerinde, askeri çalışma kamplarında, gayri sıhhi şartlar altında tutulmaktadır. Bu durum Uluslar arası Af Örgütü raporlarında mevcuttur. Nitekim, Doğu Türkistan''da etnik gruplara mensup temel insan haklarının şiddetle bastırıldığı, çoğu zaman yargılanma olmaksızın tutuklandıkları, siyasi tutukluların ise uluslar arası adalet standartlarında çok uzak yargılanmalar neticesinde uzun süre mahkum edildikleri, temerküz kamplarında orta çağdaki gibi kürek cezasına tabi tutuldukları, mahkumların toprak üstünde yada bir parça saman üzerinde yatırıldıkları, hatta tuvalet ihtiyaçlarını bile yemek kaplarına yapmaya zorlandıkları ve her yıl yüzlerce Müslüman Türk''ün stadyumlarda şova dönüştürülerek idam edildikleri, uluslar arası kuruluşların raporlarında belirtilmektedir.
Uluslar arası Af Örgütü resmi raporuna göre komünist parti kontrolündeki "yargı" tek celsede ölüm kararı verebilmektedir. Doğu Türkistan''da yoğun olarak uygulanan "ölüm cezası" ise halkı sindirmek için yaygın ve keyfi olarak infaz mangaları önünde geçekleştirilmektedir. Bu kararlar verilirken suçun tespiti cihetine gidilmemektedir.
Bütün bunların dışında Türk Müslüman hamile kadınlar zorla evlerinden alınıp, gayri sıhhi şartlar altında tavuk kesercesine kısırlaştırma ve toplu kürtaj ameliyatları yapıldığı, kota fazlası doğan bebeklerin ana karnındayken veya doğar doğmaz öldürüldükleri tespit edilmiştir. Keza, infazı gerçekleştirilen mahkumların böbrek, kalp, kornea, göz gibi organlarının satılmak üzere operasyonla alındıkları, cesetlerin ise oracıkta veya belli fırınlarda yakıldıkları görülmüş ve bu hususlar İnsan Hakları Örgütlerince yerinde tesbit edilmiştir.
Bu gün tutuklu sayısı bir hayli artmıştır. Nisan 1996 - Aralık 1996 tarihleri arasında 58 bin olan tutuklu sayısının son olaylardan sonra 70 bine ulaştığı tahmin edilmektedir. Merkezi New York''ta bulunan Doğu Türkistan Amerikan İnsan Hakları Komitesinin 13 šubat (1997) tarihli haberine göre son olaylarda 5000''e yakın kardeşimiz tutuklanmıştır. 17 šubat tarihi itibariyle bütün hapishanelerin ve toplama kamplarının tamamen dolduğu diğer tutukluların soğuk hava depolarına yerleştirildikleri öğrenilmiştir. Sağlıksız şartlarda bulunan soydaşlarımızın açlık ve soğuk nedeniyle ölüm tehlikesi ile karşı karşıya bulundukları belirtilmiştir.
Yaralı sayısı binlerle ifade edilmektedir. Çünkü çatışmada yaralananların hükümet hastanelerine gitme imkanı olmadığından evlerinde gelişi güzel tedaviler yapılmaktadır. Yaralılar kan kaybından ölmekte ve ölenlerin cesetleri yakılmaktadır. Bu haberi Hong - Kong''da yayınlanan Ming Bao gazetesi ve yerel televizyonu da doğrulamıştır. Son olaylarda 1500''ü aşkın şehit verilmiştir.
4-18 šubat tarihleri arasında tutuklanan yaklaşık 5000 kişinin nerede oldukları bilinmemektedir. 16 šubat günü 9000 mücahit çırılçıplak soyunuk vaziyette 50''şer kişilik gruplar halinde tüm şehir meydanlarında teşhir edilerek zorla toplanan halkın önünde işkenceye tabi tutulmuştur. Böylece psikolojik açıdan Doğu Türkistan halkının cesaretinin kırılması amaçlanmıştır.
Çin''de "yaşam hakkı" hiçe sayılarak çiğnenmektedir. Ölüm cezası kabahat türü suçlara da uygulanmaktadır. Örneğin 1994 yılında iki köylü kendilerine ait 36 ineği devlet çiftliğinden çaldıkları için idam edilmişlerdir. Hatta 18 yaşın altında oldukları için idam cezaları tecil edilen gençlerin daha sonra idam edildikleri görülmektedir. Uluslar arası Af Örgütü 1994 yılında Çin''de 2780 ölüm cezası verildiğini, bunun 2050''sinin infazının gerçekleştirildiği tesbit etmiştir. Bu sayı, bütün dünyada gerçekleştirilmiş infazın üç katıdır. 1995 yılının ilk altı ayı içinde tesbit edilen infaz sayısı 1147''dir. Bunların dışında ayrıca Çin Güvenlik Mensupları toplu halde bulunan Müslüman halkın üzerine keyfi ateş etmektedir. Örneğin 1990''da Barın mevkiinde camii de dua etmekte olan halkın üzerine binden fazla Çin güvenlik mensubu ateş açmış yüze yakın insan öldürülmüştür. Bu yollarla ayrıca "organ nakli" amaçlanmaktadır. İnsan Hakları Örgütlerinin bu raporlarına göre, böbrek naklinin %90''ı bu şekilde sağlanmaktadır. Bir böbreğin satışından yaklaşık 15 bin dolar elde edilmektedir.
İşte bütün bu ve benzeri olaylar, Doğu Türkistan huzursuzluğunun başlıca sebeplerindendir. 48 yıldır. Bu zulüm devam etmekte ve karşı mücadele yapılmaktadır.

MİLLETLERARASI PLATFORMDA NELER YAPILABİLİR ?
Bir defa yapılan zulmün her şeyden önce Çin Anayasası ve Özerklik Kanununa aykırı olduğu açıktır. Bu dile getirilebilir. Gerçekten Çin anayasası 38. maddesine göre "Birkaç milliyetin birlikte yaşadığı özerk alanlarda, her milliyete uygun temsil hakkı verilmiştir." Aynı maddeye göre "Halk kongreleri ve devrim komiteleri; özerk bölgelerin, özerk illerin ve özerk ilçelerin özyönetim organlarıdır." 39. maddeye göre "Yerel devlet organlarının yetki ve görevlerini de yerine getirir." Aynı maddeye göre "ulusal özerk alanlardaki özyönetim organları, milliyet yada milliyetlerin kendilerine verilmiş alanlardaki politik, ekonomik ve kültürel özelliklerin ışığı altında özel düzenlemelerde yapabilirler. Özerk alanlardaki özyönetim organları görevlerini yerine getirirken, bölgedeki milliyet yada milliyetlerin çoğunlukla kullandıkları yazı ve konuşma dili veya dillerini kullanırlar." Anayasanın 40. maddesine göre "Devletin daha yüksek yargı organları, ulusal özerk alanlardaki özyönetim organlarının, özerklik uygulamasını, tamamen güvence altına alır, çeşitli azınlık milliyetlerin subaylarının eğitimine gayret gösterir."
Çin anayasası, ayrıca Temel Haklar ve Ödevler bölümünde madde 44 - 59 arasında insan haklarını sıralamıştır. Örneğin 45. maddeye göre "Vatandaşlar; söz, haberleşme, basın, toplanma, dernek kurma, yürüyüş, gösteri yapma hürriyetine ve fikirlerini açıkça söylemek, yaymak, tartışmak, ve afiş asmak hakkına sahiptirler." Keza, 46. madde de "Vatandaşlar, bir dine inanma özgürlüğü ve bir dine inanmaya ve bir tanrı tanımazlığı yayma hürriyetini kullanırlar. " 47. maddeye göre "Vatandaşların kişi ve konut özgürlüğüne dokunulmaz. Vatandaşlar, halk mahkemesinin kararı veya halk proküraturalarının onayı olmaksızın tutuklanamaz ve tutuklama ancak kamu güvenlik organlarınca yapılabilir." İşte Çin anayasasında mevcut bu hükümler milletler arası platformda yasal dayanaklar olarak kullanılabilir.

Kaynak:
Aydınlar Ocağı Yayını, Açık Oturumlar Dizisi: 17
Doğu Türkistan''da İnsan Hakları İhlalleri Sayfa: 31 - 34
(*) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

  • 732 defa okundu.