Siyasi suçluların çalıştırıldığı, Yarkent yakınlarında bulunan kamptaki siyasi suçlulardan Turdi Tursun, yurt dışında bulunan akraba ve hemşerilerine, kampta siyasi tutuklu olarak bulunanların yaşadıklarını anlatan bir mektup göndermiş. Turdi Tursun, yazdığı mektup da kendi ismini yazmaktan korkmamış, mektubunu hür dünyadaki hemşerilerinin yayınlamasını istemiş. Biz aşağıda mektubun özünden kısa kısa özetler vereceğiz.

 

                                                                                                            TERC.A.MECİT AVŞAR
 
" Sevgili kardeşlerim, 1986 Mayısında 60 öğrenci ile birlikte Urumçi Üniversitesi Kampüsü’nde tevkif edildim. Hemen hemen 6 ay sonra Urumçi mahkemesi tarafından cana kıyma, Çin'in Doğu Türkistan'daki aile planlamasına karşı gelme ve halkı kışkırtmaktan 15 yıl hapse mahkum edildim. Mahkûm edildikten sonra, Peylo ağır işçi kampına götürüldüm. Benim tek suçum 1985 Aralık ayındaki öğrenci gösterilerinde, eğitimde Türk öğrencilere, Çinli öğrencilerle aynı şartların sağlanması, ev bulma ve yurt dışında eğitim fırsatı verilmesini söylememdi."

"Kamptaki arkadaşlardan öğrendiğime göre Peylo kampı Doğu Türkistan'da bulunan 29 işçi kampının en büyüğü imiş. Bu kamp Taklamakan Çölü'nün kenarında, Yupurga, Merkit ve Maralbaşi kentlerinin sınırında kurulmuştu. Çinliler bu kampa şu anda " Laogai Nung Chang" diyorlar. Bu kampta hemen hemen 15000 kişi var. Son altı ay içinde her hafta ortalama 62 Uygur Türk'ü kampa getirildi.

Bu kamp direk olarak Urumçi'deki Çin askeri yönetimine bağlıdır. Buradaki siyasi suçlu ların hemen hemen hepsini Uygur Türkleri, bekçilerini ise Çinliler oluşturmaktadır.

Siyasi suçlular oldukça ağır şartlarda ve işlerde çalıştırılmaktadır. Bunlara çok zalimce davranılmaktadır. Sık sık aç ve susuzluğa mahkum ediliyorlar. Peylo kampındaki genel durum oldukça insanlık dışıdır. Kampın bütün

 

Hücrelerinde pencere yoktur. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeğinde her zaman haşlanmış pirinç ve biraz sebze verilmektedir. Et ise yok denecek kadar azdır.

Burada bulunan 20-25 yıllık mahkumlar, şu andaki şartların 20-25 yıl önceki şartlardan bir hayli üstün olduğunu söylüyorlar. Anlattıklarına göre eskiden sadece haşlanmış arpa yiyorlarmış. Kampta sağlık kontrolü hemen hemen yok gibi, buradaki mahkûmların üçte bin hasta durumda. Mahkumlar arasında ölüm oranı çok yüksek."

Eğer mahkum Uygur ise mahkumiyetten kurtulma şansı kesinlikle yoktur. Bu insanlar kamplardan kurtuldukları zaman tekrar eski saygınlıklarını kazanmak ve geçinmek için yaptıkları işleri ve toplum içerisindeki durumlarını tekrar elde edebilmeleri için bölge komünist partisinin karar

alması lazımdır. Fakat komünist yöneticiler bu kimselerin çevresini etkileyeceklerinden korktukları için böyle bir karar almamaktadır. Bunları tehlikeli suçlu ilân ederek, toplumdan soyutlamaktadırlar.

Bunun sonucu bu insanlar ölene kadar, komünist partisinin istediği bir zamanda mecburi olarak çalışma kamplarına götürülürler. Burada, mahkumlardan tek farkları sadece ayda 40-50 yuen maaş almalarıdır. Fakat bu maaştan, kampta kullandıkları elektrik.su ve yiyecek gibi maddelerin ücreti adı altında para kesilerek ellerine 10-15 yuan para verilir

Eğer mahkum Çinli ise mahkumiyetten sonra kendi şehrine gönderilmeyerek, ıslah edilmiş çiftçi (Buhtian) adı altında Doğu Türkistan'a yerleştirilirler. Bu Çinlilere ailelerini de yanlarına getirme hakkı verilir.

 

" Değerli Müslüman kardeşlerim ve hür dünyada yaşayan hemşerilerim, bizim Çın kanunları altında makûs kaderimizi değiştirebilmek için yapabileceğimiz hiç bir şey yoktur. Fakat sizler Çin'in siyasi veya siyasi olmayan suçlulara yaptığı insanlık dışı zalim yönetimini hür dünyaya anlatamaz mısınız?
 

(ATANEVVS lssueNo.9September1994 Produced by: Austrailan Türkistan Association \NCAn

  • 737 defa okundu.