Şarkî Türkistan Cumhuriyetine Özgü Bazı Gizemler

 

Yard.Doç.Dr.İklil KURBAN

 

(TÜRK YURDU dergisinin Eylül 1994, 85. sayısında basılmış bu yazının, az çok düzeltme ve kısaltmalarla tekrar basılmasında yarar gördüm)

Yıl 1944, Kasım ayının 12.günü, ciddî ayaklanma, kanlı savaş ve binlerce şehit kanı pahasına, Doğu Türkistan'ın Gulca şehrini merkez edinen İli vilayetinde Şarkî Türkistan Cumhuriyeti adlı bir Türk devleti kurulmuştu. Bu devlet kısa bir zaman içinde, Doğu Türkistan'ın kuzeyindeki Altay ve Tarbagatay vilayetlerini içine almıştı. Milliyetçi Çin'in ağır yenilgiye uğrayan ordusu Manas nehri ötesine-Ürümçi'ye kaçmıştı. Türkçülük ilkelerinden güç alarak, istiklal ve özgürlük uğruna savaşmanın şanlı örneğini yaratmış olan bu devlet, maalesef bugün dünyamızda yoktur.

Yıl 1949 , Ağustos ve Eylül ayları .... Stalin ve Mao yani Moskova ve Pekin işbirliğiyle bu devlet daha beş yaşındayken boğulmuştu. Cumhurbaşkanı Ahmetcan Kasimî başta olmak üzere Cumhuriyetin diğer önemli liderleri , "Pekin'de açılacak, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu temsil eden kurultaya katılmak üzere havalandığı sırada uçak kazasına uğradılar" denilen süs ile öldürülmüştü. Bu kara haber, Şarkî Türkistan Cumhuriyeti halkına, sonradan Çin komünistleri tarafından, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin kukla başkanı olarak tayın edilecek olan Seyfeddin Azizî aracılığıyla, Mao'nun şu taziye sözleri eşliğinde duyurulmuştur : "Kurultaya katılmak üzere havalandığı sırada uçak kazasına uğrayan bu kurbanların ruhu devrim tarihimizde ebedî yaşayacaktır" .

Yıl 1989, tarih profesörü olarak tanıtılan Enver Baytur adlı bir kişi Pekin'den Ankara’ya, Ankara Üniversitesi'nin davetlisi olarak gelmiş. Bir yıl Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde çalıştıktan sonra, Hacettepe Üniversitesi'ne geçerek, tarih bölümünde çalışmaya başlamıştı. Ben de doktoramı bu bölümde yapmaktaydım. Enver beyle yakından tanışmanın ortamı yaratılmıştı. Kendisi Kırgız, Doğu Türkistan'ın Kırgız Özerk Nahiyesi'nin merkezi sayılan Artuş'tanmış 1950li yıllarda benim de öğrenim gördüğüm Sincan Milletler Darülfünunu’nun tarih bölümünden mezun olup , 30 yıldan beri Pekin'de azınlıklar tarihi ile uğraşıyormuş , "Kırgız Tarihi", "Milletler Tarihi" adlı eserleri varmış . Yakın yıllardan buyana Çin hükümeti Ona , "Üç Vilayet İnkılabı" (Şarkî Türkistan Cumhuriyeti) tarihini yazma görevini vermiş. Enver bey de bu vesileyle Doğu Türkistan'a gidip, araştırmalarda bulunmuş.Şimdi asıl konuya değineyim :

Yıl 1949, yaz ayları, 1920'li yıllardan beri savaş halinde olan, başında Çin Komünist Partisi'nin bulunduğu Azatlık Ordusu, Sovyetlerin yardımıyla Milliyetçi Çin'i ağır yenilgiye uğratmış. Perişan olan Milliyetçi Çin ordusu Tayvan'a kaçmıştı. Çin komünistleri bütün Çin toprağına egemen olduktan sonra, Tibet ve Doğu Türkistan'ın işgalini ele almıştı.

Yıl 1949, Ağustos ayının başlarında, Çin Komünist Partisi merkez komitesinin başkanı Mao'nun birinci yardımcısı Li Şao çi, kendisinin yardımcısı olan Din Li çun ile beraber Moskova'ya gidip, Şarkî Türkistan Cumhuriyeti'nin yazgısı üzerinde Stalin ile görüşmüşler. İş bittikten sonra, Ağustos ayının sonlarında Li Şao çi Pekin'e dönmüş, Din Li çun ise gizli halde bir Sovyet uçağıyla Şarkî Türkistan Cumhuriyeti'nin başkenti Gulca'ya gelmiş. Şarkî Türkistan Cumhuriyeti'nin genel kurmay başkanı general İshakbek Munun , Din Li çun'u evinde saklamıştır . Gulca'daki işlerini bitirip, Eylül ayında yine gizli halde Ürümçi'ye gelen Din Li çun'u bu kez Burhan Şehidî evinde saklamıştır. Din Li çun burada, Burhan Şehidî ve Ürümçi'deki Milliyetçi Çin askerî karargahının komutanı Tao Sı yu ile işbirliği yaparak , bütün Doğu Türkistan'ın savaşsız Çin komünistlerine teslim olmasının koşullarını hazırlamış .

Enver Baytur araştırmaları sırasında, Şarkî Türkistan Cumhuriyeti'nin sonunu hazırlamada önemli payı olan, adı geçen Din Li çun ile görüşme fırsatını bulmuş. Din Li çun'un Enver beye söyledikleri:

"Benim Üç Vilayet İnkılabı'na özgü yazılmış hatıralarım var . Yayınlanır mı, yayınlanmaz mı bilemem. Ben Moskova'dan doğru Gulca'ya gelip, Ahmetcan Kasimî başta olmak üzere ulusal liderler ile General İshakbek'in evinde görüştüm. Onlara Pekin'de açılacak, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu temsil eden kurultaya katılmalarını önerdim. Fakat Ahmetcan Kasimî benim fikrime inatla karşı çıktı. İş barış yolu ile bitmeyecek duruma gelince, general İshakbek silah gücü ile onları (Ahmetcan Kasimî, Abdulkerim Abbasî, general Delilhan Sügürbay) bir askerî arabaya bindirip, Sovyet sınırı olan Korgas'a götürmüş. Oradan bir askerî helikopter ile hep beraber Sovyetlere gitmişlerdir. Bu işte, bize yardımcı olarak General İshakbek olumlu rol oynadı".

Şimdi , Din Li çun'un sözüne açıklık getirmek için bir soruyu özlü olarak cevaplandıralım :

General İshakbek kim idi ?

General İshakbek Kırgız olup, askerî eğitimini Sovyetlerde görmüştür. 1930'lu yıllarda Doğu Türkistan'ın güneyinde-Kaşgar'da Şarkî Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulup, Sovyetlere karşı eylemlerin baş gösterdiği sıralarda, Sovyet hükümeti İshakbek’i, Doğu Türkistan'daki eylemleri bastırmada askerî amaçlar için kullanmıştır. Bu kez Stalin Onu, Doğu Türkistan'ın kuzeyindeki eylemlerin içine sokarak, Şarkî Türkistan Cumhuriyeti ordusunun generali ve komutanı haline getirmiştir. Evet, Din Li çun'un söyledikleri şüphe götürmeyecek derecede tarihî gerçeklere bağlanıyor ve uyuyor.

Enver Baytur 1991 yılının, yeni yıl kutlamasından içkili dönerken, bir kaza sonucu köprüden düşüp ölmüştü. Kendisiyle beraber çalıştığım, arkadaşlık yaptığımız bir yıl kadar zaman içinde, Enver bey aracılığıyla duyduğum Din Li çun'un bu gizemli hatırasını epey düşünmüştüm:

Din Li çun , kendi hükümetini , tapılaştırılmış kendi dahisini, partisini yalancılık ile suçlayacak böyle bir gizemi, Çinli de olmayan , komünist de olmayan , üstelik hafif karakterli Enver bey gibi birine nasıl söyler ? Enver beyin kişiliğinde yalan söylemeye meyillik ve tutarsızlık gibi olumsuz belirtiler vardı. Acaba, Enver bey kendisini göstermek ve övünmek için yalan mı söylüyordu? Enver Bey sözünün arasında

: "Bak, kendimin Kırgız olduğuma rağmen, general İshakbek'in bu tiksindirici eylemini açıklamaktan çekinmiyorum" diyordu.

Bu soruların yarattığı şüphe sonucu, bu bilgiyi yazmaktan epey zamandan beri çekiniyordum. Tarih Kurumu tarafından Haziran 1992 tarihinde basılmış "Şarkî Türkistan Cumhuriyeti" başlıklı kitabıma da bu bilgiyi yazmamıştım. Fakat 1992–1994 yılları arasında Almatı ve Taşkent'te bulunduğum sıralarda, bu ulusal liderlerin önce Almatı'ya getirildiği ve sonradan öldürüldüğüne özgü güvenilir ipuçlarının bulunduğunu duymuştum. Üstelik komünizm dünyasında bu birkaç yıl içinde meydana gelen değişikliklerin, rejim sahibi olan komünistleri bile çoktandır değiştire geldiğini, onları çoktandır parçalayabildiğini kavramıştım. Demek, toplumdaki değişimlerin ve gelişmelerin aynası olan tarih bilimi var oldukça, insanlık aleminde hiçbir gizem gizli kalmayacakmış. Böylece bu yazıyı yazma kararına geldim (Yıl 1994).

Sonuç şu ki:

Şarkî Türkistan Cumhuriyeti'nin liderleri, kurultaya katılmak için Pekin'e değil, öldürmek için Almatı'ya götürülmüştür. Peki , Din Li çun'a candan yardım eden , Ahmetcan Kasimî'yi bir düşman gibi silah gücü ile Sovyetlere kaçıran general İshakbek'in sonu ne oldu ? "Uçak kazasına uğrayanlar" listesinde General İshakbek'in de adı geçiyor. O da mı öldürüldü? Veya, gizemin korunması için, Sovyet topraklarının bir köşesinde gizli yaşamaya mı mahkum edildi?

Bugün Gulca şehrinin Halk Parkı'nda "Uçak kazasına uğrayan" 7 kişinin mezarı ve Mao'nun teziye sözü yazılmış anıt taşı bulunmaktadır. Bu mezar taşlan altında gerçekten o, öldürülmüş kişilerin kemiği mi yatıyor? Veya bu mezar yapay mezar mı ? Bu soruların cevabının açıklanması, zaman bakımından, bugünkü Çin rejiminin değişmesinin zamanına bağlıdır. Zaman elbette yine olup bitenlerin gizemini açıklayacaktır. Bugün ise ben, açılmış gizemlere dayanarak yazımı şu satırlar ile bitiriyorum:

Cinayeti cinayet ile kapatmak, kanı kan ile yıkamak, komünistlere özgü en ürkütücü bir hiledir. Bir Ahmetcan Kasimî'nin öldürülebilmesi için, bin İshakbek'in öldürülmesi, Stalin ve Mao için hiçe bedeldir. Komünist liderler, eğer amaçlarına uygun olacaksa, anaları ile zina etmekten çekinmezler. Komünistleri geçici de olsa, bir devir galip yapan amillerin başında, onların bu insanlık dışı acımasız hileleri, onların bu utanmaz tutumları gelmektedir. İşte, Şarkî Türkistan Cumhuriyeti bu hilelerin, bu tutumların kurbanı oldu.

  • 640 defa okundu.