Hacı Yakup Yusuf Anat

Dönemin milliyetçi aydınları, yazarları-edipleri, Şairleri ve gençleri Abdul-Eziz Mahsun, Emin Vahidi, Bay Ezizi, Abdul-Aziz, Hamdullah Tarımı, Polat Kadiri, Hacı Yakup Yusufi Anat, Abdurrehim Ötkür, Kurban Koday, İbrahim Mutii, Abdullah Temen, Hebir T ömür, Settar Mukbul, Ertuğrul Sabri, Hemid Sabri, Doktor Abdur-Rauf, Fethidin Mahsun, Süleyman Selçuk, Muhammedin Tohti, Abdurehim Cuşkun, Abdul Hemithan Kuçari, İnayetullahan, Niyaz Erol, Polat Abdullah, Hamut Mahmudi, Hasan Hacı, Abdul Ehed Hacı, Abdul Halik Hacı, Hamdul Ni’meti, (Kavan), Abdur-rehim Kılıç, Muhammed Ömer Hacı, Abdurrehim Ruzi Hacı gibi milliyetçiler (burada adını hatırlayamadığım arkadaşlarımdan özür dilerim) " Üç Efendiler" etrafında olup Doğu Türkistan milli mücadelesini sürdürmüşlerdi: ve hala sürdürmektedirler.

Yukarıda adı geçen muhterem kişilere "Üç Efendiler" denilirdi. Şimdi hayatta kalan iki kişi vardır: Biri ben Yakup Hacı ve İbrahim Mutii Doğu Türkistan milliyetçilerinin hareket şiarları altı olup, aşağıda anlatılılardan ibarettir.

1.Milliyetçimiz
Bizim milliyetçiliğimiz sevgi ve saygı hislerimiz ile millete bağlanmaktan ibaretti. Bu bağlılık dilimize, dinimize, ahlakımıza ve bütün maddi- manevi kültür değerlerimize derin alaka göstermek, milli varlığımızı geliştirmek, güçlendirmek, istikbalimizi ve vatanımızı muhafaza etmek bu yolda bütün fedakarlığı vermekten ibarettir. Geçen asrın 30-40 yıllarında Doğu Türkistan'da Cinciler, Rusperestler ve milliyetçiler olarak üç grup mücadele meydanında idi.

A. Çinperestler: Çin askerlerinin himayesini vatanın devamlı "Çin emperyalistlerinin" zulmü altında kalmasını isteyen, idealsiz, az bir menfaate satılmış, milli münafıklardır. Bunlar Doğu Türkistanı Şi cyang (Batı Bölge), Dung cyang (Doğu bölge) ve Nan cyang (Güney bölge) lerden ibaret 3 eyalete bölmekteydi. Bunlar hatta bu tasarıyı 1948 yılı Nan'kinde açıklamış 1. Halk Kurultayı'na vermişti. Milliyetçi vekillerin karşı çabaları sayesinde kurultaydan geçmedi. Bunların tipik vekili Burhan Şehidi, Kasım Kurbanı, Nasır Bek, Seyid Ahmet Hoca, Na Dey chao (Nasır), Türap Bek, Supi Bek Hacı, Pasar Bek, Nurbek, Tohti Alem Ahun, Yolbasbek,... gibi insanlardı.

B. Rusperestler: Bunlar Kızıl Rus Sosyal Emperyalistlerinin mümessilleriydi. Amaçları vatanı Rusya'ya bağlamak olan güçlü bir akımın temsilcileriydi. Almatı'da çıkarılıp, Doğu Türkistan'a gizli gönderilen Şerk Hakikati (Doğu Gerçeği) mecmuası o dönemin yukarı teknolojinden istifade ederek basılmış, Rusperestlerin güçlü propaganda aletiydi. Bu mecmuada Uygur'ların Türk ikenliği [oldukları] inkar edilir. Doğu Türkistan milliyetçiliğine karşı (zehirli bir) kalem mücadelesi veriyorlardı. Onlar "Emperyalizmin menfaati için Uygur Tarihi sahte kılınmasın!Uygurlar Türk değillerdir.!?..."gibi makaleriyle bize karşı çıkıyorlardı. Bizde "Emperyalizme hizmet edenler sizlersiniz! Uygurlar Türk'tür: 

Neden Kaşgarlı Mahmud Divanını,
Divani Lügati Uyguri, Özbeki, Kazaki, Kırgızı,..., demeden Divan-ı Lügat-it-Türk dedi demiştik. Sonra onlar sustu. Bizde kalem mücadelesinin durdurduk. Aslında biz onlarla kalem mücalesi yapmak istemedik; onlar hücum ettiği için müdafaada kaldık. Bunlar tipik vekili Seyfuddin Azizi, Abdulkerim Abbasuf, Abdulkerimhan Mahdum, Zahir Savdanof, gene Rusya'dan Doğu Türkistan'a gizlice girdirilen 4. Kolunna'ın (kolun) casusları Kasım Efendi(Kazak) , General İshak Bey(Kırgız), başlarında olmak üzere Rusya’da tahsil gören Rusperestler, Almata(Almatı)ve Taşkent'lerde, Vatanoğlu Mansur, Şair Çüsti, Yûsuf Ziya Şirvani ve başkaları olup, Doğu Türkistan'ın fikri hayatında en güçlü siyasi kuvvet idi. Çünkü bunların arkasında [bir zamanların ] süper Stalin Rusya'sı vardı. 
C. Milliyetçiler: "Üç Efendi" başçılığındaki milliyetçilerdi. Bunlar vatanı Çin esaretinden kurtarmayı maksat edinen, birinci merhalede" yüksek milli muhtariyet statüsünü" kazanıp, şart şeriatleri yerine getirildikten sonra, istiklal merhalesine geçmekten; aynı zamanda Rusya siyasi, askeri destekçisi olmasa da, milletin manevi gücüne, milli duygusuna dayanan, milletten manevi ilham ve feyiz alan bir siyasi grup idi. Bunların elinde neşriyat eğitim müesseseleri-Altay Neşriyatı,ERK,YALKIN, gibi gazeteleri, Tanrı Dağ Neşriyatı, Üniversite, Pedagoji Okulları.... Olup, güçlü milliyetçilik   propagandası   yürütmüşlerdir.

2.Halkçımız
Doğu Türkistan'da o yıllarda halkçılık, demokrasi anlamında kullanılırdı. Uygur Türk milliyetçileri diline, dinine, ahlakına, hak ve hürriyete, şahsiyete en üstün içtimai değerlere kendi gözü ile baktığı için, demokrasiyi tarihi ve içtimai imkanları en iyi şekilde muhafaza ve temsil eden yegane idare tarzı derlerdi. Dolayısıyla, Doğu Türkistan milliyetçileri demokrasiyi kendilerinin ikinci şian(şartı) olarak kabul etmişti. Bundan maksat Doğu Türkistan halkı o yıllarda sömürgenin sömürgesi sıfatında yaşıyorlardı. Çin'de Cumhuriyet kurulduktan sonra bir az demokrasiyi olsa da, bu Çince "Doğu Demokrasisi" Chai Yu Kuan'dan (6) aşarak Doğu Türkistan 'a ulaşamamıştı. Doğu Türkistan'ı siyasi kültürel, ve askeri etkisi altına almış Stalin Rusya'sı diktatörlü düzeninde olup, "demokratiye" söz konusu değildi. Rusya'daki sosyalizm düzenini anti-demokrat bir rejim olup, halkın fikir ve hürriyetine tehdit salmaktaydı ve boğmaktaydı. Bunun tesiri Doğu Türkistan’a girdiği için, bu çeşit demokrasiye karşı bir fikir ve rejimi engellemek için, Doğu Türkistan milliyetçileri halkçılık- demokrasi kendilerinin mühim şiarı yapmıştı ve bu yolda çalışmalarına devam ettirmişti.

3.İnsaniyetçimiz
İnsaniyetçilik - Hümanizm olup kısaca anlamı aşağıdadır: 
Hümanizm insana ve insan değerlerine en ağırlığı ve düşünsel yaklaşım. Rönesans'ın temel kültürel akımı. Hümanizm edebiyatta kiliseyi dışlayarak, özgür fikirleri teşebbüs eden, "Etika"da hayır severlik ile aynı anlamda olup, ırk, devlet, din farkı gözetmeden insanların eşitliği, kişiliği, bir-birine olan saygısı, yardımlarını tanıyan, bütün insaniyetin refah-saadeti düşünen bir idealizmdir. Geniş anlamındaki "hümanizm" yalnız insaniyet değil, hayvanları sevmeyi içine alır. Doğu Türkistan Türkleri geçen asrın 30-40'lı yıllarında doğudan gelen Çinlileştirme, batıdan gelen Ruslaştırma siyasetleri tarafından bir kıskaca alınmıştır. Doğu Türkistan'daki, Rusperestler milletimizi materyalist, dinsiz, Allahsız bir millet yapmak istiyorlardı ve fiili hareketlerine başlamışlardı. Uygur Türkleri başta olmak üzere Doğu Türkistan halkı için Çin kültürü özellikle Rus kültürü tehdidi altında kalmıştı. Dilimizdeki hemen ilmi istilahlar Rus çalıştırmaktaydı; Kiril Alfabesi teşebbüs kılınmaktadır. Hatta 50'li yıllardan sonra Kiril alfabesi denetilse de farkına varılan Çinliler tarafından engellenmiştir.Doğu Türkistan halkı en geride kalan yarı sömürge, yarı feodal devletin sömürgesi olarak yaşadıkları, hümanizm nimetlerinden mahrum bırakıldıkları için , hümanizme çok büyük ihtiyaç vardı.Doğu Türkistan halkı zamanlarda "insan haklan" deyimini yeni öğrenmiş ise de , insanca yaşamak arzusu çok güçlüydü. Onun için devrin güçlü talebi olan hümanizm-insaniyetçilik, Doğu Türkistan milliyetçilerinin 3. şiarı olmuştur. Bu şiarlar Rusperestler'in, Türk milletinin Ruslaştırış, materyalistleştirme, Allahsızlaştırma çabalarına engel oldular. Bununla da kalmayarak asimilasyon-kökten yok etme çabalarından korudular.

4 Dinimiz İslam'dır
Uygur Türklerinin bin seneden beri İslam dinine mensuptur. Müslüman olduğu halde neden bu şiar ortaya atıldı.
Dünyaya Darvinizm Materyalizm, komünist fikirleri yayıldıktan sonra. Bizim batı komşumuz Rusya, 1917 yılındaki "Ekim ihtilali "'de sonra komünizm yolunu tuttu. Rusya'da bize Darvinizm, sosyalizm, komünizm ihraç edildi. Doğu Türkistan'da ateizm fikirleri yayılmaya başladı. Maymun nazariyesi dağıtıldı. Rusya'da okuyup eğitim alanlar bu zehirlik nazariyeleri dağıttılar. Bir bölüm gençlerimiz materyalizm felsefesini kabul etti.
Onun için Doğu Türkistan milliyetçileri bu şiar ortaya atarak. Kendilerini Darvinist, komünist olmadığını, İslam dinine inanan, Sünni - Hanefi olduklarını bildirdiler. Halkın dine sadık olması arzusunu vardılar.
[6] Chia Yu Kuan; Cindeki Kandu Eyaleti Chia Yu Kuan şehrinin batısında olup Chşa Yu Kuan dağının yamacındadır ve Sedd-i Çin'in son noktasındadır. Ming hanedanlığının döneminde (1372)burası geçit olmuştur. Bu geçit Doğu Türkistan ile Çin arasındaki tarihi İpek Yolu üzerinde önemli bir güzergahtır. (Çince Okyanus)Şanghay Lügatler Neşriyatı.1449,1989

5.Irkımız Türk'tür
Dünyada "Türk"kelimesinden korkan iki devlet var: biri Rusya, diğeri Çin. Rusya, Orta Asya (Türkistan)'da bir bütün Türk milletini parçalayarak Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmensiniz," dedi ve bu adlar altında "kukla cumhuriyetler" tesis etti. Karşı çıkanları "Basmacı, milliyetçi, eksil inkılâpçı" namlarıyla suçlayarak yok ettiler. Onun güçlü tesiri Sheng shish sai döneminde Doğu Türkistan'da görülür. Hatta bide de yapay "Tarançı" milleti yaratmıştı; sonra iptal edildi bu proje. Dolayısıyla Türkistan'daki milletlerin "Türk "olduğunu tarihi, ilmi yönden ispat etmek zarureti gündeme gelmişti. Bu günlerde Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan'dan gelen gençler kendilerine "Türk" demiyorlar; Özbek, Kazak, Kırgız, diyorlar. Fakat Doğu Türkistan'dan gelenler öyle değil; " Uygur Türkleriyiz" diyorlar. Bu da Doğu Türkistan milliyetçilerinin bu şiarının ve bu yöndeki tarihi, ilmi çalışmalarının bir neticesidir. Burada bir tarihi olaya parmak basmak istiyorum.

Ocak 1949'da Taşkent ve Alma Ata radyoları ve basın organları aniden "Doğu Türkistan milliyetçilerine" hücum etmeye başladı. Onların birinci makalesi: " Emperyalizmin reaksiyon siyaseti için Uygur tarihi yazılmasın idi". Bu makaleye de layık olduğu cevap verildi. İkinci bir makale gündeme geldi; Ona da gereken cevap verildi. Üçüncü makale ise, "Uygurlar Türk değildir" konulu bir makale idi. Buna eski tarihi belgelerden deliller göstererek, Uygurların gerçek Türk olduklarını ispat ettik. Sonunda Rusya'daki bu "sözde siyasi" tarihçilere bir sual sorduk: Uygurlar Türk olmasa, Kaşgarlı Mahmut neden eserine "Divanü Lügat-it Türk" dedi. Neden "Divanü Lügat-it Uyguri, - Özbeki,-Kazaki  ,-Kırgızi,  -Yağmai,  -Karluki,  -Çiğili, Demedi? Diye sormuştuk, bu yallarıma alimler sustu. Sonra Altay neşriyatı bu altı makaleyi," Kalem mücadelesi" adıyla broşür halinde yayınlamıştı.

6. Vatan Davamız Doğu Türkistan'dır
Doğu Türkistan vatanımızın tarihi adı olup, tarih eserlerinde kullanıla gelen ,hem de iki defa kurulan Cumhuriyetlerimize ad olan isimdir. Uluğ bildiğimiz Yusuf Has Hacib bin yıl öncesinde yazdığı" Kutadgu Bilig" adlı eserinin neşri girişinde : "Kamuğ Türkistan illerinde Buğrahan dilince bu kitaptan yahşırak hergiz kimerse tesnif kılmadı" diye vatanımızın adının Karahanlılar döneminde Türkistan olduğunu bildirmiştir. Lakin Çin istilacıları 1884 yılında Doğu Türkistan adını değiştirerek " Shin chiang (Yeni yer)" denilen menfur adı koymuştur. Halkımıza, yeni nesillere vatanımızın adının "Shin chiang" olmadan önce Doğu Türkistan olduğunu duyurmak kendini milliyetçi sayan her bir Uygur Türk'ünün milli borcudur. Vatanımız asla "Shin chiang" olamaz. Vatanımızın ebedi ve kalıcı adı Doğu Türkistan'dır. 1948 yılı Çin Cumhuriyeti bir kurultayında Doğu Türkistan milliyetçi vekillerinin mücadelesiyle "Shin chiang" iptal edilerek, " Çin-i Türkistan" olarak kabul edilmişti. O dönemin şartlarında bu karar bir adım ilerlemek idi.

Yukarıda geçen asrın ikinci çeyreğinden başlayarak Çin komünistlerinin istilasına kadar Doğu Türkistan'daki milliyetçilerinin kısaca manzarasıdır.

25 Eylül 1949'da Burhan Şehidi, Seyfeddin Azizi, İshakbek, Delilhan, Sugurbayuf, Abdulkerim
Abbasuf, Abdulkerimhan Mahdum ve başkalarının ihanetiyle milli armiye (ordunun) desteklediği Çin komünistleri tek kurşun bile atmadan Doğu Türkistan'ı istila ettiler. Şimdi yarım asır geçti; tarihimizde hiç geçirmediğimiz sömürge hayatını geçirmekteyiz.

Çin komünistleri her türlü harekâtlarla (düzenledikleri operasyonlarla) Doğu Türkistan'da milliyetçilik, Türkçülük fikirlerini engelledi. Milliyetçi, Türkçü insanları hapse atıp öldürttü. Toprak ıslahatı (toprak reformu) adı altında birçok insanları hapse atıp öldürttü. 1958 yılında milliyetçilere karşı bir darbe daha başlatarak tüm Doğu Türkistan genelinde milli, manevi şahsiyetli âlim kişileri şehit etti. Milli ordu dağıtıldı. Türkçülük ve milliyetçilik kavramları yasaklandı. Ardından düzmece "Doğal Afet" ilan edilerek halk açlığa ve sefalete sürüklendi. Böylece köylerdeki halk daha kolay komünizmin pençesine düşürüldü. Eğitimimiz ve dilimiz Çinlileştirilmeye yönlendirildi.Eğer Mao Ze Dung ölmeden siyasette değişiklik olmasaydı, dilimiz de tahrip olurdu.Bu tarihlerde Cho en lai, Mao Ze Dung gibi komünist liderleri peş peşe ölmeye başladılar.Çin'de Deng Shio ping iktidara geldi. Üçüncü umumi toplantıdan sonra Cinde siyaset değişerek demokrasi sözü verildi. "Çin'ce sosyalizm" gerçekte kapitalizm yürütüldü. Fikir sahasında da az bir serbestlik oldu, matbuatlarda Türk, milliyetçilik söz ve ibareler görülmeye başlandı. Bu dönemde Doğu Türkistan'da milliyetçilik hareketleri yeniden başladı. Bu arada merhum Mehmet Emin Buğra Bey'in Doğu Türkistan Tarihi adlı kitabı yurda gizlice girmeye başladı.
Doğu Türkistan'da Çinlilerin yarım asırdır sürdürdükleri Çinlileştirme, Komünistleştirme siyasetleri sarsıldı. Milliyetçilik yeniden güç kazandı. "Barın İnkılabı" bunun somut bir ifadesidir. Şimdi Doğu Türkistan'da Çine karşı yüzlerce milliyetçi inkılabı teşkilatlar kuruldu. Her yerde Çin'e karşı milliyetçilik hareketleri başlatıldı. Demek ki sömürgecilik, zulüm, diktatörlük, asimilasyon siyasetleri, kadınlara yapılan işkence ve kürtajlar milliyetçiliği doğuran doğal sebeplerdir. Doğu Türkistan'da milliyetçilik Uygur milleti yaşadıkça devam edecektir. Çünkü M. Kemal Atatürk'ün de dediği gibi" Muhtaç olduğumuz Kudret damarlarımızdaki asıl kanda mevcuttur" herhangi bir güç içimizde yanan milliyetçilik ve iman ateşini söndüremez.

Hepinize sağlık dolu yaşam dilerim.

  • 756 defa okundu.