(Eski Türklerde Devlet Teşkilatı ve Hukuk)
                                                                                                             Tercüme:M.Emin Batur

 Eski Türkler devletini"AL" ve hakimlik kudretini "Kut" diyorlardı.Umumi Türkler devlet ve hükümet içinde yaşamak olduğunu biliyorlardı. Bu sebepten bu maksada uygun umumi kanun ile sıkı ve nüfuslu bir hakimiyet sağlayacak müstakil cemaatleri Türkler"AL"(Devlet) tanırlardı. Bu. "AL" in başındaki kişiye "Han" denilir idi. Umumi kanunu muhtelif lehçelerde muhtelif adlarla ortaya koyarlardı. Şark ve şimaldeki Türkler "Töre" yada "Tüvrc" diyorlardı.Uygurların bazısı "Tüzük" veya "Tüzüt" ve bazısı "Yasak" diyorlardı.Biz Şarki Türkistan'da bu güne kadar kullanım alanında "Tüzüt" lafzını alırız. Velhasıl Türkler'in hanları öz ilini Tüzüt'e uygun surette idare etmeye mecbur idiler. Tüzüt resmiyete veya adet boyunca milletin kabul ettiği hayat kaidelerinden ibaret olup bu kaide üç yol ile vücuda gelirdi.

1-Örf ve  adet  veya din  şeklinde  yavaş yavaş ispatlanan kaideler.

2-Hanların milletçe kabul gören buyrukları.

3-Halkın    büyük    toplantılarda    verilen kararları.

Bu halkın büyük toplantıları bu gün ki parlamentolara benzeyen gayet mühim koordineleri bulunduğu için biraz açıkça beyan edeceğiz. Eski Türklerde Devlet idare işlerinde halkın büyük ölçüde iştirakleri vardı, mesela han tayin etmek veya hükümet teşkilini sağlamaya çalışmak savaş veya barış yapmaktaki mühim meselelerde bir umumi toplantı açılırdı.Silah tutacak gücü bulunan kişinin bu toplantıya katılma hakkı var idi. Bu umumi toplantıya kurultay denirdi.

 

Yukarıdaki gibi mühim meseleler bu kurultaylarda hal edilir ve karara bağlanırdı.

Hanın eli altında devlet idare işlerine memur Beğler var idi. Beyliğin yukarı ve aşağı mertebeleri mevcut olup, Sadapyetler, Tarkanlar ve Buyruklar var idi.

Eski zamanlarda Asya Türkleri gayet doğru ve insan fıtratına uygun hukuk esaslarına dayanan cemiyetlerden ibaret idi. Misal için onlar arasında muhterem sayılan umumi hukuktan bazılarını beyan edeceğiz.

Eski zamanlardan beri Türklerde aile usulü nikaha bağlanış idi. Nikah çok mühim bir sözleşme olup, merasim ve düğün ile icra edilirdi. Nikah için gelinin ana babasının rızası şart idi.Damadın kaynata ve ana veya nasılsa gelinin sahibine bir miktar mal vermesi lazımdı, bu bir resmiyet idi.Bu mala "Kalik" diyorlardı.Ekseri "Kalik" in başı at veya koyun idi.Evlilikten çocuklar olduğu taktirde çocuklara anasının sahip olmak hakkı vardır.Göktürk Hakanı llteriş Kağan vefat ettikten sonra oğullarına anaları Bilge Hatun'un veli olduğu Orhun abidelerinde yazılmaktadır.

Türkler'in eskiden riayet edip, zamanımızda da bazı Türk kavimlerinde riayet edilmekte olan ve bir içtimai vazife ve mürüvvet sayılan adet gereğince ölen kişininde dul kalan hatun'unu hayattaki ağabeyi veya kardeşi nikahına alıyordu.

(Devam edecek)

  • 825 defa okundu.